valla adamlar bizi döve döve yendi. bazı futbolcuların çok kötü performansı, bozuk saha zemini, acayip yanlış 11 ve değişiklik tercihleri derken şu maçın daha farklı bitmesi beklenemezdi. yine de çok da mühim bir mevzu değil açıkçası. playoff oynarız, olursa olur, olmazsa zaten bizim seviyemiz b ligi.
sakatlık haberiyle adeta yıkıldık desek yeridir. kendisine olan sevgimizden dolayı üzüntümüz bir yana olaya tamamen gerçekçi olarak bakarsak takımımız için büyük yıkımdır icardi'nin yokluğu. geldiğinden beri şahit oluyoruz işte, ölüsü dahi sürekli gol atan bir adamdan bahsediyoruz. gol atmasa bile bizim kanatların, mertens'in vs rahat rahat takılmasında büyük payı var zira rakip stoperlerin köpek gibi korkup başından ayrılmadığı bir adamdır icardi. gerçekten ne yapacağız hiç bilmiyorum. osimhen büyük bir dünya yıldızı ama geldiği günden beri gördüğümüz ve benim kişisel olarak hissettiğim, osimhen'in de sakatlık olarak ince bir ip üzerinde yürüdüğüdür. icardi bu konuda çok daha güvenilir bir adamdı, ağrısı sızısı olsa da çıkıp oynardı ama açıkçası osimhen'e o kadar güvenemiyorum.
artık yapacağımız tek şey var, devre arasına kadar kendimizi bir şekilde hasar görmeden atıp, devre arasında çok iyi bir santrafor transferi yapmalıyız. şimdiden çalışmalara başlamalılar hatta anlaşmayı dahi yapmalılar. yoksa sezon çöp olur gider.
çok çok üzgünüm, kendisi adına da takımımız adına da. geri dönüşü hiç kolay olmayacak..
benim oğlanı galatasaray futbol okuluna götürüyorum haftasonları, antreman başlamadan önce çocuklar aralarında koşturuyorlar, şut falan çekiyorlar; istisnasız hepsinin ağzında osimhen ismi. hepsinin formasının arkasında icardi yazıyor ama dillerinde tek isim var. hani icardi büyük bir topluluğu galatasaraylı yaptı dedik ya, kalanını da bu genco yapacak. inanılmaz bir adam.
bu maça çıkan kadro aslında iyi eklemelerle olması gereken ideal dizilişimiz ve onbirimiz. kaan'ın yerine bir stoper, mertens'in yerine genç ve dinamik bir 8-10 numara karışımı oyuncu, barış ve yunus'a ya iyi alternatifler ya da en az birinin yerine direk oynayacak bir oyuncu. ciddi anlamda rakibi sürklase edebilecek bir kadro olur ama işte mevcut kadromuz derinliğimiz şimdilik uygun değil buna. yine de denenmesinde sakınca görmediğim bir dizilişti. özellikle kuvvetli bir rakibe karşı test edilmesi de bütün artıları ve eksileri ortaya çıkardı.
bir de aslında bu tip bir rakibe karşı maçı 0-0 tutma kadrosu ve oyununu da test etmek gerekiyor. bizim sürekli 2-3 farklı öne geçip oyunu tutama sıkıntımızı gidermemiz lazım. böyle bir rakibe karşı da sanki ilk maçı 1-0 kazanmış ve rövanşa çıkıyormuş gibi başlayıp maçı 0-0 bitirebiliyor muyuz ona da bakmak lazım. lazım oluyor çünkü, sezon da öyle bir maça çıkıyorsun ki 0-0 bitse bir çok şeyi kazanacağın durumda oluyorsun. velhasıl 0-0'a oynamayı da öğrenmek elzemdir. hele ki avrupa'da üst turları hedefliyorsak daha da elzemdir.