neyse ki oyuncu değişikleri ile biraz öne çıkmaya başladık yoksa gençlerbirliği hapsetmişti bizi kendi yarı alanımıza. yalnız az önceki anlık pozisyon gerçekten zoruma gitti gençler futbolcusu metehan top sağında solunda zıplarken binbir zorlukta topu kontrol ediyor. o sırada çevresi 3 galatasaraylı futbolcu ile çevrili üçü de bakıyor nasıl kontrol ettiğini izliyor. birisi ayağını uzatsa çok kolay alacak. öyle uzun uzun seyrettiler. zoruma gidiyor.
uğurcan enfes bir asist yapacaktı, barış fazla panik yaptı.
uğurcan ellerine sağlık kardeşim 3 puanı sen getirdin.
galatasaray kazanmadı bu maçı, beşiktaş kaybetti. ancak yorumdan bağımsız olarak 3 puan son derece kritikti. bence en önemli virajdan döndük. büyük bir rahatlama geldi maçtan sonra.
uğurcan maçı tutuyor ama diğer oyuncular da biraz yardımcı olsa mı?
topu biraz ileride tutmamız lazım resmen belli hattın önüne çıkamıyoruz.
bugün eşimle yıl dönümümüzden mütevelit ankara'da lüks bir restoranda yemekteydik. müzik, ışık gösterileri ve inanılmaz yemekler.
tabi gözüm skorda ilk yarı bitti. mekanda pek grup yok genelde çift çift insanlar, kutlamalar ve romantizm.
sonra goller gelmeye başladı 3'ten sonra ne kimsenin havası kaldı ne bişeyi, kadınların şaşkın bakışları arasında masalar arası inanılmaz bir dayanışma, erkeklerin müthiş bir "kardeşimmm" muhabbeti ile goller paylaşılmaya, ortak bir sevinç gösterilmeye başladı. 4 ve 5'te ortamı herkes görsün isterdim. ortada ne romantizm kaldı, ne müzik, ne efektler ve şovlar. birbirini hiç tanımayan erkeklerin sarılması, sohbeti ve kadınların şaşkın bakışlarla bu dayanışma ve ortaklığı takdir etmesi.
italya'nın en baba takımlarından birine 5 atmak nedir ya. bu bambaşka bir seviye. bu tüm tartışmaları bitirmektir, bu bambaşka bir seviyedir. her masada erkekler ya osimhen anlatıyordu, ya sallai, ya nao lang.
olum ne geceydi be. nasıl bir ortamdı o öyle. bambaşka bir şeysin galatasaray.
0-0 devam ederken, sürekli sitelerde forumlarda geziyor, yorumlar okuyor, fikir beyan ediyordum. goller geldikçe böyle içimden sıcak bir şey yükseldi, bir gevşedim, bir huzur, böyle soba başında kıvrılmış kedi gibi oldum. hakikaten şampiyonlar ligi ve buradaki zaferler bambaşka.
sara bu maç normal görevinin dışında sanki ikinci forvet gibi oynuyor ve burada yapması gerekenleri yapacak bir tecrübe ve yeteneği yok. normalde yunus yapıyordu bu işleri ama ikisi çok farklı iki oyuncu.
sara'nın sırıttığına katılıyorum ama sanki yanlış da kullanıyoruz yani.
futbol keyif veriyor vermesine ancak gol bulamadıkça panik yapılacak olma ihtimali beni germeye başladı.
1 tane atsak bu maç var ya zevkten bayıltır bizi.
bekleri singo-jacobs yaparak, ön kanatları sane-sallai yapma zamanı geldi sanki.
ajax'un bu seneki formsuzluğu da malumken bizim de çıkışımız ve özgüvenimiz ortadayken mutlaka almamız gereken ve aldığımız takdirde çok farklı hesaplara başlayacağımız maç.
kafamda oynuyorum ve 3 puan almamamız içi senaryo bulamıyorum. dış saha durumunun çok etkileyeceğine inanmıyorum bir ihtimal bizim takım "zaten yeneriz" moduna girerse saçmalıyor. ama mevcut ortamda hem teknik ekibin hem de lider karakterli oyuncuların buna müsaade edeceğini düşünmüyorum.
4 maçta 3 galibiyete dayandıktan sonra union ve monaco maçlarını neden kazanmayalım ki hissi çok baskın gelecek ve takım sonraki maçlara 6 maçta 5 galibiyet gibi başta rüya gibi görünen ama bence şu anda gerçekçi duran bir hedef ile çıkacaktır.
bu hedefi kovalayabilmek adına son derece ciddiye alarak 3 puana uzanmamız şart.