eşleşme/özleşme ya da beklentilerin örtüşmesi... bu iyi bir tespit.

taraftar şöyle bir şey diyor ya: "mourinho yıldızlarla başarılı olur! yoksa nanay!"

bu minvalde bir serzeniş...

iyi de...

biz, fb'nin en iyi futbolcularla/yıldızlarla oynamasını istemiyor muyuz zaten!? ben kendimi bildiğim bileli böyledir! yıldız severiz!

ve bu yüzden ali koç'u - haklı olarak - vasatlıkla suçlamıyor muyuz?

şimdi burada taraftarın bir çelişkisi yok mu yani? eşleşme/örtüşme/özleşme olması gerekmiyor mu normalde? taraftar ve mourinho'nun beklentileri arasında!

son üç sezon için devre arası yapılan transferlere bakalım:

jj: samet akaydın (ali koç'tan istediğim tek futbolcu demişti samet için 😁)ik: kruniç (aylarca bunu bekledi ik 😡)mourinho: skriniar!

yıldız/ları alan/aldırabilen, yıldızlarla yola devam etmek isteyen bir teknik direktör! adamın tarzı da buymuş zaten, gitsin diyen taraftar bunu eleştiri olarak söylüyor!

garip!

sanırım bizim taraftarın ne istediğini bilip/bilmemesi ile ilgili de bir sorun var.

bu çerçevede bir diğer mesele...

jj buradaki kaosu ilk gördüğünde brezilya'ya haber yolladı. beni alın diye... kaçmak istedi kısaca...

mourinho ilk geldiği günden beri kaosun tam ortasında. hiç geri adım atmıyor. bizim taraftar yıllarca lider özellikli adam istemedi mi? sırf bu yüzden fatih terim'e bile gıpta edenler oldu. çakma kabadayı ft'yi öven fb'liler...

mourinho, takımı hatta camiayı bir arada tutabilen bir adam. bu bakımdan da beklentilerin örtüştüğü görünüyor aslında! başkan'ın liderlik fonksiyonunun olmadığını, kulübü savunamadığını, daha güçlü bir lidere ihtiyacımız olduğunu söylüyorsak özellikle.

taraftar resmen aşırı duyarlılık (hipersensitivite) sendromu yaşıyor. bir alerjik madde ile ilk kez karşılaştığında bünye az bir reaksiyon verir. biraz kaşınırsın falan... ancak bağışıklık sistemin içeride kendini öyle bir organize eder ki sen hissetmeden, o maddeyle - hatta daha önce alerji yapmayan bir başka maddeyle - tekrar karşılaştığında aşırı bir reaksiyon verir. nefesin daralır, vücudun şişer (ölüyor gibi hissedersin). burada o yeni maddenin suçu yoktur aslında. tüm olay senin bağışıklık sisteminin verdiği aşırı tepkidendir yaşadıkların.

mourinho için de yaşanan bu bence...

on yıl, aziz yıldırım, ali koç, fetö belası, şımartılmış/iteklenmiş gs vb... asıl sorun buraları. asıl alerjik unsurlar bunlar.

bizim ihtiyacımız olansa bunların hiçbiri değil aslında. ilk postta da söylediğim gibi; istikrar.

ben mourinho'yu tutarsak önümüzdeki sezon şampiyonluğa garanti gözüyle bakıyorum!

gönderirsek de camianın aşırı duyarlılığının katlanarak arttığı bir sezonda ali koç'un yine deneysel şeylerle bir sezonu daha heba edebilecek kapasitede olduğunu düşünüyorum... yıllardır bu böyle oldu zaten. 

neden içinde olduğumuz döngüyü göremiyoruz ki?

mourinho ile bir sezon daha yani...

benim bakış açımdan işin özü bu da...

@eac nikli arkadaştan alıntı şeklinde yazmıştım. tekil post olarak yayınladı.

16 td’yi oraya yazdım zaten.

ben istikrar tarafındayım.

o kadar yazı içinde bunu seçmen konuyu zemininden kaydırıyor ama cevap vereyim; evet adamakıllı oynadık.

“mourinho öven” gibi linç kategorileri var diye hakkını teslim etmeyecek miyim?

ne görüyorsam onu yazıyorum.

sen de şerh düşmek gibi çekinik bir konumda kalma bence.

istikrardan yana olmak çekinilecek bir şey olmamalı!

bu da burada bulunsun.

anlatmak istediğimi daha gevşek cümlelerle başla bir başlıkta yazmıştım;

fb taraftarının td bazlı yaşam döngüsü;

şampiyon olamayan td gider.bize şöyle şöyle bir hoca lazım.yeni td geldi; bu sezon o sezonhocaya biraz zaman verin, sistemi oturtacak.bu hoca da anlamadı bizim kulübün dna'sını.bu sezon artık bitti, gelecek sezona odaklanalım.bu adam hoca moca değil hemen gönderilmeli!16. hoca da olmadı, 17.si kesin tutacak!on yıldır şampiyon olamıyoruz ama sorun kesinlikle teknik direktörler.oh hocayı kovduk rahatladık; şampiyon yapamayan td gider.yeni td geldi; bu sezon o sezon

bkz: fb’nin son şampiyonluğundan (2013-2014) beri görev yapan 16 teknik direktör ve çalışma süreleri.

ersun yanal (2013-2014, 13 ay, şampiyonluk sezonu)ismail kartal (2014-2015, 9 ay, geçici)vitor pereira (2015-2016, 11 ay)dick advocaat (2016-2017, 10 ay)aykut kocaman (2017-2018, 12 ay)phillip cocu (2018, 4 ay)erwin koeman (2018, 1,5 ay, geçici)ersun yanal (2018-2020, 14 ay, ikinci dönem)tahir karapınar (2020, 5 ay, geçici)erol bulut (2020-2021, 6 ay)emre belözoğlu (2021, 2 ay, geçici)vitor pereira (2021-2022, 10 ay, ikinci dönem)ismail kartal (2022, 4 ay, geçici ikinci dönem)jorge jesus (2022-2023, 12 ay)ismail kartal (2023-2024, 11 ay, üçüncü dönem)jose mourinho (2024-2025, şu an için 9 ay)

aklı başında olan işe yaramadığını görüyordur, eminim de…

elin oğlu araştırmasını yapmış! hem de kalın kalın ekonomi teorileri falan kullanarak.

şuradan makale okunabilir; https://online....111/sjpe.12369

makalenin adında special ones olmasına girmeyeceğim 😁 işin magazini ile ilgili olanlara bırakıyorum bunu.

kısaca söylemek gerekirse, td değiştirmek takım performansını iyileştirmiyor!

buna da ikna olmayanları ‘evrim teorisi diye bir şey yoktur’ diyenlerle aynı kategoriye alacağım artık!

araştırma sonuçlarına dayanarak şöyle öneriler de bulunmuş yazarlar; “kulüpler, teknik direktör değişikliğini bir çözüm olarak görmek yerine, uzun vadeli istikrar ve doğru eşleşmeye odaklanmalıdır.”

bundan sonra yazacaklarım, aklı başında olduğu halde kitle psikolojisine kapılma gafleti gösterip mourinho gitsin diyenlere.

mourinho takıntılılar kapsam dışında…

mourinho, deplasmandaki rangers maçına kadar takıma doğru düzgün bir şey oynatamamıştı. ben b.k gibi diye niteliyordum açık açık. ancak o maçta oynattığı oyun çok adamakıllı bir oyundu. ‘biz ne izliyoruz böyle’ dedik, evde izlerken. samsun maçında rotasyona gidip tadiç’i oynatınca işler sarpa sardı tekrar. ama o maçta da rakibi paralize ettik aslında. her iki maç için de sonuçlar istediğimiz gibi de olabilirdi. bıçak sırtı gidip istediğimiz gibi bitmedi.

diğer taraftan tr liginde ik ile bile şampiyon olabileceğimiz anlaşıldı geçen sezon. ki zaten bu benim genel argümanımı destekledi; “tr liginde en iyi kadro şampiyon yapar. td’nin etkisi sınırlıdır.”

o sınırlı etki de iki noktada kendini belli eder; 1. takım kurulumu (doğru transferler)2.liderlik davranışı

bu açılardan mourinho’dan daha iyisi varsa yazın. ki zaten o olanı da getiremez ali koç. transferi ak’ya yanda düşük profil bir td’ye bırakırsak da getireceği topçuları az çok tahmin ediyoruz. seviye kesin düşecek. onun yapması gereken tek şey var. mourinho’yu tutup ne istiyorsa onu takıma kazandırması.

10 yılda 16 teknik direktör ile çalışıp sıfır şampiyonluk almış olmayı tesadüfe bağlamak ve hala td değiştirin demek gerçekten akıl tutulması.

eğer bu noktada tekrar sil baştan yaparsak, şu anda çıldırmış gibi td değiştirme fetişine kapılanlar bu kulübe en az ali koç kadar zarar verme noktasına gelecekler…

en azından aklı başında taraftarların gözünde….

her takımın kalan maçlarını tek tek analiz ederek, her maç için en olası sonuçları ortaya koyabilecek monte carlo simülasyonu diye bir yöntem varmış.

zamanı olan varsa yapay zeka asistanına gerekli verileri girerek böyle bir analiz yapabilir.

monte carlo olmazsa klasik "allah'ım ne olur?" analizine kalıyor iş 😁

formül deyince….

kalan maç sayısı,rakibin form durumu ve fikstürü,bizim form durumumuz ve fikstürümüzikili averaj meselesi (bu belli zaten, formüle yazılmalı diye diyorum)+ türk hakemlerin ortalama gs performansı.

hadi bi de geçmişteki örnekleri ekleyelim.

bunlar üzerinden bir formül kurgulanabilir ancak.

içler dışlar çarpımı falan değil tabii 😁regresyon analizi vs.

bunun haricindekiler niyet olur ancak. öteye geçmez.

son söz; jose ile bir yıl daha! formül ne sonuç verirse versin.

sen maymun yazınca aklıma geldi.

gs’in selvi boylu td’si okan buruk’un lakabı “maymun” olarak kaldı ya.

tüm tr, hatta genious (!) gs taraftarı sayesinde, tüm dünya maymun diye tanıdı adamı. yazık ya 😁

vedat milor sıradan bir fanatik. zevzeğin teki…

yalnız şu olayda görüyorum ki; (x’te de var benzeri söylemler)

kulüp taraftarlığı üzerinden yaratılan düşmanlık söylemleri, aslında toplumsal kontrolün bir parçası haline gelmiş!

böyle anlaşılıyor.

80’lerde falan halkın kollektif eğlencesiydi bu iş. fetö denilen vatan haini yapı işin içine girinceye kadar da buna yakındı. yine karşı tarafın başarısını istemezdik, sahada ezip geçmezsek içimiz rahat etmezdi ama iş sahada kalırdı.

40 kere örneğini veriyorum ama franco ispanya’sı (real üzerinden kontrol/futbol üzerinden ayrıştırma) neyse tr onu gibi oldu iyice.

insanlar futbol takımları üzerinden birbirlerine düşman olurken, daha hayati toplumsal-siyasal sorunlarda bir arada duramaz hale geldiler.

geldiğimiz hale bak!

savaş falan... ideolojik savaş alanı yaptılar hakikaten futbolu. franco’nun ispanyası gibi olduk.

eskiden halkın/işçi sınıfının kollektif eğlencesiydi ne güzel. 80’ler falan kesin öyleydi…

hadi en fazla sınıfsaldı diyelim. ki mesela, bu gs’nin kurucusunun babası aynı zamanda edebiyatçı şemsettin sami 2. abdülhamid’in mabeyn katiplerindendi. ali sami de moda’da ingiliz işgalcilerle top oynarken kurmaya karar vermiş gs’yi. o zamanki lise (aslında enderun mektebi) çevresi zaten osmanlıcı/saraycı. fb ise halkın takımı. böyle bir sınıfsallık var yani.

şimdi ise ülkeyi cart diye ortadan ikiye ayırdılar. fb’de olması gereken tarafta oldu, genetiği gereği. bu yaratılmış ideolojik savaşın ortasında kaldı futbol taraftarı.

mourinho'nun oyun planları genellikle savunmaya dayalı zaten. rakip takımlara karşı temkinli bir yaklaşım sergileyerek, risk almaktan kaçındığını da cümle alem biliyordu.

daha dinamik, saldırgan oyun beklemek beyhude…

40 yıllık mourinho sizin için değişmeyecek! korkaklık olarak nitelendirdiğin oyun stratejisi ona bir çok başarı kazandırmış. neden değişsin!? benim gözümde de asıl şu an değişse korkak olur mesela.

taraftarın büyük bölümü, gelmesi gündeme geldiği anda onu bu yönleri ile eleştirmediği gibi ortalığı yangına verdi gelsin diye… siz de bu gruptansanız şimdi bu sızlanmaların/serzenişlerin hiçbir anlamı yok.

bu temkinli oyununu mükemmelleştirmesini bekleyeceksiniz.

bu sene geçti tabii! bir sonraki bahara artık.

« / 28 »
Kayıt Ol