bu başlığa, gelinen şu aşamada yazarını linçleme başlığı olmaktan çıktığı için yazacağım. yoksa düşünmüyordum yazmayı.
selvi boylunun hareketleri o denli sevimsiz ve şımarıkça ki… kendini hayatta nasıl survive edebiliyor bu tip!? ilginç öyle değil mi. normalde bizim toplum böylelerine basar tokadı (mecazi ya da gerçek).
ben mourinho’nun yerinde olsam ve 90 dakika boyunca önümde bu şaklabanlığı izlesem -ki ben mutedil kalmayı başarabilen biriyim böyle durumlarda- maçın sonunu beklemeyebilirdim!
jose duygularını dile getirmek için maçın sonunu beklediyse bu onun profesyonelliğini gösterir bence.
başlık sahibine de; sizin altını çizdiğiniz genel geçer yaklaşımlar bu durum için geçerli değil. başlığın açılma anı da hiç doğru değil. bu açılardan bir içgörü yapın isterseniz.
dursun, iktidara fb’yi şikayet ederken yanına hacıosmanı katmış. hacıosman bunun için çıkmış tv’ye belli ki. kendini aklamak için. en çok kendisi cb’yi severmiş, hayranmış. kimse arasını bozamazmış vb vb ….
onun dışında gs’ye tiyatrocu dedi, algıcı dedi. gs’nin bildiğimiz işleri.
hakemler arasında network olduğunu söyledi. ki network çocukları olduğunu biliyoruz.
dursun’un pasif agresif (yüzüne başka arkadan başka) kişiliği olduğunu ortaya çıkardı. ki karakolda başka mahkemede başka olduğunu da biliyoruz. bu arada dursun’un kullandığı iğrenç deyimde semer hacı osman olduğuna göre eşek fb oluyor herhalde…
karaborsa davası yok, bahis meselesi yok,kart şikesi yok,
25 yıllık yapı dedi ama ne kastetti o belirsiz…
kim, kimi, kime şikayet ediyor belli değil.
siyasetin kucağına oturmuş pespaye lig.
şu iğrençliğin içinden takımı çekmeyenler utansın.
olay tamamen bizim ne oynadığımızla alakalı…
3’lü 4’lü falan bunları demiyorum ki zaten bunlar hikaye bence… kim soktuysa bunu bizim taraftarın kafasına. üçlü, dörtlü, beşli…. 11 kişi oynuyoruz sonuç olarak!
dün az’yi izledim göz ucuyla, bizim maçı beklerken. adamlar da topu teslim ediyorlar. bizden farkları; top kendilerindeyken kıymetini biliyorlar. hemen hepsinin topla olan ilişkisi iyi. adam geçebiliyorlar, topu ileriye taşıyabiliyorlar. yani top kendilerindeyken çok yüksek verimlilikle kullanıyorlar.
biz ise çok fazla top kaybı yapıyoruz. bir taraftan da herkes top kaybı yapmamaya odaklanmış. top kaybetmemek için geriye pas vermeyi yeğliyoruz. driplingle pasla ileriye doğru gidemiyoruz.
bunları çözer gibi olduğumuz sekanslar oldu sezon içinde ama dün çok kötüydük mesela bu açılardan.
zaten çözdüğümüzde gs dahil herkesi yenebiliriz bu ligde…
diğer taraftan;
mesele sadece yerli-yabancı değil…
konu mertens değildi ki mesela…
konu o pozisyonu sezemeyen/sezmek istemeyen andaval hakemdi.
mertens kendini atar, cibiliyeti o…
yine atacak. ads çekildi diye vaz mı geçecek? refleks olarak o bacağı rakibe uzatıp kendini atıyor adam.
taraflı olmasını bıraktım, liyakatsiz/network çocuğu hakemlerle başlamak zaten başlı başına dezavantaj gs karşısında.
mesele sadece yerli-yabancı değil yani. işi bilen adam lazım aynı zamanda.
geçen yılki maçı referans alabiliriz;
bir yersiz kırmızı vermişler + cillop gibi golümüz iptal edilmiş…
pek de dediğin gibi görünmüyor.
aferin len hacıosman!
gs’liler ağlıyor, nedense artık (!)
bizim de bir mazeretimiz kalmadı.
tokatlayıp döneceğiz…
ali şansalan’la ilgili tespitlerim;
gözlerinde sorun olabilir, görme keskinliği testi yapılması lazım.gergin ortamlarda zeka geriliği emareleri gösteriyor. futbol bilmeyen bir hakem. zekası olduğu kadar sezgileri de çok zayıf.
özetle, ne fiziksel ne bilişsel olarak üst kategori hakemi olabilecek bir tip değil. hakemliğe nerden merak sarmış, ona bile şaşırıyorum.
network çocuğu olduğunu düşünüyorum.
yusuf’un kıymetini bilmek lazım. hücum (hatta skor) katkısı olan bir stoper….
üstelik 2006 doğumluymuş!
bunun deneyimli olanı juventus’da, inter’de falan oynuyor.
gs’nin işine yaraması ile sonuçlanacak zaten…
sosyolojik fenomen bu…
“olmakta olan her ne ise sadece tek bir organizasyonun/kişinin işine yarar.”
matthew etkisi…
matta incili'nde geçer "çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek ve o bolluk içinde olacak. ama kimde yoksa, elindeki de alınacak”
bizde olmayan şey neyse, gs’de gani gani var ondan; yanak okşatma, sevimli görünme, hırsızlık/usulsüzlük, arkadan iş çevirme…
liyakatsiz atamaların (buradaki örnek hakemler) arkasında mutlaka etik olmayan bir network vardır.
6 puanlık farkı bir tarafa koydum.
ben futbolcularda bir inanç görmüyorum.
bazılarının kafa hakikaten gidik. sahada ne yaptıklarını bilmiyorlar.
misal fred, misal ambrabat…