eleştiri yapmayalım hocanın arkasında duralım takımı destekleyelim; buraları geçtik artık. karagümrük karşısında bu oyunu oynuyorsan en tepeden en aşağıya kadar herkesin koltuğu sorgulanır. üç gün önce başka oyun oynayıp üç gün sonra rezil bir oyun oynuyorsan okan hocam teknik heyet en ağır eleştiriye maruz kalırsın. galatasaray maç seçmiyor, galatasaray böyle. bunu kabul edip buradan ilerlemek lazım. şampiyonluk elden gidiyor. ve hala ruh yok taktik yok plan yok. aklın manchester'da olamaz, niye okan hoca var o zaman? manchester'da benim aklım olur, sahadaki oyuncunun değil. ayrıca bir zahmet karagümrük karşısında (bu bütçeyle) aklın bir karış havada da olsa böyle oyun oynama.
umarım (her açıdan) 90 dakika sonunda bu maç milat olmaz, herkese, her şeye.

bu maçtan sonra takım için "maç seçiyorlar" değil de "yeterli değiller" demeyi öğreniriz.

"sabaha kadar oynansa galatasaray bu maçta gol atamaz" dediğim en son hangi yıldı acaba diye bana sorgulatan maç. emeği geçen herkese candan sevgilerimi sunarım.

hayat böyledir hocam. futbol da böyledir. bir maçla yalnızca tabela değil her şey de değişir. eğer bugün bu maçı kaybedersen (ki öyle görünüyor hatta en iyi ihtimalle 2 farkla kaybedersen) üç buçuk senedir ördüğün her bir ilmek çözülecek. lig, türkiye kupası ve şampiyonlar ligi maçlarının atmosferi de değişecek. ve sen bugün en büyük rakibine ilk kez (üç buçuk senedir) baskın karakter takım ünvanını da vermiş olacaksın. arkasına aldığı büyük kötülükle senin yürüyüşünü durdurmak isteyenlere sen kendi ellerinle imkan verdin. evet finalleri derbileri aldığın bir aşikar ama şu da bir aşikar ki hocam sen beşiktaş'a da kaybettin, şampiyonlar ligi'nde avrupa ligi'nde de kaybettin. şimdi takımları sayıp moral bozmak istemem ama bugün fenerbahçe'ye nasıl kaybettiysen (ya seçimlerinle ya da saha düzeniyle) onlara da öyle kaybettin. ve ders çıkardığın tek şey bir daha kaybetmek oldu. kaybetmek kısmında sorun yok kaybederek de öğrenirsin ama senin kaybettiklerinin yazısı karbon kağıdında yazılı hocam. şimdi buradan çıkar mıyız, nasıl çıkarız bilmiyorum ama taraftarın da kulübün de hafızası vardır. mesela fatih hocam fenerden 6 yedi ama hafızamızda hiç yeri yoktur. bugünkü berbat oyunun, berbat oyuncu tercihlerin, berbat oyunculara güvenme içgüdünle tarihin akışını değiştirdin. ama elbette bunu da değiştirebilirsin, bunu da unutturabilirsin, ama bugünkü tarihle yazayım: sürekli karbon kağıdına yazıyorsun gibi hocam. aynı mağlubiyetler, benzer hatalar, benzer maçlar, benzer hüsranlar. daha evvel de demişimdir zaten ben niye sürekli sana bişeyler demek istiyorum ki hocam, bence uzatmayalım, sorunun ta kendisi de burada.

yalnızca günay, lemina, sane, yunus'un değil takım olarak kötü bir ilk yarı gösterdiğimiz maç. problem şudur, süper kupa finaline (ki yarı final maçında trabzon'a karşı oynat) günay ile çıkamazsın zira bu kadar hafife alacağın bir durum yok. ayrıca rakibin her türlü kötülükle sana topyekün saldırırken sen böyle nahoş değişiklikler yapamazsın. lemina da bekleyebilirdi, sara ya da ilkay ile başlanabilirdi. sorunu bu da çözer miydi açıkçası o kadar berbat bir ilk yarı çıkardık ki bu da boşa bir değerlendirme olabilir. ama şunun altını çiziyorum, karşında organize bir kötülük var ve bu organizasyonda final oynamaması gerekirken, sen böyle maça mış gibi yaparak çıkamazsın. sahada oyuncun, köşede hocan, ara transfer döneminde yönetimin mış gibi yapıyor. tarih, böyle anlarda değişir. umarım ikinci yarıda bütün bu kötü oyunu değiştiririz ve süper kupayı kazanırız.

mis gibi maç oynattı barış alper o golü atsa diyen arkadaşlar. uefa kupası final maçını açın. arif erdem'in ilk yarının son dakikalarında kaçırdığı golü izleyin.. fatih hoca ne yaptı? kaçan gole mi sığındı? ya da hagi uzatmalarda kırmızı kart gördü? galatasaray 5 mi yedi?

her sene 60 dk olmadan maçtan kopmaktan 4-5 yemekten usandım. galatasaray hocasının değerlendireceği yer de avrupa arenasıdır.

üzgünüm hocam, galatasaray, hepimizden büyük, hepinizden kıymetli ve biriciktir, seni çok seviyorum hocam ama galatasaray'ı herşeyden çok seviyorum.

ne zaman böyle oynasan gol yiyorsun ama böyle oynamaktan da vazgeçmiyorsun. insanın bütün umutlarını hayallerini öldürüyor böyle oynadığın anlar. umarım devre arasında okan hoca müdahil olur. yoksa buram buram puan kaybı kokuyor oyun. ki, okan hocanın da bundan ders çıkarması lazım. bu kaçıncı tekerrür? buraları hatasız geçmemiz lazım çünkü belli ki çok sert ve sarp bir şampiyonlar ligi maçları bekliyor bizi.

hayırlısı.

6 nisan 2000'de maçı anlatan spikerin dünyaya duyurduğu gibi: "alman, italyan, ispanyol, ingiliz hiç fark etmez."

ve tribünlerde yazıldığı gibi; "yetmez bize bu kupa hedef artık avrupa".

galatasaray "avrupa fatihi" patentini böyle kuralar ile sahada çimlerin üzerinde söke söke aldı.

fizik, kimya, biyoloji, beden, psikoloji, matematik, türkçe. elbette bu dersler de önemli. ama tarih dersi de çok önemli.

bir daha ve yüksek sesle söyleyelim o zaman: ""alman, italyan, ispanyol, ingiliz hiç fark etmez."

yürüyedur galatasaray!

43 yaşındayım üç ay sonra 44 olacağım galatasaray'ın bana her defasında hatırlattığı (çünkü unutuyorum) ve her defasında haklı çıktığı o şahane cümle yine aklıma geldi. (yalnızca bu maç bazında değil genel olarak düşün.)
"galatasaray, en çok, kendine inanmayan galatasaraylıları göt etmeyi sever."

nice galatasaray nesillerinin kulağına küpe olsun.

küpe nedir bkz: ne çok seviyoruz ulan seni galatasaray ne çok...

dünyanın en şaibeli maçı oynanıyor abartısız ama sorarsan yapıya karşı son kale bunlar.

Kayıt Ol