"galatasaray'ın adının olduğu her yerde umut vardır."...
rahmetli jupp dewrall'in sözü. hagi'nin de söylemişliği vardır...
"futbol hayata fena halde benzer" düsturunu şiar edinen biri olarak benim de günlük hayatımda kılavuz edindiğim bir cümle...
galatasaray da hollanda'da kaybettiği 4-1lik maçın rövanşına bu düşüncelerle çıktı:
"galatasaray'ın adının olduğu her yerde umut vardır."
karış karış her metresine aşina olduğu iç sahada oynayacak, ilk maçta cezalı olan osimhen, sanchez ve torreira kadroda olacak ve en önemlisi dünyada saygı duyulan taraftarı arkasında olacaktı...
bir de erken atılacak bir gol, gençlerden oluşan rakibi bozmaya yetecekti. sonrası zaten gelirdi, çok defa başarmamış mıydı galatasaray bunu?
öyle de başladılar maça. arzulu ve istekliydi sarı-kırmızılılar...
ama bu aşırı motivasyon "acelecilikle" karışınca istediğini yapamıyordu sahadaki galatasaraylılar.
oysa rakip, ilk maçın avantajıyla daha rahat oynuyor, "kafası golde" olan ev sahibinin savunmada bıraktığı boşlukları değerlendiriyordu.
hele ki bir poku vardı ki? 21 yaşındaki "çocuk" iki maçın da yıldızıydı... topu önüne vurup gidiyor, abdülkerim'i, jelert'i, barış'ı peşinden sürüklüyordu...
galatasaray'ın bulması gereken pozisyonları deplasman ekibi buluyor da kalede günay "ahtapotlaşıyordu"... sosyal medya taraftarının yok ettiği onlarca topçudan bir diğeri olan muslera yedekteydi, günay sahadaydı bu maçta. maç boyu belki ondan fazla kurtarışla, ki 2-3 tanesi karşı karşıya ve gol şansı %99 olan pozisyonlarda kalesini kapayarak arkadaşlarını ayakta tuttu günay da, ilk devre biterken sara'nın uzaklaştırdığı top maikuma'ya çarpıyor, gol oluyor, ikinci yarı da ceza sahası dışından kasius'un vuruşu fileleri sarsıyordu...
devre biterken takımı ıslıklayanlar, berkan oyuna ayak bastığında yuhlayanlar kalede muslera olsa bu iki golü de nando'ya "yazacaklardı" değil mi? göztepe maçında romulo topla giderken sanchez'in vuruşu brezilyalıya çarpıp muslera'yı yanıltıp gol olduğunda da, az alkmaar ilk maçında mijnans'ın serbest atışı doksana gittiğinde de suçlu muslera değil miydi?
ilk devre 1-0 sona erince tur ümidi de zora girince okan buruk, "yüzyılın derbisini" de düşünerek sanchez ve mertens'i yanına alıp, metehan ve kerem demirbay'ı sahaya sürdü.
deplasman ekibi iki farklı öne geçip, bir dakika sonra da torreira'nın asistinde maçı en fazla arzulayan osimhen golü attı ama sahadaki oyun pek de ümit vermeyince, torreira da pazartesiye korunmak için kulübeye geldi, tıpkı sonraki dakikalarda sara ve osimhen'in yaptığı gibi...
sahaya adım atarken yuhlanan berkan'ın "golün asistinin asistinde" barış, sallai'ye rahat bir pas verdi, "alkmaarsever" macar topçu da ilk maçtan sonra sami yen'de de owusu-oduro'yu mağlup etmesini bildi.
2-0dan beraberliği sağlamak kağıt üstünde galatasaray adına başarı sayılabilir lakin avrupa'dan bu genç takıma elenmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir mesele. ama "şimdi" bunun sırası ve yeri hiç değil... sene sonu herkes şapkasını önüne alır, hesabını verir...
şimdi iki sene olduğu gibi, haftada tek maç yaparak, o maça full konsantre olarak, yorulmadan sakatlanmadan üçüncü şampiyonluğu kazanma vakti...
ilk maç da karşı tarafın isteğini yerine getirmekte hiç tereddüt etmeyen türkiye futbol federasyonun bir ilki yerine getirip, maçı yönetmesi için "yönetmeliklere aykırı" olarak göreve davet ettiği slovenyalı hakemin düdük çalacağı fenerbahçe derbisi...
haydi bakalım, dünü unutup, önümüze bakma zamanı...
"galatasaray bir halatı hep birlikte çekenlerin; hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır." demiş baba gündüz, medyası, federasyonu, rakipleri herkes galatasaray'a karşı pozisyon almışken, biz kendi içimdeki "küçük hesapları" bırakıp, kapalıdaki "konsantrasyon" pankartı etrafında birleşip, "mayıslar bizimdir" demek için kenetlenmeliyiz...
dün gece maçın başından sonuna kadar tezahüratlarla, oyunculara destek sloganlarıyla ultraslan bu meşalenin ateşini yaktı...
gazamız mübarek olsun, sonu 5. yıldız olsun...
kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot
sadece yenilmek üzmedi. böyle şeyleri yaşayacağımızı bile bile ne kadro üzerinde değişikliğe, ne de sistemi değiştirmeye çalışmadan elimizi kolumuzu sallayarak çıkmışız maça.
o kadar belliydi ki takım olarak gücümüzün yetmeyeceği. çok yazık. galatasaray bu hâle sokulamaz. çok üzgünüm.
(#4082069)
yukarıda maçtan önce yazdığım entry'nin sadece ilk paragrafını bile okumanız yeterli. sadece galatasaray taraftarı değilim ayrıca yaşıyorum her zerresini hissediyorum ve biliyorum. yine savruk başladık ve ilk saçma sapan atakta gol yedik. böyle deplasmanlarda gol yemekle başlamak ciddi bir handikaptır. az teknik direktörü bizim ön alan baskımıza çalışacaktır dedim keza öyle oldu pres ile kazanılmış bir topu ben pek hatırlamıyorum. golü de ıkına ıkına attık. kötü top oynamıyoruz. maça hakimmiş gibi gözükmemiz tamamen alkmaar'ın tercihiydi topu bize bıraktı. yine de turnuvanın favorisi olduğumuzu hissettirdik mi tam emin değilim. kötü oyun oynamadık. baktığımızda 20 ye yakın şut var. golü yine orta kafa gol şeklinde attık. uzaktan daha fazla etkili şut çekmemiz gerekiyor.
barış'ı yermek istemiyorum bizi geçen sene çok maçta kurtardı. ama barış klasik bir türk oyuncu mentalitesi yaşatıyor bize. istikrarsızlık, konsantrasyon kaybı, odak eksikliği, basit hatalar ve düşük ıq lu hareketler. şu john arias mıdır nedir o elemanı kanata çekmemiz lazım fluminenseden. gabriel sara'yı etkin kullanamıyoruz. elimizde cevher var. uzaktan şut atabilen ara pası, çalım orta her türlü işi yapabilen ama yine etkisiz kullanıyoruz. sara'ya daha fazla sorumluluk verilmeli. nelsonn ile fikrim hala aynı 8 10 demeden satmak lazım. değeri daha fazla düşmeden.
önümüzdeki malmö maçı çok kritik mutlaka kazanmamız gerekiyor. zira ilk 12 sıradaki takımların puanı birbirine çok yakın. hiç hissettirmeyen kıçıkırık andarletch ve fcsb bile 10 puanı var. bizim her türlü bunlardan daha yüksek puanda olmamız lazım. olası bir puan kaybında kendimizi ilk 8 dışında bulup saçma sapan play off oynayabiliriz. geçen sene ki prag eşleşmesi gibi saçma sapan elenip hayallerimizi suya düşürmememiz lazım. onun için ilk 8 ve mart ayına atmak kendimizi çok önemli. malmö deplasmanından korkuyorum. rakip bizden çok aşağıda ama klasik kuzey takımı. koşarlar ederler bir şekilde bize gol atıp yine kitlerler bizde kıvranıp kıvranıp gol ararız. kesinlikle kazanmamız lazım. soğuk falan demeden kazanmamız lazım. ajax maçına ilk 8 i garantileyip çıkmamız lazım. leş top oynayan fener bizden 3 puan geride. kumaşımızı belli edip fenerinde en az 5-6 puan üstünde bitirmemiz gerekiyor.
son 2 golü duvar pası ile ortadan delinerek yedik. cincon maçında da 2nci golü bu biçimde yemiştik.
hele dün akşamki 2nci golde basit bir duvar pası ile 5 oyuncumuz oyundan düşüp bakakaldı.
sağ ve sol bekler işe yaramıyor iken, göbekte zayıf olunca, 3lü savunma akla gelmiyor değil.
öyle veya böyle, teknik ekibin bu sorunu çözmesi gerek.