benim için bitmiştir. takım içinde her maç birini suçlayıp, yalnızlaştırarak, medyanın önüne atarak takım üzerinde kontrol sağlamaya kalkıştığı kesindir. bir de kalkmış taraftara sığınmaya çalışıyor. dinle victor, ben de taraftarım 39 senedir madem şark kurnazlığı yapacaksın bir dinle bakalım.

istisnasız her maç takımdan birinden istediğin pası alamayınca el kol yaptın. pas istediğin zaman ofsaytta olduğunu görmeden el kol yaptığın yirmi maç sayarım. hatta kendini ofsayta düşürdüğün de oluyor el kol yaparak. fakat juventus maçında pas alamadığın için neredeyse her maç varını yoğunu ortaya koyan ve bu takımda en çok koşan barış alper'i de oyundan düşürüp bütün takımın moralini bozdun. bu ilk mi peki? hayır bu artık çizgiyi aştığın bilmem kaçıncı.

sadece iki üç haftada yunus, noa lang ve şimdi de barış alper'in üzerine oynayarak takımı bölmeye tam gaz devam edeceksin. biz de seni izleyeceğiz yani.
anladık koşuyorsun, atletiksin, kurnazsın, yıldızsın da bu takıma bölücülük yapmaya gelmedin sen kardeşim. icardi'nin tahtına göz diktin gelir gelmez. onun gibi sevilmek istedin. biz senin neye ihtiyacın olduğunu gördük ve öyle sevdik. sevdik de böyle takımı dağlayıp dökmen için sevmedik!

bu takımın bir teknik kadrosu var, yönetimi var, okan buruk adında bir teknik direktörü var. onlar yaparsa yapar gereğini. sen işini yapacaksın! kendini bu formanın üzerinde göremezsin. ha eğer galatatasaray formasını avrupada bir kulübe kapağı atmak için kullanıyorsan kapı orda. çık git. yeter ki takım arkadaşlarına bir daha artistlik yapma. senin onlardan hiçbir farkın da yok. hepiniz galatasaray oyuncususunuz. haddini bil, üzerine vazife olmayan işlere burnunu sokma. bir sen mi görüyorsun takımın juventus'a karşı döküldüğünü ya! bir sen mi dert ediyorsun. kurnaza bak ya. güya takımı en çok o önemsiyormuş da gerisi palavraymış gibi bütün emeğin üzerine çökecek. o görüyor yani takımın halini de bir tek o isyan ediyor hesapta. ortalama bir golcü alırız yerine fakat galatasaray'a toz kondurmayız. aklını başına al.

her maç takımdan birinin psikolojisini bozarak yapmaya çalıştığını görmüyor muyuz sanıyorsun? bu takımı bölüp, gruplaşmaya itmeye çalıştığını görmüyor muyuz? ne verdin de böyle bir hakkın oldu senin? pas alamıyormuş hazret. istediği pası atamıyorlarmış. atmazlar da atamazlar da sanane birader? sen futbolcusun karar merci değilsin. teknik adamın işi o.

aklınca tek tek takımdaki topçuları suçlu çıkarıp, taraftarın önüne atacak, yalnızlaştıracak sonra da üzerlerinde kontrol sağlayacak. bak ya kurnaza bak. politikaya atılsana birader! bırak sen bu işleri. senin elli tane kaçırdığın golden, sürekli ofsayta düşmelerinden sonra kim gelip sana surat yaptı, el kol yaptı? sen nerden buldun bu haddi kendinde? önce kendine bak. napoli bile seni şutlamaya çalışmadı mı? atletiksin diye yan yana savaştığın arkadaşlarını suçlamak, takımı zayıflatıp kendi kontrolüne almak senin değil feriştahınızın haddi değil. bu takımda kimlerin oynadığını bir öğren önce. senden önce kıskandığın mauro icardi , didier drogba ve burak yılmaz bu takımın santraforlarıydı. hiçbiri senin yaptığın gibi kıra döke, kurnaz oyunlarla takımı bölmeye kalkmadı. icardi geldiği günden itibaren tüm takıma örnek oldu. hiçbirini azarlamadı arkasındakilerin. kendisi örnek oldu. nasıl topa vurulacağını, nasıl rakibin üzerine gidileceğini kendisi yaparak gösterdi. yani azarlamaktan, bölmekten, düşmanlık yapmaktan başka yollar da var. her zaman bir alternatif vardır.

ayrıca kendisini gheorghe hagi ve wesley sneijder ile kıyaslayanlar görüyorum bu bağlamda. alakası yok. asla takımı düşürecek, bölecek, hedefine birini alıp azarlayacak hareketleri yoktu bu adamların. bir kişi çıkıp da bizi küçük düşürmeye çalıştı veya kötü etkiledi diye. saha içinde kimseye surat yaptığını, gol sevincinde şov yaptığını görmedik. asla bu iki efsanenin yanına bile yanaşamazsın.
ağırbaşlı ve olgun kişiliklerdi onlar. dahası victor efendi, dahası şu: wes bize geldiğinde şanlı bir kariyerle geldi. hagi desen öyle. drogba desen senin içinden geçer. kendini gör. aklını başına al. yoksa bu entry burada kalacak. bir dahaki maç bu çin politikalarına * ** devam edersen kaldığım yerden devam ederim. sen bu takımı bölmeye kalkarsan ben de senin ipliğini pazara çıkarırım.

eğer kendini bu takımın üzerinde görmeye, tek tek futbolcuları hedefe alıp düşmanlık yapmaya, bölmeye ve tahakküm kurmaya devam edeceksen hemen şimdi çek git. kimse sana bir şey borçlu da değil sana muhtaç da değil. biz ne golcüler gördük. hadi git şimdi özrünü dile. tribünlere oynamayı da kes. senin oynadığın maçın, verdiğin emeğin bin katını verdik biz galatasaray'a. hem de biliyor musun kardeşim. karşılık beklemedik. milyon dolarlar vermediler sevelim diye.

Kayıt Ol