yanlış olmasın.
10 kişi kalmak bile bile ladesti. geçtik. ama mesele 10 kişi kaldıktan sonra kötü futbol ve skorun buraya gelmesi değil. yani skoru tutamamak sıkıntı diyelim.
10 kişi kalmadan önce ne yapıyorduk? yine leş atıyorduk sahada.
pozisyonumuz yok. denk geldi, attık. normalde atamazdık. atamıyorduk. bu sefer attık. o yani onun haricinde pozisyonumuz yok.
verdiklerimizin ise haddi hesabı yok. maç 8 falan olurdu herhalde. az bizim atamama sendromumuzu yaşamasa. adamlar bizim sendromu yaşadı ama yine de 4 tane yasladı. düşünün halimizi.
torreira’nın doğum günü partisinde hazırlandığımız karşılaşma. ama rakip hep 18 yaşında.
galatasaray avrupa maçı oynuyor ve 25 dakika kala maçı kapatıyoruz, daha fazla kalbimiz sıkışmasın, tansiyonumuz çıkmasın diye. emeği geçenleri allaha havale ediyorum. duygularımızı yazınca ceza alıyoruz çünkü..
utanç verici bir maç. avrupa’ya dair hiç bir hedefim olmasına rağmen böyle bir oyunu kesinlikle beklemiyorum. okan buruk’un yenilgileri çok ikonik ve yara veren cinsten oluyor. maalesef ortası yok, avrupa’da zaten kendisi yok.
40 yıllık hayatımda en çok utandığım, en çok kızdığım, en çok tepki gösterdiğim galatasaray maçı muhtemelen.
daha önce de yenildiğimiz, fark yediğimiz, utandığımız çok maç oldu ama büyük bir bölümü gücümüzün yetmemesindendi. bu kez büyük bir şımarıklıktan ve bitmek bilmeyen bir inattan.
galatasaray bu değil. yazıklar olsun.
tarihi bir hezimetten kurtulduğumuz mac. karşımızda hücum hattı yetenekli bir takım olsa tarihe geçecek bir skorla sahadan ayrılırdık. yazıklar olsun hepinize.