birkaç gündür öyle yoğun geçiyor ki elim ayağım tutmuyor yorgunluktan. dün akşam dersim geç saatte bitti, eve geç geldim, yemek yiyip fener maçının ikinci yarısına bakayım diye elimde telefon koltuğa uzandım, uzanmak o uzanmak. şimdi gözümü açtım, maçı kaçırdım diye küfür küfür ede ede sözlüğe girip sonuca baktım, böyle bir rezillik olamaz. ayıp denen bir şey var. tamam eksiktik, tamam yenilebiliriz de 4-1 yenilmek ne be kardeşim? ne oldu bizimkileri sniperla mı vurdular? mafyayla mi tehdit ettiler? maç öncesinde kafalarına mı vurdular bizimkilerin? hayırdır?
parasıydı puluydu çok takılmam böyle şeylere ama adamların kadro değeri 78 milyon, senin kadro değerin aşağı yukarı 278 milyon. bu ne rezilliktir yahu? 1-0 yenil, 2-1 yenil ama bu ne?
gerçekten yazıklar olsun.
22 şubat 2024 prag galatasaray maçı’nı trübünden izlemiş biri olarak aynı şeyleri 13 şubat 2025 az alkmar galatasaray maçı’nda da izleyeceğimi hissedince bu maça girmek istemedim. hoş maç için bizzat burada bulunmuyordum çok önceden planlanmış başka bir programın maç ile kesişmesi sonucu buradayım. devam eden sağbek solbek sorunu lemina frankowski hatta en azından benim mevkiim solbek diyen eren’in yazılamadığı listede zaten hocanın da yönetiminde “bu turu geçsek ne olur zaten bir sonraki zor” düşüncesiyle hareket ettiği ortada. elindeki kadroyla rakip karşılamayı bilmeyen jelert ve berkan’ı beşli savunmanın kenarlarına koyup ortasahayı geçmeyin diyerek çanakkale geçilemez yapmak bile maçı istemek anlamına gelirdi. bu saatten sonra unutulması gereken maçtır. galatasaray’ın önünde alkmar rövanşı dışında ligde iki 90 dakika var ve bu kazanım sağlandığında taraftar coşar ne kadar kızsa da taraftar bağışlayıcıdır.
az alkmaar’ın her istatistikte bizi ezim ezim ezdiği maç. kırmızı kart öncesine de baktım yine sonuç aynı. galatasaray tarihinin en pahalı kadrosuyla az alkmaar gibi vasat bir takıma karşı 5’i yememek için oyunu soğuttumuz, zaman geçirmeye oynadığımız maç olarak tarihe geçsin. bu rezillikte emeği geçen herkese teşekkürler.
toplama takımdan hallice oynadığımız, futbol namına ortaya hiçbir şey koyamadığımız, izlerken bize en acımasız işkence türlerinden bile daha büyük bir ıstırap veren ve sonunda da hezimetle ayrıldığımız karşılaşma.
rövanş maçının formalite maçına dönmesine neden olan herkesi tebrik ediyorum.
ben sahadaki dizilişe, oyuncu tercihlerine, muslera'nın bitik durumda olmasına veya jelert'te ne gördük de 9-10 milyon euro vermiş olmamız plansızlığının tekrar yüzümüze tokat gibi çarpmasına dair yorum yapmayacağım; bunlar herkesin malumu.
benim derdim ve beni asıl utandıran durum, yıllık maaş bütçesi 10 milyon euro olan takımın bizi sahada madara etmiş olması gerçeği. madem avrupa'da nispeten dişimize göre takımlara karşı bile ortaya bir şey koyamayacağız, o zaman ne gerek var morata'ya yarım devre 3 milyon euro maaş vermeye, ne gerek var 8-10 milyon eurolara bek ve stoper transfer etmeye? kendi ligimizde şampiyon olsak dahi şampiyonlar ligi'ne girersek alacağımız para 30-40 milyon euro maksimum. ne gerek var 71 milyon euroluk maaş bütçesi oluşturmaya?
bu kadar açılıp ben 2. avrupa kupasına talibim diyorsan da bir zahmet az alkmaar'dan 4 tane yiyip madara olmayacaksın...
3-1'den sonra yatmistim. 4-1 bitmesine inanamıyorum. enerji verdi sabah sabah. yediye sekize gider gibi düşünüyordum.
fark yedigimiz maç
yirmi yıldır ilk defa maç bitmeden tv'nin başından kalktığım maç. rezil bir oyun rezil bir hoca.
sadece yenilmek üzmedi. böyle şeyleri yaşayacağımızı bile bile ne kadro üzerinde değişikliğe, ne de sistemi değiştirmeye çalışmadan elimizi kolumuzu sallayarak çıkmışız maça.
o kadar belliydi ki takım olarak gücümüzün yetmeyeceği. çok yazık. galatasaray bu hâle sokulamaz. çok üzgünüm.