herkesin kafası yerine geldiyse yediğimiz golleri açıp tekrar izlesin ve takımdaki ciddiyetsizliği görsün.
ilk golde taca çıktı zannedip oyunu bırakan bir oyuncu grubunun bu maçı ciddiye aldığını kimse söyleyemez bana. kaçan pozisyondan sonra bizim futbolcularımız yerden kalkıp yerini alana kadar rakip orta sahaya gelmişti bile.
ikinci golde jacobs napıyor tam olarak?
üçüncü golde sanchez’i izleyin, orta açılırken pozisyon almıyor bile. takımda inanılmaz bir savurukluk ve ciddiyetsizlik var.
muslera kornerde topa çıkmıyor ama her maç önüne bir tane rakip oyuncu gelip onu bilerek bloke ediyor. bizim gördüğümüzü okan hoca görmüyor mu, neden buna önlem almıyor anlamış değilim.
galatasaray bu maçı kazanmayı hak etmedi. avrupa ligini lider bitirebilecekken önde olduğu maçlarda bu ciddiyetsizliği, kulübe etkisinin zayıflığı ve oyunu okuyamama nedenleriyle ligin en kötü takımlarına puan kaybetti. hücumda atamıyorsan yediğin golü çıkaramazsın…
haftalardır oynanan kötü bir oyun var, kaybetmememiz önemli değil; iyi oynamıyorduk.
bunun çok nedeni var; düşen performanslar. rotasyon yapabileceğimiz bir kadro yoktu ve herkes yoruldu, açık konuşalım.
ikinci konu da takımın takımlıktan çıkması. hücum 4'lüsüne geriden destek olamıyorsun! çok kritik bir konu bu, söyleye söyleye dilimde tüy bitti. haliyle organize bir atak yapmakta zorlanıyoruz. bekler ve orta alan oyuncularının hücuma desteği sınırlı. artık görülsün bu.
gelelim defansif konulara. hücumdakilerin defansa katkısı da sınırlı. sıfır değil, kötü de değil ama sınırlı. defanstakilerin de bireysel performansı düşünce takımın defans kabiliyeti de geriledi haliyle.
bugünün geleceği 17 ocak 2025 hatayspor galatasaray maçı'nda belliydi. artık okan buruk'lu takımımızın ne olacağı önceden belli oluyor. müneccim olmaya da gerek yok. sadece tekerrürlere dikkat edilirse anlaşılır. ama evet ya vardır okan buruk'un bir bildiği değil mi? biz eleştirenler yüzünden hep bunlar.
takım buraya kadar bu kadro ile geldi. yedek kulübesi de böyleydi. bir tek sara'nın yokluğunu bu rezalete bağlayamayız.
okan buruk yeniden çok sert eleştirilmesi gerektiği bir döneme girdi. eleştirilmezse silkelenemez çünkü. çünkü yönetim miyopu oldu yeniden.
daha kaç rezalet izleyeceğiz? 8 puandan şampiyonluk mu vereceğiz rakibe? avrupa liginden ümit kesilmeli ve sadece lige odaklanılmalı artık. çünkü bu kadro derinsizliği ve teknik ekiple daha ötesini göremeyiz.
okan buruk ile 3. sezondayız. hep aynı şeyler. düzelen ve gelişen bir şey yok. hataları da tekrar etmekten çekinmiyor hiç. hep derim iyi şeyler var, yok değil ama hatalarında ısrar ediyor. benzer şeyler yapıp farklı şeyler bekliyor.
bazı futbolcuların bireysel olarak kötü olması da etken oluyor ama koşmaktan dili dışardaki adamın düzgün vuruşlar yapmasını beklemek de haksızlık.
takım üretmekten yoksun, 2 dos ile maç boyu koşuyor ve sonlara doğru oyundan düşüyor. kötü de olsa kerem demirbay oyuna girince de yalnız kalıyor ve o eleştiriliyor. hatay ve kiev takımına karşı kerem demirbay ile başlamalıydık. berkan hamle oyuncusu olarak sonrada oyuna girebilirdi.
attığımız gollerden biri korner, biri uzaktan şut diğeri ise penaltı. organize gol yok uzun zamandır.
okan buruk'un takımı topu kontrol eden rakiplere zorluk çıkaran ama daha kolay rakiplerde çuvallayan bir takım. yani topa hakim olup oyunu kurmaya kalktığımızda patlıyoruz. çünkü organize bir şey yok. çoğunlukla futbolcularımızın becerisine kalmış her şey. günlerindeyseler ne güzel ama değillerse yanıyoruz.
bugün hatayspor maçından tek farklı olarak yaptığımız ilk yarıda yunus ve barış'ın arada göbeğe gelip top taşırken mertens ve barış veya yunus'tan birinin kanatlarda çizgiye yaklaşması oldu. ortadaki oyuncumuz topu alınca diklemesine rakibin savunmaya topu taşıdı ve kanatlardaki en boştaki oyuncumuza topu attı. rakip buna çözüm getirince bizim teknik ekip bir şey yapamadı. okan buruk'u sarı kart gördüğünde gördük anca.
avrupa liginde 6 maçta puanı olmayan, 1 gol atabilmiş, ligi tatilde olan, en son resmi maçına 1 ay önce çıkmış olan bir rakibe iç sahada 2 farktan puan verdiğimiz maç. malesef ayda yılda 1 kez olan olay da değil, rfs ve malmö maçları da benzer klasmandaydı ve kazanamadık. burada genel bir sıkıntı var, herkesin kendine çeki düzen vermesi gerekiyor, takımdan yöneticilere ve taraftara kadar. avrupadaki en başarılı türk takımı söylemleri manalı değil, oynadığımız fikstür diğer takımlardan çok daha rahattı, ona rağmen onlardan daha kötü süprizli sonuçlar aldık bolca, oyuncularımızda şımarıklıklar, tripler görüyoruz, yönetici ve bazı taraftarlar uefa finali hayali kuruyor, dillendiriyor, ama çok büyük yanılgı bu. bu saçmalıkların kesildiği maç olur umarım, hiç bir şey kazanmış değiliz, osimhen ve davinson dahil hiç bir oyuncumuz da top class değil. yunus ve barış da hala 10 pas/şut/çalım denemelerinin 5-6sında fecaat işler yapıyorlar, yani pişmiş olmuş falan değiller. ciddiyet modunu açmak lazım.
son sözüm de musleraya olsun, ıslıklanmasını görmek kalp kırıcı tabi, ama malesef haketmedi diyemiyorum. her daim garip hataları oldu her oyuncu gibi, ama bunları telafi eden çok ekstraları da oluyordu. uzun süredir sadece hata yapıyor, kale sahası içinde kornerde rakiple itişeceğine topa çıkamıyor, kaçıncıya bu golü yedi, insanlar artık sabredemiyor. bu düşmelere rağmen hala daha top class maaş talebi falan olunca da durum buraya geliyor. keşke bu noktaya gelinmeden vedalaşsaydık.
bu takım çok kolay gol yiyor. kasımpaşa 3-3 kaldığımız maçtan sonra buna derhal çözüm bulmalıydık. gol atıyoruz sorun yok. ama bu defansla olmaz. futbolcu demiyorum. taktik, hırs, görev, dizilmiş ve disiplin sorunu.
- işleyen 3'lü savunmayı bırakıp, 4lüye niye geçtik kimse bilmiyor.
- muslera, aylardır takımı yakıyor, niye oynuyor kimse bilmiyor.
- mertens'in yürüyecek hali kalmamış, niye 90 dakika takım 10 kişi oynuyor, kimse bilmiyor.
davinson, jakops hatalar yaptı eyvallah. barış ve yunus kötü oynadı sorun değil. osimhen gol atamıyor, sıkıntı yok. ama yukarıda saydığım 3 maddenin açıklaması yok. göz göre göre kaybettik.
bugünden sonra muslera yediği her golden sonra ıslıklanacağı için kesinlikle devre arasında yollanması gerekiyor. 3lü savunmaya dönmek, yusuf batshuayi jelert gibi oyunculardan verim almaya çalışmak gerek! bütün sezon 11 oyuncuyla bitmez!
tam bir rezalet olan maç. takım dökülüyor okan hocam maçı izliyor. yarmolenko bir önlem alamadı. yunus jacobs kanadı otoban oldu görmedi. yunus 90 dakika bu takımda duruyorsa bir sıkıntı vardır. yedek kalitesinden bahsetmiyorum ama bir şey denemen gerekiyor. metehan ı sağ bek dene kaan ayhan ı ortaya al jelerti sol bek dene yusuf demir bu yunus dan daha iyi oynar. mertens elinden geldiğince oynuyor. fakat bizim gibi sadece izliyor. muslera ilk golde ve ikinci golde hatalı ama üçüncü golde yapacağı bir şey yoktu. fakat bence günay şu an formayı hakediyor. eğer takım böyle giderse sezon sonu hüsran ile bitiririz.
maçın her anında adam adama baskı fikstürün yoğun olduğu ve rotasyonun yapılmadığı bu bölümde başımıza büyük iş açtı. rakibi yeteri kadar bozamayınca alanları kaybettik. kaybettikçe savunma hattı sürekli tehdit altındaydı. oyunun topsuz ve toplu kısmında biraz akıl koyabilsek sonuç böyle olmazdı. aceleci şekilde sonlandırmaya çalışıyoruz, topu dolaştırdığımız anlarda bağlantılar göremedik. beceremeyince osimhen'in olduğu bölgeye şişirip duruyoruz işin kolayına kaçarak. akan oyunda yetersizliğe rağmen skor üstünlüğünü alan takımın oyunu birazcık kontrol etmeyi bilmesi gerekiyor.
bu tarz maçlarda rotasyon dengesini iyi ayarlayamayınca konsantrasyon ve fiziksel kalite düşebiliyor. bazı oyuncularımızda maç yükü inanılmaz fazla. okan hoca her maç aynı oyun anlayışını dayatmak yerine giren çıkanlara göre daha pragmatist yaklaşmalı başlangıç planlarında.
maç içerisinde birşey dikkatimi çekti. topu osimhen'e atıyoruz, gol atmasını bekliyoruz. osimhen çok zor pozisyonları kontrol ediyor ancak etrafında hiçbir oyuncu yok. mertens yorgunluktan gelemiyor, barış yorgun, yunus çok formsuz. osimhen'den toopu alıp herkesi çalımlayıp gol atması bekliyoruz, yapamıyor haliyle. bu süreçte tek başına kaldığı için de yoruluyor, yorulunca da bitiriciliği kötü etkileniyor.
belki de mikautadze'yi çok istememizin sebebi buydu. mertens'in bu fiziksel durum ile oynadığı takımla değil uefa finali, son 16 bile başarıdır bence. en fazla 45 dakika oynayabilir mertens.
futbol cahili olarak baktığımda yunus ve barış daha erken çıkarılabilirdi.
gerçekten ikisinin aşırı efektif olmasına ihtiyaç duyulan bir maçta yokları oynadılar.
jakops eğiliyor ve rakip kafasının üstünden topa vuruyor akıl alır gibi değil.
kornerden ilk yediğimiz gol ise muslera bloke ediliyor ve diğer taraf kabak gibi açık. tv başında oradan gol yiyeceğimiz çok net belliydi.
basit çok basit hatalar vardı.
ayrıca trt yayın dili galatasarayı öldü bitti şeklinde lanse eden bir dildi.
adeta kaosa çanak tutan bir takım argümanların devreye sokulduğu dönemde cidden bu detay enteresandı.