bir kere konsantrasyonumuz bozuldu gol yedik. o da maçın başıydı zaten. son dk golünü atamamak biraz acıttı açıkçası.
her ne olursa olsun çok büyük bir takıma karşı kafa kafaya oynadık. yeri geldi bastık boğduk yeri geldi orta sahada karşılık verdik.
güzel maç oldu. birçok yabancı kaynak da izlenebilirliği en keyifli maç olduğunu söylüyor.
bu tip atletik bir takıma karşı lemina’nın performansıyla karşı durulabilirdi.
oyun kurulumunda zaten mahir olmayan atletico, le normand stoperde olmadığı için oyun nispeten daha da zayıftı. osimhen gibi bir canavarın da varlığı öne doğru bir motor gibi gidebilen atletico’nun öne gidiş hızını yavaşlatmasında çok önemli bir faktördü.
galatasaray’ın top ayağındayken ne yaptığını biliyor olması rakibin motor gücünü düşüren bir başka faktördü.
yunus bas bas bağırıyor formsuzum diye, yerine sara düşünülmeli diye düşünüyordum ancak sara da kıvrak olunması gereken kriz kararlarında noksan kaldığını gösteren bir pozisyon yaşadı. her şeye rağmen sara’nın orada olması fiziksel yeterliliğiyle alakalı, bu öncül bir koşul, gol kaçar ama önemli olan yeterlilik, orada olabilme yeterliliği. yunus belli ki fiziksel olarak yetersiz ki hücum ederken sallai’nin yerinde yunus, yunus’un yerinde sallai bulunuyordu ki gol anında da böyle oldu. muhtemelen boş alanlara patlayıcı koşu atıp, topu tutup çevirecek dermanı yok ki sallai’ye 100 metre alan kullanım görevi veriliyor. tersi beklenmesi gerekirken, yunus çıkana kadarki diriliği ile yunus çıktıktan sonraki diriliği arasında negatif anlamda fark vardı. istatistiklere bakmadım ancak gözle görülebilir şiddetli baskılara gidebildi. çünkü sara ön taraftaki görevlerini yapabilecek dirilikteydi.
bu kısmı uzattım ancak yunus’la alakalı ciddi bir sorun olduğu ortada… sonra çıkacaktır kokusu, gerek sakatlık, gerek yükleme gerekse bambaşka bir şey var ama kesin bir şey var… daha önce de bahsetmiştim, çok doğal, bir futbolcu bütün sezon yüksek oynayamaz, bunu ancak doğa üstü güçleri olan bir kaç isim yaptı ki onlar tarihlerinin en iyileri oldular. burada sorun zaten ilk kez görev alacağı mevkide sezona başlarken arkasına adam koyulmamış ve “hallederiz” modunda sezona girilmesi. yani sorun takım planlamasında. yani yönetimde. yani başkanda. okan hocaya burada söz düşmez. orayı planlamak ve denetlemek başkanın görevidir.
her ne kadar anomali osimhen ve sara’nın diriliğiyle yoktan bir son saniye pozisyonu yaratsak da o ana kadar 10 dakika kadar ciddi baskı yedik. fiziksel olarak daha da diri kalabilmenin yolu kenardan sara’nın etkisini gösterebilecek 3-4 oyuncu atabilmek, hem lig için hem avrupa ihtimali için bu dirilikte ve potansiyelde oyuncuları aradık…
yolumuz kötü değil. daha önce de belirttim, yine belirteceğim, her şeye rağmen bu takım bu ligin 2-3 gömlek üzerindedir, en avrupa takımına yakın takımıdır, hakemi federasyonu, dış iç mihrakı farketmez. okan buruk motivasyonunu kaybetmediği sürece şampiyon olacağız zira sezon bitimlerinde gazı açan bir fiziksel yükleme şekli var, şampiyonluğun ligin son 10-12 haftasından geçtiğini çok iyi biliyor…
şampiyonlar liginde kağıt üzerinde 24. en değerli takımının ilk 24’e girmesi başarıdır. sonrası gelecek transferlerin adaptasyonu ve minik detaylara bağlıdır ki bu takıma singo da dahil olup da bir de üzerine 2-3 transfer ile kadro genişletilebilirse play-off+ bir tur başarısı işten bile değildir.
altından bile değerli 1 puan aldığımız maç. zaten kötü bir dönemden geçiyoruz, olabilecek en zor takımlardan birine karşı oynuyoruz ve maçın başında geriye düşüyoruz. buna rağmen tribünün ve takımın gösterdiği reaksiyon, maçı hiç bırakmadan o puanı almak aşırı değerliydi. liverpool'u yenmekten daha zordu bu maçta geriye düşüp puan almak.
her ne kadar son dakika kaçan galibiyet çok tat kaçırsa da takımı yürekten kutluyorum. çok karakterli bir oyun oynadılar, en çok da kendi emeklerinin boşa çıkmasına izin vermediler. okan hoca da bir büyük maça daha imza atmış oldu.