birde tümer metin ne kadar kızsam da adam gibi konuşmuş geri kalanınınköküne kibrit suyu
son paylaşımla gönlümü aldılar bu yoldan devam edin
not: serdal başkanım kendinden beklendiği gibi ayrıyetten sağlam geçirmiş yürüyen beşiktaş adam kapkara kartal
rezil bir hakem performansına sahne olmuş maçtır aynı zamanda.
beşiktaş aleyhine oyunu devam ettirdiği bazı pozisyonlar bariz faul ve bazilari sarı kartlıktı. birçoğunu atladı.
icardi'nin pozisyonu net bir penaltıydı. hem hakem atladı hem de var.
ama bunlarda hakemlerin art niyeti yok. türk hakemlerinin kapasitesi bu kadar.
bütün bu kararların arkasında yapı, mafya, bahis şikesi gibi kavramlar arayanların hayal dünyasından uyanması icap eder.
türk hakemleri bu kadar işte. aynı hakem aynı iki takim arasında oynanan 10 maçta hakemlik yapsa 10'unda da geçer not alamayacak.
2015 yılında liverpool ile mukavele yapan jurgen klopp'tan herkes saha içine transfer beklerken o yanına iki hoca transfer etti: performans antrenörü andreas kornmayer ve diyetisyen mona nemmer...
o da yetmedi, takımının gol portföyünü değiştirmek için danimarkalı taç antrenörü thomas grønnemark’la da anlaştı...
klopp işi daha da ileri götürüp, duran top etkinliği için sinir bilimcilerden oluşan neuro11 ekibiyle de anlaşıp, verimi arttırdı...
alman hocanın takımdan ayrılması sonrası ile yerine gelen arne slot da linkedin'den duran top uzmanı arayışlarına girmişti geçen aylarda...
özellikle premier lig ekiplerinde buna benzer çalışmalar büyük hayranlıkla karşılanırken, trajikomik bir şekilde ülke spor medyasının "batıya açılan yüzü" genç yorumcu emre özcan kendi youtube kanalında galatasaray'ın beşiktaş'ı iki duran topla devirmesi sonrası galatasaray'ın bu sene süper ligde attığı 29 golün 13ünü "duran toptan" atmasına "saçmalık" yakıştırması yapıyordu...
klopp'u, ancelotti'yi, guardiola'yı, bielsa'yı övebildiğimiz kadar yerli hocalarımızın da çalışmalarını takdir edebilsek keşke... okan buruk ve ekibi yurt dışında sıkça gördüğümüz çalışmaları yapamazlar mı? bir takım duran toptan gol atamadığı haftalarda eleştiriliyorsa, maçları duran toplarla kazandığı zaman övgüyü hak etmiyor mu?
zirvenin iki namağlup takımının kapışmasında, ev sahibi galatasaray yine osimhen ve ıcardi'li forvet hattıyla başlarken oyuna, üç gün evvelki elfsborg mücadelesinde "sos" veren üçlü savunmayı barış alper takviyesi ile "dörtledi"... savunma güçlendi de rakip sahada presi başlatan ve yaşına rağmen sahada basmadık yer bırakmayan mertens'in yokluğunda orta sahayı boşlamak gerekiyordu. okan buruk da pek yapmadığını yaptı: topu rakibe bıraktı... beşiktaş maç sonunda %60 oranında topla oynamıştı... topu ayağında tutan, bolca pas yapan deplasman ekibi, ilk devre iki defa muslera'nın kalesine gelebildi: 3. dakika ani bir atakta terse atılan topta semih kaan'ı geçemedi ve 43'te silva'nın çaprazdan şutu musera'yı buluyordu.
galatasaray ise daha 5. dakikada yunus'la öne geçeyazdı, pozisyonun kornerinde ise sara'nın ortasında osimhen'in kafası gelecek gollerin jeneriğiydi sanki. çok fazla da beklemedi galatasaray taraftarı gol sevinci için, sara'nın ceza sahası yan çizgisinde serbest atışta ortasında elfsborg maçında iki adımdan fileleri sarsamayan sanchez bu kez kafayla ersin'i üzüyordu.
top beşiktaşlıların ayağındaydı ama pozisyonları bulan galatasaray'dı, köşeye sıkışan boksöre öldürücü darbeyi vurmadan araya giren boks hakemi misali arda kardeşler ortaya çıkıverdi. ıcardi'ye atılan ara pasta rakibi uduokhai'den önce top buluşan arjantinli yere indirildiğinde, herkes penaltı diye ayağa kalkarken, o ise aut noktasını gösteriyordu. oysa ki devre biterken beşiktaşlıların kırmızı kart beklediği pozisyonda barış'ın ımmobile'ye müdahalesinden daha sert bir itme vardı ıcardi'ye. aslında verdiği kararına o kadar inanmamıştı ki, sanchez'in silva'ya müdahalesinde düdüğü çalamamıştı, kafasına hala ıcardi'nin penaltısındaydı... futbolun konuşulacağı derbide arda kardeşler durduk yere "ortalığı gerip" maç sonu filmin esas oğlanı olacaktı.
oysa ki derbinin yıldızı sanchez'ti, attığı golle takımını öne geçirmiş, rakibin gol ayağı ımmobile'ye sahayı dar etmiş, yaptığı pas araları ile de beşiktaş ataklarını keserken, bir de devre biterken kendi kazandığı topla bir atağa çıkışı var ki, ıcardi iyi vursa asist yapacak, ıcardi pası düşünse ikinci golünü atacaktı kolombiyalı el patron. ikinci yarı muslera'nın koltuk altında geçen topta silva'dan önce kontrol etmesi ve ımmobile'ye atılan bir başka ara pasta araya girmesi gol değerinde müdahalelerdi.
kaan'ın sakatlanması sonrası ikinci devre jelert sola, barış alper sağ beke geçerken, genç danimarkalı transferi sonrası gelen eleştirileri derbide gösterdiği performansla azaltıyordu. deplasman takıkımı ilk 45 dakikaya nazaran daha çok geldi muslera'nın koruduğu kaleye ama sanchez, abdülkerim ve muslera geçilmez bir duvar oluşturmuştu. deplasman takımı gol için ümitleniyordu...
ve beşiktaş'ın hayallerini yine sara bitiriyordu: ceza sahası köşesinde kazanılan serbest atışta "kaş gözle" osimhen'e atacağı yeri gösteriyor, nijeryalı golcüye ise sadece kafayla dokunmak kalıyordu...
ikinci gol sonrası tekrar oyun galatasaray'ın hakimiyetine geçmişti, sallai, osimhen, kerem demirbay ile sarı-kırmızılılar rakip kaleyi yoklarken, siyah-beyazlılar ise aradıkları pozisyonları bulmaktan uzaklardı. ve maç biterken, muçi'nin "kurtulmasına" vurduğu top, direğe çarpıp, jeneriklik bir gol olarak oyunun skorunu belirliyordu...
kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot
haksız penaltı almadık -hakkımız olanı saymıyorum bile- ofsayttan gol atmadık. yine de yoruma açık pozisyonlardan ortalığın ayağa kaldırıldığı bir maç oldu.
son dakika yemesek net bir skorla yendiğimiz için bu kadar konuşulmayacaktı belki de. şimdi herkes gri pozisyonları kendi lehine yorumlayıp maçın hakkının beraberlik olduğu havası yaratmaya çalışıyor.
öyle mi? değil. olsun konuşsunlar. defoları ne kadar örtülürse bizim için o kadar iyi. ne kadar bizi provoke ederlerse takım motivasyonu için o kadar iyi. sonunda gülen yine iyiler olacak.
şu adama matruşka dersen eline geçtikçe sergene yüklenirsen nasıl olacak bu işler bu adamlarla ne güzel uğraşmıştı sergen şuradaki iki tane kendini bilmezin lafıyla itibarsızlaştırmaya çalışmayacaksın
rakibi mat eden zekice bir planla kazandığımız maç.
ama ne yazık ki bunu konuşmak yerine 24 saattir başka bi takımın kayığına binmiş ağlak bi camianın (bkz: beşiktaş) feryatlarını dinliyoruz.
okan hocanın topu rakibe vererek kurguladığı bu oyunda, doğru baskıyla net pozisyon dahi vermeden duran toplarla kazanmasını bildik. beşiktaş'ın en güçlü olduğu ortadan delici koşuları ve rafa-gedson bağlantısını kesince hem rahat bir galibiyet aldık hem de sezonun geri kalanı için diğer takımlara yolu da gösterdik, artık işleri daha da zor olacak.
ayrıca istatistiklerde geride olduğumuz tek done topla oynama idi, o da zaten maçı kazanmanın ana planıymış, teşekkürler hoca.
beni genel olarak mutlu eden bir okan buruk imzasıyla kazandığımız maç oldu.
okan hoca göreve başladığı günden beri zorlandığımız bir rakip beşiktaş. bunun en önemli sebebi gedson olmuştu hep. ön alanda yaptığımız şiddetli baskı her kırıldığında gedson’u dünya yıldızı gibi gösterecek boş alan kalıyordu orta alanda. torreira yanında oliveira-kerem gibi tandemlerin de açık alanda zor durumda kaldığına tanıklık ettik defalarca.
sezon başında aldığımız ağır yenilgide de, nelsson’un hatasıyla gelen erken gol sonrası ikinci yarıda verdiğimiz alanlarla dağılmıştık yine. gedson’a ek olarak rafa silva canımızı yakmıştı.
bu sefer aynı hataya düşmedik. şiddetli presten vazgeçtik zaman zaman. alanı daraltarak orta sahada karşıladık rakibi. hal böyle olunca bize sorun yaratan orta saha far görmüş tavşan gibi kaldı. topu beşiktaş’a verdik ve geçiş üzerinden plan kuran beşiktaş antrenörü giovanni’ye de güzel sürpriz hazırladık. görmediniz mi maç sonu halini? sahada biz top oynadık diye barut gibiydi. valla haklısın hocam. siz top oynarken biz de 20 şut çektik, 2 gol attık bir o kadar da kaçırdık işte.