sane sakatlıktan tam dönemedi. maç ritmi kazanması açısından mutlaka oynamalı. yunus akgün, iç sahada daha verimli bir futbolcu, sağlamsa oynamalı. stoperlerde maalesef rotasyon yapamayız. solda eren, sağda boey, barış, osimhen ve lang dinlenmeli. dirençli bir orta saha için singo 6 numara oynayabilir.
en ufak bir rotasyon kaynaklı puan kaybı lüksümüzün olmadığı bir maç, aynı kalan haftalardaki tüm maçlarımız gibi. hiç bir maç oynanmadan, en az karşındaki rakip kadar mücadele etmeden, koşmadan, istemeden kazanılmaz. okan hoca elindeki en formda on bir ile sahaya çıkıp maçı kazanmalıdır.
beşiktaş ve liverpool maçları vakitleri geldiğinde konuşulur.
maçın ilk yarısında kesinlikle gol bulmamız gereken maç. anadolu takımları ilk 45 dakikada gol yemediğinde farklı direnç gösteriyorlar bunu konya maçında gördük. o yüzden hiç icardi aman gol atsın diye heveslere girip beklemenin bir anlamının olmadığı maç. golleri bulup ilk yarıyı rahat geçirmemiz lazım sonrasında oyunun akışına göre değişiklik yaparız. ancak asla konsantrasyonumuzu kaybetmeden ciddiyetle maça çıkıp almamız gereken maç.
son iki maçlık kötü gidişatı durdurmak için önümüzde fırsat olan maç. takım biraz yoruldu biraz da demoralize oldu. keşke bu maç pazar günü veya pazartesi olsaydı. neden cumartesi gününe konuldu? neden kimse bunu isyan etmiyo?r açıkçası bunu da anlamıyorum.
beklediğim 11 yine biraz rotasyonlu olacak çünkü 120 dakika e-posta sayfadan oyuncular dinlenebilir. maalesef tüm oyuncularımız 120 dakika efor sarf etmedi bazıları salağa yattı.
beklediğim 11;
uğurcan
boey singo abdülkerim eren
torreira sara
yunus sallai lang
icardi
insanın doğum gününde galatasaray maçı olması harika bir duyguymuş. güne daha da anlam katıyor.
kazanıp liderliğe devam edelim!
(bkz: bugün günlerden galatasaray)
x
hedef 26 yolunda 24. hafta mücadelesi.
full konsantrasyon ile oynayıp juventus maçı sonrası reaksiyon verip güzide bir galibiyet almak dileğiyle.
konya maçı gösterdi ki futbolcuların rotasyona olan bakış açısı söz konusu maçın ciddiye alınmaması şeklinde. her maçın final niteliği taşıdığının anlaşılması için olabilecek en iyi kadrolarla maçlara başlamalıyız. skor geldikçe de boru değil 5 değişiklikle as kadroyu dinlendirebiliriz.
juventus maçının 11'i ile başlayıp skoru çarçabuk bulmamız lazım. küçücük bir sanchez-singo değişikliği düşünülebilir sadece.
öyle icardi, ilkay, yunus, eren, sane, boey bilmem ne maceralarına gerek yok. onlar şanslarını konya maçında çarçur etti.
öncelikle doğumgünü olan renktaşlarımın doğum günlerini kutlar; sağlıklı, esenlikli yıllar dilerim. doğumgününde galatasaray maçı izlemek büyük keyif, tadını çıkarmalarını dilerim.* şahsen 5-2 biten juventus maçı * bana büyük keyif vermişti.
şimdi gelelim bugünkü maça. tam bir mental sağlık maçı. futbolcularımızın en büyük derdi olan konsantrasyon probleminin en belirgin görülebileceği maç bu maç. beşiktaş ve liverpool maçları varken alanya maçına odaklanmak tam bir profesyonel mentalitesi gerektirir. osimhen'in açıklamaları takımın ayaklarının yere basmasında umarım etkili olmuştur. zira bazı topçularda ters de tepmiş olabilir, fevri davranışlara mahal verebilir. ancak aklı başında her insan 3-2'lik juve* sonrası ne kadar kötü oynadığımızı idrak edebilir. istediğimiz galibiyeti alıp direksiyonu düzeltip yolumuza devam ederiz inşallah.
ayrıca bazı renktaşlar şampiyonlar liginde gelebileceğimiz noktaya geldiğimizi söylüyorlar, buna katılmıyorum. 2000 yılında uefa kupası çeyrek finalinde "gelebileceğimiz noktaya geldik" deseydik, bir daha ne uefa kupamız ne süper kupamız olurdu. geleceğin garantisi yoktur, avuçlarının içindeyken kaderini zorlamalısın.
rakip mütevazi kadrosuyla saygı değer bir futbol oynamaya çalışan bir teknik direktör takımı, joao perreira’nın takımı.
bizde ise 3 büyük sorun var.
1-galatasaray’ın pres tahtası bu sezon kayık, zira 3’lü stoperlere karşı daha da kayıyor. ön hattın sürekli değişiyor olması bu noktada büyük etken. presin etkili olduğu her maç osimhen, yunus ve barış aynı anda sahada. önden başlayan pres bu riskli oyunda tek bir noktada kırılırsa çok vasat bir futbola dönüşüyor.
2-rakipler topu bize vermeyi tercih edebiliyor. bu tercih daha temkinli bir oyun vaadeden iki 6’lıyla oynadığımızda öne doğru giderken pas hızını yavaşlatıyor. rakip savunmayı daha az tehdit etmene neden oluyor. takım yandım yandım 3.bölgeye derin top atabilecek, faul alabilecek, topu hafif dürtüp boş alana sürebilecek bir oyuncu arıyor top bizdeyken takım.
3-bu sezon hücum ekranında bir şeylerin oturmadığı aşikar. diğer bir neden de rakip topu bize verdiğinde barış’ın sürekli topu kırıyor olması. ya son pasta ya da sette oyunu bozuyor. gerek tercih gerek teknik sebeplerden dolayı. setimizin bozuk olduğu aşikarken bu hücum haritasının baştan çizilmesi gerektiğini düşünüyorum.
çözüm önerilerim:
keşke bir 10 numaramız olsaydı. 2 problemi de kökünden çözerdi ama yok. asensio tam da bizim eksiğimiz olan o adamın gözümüzün önünde olması çok acı. ne kadar iğrenç bir yönetimimiz olduğunu bir kez daha bize gösteriyor. neyse…
ama yok;
o nedenle;
1-rakip ya da maç kiminle olursa olsun lemina-torreira’dan sadece biri olmalı, sara-ilkay-ngaha’dan biri mutlaka 8 numarada olmalı. sürekli pasta kendini göstermeli, topu alıp 3.bölgeye daha efektif taşımalı, koşuları ödüllendirebilmeli.
2-top ayağımızdayken osimhen-barış-sallai’den 2’si beraber oynamalı. yanyana önlü arkalı farketmez, baskıda ve defans arkasına koşuda bu kadar ısrarcı 2 adam rakibin sinirleriyle oynar. pres dişlisini bozmaz ve sadece varlıklarıyla rakibi tedirgin ederler.
3-2 numaralı tercihle beraber tahtada boşalan 10 numara bölgesini sane ve noa lang gibi 2 oyuncuyla doldurabilirsin. kanattan kırarak ikisi de o alanı dolduracaktır. hatta yedekleyecek olan asprilla ve yunus da hiç aşağı topçular değil. bunlar topu ayağında tutabilen, pas gösteren oyuncuları ödüllendirebilen futbolcular. boey sane uyumu aşikar, sürekli iç alan dış alan paylaşımı yaparak topun bizde kalmasını sağlayabiliyorlar. noa lang’ın da bunu yapabildiğini gördük. bu sayede topu sette daha az kırar ve rakipleri sana topu bıraktığına pişman edebilirsin.
özelinden genele bir çıkarım yapılabilecek bir maç. zira torino’da bir şeylerin ters gittiği tokat gibi yüzümüze çarptı. artık konfor alanımızdan çıkıp, gerçek tespitler yapıp çözüm arama zamanı. her gün uyanıp hiç birşeyi değiştirmeden hayatın rutinliğinden isyan etmek akıllara enstein’ın meşhur aptallık sözünü getiriyor.
mor ve ötesi’nin uyan şarkısı gibi hissediyor ve bu maçı bu şarkıyla bekliyorum.
sürprize yer yok. taraftarının önünde 3 puanı alıp ilerlemen gerekiyor. çok çetin bir fikstür bizi bekliyor.
uğurcan
boey singo abdülkerim jakops
lemina
nhaga ilkay
sane osimhen barış
benim on birim bu şekilde. formsuz sanchez, formsuz torreira, formsuz lang ve yorgun sara-sallai kenara. form yakalaması gereken boey, singo, sane, nhaga ve ilkay gibi beş isim de içeri.
singo'nun özellikle oynaması ve forma girmesi lazım. defansif olarak en büyük kozlarımızdan biri kendisi.
osimhen'siz de başlamamak şart. kadroya alınmama gibi bir riske girilmemelidir.
sürekli skoru alınca skoru alınca diyoruz ancak skoru alamıyoruz.
tempo seviyesini belirleyerek, ilk golü yemeden özellikle maçı 2. viteste almak şart.