alanyaspor, maçı 4 faulle bitirmiş. bir süper lig maçında yapılan en az faul rekoru olabilir.

ilk yarının uzatma dakikalarında attığımız gole kadar müthiş stresli ve gergin geçti benim için. gerek alanyaspor'un iyi ve kompakt oyun yapısı, gerekse bizim juventus maçındaki 120 dakikalık yorgunluğumuz ve olası konsantrasyon eksikliği maçı sıkıntılı yerlere götürebilirdi. neyse ki o bölümde alanya'dan şok bir gol yemedik de kabus görmek zorunda kalmadık. uğurcan'ın 50 metreden gelen şutu parmaklarının ucuyla yaptığı müdahalesi hayati önem taşıdı.

alanyaspor bu sezon büyük maçlarda kalitesini ortaya koydu birçok kez. joao pereira da takımı gerçekten iyi oynatıyor ve kadrosu da süper ligin ortalamasının üzerinde bence. kaldı ki bu sezon hem fenerbahçe hem de beşiktaş deplasmanlarından 2-2'lik skorla 1 puan çıkaran bir ekipten bahsediyoruz.

o yüzden her ne kadar 1-1 olunca kısa süreliğine "acaba puan kaybı mı geliyor" diye kaygılarımız başlamış olsa da çok sürmeden osimhen-torreira ikilisi ile üstünlük golünü tekrar bulduk. osimhen'in ekmeğini taştan çıkarırcasına attığı son gol de maçı bitirdi.

böyle zor ve sert bir ekibe karşı, şampiyonlar ligi dönüşünde 3 puan kazanabilmek çok ama çok kıymetliydi. torreira ve osi başta olmak üzere bütün takıma helal olsun.

not: nedense 90+'daki bütün tribünleri dolaşan sarı kırmızı şampiyon cimbom tezahüratında ufak bir şampiyonluk moduna girdik gibi hissettim. bu maçtaki ali şansalan gibi orta hakemlerin ve halil umut meler gibi var hakemlerinin kasti engellemelerine rağmen bu sezonu şampiyonlukla bitirebilirsek yine imkansızı başarmış olacağız.

gs Vector Logo

maçta aleyhimize 3 bariz hata yapıldı. 2 penaltımız verilmedi, rakibe de bir kırmızı çıkmadı.
maçın son düdüğünden beri bu üç pozisyon yine kural kitabına ve daha önce çıkan kartlara rağmen ısrarla farklı yorumlanıyor.
üstüne yok boey korner direğine vurdu, torreria taraftara koştu diye sarı kartlar atlandı, böyle hakemlik olmaz diye yaygara koparılıyor medyada.
90+3'te bana göre çok net kırmızı kart olan pozisyonu hem sahadaki hem de var'daki hakem veremedi. bu pozisyon zaten yorumcular için pastanın çileği oldu.
daha maçın başında torreria'ya iki kere sarı kartlık harekrt yapıldı ve faul çalınmadı.
skor 1-1 iken bir penaltımız verilmedi.
sanchez'in kaval kemiğinin üzerinde yürüyüşe çıktı herif faul bile verilmedi.

yazık. medyanın geldiği bu hale çok yazık.

gs Vector Logo

allah var çok çekiniyodum şu maçtan. juventus maçında pestilimiz çıktı, bu maça rotasyon yapsan yapamazsın çünkü alanya sağlam takım, tempo yapsan yorgunluk var. juventus maçında ki kötü futboldan sonra yoğun eleştiriler bu maçta ki puan kaybında yine bir bunalıma sokabilirdi.
1-0 olsun bizim olsun maçıydı, çok şükür kayıpsız geçtik.

allah var çok çekiniyodum şu maçtan. juventus maçında pestilimiz çıktı, bu maça rotasyon yapsan yapamazsın çünkü alanya sağlam takım, tempo yapsan yorgunluk var. juventus maçında ki kötü futboldan sonra yoğun eleştiriler bu maçta ki puan kaybında yine bir bunalıma sokabilirdi.
1-0 olsun bizim olsun maçıydı, çok şükür kayıpsız geçtik.

kağıt üzerinde diziliş ve oyuncu profilleri görevlerini yapacak gibi gözükse de pratikte biraz öyle olmadı, sasha kendini sürekli öne attı, sağ stoper singo kendini sürekli sağ iç ve sağ bek pozisyonlarına attı keza davidson hem bu boşluklar hem de pozisyon alışkanlığıyla singonun olması gereken yere koşu attı, eren yediğimiz golde sol içe gelip öne fazla çıktı gerideki kurguda biraz kaos ile geriye döndük ve singonun harika fiziksel özelliklerine rağmen orijinal bir stoper sıçramasını veya pozisyonu kas hafızasıyla almasını göremedik neticesinde de gol yedik, bu takımın ınter kurgusunda enstrümanı da var, ilkayı regista olarak kullanıp yanlarına torreira ve sarayı koyup geri beşliye abdülkerim, davidson, singo, beklerdeyse sasha ve jakobs ileri ikili osimhen barış ile delici bir düzende olabilir, böyle oynasın demiyorum ama bu da bir b planı veya farklı bir enstrüman, çeşitlilik olarak değerlendirilebilir çünkü bizim çok iyi bir a planımız var 4. senesinde artık iyice oturdu ve okan hocanın kartviziti gibi oldu ancak b ve c planları tutmayınca iyi bir a planı sonuçsuz kalıyor bu 5-3-2 de denenebilir. ayrıca renato nhaga da bu dizilişte regista rolünün yanındaki merkez orta saha rolü için çok uygun. ayrıca bu diziliş için locatelli veya hakan transferleri de sezon sonu zorlanmalı mevcut düzende de rahatlıkla 8 oynayacak üst düzey oyuncular ama 5-3-2'de ilkay'dan daha iyi regista olurlar. ben artık oyunu daha rölantiye alan güçlü bir b planı da bekliyorum hocadan.

maçta atılan ikinci gol muazzam değerli. topu indiren orta saha shaa oyuncumuz sara topu 2 stoper arasından alıp golle sonuçlardıran orta saha oyuncumuz torreria.

gs Vector Logo

türkiye süper liginin 2025-2026 sezonunda 55 puanla lig 1.si galatasaray'ın, 26 puana sahip lig 10.su alanyaspor'u 28.02.2026 tarihinde 20.00de başlayıp saatlerin 22.00ye yaklaştığı gece 3-1 ile yendiğini yazacaktır tarihin "rakam"sever istatistikleri de acaba futbol sadece "kuru" rakamlardan mı oluşuyor diye merak eden olacak mı? ya da başka bir deyişle "futbol sadece 90 dakikadan mı ibaret?"
galatasaray iki gün evvel italya'da iki saatlik bir maç oynadıktan sonra "yorgun-argın" geldiği istanbul'da ligin "teknik direktör" takımı alanyaspor'u 3-1 ile geçebildiyse, o maçı dün gece değil bundan 1 hafta evvel konya'daki maçın bitiminde tribünleri dolduran seyircinin yaktığı alevle başlayıp, istanbul havalimanında binlerce sarı-kırmızı sevdalısının gecenin bir köründe mağlup olmuş topçuları karşılayıp "bu takım bu sene s.ke s.ke şampiyon" tezahüratının ateş olmasıyla kazanmıştır. ki bu ateş öyle yayılmıştı ki juventus maçından sonra televizyon ve sosyal medyanın köşe başlarını kaplamışların "utanıyorum" söylemlerini tozla küle çevirmiş, takıma güveni ve bağlılığı arşa çıkarmış ve alanyasporlular topu her ayaklarına aldıklarında ıslık ve protesto altında kalmışlardı. rakip ligin orta sıralarındaki alanyaspor muydu yoksa real madrid mi liverpool mu hiç belli değildi, tribün "konsantre" olmuştu, "cehhenemi" yaşatıyordu...

bir hafta evvel konya'daki "rotasyondan" dili yanmış olan brian birch'un mavi eşofmanıyla sahaya çıkan okan buruk, yorgun olmalarına rağmen as kadrodan uğurcan, sanchez, sara, torreira, lang, barış ve osimhen ile başlarken oyuna, onların yanına da boey, singo, eren, sane'yi eklemişti. ıcardi, jakobs, ilkay, lemina, abdülkerim, asprilla, nhaga, kaan, ahmet ve günay kulübede yer alırken, yunus ve sallai ise tribünden destekliyordu arkadaşlarını.
derbiler dışında lig maçlarında görmeye alışık olmadığımız bir tribün desteği altında sarı-kırmızılı topçular da yorgunluklarını bir nebze unutmuş olsalar gerek ki, ilk tehlike galatasaray'dan geldi. savunmadan atılan "başıboş" topu usain bolt misali bir koşuyla barış yakaladı, pasında torreira osimhen'e verdi ve onun pergel gibi uzun bacaklarıyla topuk vuruşunda kaleci victor başarılıydı. ilk atak ev sahibinden geldi gelmesine ama sonra alanyasporlular peşi sıra zorladılar uğurcan'ın kalesini. uzaktan şut mu denemediler, ara pas mı yapmadılar, rövaşeta bile denediler gol atmak için ama uğurcan başarılıydı. hatta dakikalar 38i gösterirken koreli ui-jo orta sahadan öyle bir "balistik füze" yolladı ki (bu arada savaşa hayır diyelim) uğurcan parmak uçlarıyla ancak direk yardımıyla golü engelliyordu.

galatasaray ise 4. dakikadaki atak dışında ikinci atağında uzun süreli paslaşmalar sonrası beşli savunmanın arkasına torreira-sane işbirliği ile geçip, boey ile golü buluyordu lakin var'dan ofsayt kararı çıkıyordu.

ilk 30 dakika ev sahibi için pek de alışık olmadığı bir "suskunlukla" geçer yeşil zemindeki oyun, sonrası ufaktan hareketlenmeler başlıyor, barış savunmatı peşine takıp getirdiği atakta kaleciyi geçip, direğe takılıyor; peşi sıra korner atışlarında tehlikeler golle sonuçlanmıyor; sara'nın plasesi direğe santimetrelerle auta gidiyor; osimhen'in hırsla çaprazdan abanması üst tribünlerde son buluyor; lang'ın boş pozisyonda trivela denemesini rahatlıkla victor kucaklıyor derken yine bir basket takımı gibi paslaşmalar sonrası sane'nin torreira'ya pasında uruguaylı boey'i ceza sahası içinde görüyor ve onun sol ayakla plasesi bilardo topu edasıyla süzülerek uzak köşe dibinden filelerle sarmaş dolaş oluyordu... top ağlarla buluştuğunda +2 dakika uzatmanın olduğu maçta dakikalar 46.41 gösteriyordu ki hakem ali şansalan santradan sonra maçı bitirmek için neredeyse 1 dakika daha ekledi oyuna da ali şansalan ve var hakemi halil umut meler için özel bir paragraf açacağım yazının sonlarında.
ikinci yarıya alanyaspor'un gol sinyali ile başladık, önce hadergjonaj'ın ortasında makuta kafayı auta attı ama iki dakika sonra renktaşı mounie ligin ilk devresinde değerlendiremediği bir ton pozisyonun aksine bu sefer kafayla skorda eşitliği sağlıyordu. oyunda yeniden eşitlik sağlanmış, galatasaray taraftarı tekrar devreye girip, galibiyet için topçularını yüreklendiriyordu ki sara'nın ortasında meydana gelen karambolde top direkten dönerken, üç dakika sonra boey'in savunma arkasına sara'yı kaçırıp, onun kafayla pasında osimhen rövaşeta deniyor ve başarısız deneme torreira'ya asiste dönüşüp, kaptanlık bandının sahibi uruguaylı fileleri sarsıyordu. sonrası mı? duygu boşalması, ya da müslüm babadan "böyle bir aşk görülmemiş dünyada."

geriye düşen alanyaspor eşitlik için bir kez daha şansını deniyor, mounie'nin uzaktan şutu alt direği yalayarak auta giderken, galatasaray ise maçı koparacak üçüncü golün peşindeydi. 77'de boey'in sara bir pasında daha brezilyalı yine kale arkasındaki fileleri döverken, sane'nin son 10 dakikaya girilirken "al da at" pasında victor osimhen adaşını geçemiyordu. ama, kaleci victor o kurtarışın hayali aleminden çıkamamış olacak ki iki dakika sonra ayağındaki topu osimhen'e veriyor, golcü de gerekeni yapıyordu... ligdeki 10. golüne imza atan osimhen yine gol sonrası maskesini çıkararak sevinmiyor, bir kez daha maç sonrası tartışmalara zemin hazırlıyordu...

oyunun kalan dakikalarında yapılan topçu değişiklikleri, sane'nin özlettiği çaprazdan şutlarından bir tanesini göstermesi ve güven'in auta giden ama hakemin ofsayt bayrağı kaldırdığı an dışında kayda değer bir olay olmazken, maçın hakemlerine değinmeden geçmek olmaz. öncelikle ali şansalan'ın vakti evvelinde yönettiği ve hiç de başarısız olmadığı trabzonspor-fenerbahçe maçı sonrası ali koç'tan veto yiyip, uzun yıllar fenerbahçe maçlarına çıkamaması sonrası ilk çıktığı fenerbahçe maçıyla birlikte hakemliğinde de gerileme, kararlarında da korkaklık göze çarpıyordu. dün gece maçın 52. dakikasında osimhen'in aliti'den önce davranıp ayağını öne koyup, alanyalının ona vurmasında yaşadığı tereddüt gözlerden kaçmıyordu: penaltı verip verme arasında saniyeler düşünüp her hakemin yaptığı "galatasaray lehine hata yapmaktan galatasaray aleyhine hata yapmak" seçeneğiyle topu var'daki halil umut meler'e paslamıştı. peki var'daki hakem ne karar verecekti, bir zamanlar saha içinde ankaragücü-galatasaray maçında mohammed moustafa'ya dirsekten kırmızı kart çıkaran halil umut meler, 25. dakikada koreli jo'nun torreira'ya "aparkart"ını 5-6 kameradan göremiyordu... aliti'nin osimhen'e "açık seçik vuruşunda" penaltı vermeyen ali şansalan, iki dakika sonra aynı oyuncunun osimhen'e ceza sahası dışında müdahalesinin olmamasına rağmen faul çalıyordu. işte bu iki hareket zaten hakemlerin hangi kafayla maç yönettiklerini gösteriyordu. karşılaşmada dakikalar 64ü gösterirken mounie'nin sanchez'in kaval kemiğine basıp, sıyırarak ayağına kadar inmesine ise kırmızı kart demeyecek hakem yokken, ali şansalan eline cebine götürmüyordu. öte yandan boey'in gol sevincinde bayrak direğini tekmeleyip, torreira'nın seyircinin içine kadar gitmesine ise aşırı sevinçten kart verilebilirdi ama ben bu kuralın da değişmesinden yanayım zira forma çıkarma da seyirciye koşma da bence serbest olmalı: gol sevincine özgürlük... bir istatistikle bitirelim: ali şansalan bugün alanyaspor aleyhine sadece 4 kez faul düdüğü çaldı. galatasaray aleyhine ise 18!

güzellikle bitirirsek, ilkay'ın oyuna girmesi sonrası osimhen'in ona kaptanlık bandını takması attığı gol kadar değerliydi...

kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot

takım savunması sol bekimiz hariç geçen haftalara göre daha iyiydi. bunda singo ve boey'in geride enerjik katkısının öndeki oyuncuları daha öne itmesi rol oynadı. tor daha 8 gibi oynamasını buna borçlu. singo'nun stoper oynarken hem sağ beke hem de öne doğru hamleleriyle 6 numaraya rahatlık kazandıran bir oyun karakteri var. ilkay da oyuna girdiğinde singo varken daha özgüvenli oynuyor bu yüzden.

burda tek bir falso var ki, singo hava toplarında beklentinin altında. bu durum, bjk gibi korner organizasyonuna özel çalıştığı fark edilen bir takıma karşı eksi yazar.

ligin ilk yarısına göre özellikle sağ kanatta belirgin bir düzelme var yine de. takım savunması iyi olduğunda top bizde daha çok kalıyor ve bir şekilde hareketli kanatlarla ortadan da delebiliyoruz. zira elimizde sadece çizgi kanatları yok, sane ve lang gibi tipler de var.

açıkçası okan hoca'nın orta sahadaki tek düze planı dışında her şey olumlu gidiyor. sakatlık olmazsa vaantaj ligde hala bizde. çifte kupayla bitirip ağızlarına vuracağız yine bi-iznillah.

« / 64 »
Kayıt Ol