maça hiç hazırlanmamışız. rakibin zayıf anadolu takımı değilse morata on numara başlamaz. hadi oldu diyelim. ikinci yarıya 10 kişi kalmışken hâlâ aynı hataları devam ederek başladık.
adamlar kendi evinde forvetsiz çıktı. biz ise bir kişi eksilmemize rağmen 90 dk çift forvet oynadık. kendi kendimize yenildik.
maçın 35. dakiası itibariyle aleyhe 10 lehe 1 faul çalınan devamında kırmızı kart görüp 10 kişi mücadele ettiğimiz maç üzerinden beşiktaş bizden iyi oynadı algısı nasıl yerleşti anlamadım. adamlar orta hakemiyle var hakemiyle maçı saçma sapan bir hale getirdi ve sonunda da iyi oynayıp kazanmış oldular. acur ve k.o.ç boşuna zahmet etmesin biz algı işini kendimiz hallediyoruz.
beraberlik kötü sonuç olmayacaktı. hele hele kırmızı karttan sonra bu 1 puan bir moral olurdu. ama stratejik kararlar alan bir teknik heyetimiz yok. strateji demişken şu maça solskjaer kadromuzu yazarak hazırlanmıştır ama okan buruk solskjaer'in kadrosunu tahmin etmemiştir. solskjaer oyunu kendi sahamda kabul edeyim, galatasaray'a oyun da kurdurmayayım, boşluk nasıl olsa bulurum dedi ve pek yanılmadı. yediğimiz birinci golde zaten bütün foyamız ortaya çıktı. kanatta ara pas bile almayan rafa silva göstere göstere gol attı. işte okan buruk mantalitesini anlatan bir gol. her şey davinson'a endeksli. ya o da hata yaparsa? tedbir var mı, kademe var mı? o kadar basit bir gol ki, basit derken rafa silva kalitesinde basit gol. alanyaspor hücumcuları şunu atamıyor diye hoca herkes atamaz zannediyor herhalde. herkese aynı hücumu aynı defansı yapıyoruz. iyi her takım galatasaray'a bu pozisyonları buluyor, hem de organizasyona gerek kalmadan. bir takım nasıl bu kadar geçirgen defansa sahip olabilir, artık isyan ediyorum yetti artık.
derken kırmızı oldu. aslında beşiktaş'ın planı da bozuldu. alsınlar topu, sen beşiktaş'a beşiktaş gibi oyna. ama kırmızı kart yiyen takım 30 dakika oyuncu değişikliği yapmadı, 90 dakika da 2 santraforla oynadı. kapanmayı asla beceremiyoruz, yine boşluklar boşluklar ve o saçma ikinci golü de bir şekilde yedik. golden sonra reaksiyon var mı? yine yok. koca galatasaray 0,37 xg ile maçı bitirdi. rezalet bir maç galatasaray açısından.
galatasaray'da maça göre, ana göre özel bir şey asla yok. hocası takıntılı bir hoca. kadrosu formsuz ve isteksiz. 40 yılın başı torreira hayatının golünü atmış. torreira dışında gaza gelip oynayan yok. biz o statta hep kaybediyoruz zaten, sorun bu değil. sorun kötü oyun, kötü form. bu takım 8-9 hafta bile böyle gitmez. buradan toparlayacak olan adam da belli. okan buruk. artık yalvarırım maç planı hazırla hocam. fenerbahçe derbisini de kaybedersek şampiyonluğu da veririz. futbol psikoloji oyunu. bu takım böyle şampiyon olamaz, bu da çok belli.
geçen sene takımın başında bi hoca olsa iç saha derbi galibiyeti serileri devam edermiş çok yazık oldu
şu maçın belki de bizim açımızdan tek olumlu yanı türk hakemlerinin bizi kayırdığı algısının iyiden iyiye ortadan kalkmasıdır.
beşiktaş ikinci golü bulamasa yasin kol kendisi atardı zaten, öyle bir maç yönetti yabancı(!) var'la birlikte.
tabii bizim o kadar çok "takım ve teknik-taktik" sorunumuz var ki inanın içimden hakemlere kızmak gelmiyor. düşene onlar da vuruyorlar sadece, o kadar. dün normalde 10 kişiyle sivas maçının aynısını yaşatır mıyız beşiktaş'a diye düşündüm ama golden sonra ve ikinci yarı başında öyle bir oynadık ki unuttum dediğimi. güldüm kendime ve okan hoca ne zaman oyuncu değiştirecek diye tahminlerde bulunmaya başladım.
hiçbir şey oynamadığımız için analiz yapılacak bir tarafı olmayan maç. yüzlerce soru işareti ile bırakılan 3 puan. lig maratonunda çok büyük kayıp değil ancak psikolojik olarak ve oyun anlamında oldukça zayıflık yaratacaktır. bunu kırmak için kupada fenerbahçe’yi elemek yeterli.
maç sonucuna direkt etki edecek 2 fahiş hakem kararına sahne olan maç. buna "karar" demek doğru değil çünkü var'daki yabancı hakemin direkt olarak payı var.
ilki frankowski'nin çevre kontrolü yapmadan rakibine yaptığı müdahalede top kaleye paralel giderken ve orada bizim başka bir oyuncumuz varken frankowski'ye bariz gol şansı nedeni ile kırmızı verilmesi. bunu yasin kol sarı vermesine rağmen var çağırıp izlettirdiğini not olarak ekleyelim.
ikincisi ise davinson'un skor 2-1 aleyhimize iken emirhan'ın topla hiçbir alakası olmayacak şekilde müdahalesi ile yerde kaldığı pozisyondaki devam kararı. frankowski'ye kırmızı çıkarttıran var, o pozisyonda olaya girmedi ve yasin kol'un devam kararı geçerli kaldı. iddia ediyorum, bu pozisyon dünyanın neresinde olursanız olun, galatasaray dışında her takıma %1000 penaltı çalınarak sonuçlanırdı. lakin şampiyonluk yolunda çelme takılmak istenen takım biz olduğumuz için kurban edildik.
sahada hiçbir şey oynamadığımız için futbol konuşacak halim yok. derbi maçta, 9 kişi konyaspor'a yenilen, evinde antep'e yenilen takıma karşı futbol namına ortaya bir şey koyamadık. derbilerin motivasyonu da atmosferi de tabii ki farklı olur ve beşiktaş'ın da bu maçta şansı %50'den az değildi. fakat ben sahada varlık gösteremeyişimizi, ne idüğü belirsiz halimizi kabullenemiyorum.
değinmek istedim 2 husus var ve umarım hem yönetim hem de okan hoca derslerini çıkarmıştır:
1) maç öncesi hakem ataması hakkında hiçbir şey söylemeyen yönetim:
beşiktaş ve serdal adalı basın toplantısı yaparak yasin kol'u da tff'yi de yerden yere vurdular. gözlemci getireceğiz, ekip kurduk, sadece yasin kol'un kararlarını izleteceğiz dediler. memnuniyetsizliklerini dile getirdiler mi? evet. net olarak yabancı hakem istiyoruz dediler mi? evet. bizim yönetim son dakikaya kadar uyudu. üstelik yasin kol tarafından doğrandığımız maçlar ortadayken hem de. en sonunda da serdal adalı'nın çağrısı üzerine susmuş olmamak için başkan çıkıp "adalı'nın sözlerine imzamı atıyorum" diyebildi sadece. sonuç olarak da bu suskunluğumuzun cezasını sahada gördük. net hakem skandalına kurban gittik. yönetimi bu organizasyonsuzluğundan ve iş bilmezliğinden dolayı tebrik ediyorum. sene sonu şampiyonluk bu maçta alamadığımız 1 veya 3 puanla giderse, hesabını nasıl verecekler acaba?
2) maç esnasında uyuyan okan buruk:
sahada varlık gösteremezken ve 10 kişi mücadele ederken lucas torreira'nın şapkadan tavşan çıkarıp 1-1'i yakalamış olduğumuz anda silkelenip kendine gelmeliydi. kendisi gibi tecrübeli ve usta bir teknik direktörün nasıl olup da hiçbir şey oynamayan ve takımı sahada 10 kişi oynatan morata'yı çıkarmadığını aklım almıyor. çok mu zordu o esnada morata-lemina yapmak? yunus da oldukça kötüydü, üst üste topları ezdi fakat elinde başka kanat adamı olmadığı bir ortamda yunus'u çıkarmak neden? apo-kaan değişikliğine diyecek sözüm bile yok. zaten abdülkerim de kenara gittiğinde hocaya "ben ne alaka?" diye sitemini gösterdi. kısacası bu maçta yaptığı/yapmadığı hamlelerle mağlubiyette var hakemi ile en büyük paya sahip kişidir okan hoca.
velhasıl krediyi yemeye devam ediyoruz.
umarım artık cepten yemeyi bırakıp biraz top oynamaya lütfeder takım yoksa bu kalan 8 maç bitmez.
maç öncesinde ilk 11’i bu kadar yorgun bir takımın beşiktaş gibi güçlü sayılabilecek kadroya karşı, hem de deplasmanda zorlanacağından, iyi oyun oynayamayacağından %100 emindim. ilk golde bahsettiğim davinson yorgunluğu bariz bir şekilde bize zarar vermiş oldu.
bunun üzerine çok affedersiniz ossurukan bir kırmızı kart da gelince işimiz daha da zora girdi.
esas kötü olan barış alper yılmaz gibi bir silahı, 10 kişiyken sağ beke hapsetmek oldu. hadi bunu yapabilirsin. yunus sakatlanabilir dersin. morata’yı çıkarıp sağ beke kaan ayhan’ı alamayacaksan, ki kaan’ın bek performansı berbat, elinde 2 beki yedekleyebilen jelert gibi bir futbolcuyu kadroya almamak skandaldır.
tamam. ona da diyelim jelert berbat, ben uzaktan nereden bileceğim. yunus da sakatlığa yatkın diyelim. fiziksel olarak düştü diyelim ki o haliyle ikinci yarıya başlatmak büyük hatadır. yunus çıkıp lemina girdiğinde orta sahayı daha geri çekerek 1 kişi daha eksik kalıyorsun. sara’yı sağa çekip top tutup, barış alper yılmaz’ı arkasına sarkıtma hayaliyle hamle yapıyorsun.
lemina iyidir hoştur ancak kendisini stoperlerin arasına atmayı sever. torreira da öne doğru çıkıp hat arasından top alıp takımı ileri taşımaz. neyi hayal ediyorsun?
okan buruk çooook belli ki kendisine yapılan eleştirilerden etkilenerek değişiklik yapabiliyor. bu dik bir duruş değildir.
her şeye rağmen fikstüre milli takım oyuncularına baktığımda beraberliği galibiyet olarak göreceğim ve hiç iyi oyun beklemediğim bir maçtı. fakat okan buruk’un yine zayıf hazırlandığını gördüğümüz bir maç oldu. hocalığıyla şaşırttıcı derecede iyi maçlar çıkardığı günlerden, hiç hocalık yapmadığı günlere geçiş yaşadığımız aşikar.
bu düşüşün erden timur’un gidişiyle aynı dönemden itibaren başladığı bariz. daha giderken bunun önce okan buruk’a zarar vereceğini görmüştüm fakat elden ne gelir…
bu yönetim gitmeden her maçı kazansak ne olur ki… onlarca genç içeri alınmış, çıkıp tek kelime edebilecek dirayetini gösterebilecek bir tane kendine güvenen adam yok. bu kulüp böyle çıkarcı, korkak insanların yönetebileceğinden çok daha büyük bir kulüptür. sadece bu süreç dolayısıyla bile istifa etmeleri gerekir.
bence şampiyon olacağız ancak umarım bu yönetimin karşısına eli ayağı düzgün, sağlam bir rakip çıkar da yine de giderler…
bunun hoca olmadığını yıllardır bas bas bağırıyorum.. geçmiş senelerde övenler vardı bunu, b planı olmayan, taktik teknik bilgisi zayıf, motivasyon öncelikli hocaların çok iyi bir şey sanıldığı ve ligin dandikliğinden başarılı olduğu bir ülkedeyiz. okan’da, sergen’de, iso kartal’da bu tanımın hocaları. avrupa’da çekirdek gibi ayıklıyorlar bu hocaların takımlarını. sonra adımız yerli hoca düşmanına çıkıyor!!