taktik falan çok bilmiyorum öyle liverpool falan da izlemedim.
yaptıkları transferlere baktım isak 150 wirtz 150 ekitike 90 diye gidiyor.
bunların hiçbirini bir maç boyunca izlemedim. bu adamlar osimhen'den gerçekten iyi mi bilmiyorum.
okan buruk avrupa'da 2 bayern 2 united 1 tottenham maçı dışında rezil.
30 senede yaşamadığımız rezillikleri avrupa'da bize sadece 3 senede yaşattı.
ben bu maç için ikinci bir ihtimali düşünmüyorum.
ya kazanacağız ya da kazanacağız. ben 150 milyon euro harcadığım sene eğer şampiyonlar liginde ilk 24'e kalamıyorsam okan buruk'un hocalık vasfını sorgularım. galatasaray tarihinin en pahalı kadro altında kimi istediyse alındı stopere 30 forvete 80 milyon euro sıktık. buna rağmen bizi şampiyonlar liginde son 24'e atamıyorsa 4 sene üst üste şampiyon yaptığı günün ertesi takımı başka bir hocaya teslim ederim. benim galatasaray dinamiklerimde avrupa'da başarı var. adını bilmediğim takımlardan 4-5 yemek kabulüm değil.
bu maç için de çok ümitsiz değilim. içerdeyiz içerdeysek rakip kim olursa olsun en kötü %50 ile başlıyoruz demektir. arena'da galatasaray kime karşı oynarsa oynasın rakip takım favori olamaz.andone'nin forvet çıktığı real madrid maçında bile real madrid belki favoriydi benim için. yazın transfere 150 milyon euro harcayan takımın karşısına kim çıkarsa çıksın arena'da favori biziz. daha ikinci haftadayız şampiyonlar liginde ve havlu atmak için belki erken duruyor ama biz bu maçı kaybedersek büyük ölçüde havlu atıyoruz. kalan 6 maçta birisi etihad'da city olduğu düşünülünce 12 puan almamız çok zor gözüküyor. bu yüzden bu maçı ya kazanacağız ya da kazanacağız.
hoca başta olmak üzere herkes olayın ve maçın farkında olduğunu düşünüyorum. alanyaspor maçındaki rezil oyunda akılların burada olduğunu gösteriyor. bizim için çok kritik bir maç. kaybetmek farklı kaybetmek benim matematiğimde yok. beraberlik bile bence başarısız bir sonuç olur. salı günü şampiyonlar ligi için en kritik maçımıza çıkıyoruz ve kazanmak zorundayız herhangi bir b planımız yok. liverpool zorlu bir palaca deplasmanında kaybederek geliyor keşke zorlanarak kazansalardı şimdi onlarda hata yapmamayı isteyeceklerdir. bu bizim açımızdan bir şanssızlık ama yine de onlara göre 1 gün fazla dinlenmiş olacağız ve istanbul'a seyahat edecek olan onlar.
3 sene üst üste şampiyon olmuş 4. için en büyük aday olan hocayı istifaya davet etmek bir şımarıklık bu kesin. ben de bu şımarıklığa dahil olmak istemiyorum. okan buruk 30 eylül 2025 salı günü burada liverpool'u yenmek zorunda yoksa güçlü transferlerle, 3 senedir şampiyon ünvanıyla masalsı ve en ihtişamlı girdiğimiz sezon bizim için kötü bir trajediye dönüşebilir.
maça gidecek olanlar zaten üstlerine düşeni yapacaklardır. bilet fiyatlarının absürt olduğunu da söylemeye gerek yok. en ucuz biletin 200 euro olduğu bir tribün bence biraz abartılı. kale arkalarında zaten bilet yok yan üstler 200 euro'dan başlıyorsa okan buruk ve takımda 200 euroluk top oynamak zorundalar. yine 200 euroluk değil 20 euroya bilet almış gibi bir destek olacağına eminim. takım taraftar birleşip frankfurt maçının kara bulutlarını dağıtmak zorundayız. ihtişamlı bir galibiyet ve en kötü 24 inşallah 8 veya 16 içinde olacağız. benim bu takıma bu oyunculara inancım tam. okan buruk'ta salı günü tekrar camiayı kendisine inandırması lazım. liverpool'u yen ve yolumuza bakalım.
saygılar sevgiler.
teknik heyetin önünde çok iyi bir crystal palace örneği var. 27 eylül 2025 crystal palace liverpool maçında ev sahibi ekip 3-4-3 fırmasyonuyla sahaya dizildi. stoper 3'lüsü ve kanat bekleri kendi mevkilerinde oynadı.
fakat orta sahanın ortasında defansif orta saha olarak wharton oynarken yanında ise esasında forvet arkası olan kamada oynadı. önlerinde ise solda pino, sağda ismaila sarr ve santraforda da mateta oynadı. bu iki kanat sürekli içe deplase olup kanat beklerinin arkasına sarkmalarına izin verdi ve böylece savunma ile orta sahanın arasında konumlanarak rakibin orta sahasını geri çekti ve stoperlerini önde konumlandırma fırsatı buldu. ayrıca hızlarının sayesinde bek ile stoper arasındaki boşluklarda gol fırsatı ürettiler. mateta da rakibin hava üstünlüğünü bildiğinden sürekli ön ve arka direk koşuları yaptı ve geri gelerek hem top dağıttı hem de pino ve sarr'ın koşularına cevap üretti.
maçın ilk yarısında adeta liverpool'u sürklase eden palace, 4 adet büyük şans kaçırdı. attığı golü ise kornerde oluşan karambolde buldu. ikinci yarıda oyunu dengeleyen liverpool goller kaçırdı. sonunda chiesa'nın el tartışmalarına sahne olan pozisyonunda gol kararı çıkarak beraberliği yakaladı. (bana kalırsa pozisyonda el vardı.) maçın bu skorla biteceğini beklerken oyuna sonradan giren nketiah'ın golüyle palace 3 puanı aldı.
bu maç, orta sahayı savunma ağırlıklı oyuncularla doldurmadan, kanat beklerini 5'li gibi konumlandırmadan da liverpool'un yenilebileceğini gösterdi. sahaya doğru yerleşerek ve rakibin zaaflarına göre oyun planı çizerek bu maçtan istediğimiz sonucu alabiliriz. bu tür maçları iyi oynayan bir takımız. teknik heyetin de kendilerine yakışır planı kurmalarını beklemek en doğal hakkımız.
en büyük gol silahımız duran top olacak gibi duruyor. gabriel sara bu bağlamda ilk 11 oynamalı ki hafta sonu da, en azından, 30 dk. dinlendi.
orta alan dirençli olması lazım; elimizde sadece mario lemina ve lucas torreira var zaten. onların da ilk 11'e yazılması lazım.
victor osimhen, barış alper yılmaz, yunus akgün de ilk 11'e yazılabilir, en mantıklı tercihler.
defans ve kale zaten 3 aşağı 5 yukarı belli. oyun mentalitemizi önde full baskı üzerine kurmazsak abdülkerim bardakçı da defansta sırıtmaz. onsuz daha kötü olduğumuzu da gördük. wilfried stephane singo sağ bek, davinson sanchez stoper abdülkerim stoper ve duruma göre eren elmalı ya da ismail jakobs da sol bek. uğurcan çakır zaten kalede.
sene başından beri formsuzken 3'lü defansmış oymuş buymuş yeni şeyler denemeye gerek yok. herkes bildiğini oynasın ve saçmalamaları azalsın, kafi. 4-2-3-1'den devam. bir de dirençli takım kurmak lazım. yunus ile leroy sane aynı anda sahada olmamalı misal. ya da mauro icardi ile bu ikisi. bunlardan maksimum biri sahada olmalı.
en büyük korkum da herkesin formsuz olması. şunu yazalım kadroya diyorum, formsuz olduğu aklıma geliyor ama yerine yazılacak kişi de formsuz. bir anlamı kalmıyor bu durumda.
tek isteğim takımın moralini alt üst edecek farklı bir yenilgi olmaması. yoksa 0 puan da ok benim için şu durumda.
liverpool taraftarının stada tuvaletsiz otobüslerle götürülüp kapıda şarj aletleri alınacak diye uefa'ya şikayete gideceği iddiaları dolanan maç.
bildiğimizi oynamamız gereken maç. en azından genel oyun planı itibariyle. yok topu vermekmiş, bırakmakmış, geride beklemekmiş, 5'li oynamakmış falan gerçekten tadımız kaçar. kaldı ki ben öyle ''liverpool uçar, kaçar, fark geliyor, çok kötüyüz'' falan kafalarında biri hiç değilim. elbette ki takımın da hocanın da motivasyonu başka olacak. başka bir galatasaray izleyeceğiz yani. ha yeter, yetmez orasını bilemem. karşımızdaki takıma kimlerin planları, güçleri yetmiyor malum. bizim de yetmeyebilir ancak iyi bir galatasaray izleyeceğimizi düşünüyorum.
o yüzden bildiğimizi oynayalım. bizim takımımız ne kadro yapısı itibariyle ne de taktiksel alışkanlık itibariyle beklemeye, geride kalmaya falan uygun değil. bizim en iyi oyuncularımız davinson, torreira gibi adamların oyunu değil geride beklemek. denemelere gerek yok. yeter ki anları doğru oynayalım. oyunumuzu oynayalım dediysek her dakika basalım demiyorum, doğru anlarda dinlenmeyi ve geride boşluk vermemeyi doğru uygulayalım. onun dışında sami yen'in de gücünü arkamıza alarak kazanmak için oynayalım. 1 puan alırsak ne ala. bu maç zaten bizim hedef maçımız değil, 3 puan almazsak öldük bittik değil. böyle bakmak lazım.
ilk 11, sistem, diziliş, alan parsellemek, geçiş oyunu, set hücumu vs önemli değil, umrumda da değil açıkçası. hoca, kurmaylar ya da yorumcular bunlara yeterince kafa yoruyordur diye düşünüyorum. sevmiyorum taktik konuşmayı. sevsem emre özcan ile kafa açardım aynı programda zaten.
bana bu maçta çarpışacak bir oyuncu topluluğu lazım. gladyatör lazım. tüm sezon ligi bu maçlar için takip ediyorum ben. kaybetmemiz umrumda değil, bu maça 0 yazmıştım ben zaten. bana kişilikli bir oyun gerekli, gerisi önemli değil. zaten çarpışamıyorsalar, çarpışmaya bi tarafları yemiyorsa bu takımla işi olmasın bu oyuncu topluluğunun.
diyeceğim bu kadar.
liverpool'un açık ara favori olduğu maç.
fikstürde 2. maçı olması bizim için sıkıntı oldu. man. city gibi sonlarda olsaydı belki başlarda ilk 8'i garantileyip bize kasmayacaklardı ama kısmet işte. ayrıca malum sebeplerden dolayı maça dair zerre hevesim yok. kazasız, belasız, farksız yenilelim başka bir beklentim yok açıkçası.
en iyi bildiğimiz işi yapmak maksatlı maça çıkmalıyız. yok 3 lü savunma yok kontrollü futbol, bu bilmediğimiz işlerle kazanma şansımız yok malesef. amacımız en iyi yapabildiğimiz işi daha ileri taşımak en zorlu maçlarda dahi felsefeyi bozmamak gerekiyor.
orijinal bir “ you will never walk alone” şarkısının canlı olarak dinleneceği maç.
istek parça olarak peçeteye yazılıp verilsin, “ söylemezseniz, tuvaletleri kilitleriz, altınıza yaparsınız” diye de tehdit edilsinler.
bu maça özel, skora ve yenilmeye falan çok takılmadan, saygı duyulacak bir rakiple, zevkli ve çekişmeli bir maç olsun.