taktiksel olarak iyi hazırlanılan, maçın başından sonuna kadar konsantrasyonu korunan, takım olarak aslanlar gibi mücadele edilen ve sonunda çok çok önemli bir galibiyetin alındığı maç oldu. inanın yenilsek de üzülmezdim. frankfurt maçının aksine olması gerekeni yaptık ama buraya kadardı der geçerdim.
şampiyonlar liginde başarı için kritik olan psikolojik rijitlik, fiziksel güç ve taktik disiplinin hepsi vardı dün akşam. okan hocanın çıkardığı 11 bunu vaat ediyordu. değişikliklerle de bunu korudu.
icardi-osimhen ve ilkay-sara ikilisinin aynı anda olmaması önemliydi. sane bu maçta haklı bir kesik yedi. sonradan girenler sallai ve eren düşen fizik gücünü tekrar arttırdılar. bunların biri bile eksik olsa eminim bize cezayı keserlerdi. farklı bir şekilde önde olsak bile takımı zayıflatacak bu değişiklikleri yapmamamız lazım.
mümkün değil gözüyle bakılan maçtan altın değerinde 3 puan aldık. aynı anlayışla şimdi sıradaki maça odaklanacağız. özellikle deplasmanda da bu konsantrasyonu koruyabilirsek play-off’a kalma ihtimalimiz ciddi şekilde artar.
fiziksel olarak kotu durumda oldugumuz ve formumuzun dipte oldugu bir zamanda bile liverpool'a karsi kazaniyorsak, avrupada nasil oynamamiz gerektigini okan hoca gormustur artik.
kaleciye kadar baskiya gerek yok, baski stopere kadar, boylece rakip baskidan ciksa da dengesiz yakalanmiyorsun.
gereksiz savunma cikislari yok.
orta sahada lemina gibi fizikli bir oyuncu rakibi tutuyor, torreira ile 6 numara cikmak intihar.
su taktikle yenemeyecegimiz takim yok, hele de formdaysak.
görmek istediğim her şeyi gördüğüm için skorundan bağımsız bir şekilde beni çok mutlu etmiş olan maç.
maç öncesi aklımdan geçenleri bire bir yansıtarak böylesine bir maçın nasıl oynanması gerektiği konusunda ders verdi okan hoca. frankfurt maçından sonra bu maçın telafisi anca liverpool galibiyetiyle yapılır demiştim, herkesin emeğine sağlık.
son olarak, sen insan mısın be torrik? *
bir spor müsabakasının ne kadar bileşeni varsa hepsi mükemmeldi. hocası, oyuncuları, taraftarı ne varsa.
hepsi müthişti.
valla teşekkürler cimbomum.
haddimizi bilerek oynadığımız karşılaşma. şampiyonlar ligi'nde rakip kim olursa olsun önceliğimiz savunma olmalı. hücumumuz oldukça atletik ve skor üretebilecek isimlerden oluşuyor. savunmada sağlam kaldığımız sürece puan alabiliriz. topa sahip olma ve yüksek eforlu prese gerek yok, koş koş oyununda geçtiğimiz maçlarda gördüğümüz gibi perişan oluyoruz. umarım bu zihniyet tüm maçlara yansır ve sonuç almaya devam ederiz.
savunma futbolunu da mükemmel oynayabildiğimizi gösterdiğimiz karşılaşma. bu sayede ülkemiz maçlarında atak, şampiyonlar ligi maçlarında ise takım savunmasını önde tutan olgun bir takım haline geliyoruz. ilkay’ın bu rolü benimsememizde büyük rolü var diye düşünüyorum. bu sayede lemina da daha anlamlı hale geliyor.
dün hastaydım ilk yarıyı izleyebildim. ikinci yarıyı da fransız spiker vasıtası ile izledim. çok gurur verici bir gece oldu. tüm takım aslanlar gibi oynadı. maça gidebilenlere verdikleri müthiş destek dolayısıyla teşekkür ediyorum.
her oyuncumuzun sahada elinden geleni verdiği, rakibi kilitlediğimiz, üzerine de rakipten daha çok gol pozisyonuna girdiğimiz, okan hocamız ve teknik ekibin çok iyi hazırlık yaptığı, tribünümüzün çok iyi performans gösterdiği mücadele. gurur duyuyorum.
"maksadımız ingilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve türk olmayan takımları yenmek." diye açıklıyordu ali sami bey galatasaray'ın temel kuruluş hedefini...
1 ekim 1905'te galatasaray lisesinin beşinci sınıfında edebiyat dersi esnasında ali sami yen, asım tevfik sonumut, reşat şirvani, cevdet kalpakçıoğlu, abidin daver, kamil gibi öğrenciler baş başa vererek galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verirler...
ve tam da 1 ekim 2025 tarihinde, kuruluşun 120. yılında okan buruk önderliğindeki galatasaray'lı topçular ingilizlerin şampiyonu liverpool'u 1-0 ile yenerek kurucularının ruhunu şad ederken, galatasaray adını dünyaya bir kez daha hatırlatıyorlardı...
şampiyonlar ligi ikinci hafta maçı gece yarısı onikiyi geçtikten sonra bitti bitmesine da aslında 24 saat evvel maslak'ta başlamıştı. sosyal medya analizcileri(!)nin gazıyla "kaç fark yiyeceğiz?" şımarıklığı ile "light" taraftarlar evlerinde mışıl mışıl uyurken, "cimbomun çocukları" liverpool'un konakladığı hotelin önüne gelip, havai fişeklerle ingilizleri korkutup, uyutmuyor, "cehenneme hoş geldiniz" mesajı veriyordu.
bir gece evvel yakılan ateş, maça ümitsiz gelecek bir çok taraftara "galatasaraylılığı" hatırlatırken, ali sami yen'de saatler 22.00yi gösterirken desibel rekorları kırılıyordu ki liverpoollular şaşkınlıkla etrafa baka kalıyor, salah kulaklarını kapatıyordu. deplasman tribününe gelen liverpool'lular ülkelerinde dönüşlerinde yaşadıkları ortamı anlatmak için video çekerken, bir yandan da ultraslan tribünde açılan "rest in peace ahmet& jota" pankartını alkışlıyordu...
bir kaç haftadır "acımasızca" eleştirilen okan buruk, maçtan 1 gün evvel kemerburgaz'daki basın toplantısında bir yandan rakiplerinin premier ligde kaybettikleri crystal palace maçını hatırlatıyor, diğer taraftan da "maça başlayan kadro ile bitirecek kadronun aynı olmayacağını ve her topçuya ihtiyacı olacağını" söyleyerek salı gecesi sahaya süreceği kadronun ip uçlarını veriyordu. oyuna da oldukça "sert" ve güçlü adamlarla başladı. singo sağ bek, jakobs sol bek ve birbirlerine uyumlu uzunlar sanchez ve abdülkerim stoperde yer alıyordu. önlerinde torreira ve lemina yer alırken, ilkay'ın tecrübesi ve oyun aklına güveniliyordu. gol yollarında ise barış, yunus ve sakatlığı atlatan osimhen bulunuyordu. takıma uyum sürecini atlatamayan, bir de fizik yönünde güçsüz gözüken sane kulübedeydi de barış alper uzun kollu forma ile takım arkadaşının eksikliğini aratmıyordu.
taraftarın coşkusuna eşlik eden şok presle maça başladı galatasaray, rakipleri daha oyuna uyum sağlamaya çalışırken, idmanlanan pozisyonu da buldular, yunus'un ara pasında barış ceza sahasına girdi de pas mı şut mu ikileminde kötü bir vuruşla alisson'a ilk kurtarışını yaptırdı. okan buruk'un lige damgasını vuran tarzıdır rakip ceza sahası önünde başlayıp, çok adamla baskı kurmak, çok da maç puanlar kazanmıştır da zamanla "antitezi" bulununca galatasaray kalesi de sıkıntılar yaşıyordu. "upgrade" etmişti hoca kendini, rakip analizini de yaparak, bazen liverpool ceza sahası çevresinde press yaptırıken, çoğunlukla da lemina ve torreira ile rakip orta sahayı kapatıp, stoperlerin oyun kurmasına müsaade ediyordu, hal böyle olunca konate ve van dijk uzun attılar, durdular, seken toplar galatasaraylılarda kaldı...
deplasman takımı adına gakpo'nun ortasında ekitike kafayla auta yollarken topu, maçın kırılma anı da ilk çeyrek saat biterken yaşandı. savunma arkasına yollanan topta "apokerim" ekitike'yi kaçırdı, "düşürsem düşürmesem" tereddütü yaşarken, biraz da rakibini bozdu ve onun şutunda iyi yer kaplayan uğurcan golü önlerken, devamında gakpo'nun boş kaleye yolladığı topu jakobs ikinci bir kaleci edasıyla çıkarıyordu. "atak sonlandırmak" deyimi vardır ya, liverpool bunu yapamadı ve oyunda kalan topta ilkay'ın zekası, torreira'nın oyun görüşü birleşince, barış bek özelliği olmayan szoboszlai'yi tekte yakalayıp, yüzüne şamarı yiyince hakem penaltıyı gösteriyordu. napoli forması ile liverpool'a karşı penaltı kaçıran osimhen, o günleri unutmuş mudur bilmem de bir golcü cesareti ve öz güveniyle topun başına geçti ve skorbordu değiştirdi...
geriye düşmek slot'un planında var mıydı bilinmez de yine de bildikleri oyunu oynamaya devam ettiler, galatasaray da özellikle torreira ile ani preslerle top kapmaya. o anların birinde osimhen'in pasında ilkay'dan önce konate kornere atarken, sonrasında sanchez'in rövaşetası fotojenikti. bir kaç dakika sonra yine torreira-osimhen işbirliğinde nijeryalı aşırttı, alisson yerindeydi, topu yakaldı da yardımcı hakem yanlış ofsayt bayrağı kaldırıyordu. galatasaray torreira ile devre biterken bir kez daha top kaptı, osimhen ceza sahasına santimetreler kala düşürüldü ve kazanılan serbest atışta abdülkerim'in şutunda penaltı itirazları arasında hakem devreye giden düdüğü çalıyordu. liverpool'un da ilk yarı akıllarda kalacak bir pozisyonu wirtz'in şutunu uğurcan'ın uçarak kornere çelmesi ve köşe atışında konate'nin boş kafayı dışarı atmasıydı.
ikinci yarıya deplasman ekibi daha baskılı başlarken jakobs'un kafayla geri pasını uğurcan son anda çeliyor, bir kaç dakika sonra ise hafta sonu alanya'da singo-icardi işbirliğinde arjantinli'nin golüne benzer ekitike'nin bir dokunuşunu uğurcan çıkarıyordu. ev sahibi kontrollü oyununu devam ettirirken, liverpool çözüm bulmakta zorlanıyor, topu da fazla ayaklarında geveleyince kaptırıyorlar ki 49. dakikada osimhen kendi kazandığı topla gitti, şutunu savunma engellerken, pas bekleyen yunus saçlarını yoluyordu. yine çok geçmeden osimhen topu çaldı, sürdü, ceza sahasına girdi ve plasesinde alisson sakatlanma pahasına golü engelliyordu.
mevcut topçularla eşitliği sağlayamayacağını anlayan arne slot, milyon euroluk salah ve ısak'ı oyuna dahil ederek hücum hattını fazlalaştırdı da galatasaraylılar istim üstündeydi, çok dikkatli ve çalışılmış planın dışına çıkmıyorlardı. futbol bu, hatalar oyunu bazen kazalar da olacaktı ve bunlardan birinde ısak ceza sahasına girerken plaseledi uğurcan meşin yuvarlağı kucaklarken, 8 dakika sonra bradley'in kafası auta gidiyordu.
"önemli olan başladığımız değil, bitirdiğimiz kadro" diyen okan buruk, yunus'un yerine sallai, sakatlanan osimhen'in yerine ıcardi ve yorulan ilkay'ı da sara ile değiştirerek güç tazeliyordu. dakikalar ilerleyince de tüm gücünü tüketen barış eren'le değişiyor, galatasaray'ın kanatları da tazeleniyordu. rakip baskı kuruyor, top çeviriyor da uğurcan'ı zorlayacak pozisyon bulamazken, maçın fransız hakemi birden singo-konate düellosuna penaltı düdüğü çalıyorduç buz kesmişti sami yen, çıt çıkmıyordu, desibeller yerlere inmişti de okan buruk'un kulübeden el sallayarak yan hakeme koşusu uyandırıyordu herkesi bu kabüs gibi uykudan: penaltı değildi, konate singo'ya vurmuştu ve var'a giden turpin de kararını hemen değiştiriyordu...
sonrasında bir ömür gibi geçen 8 uzatma dakikası... geçmek bilmeyen dakikalar, saniyeler... mc allister'in auta giden uzun mesafeli şutu, torreira'nın direği yalayan füzesi...
ve son düdük...
yorgunluktan yerlere kapanan sarı kırmızılılar, sevinçten ağlayan taraftarlar ve okan hocayı tebrik etmeden kaçan "centilmen!" hollandalı arne slot... hepsi mehter marşı eşliğinde yaşanan sahneler... bir de ultraslan tribünü önünde takımıyla birlikte hak ederek üçlü çeken okan buruk... gerçekten inanan taraftar, sahaya yüreğini koyan futbolcular ve maça kafa yoran teknik adam...
gerisi mi? sosyal medyada gönderilerini silen, taslaklara hazırladıkları "istifa" tweetlerini atamayan ve yapmacıktan sevinenler... sonraki maça kadar sessiz moda alabilirler kendilerini...
kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot