bu galibiyet, sadece bir maç kazanmak değil, arma kültürünün sahadaki en güçlü tezahürü oldu. dünyanın en güçlü takımlarından birine karşı, hiçbir komplekse kapılmadan, sonuna kadar savaşarak gelen bu zafer; avrupa’daki kimliğimizi bir kez daha hatırlattı. okan buruk’un taktik planı müthişti, hem cesur hem akıllı. oyuncular ise formanın ağırlığını hissettirerek oynadı; savunmada diş geçirtmeyen mücadele, orta sahada temposunu hiç düşürmeyen savaş ve hücumda bitirici hamlelerle liverpool’u dize getirdiler. bu galibiyetin değeri sadece 3 puan değil, bir kültür mesajıdır: galatasaray sahaya çıktığında, hangi rakip olursa olsun, inanç ve armanın gücüyle kazanabilir. oyuncuların ortaya koyduğu karakter, hocanın taktik dehası ve taraftarın inancı birleşince ortaya avrupa tarihine yakışan bir zafer çıktı. bu takım, bu arma, her zaman en büyük mücadelelerin, en unutulmaz galibiyetlerin sahibidir. liverpool karşısında yazılan hikâye de bu büyük kültürün en yeni sayfalarından biri oldu.
geniş özetini nereden izleyebilirim diye merak ettiğim müsabaka. izlemeye yüreğim dayanmadı. tansiyonu yüksek maçları izleyemiyorum. kısa özeyini izledim. çok dengeli oynamışız. tam bir şampiyonlar ligi maçı olmuş. dengeli, kontrollü, cesur ve mücadeleci. son vuruşlarda biraz daha dikkatli olsak 2,3-0 olacakmış. bravo takım. aynen böyle devam.
liverpool’u öldürdüğümüz maç. baştan sonuna muhteşem bir oyun. konsantrasyonu bir an kaybetmedik. liverpool ne yapsa çözüm bulamadı. türk futbol tarihine geçen zaferlerden birisi oldu gerçekten. zirveye oynayacak zaferlerden birisi.
hocanın, takımın ve tribünün emeğine, yüreğine sağlık.
galatasaray’ın hücum değil savunma takımı olması gerektiğine gösteren maç. yemezsek bir şekilde atarız, atıyoruz. sahada mücadele gördüğümüz ilk maçtı bu sezon. sahada doğal lider bir sürü oyuncu var. burası devler ligi burada 90 dk konsantrasyon gerekiyor, ne olursa olsun oyunu bırakmak, oyundan düşmemek gerekiyor. herkesin emeğine sağlık, mücadele görmek gözlerimizi yaşarttı. şurada oynadığın top, galibiyet bambaşka bir his.
itiraf ediyorum maçtan sonra bayrak astım. hep derdim fenerbahçeliler herhangi bir maçtan sonra şampiyonlar ligi kazanmış diye niye dışarı çıkar kutlama yapar? kendimi öyle hissettim biraz ama olsun. tenk yu.
sesim gitti. şahane tribün vardı. çok da güzel bir oyun ortaya koyup gerçekten güzel bir galibiyet aldık.
ancaaak
doğu tribününe bakan ses sistemi yine ve yine çalışmıyor. okunan kadroyu, değiştirilen oyuncuyu duymadık. kuzeydeki skorboard olmasa kim girdi kim çıktı onu bilemeyeceğiz. milyonluk takımlar kurup evinde ingiltere şampiyonunu konuk ettiğin maçta bu aksaklıkları yaşıyor ve seni diri tutan taraftarına yaşatıyorsan sen yanlış yoldasın. geçen sene de aynı şeyi yaşamıştık hoperlörde.
bu maçta değişiklikleri özel konuşmak gerek. tam geciktik derken geldi değişiklikler ve tutarlıydı. 79 73 gibi ilk değişiklik oluyordu ancak 65te biz sallaiyi yanda gördük. hemen sonra da icardi de kenara geldi. maç duramadığı için giremediler.
osi can verecek diye dışarı çıktı. ilkay’ın da çıkması gerekeceği belliydi. hoca merkezdeki kurnaz (ilkay) eksik kalmadım diye icardi’yi osi yerine attı. orada santrafor kalsın istedi. bu tercih eleştrileblir ama makul bir hamluduğu malum herhalde. ıcardi girerken ilkay’ın sıradaki kişi olacağı görünüyordu.
singo çok iyi olduğundan göze çarpmadı ama sallai hep arkada kademede. yunus özellikle torriki çok güzel kerte alıp işini yapıyordu ama bitti adam. özellikle en çok dayak yiyen oyunculardan biriydi. sallai yunus’un yerine girdi. dediğim gibi singo çok iyi olduğu için ön alan baskıları sıkıntı yaratabilirdi, insan sonuçta. her hamlenşn en kötü hata payı var. o hata payı yaşansaydı da sallai öyle güzel arkaya girdi ki, oyna devam.
barış da bitti. önce bir 4-4-2 baskı da önde bıraktı hoca barılı. bir nevi benfica kerem gibi. ama rakip kanatları çiftlediği için hemen koşucu eren içeriye atıldı. burada önemli olan koşucu eren. örneğin sane’yi eren veya sallai yerine atsak vücuda oynamamız lazım. daha arkaya koşuları yeterli frekansta görmedik (görürüz sıkmayın canınızı). bir daha hatırlatıyorum, rakip 2 kanatta da rakip kaleye giden 2şer oyuncu ile devam etti. canım 2ye 1 mi oynamak istiyorsun ben hemen şurayı bir bek’liyim.
bir de sara var tabi. standart değişiklik. hem rakip takibi yapmaya devam hem de al veri olan bir oyuncu atayım dedi hoca. ilkayı bir tık daha oynatsak iş mahkemesi ceza keser, suyunu sıktık adamın. ki sara da muhtemelen maç içinde uyarıldı.
bu arada değişiklikleri girenlerin performansından da övmemek lazım. zira o, kararı verirken tahmin edilebilecek bir şey. profil açısından ben cuk oturduğunu daha da önemlisi fikri takibi yüksek tutarlı olduğunu düşünüyorum.
ben sadece lemina yerine bir orta saha atabilir diye düşünüyordum. lemina maç içerisinde daha iyi hale geldi. maç ısındıkça farkındalığı arttı. yoksa çevre kontrollerinde maç başında sıkıntı vardı. ancak yine de ben değişikliği bekliyordum zira cebinde sarı kart var ve artık maç sonunda oksijen bitecek stadda. okazyon gereksinimi göstermedi ya da imkan vermedi bu değişiklik olmadı. belki de gereksizdi zaten.
allah'a çok şükür ben dahil birçoklarımıza galatasaray'ın kendisine inanmayan taraftarını göt etmesinin haklı gururunu yaşamamızı sağlayan maç. başta okan hocamız olmak üzere olağanüstü mücadele eden her oyuncumuzun sonuna kadar hak ettiği müthiş bir gece yaşadık.
işyerindeki bütün fenerli ve beşiktaşlı arkadaşlarımın yanmasına sebep olan maç.
bugün kimse rutin sabah sohbetimize dahil olmadı, keyifli kahvaltılar yapılmadı, erkenden bilgisayara başına geçildi çalışıyormuş numaraları yapıldı, bazıları oda da kulaklığını taktı.
sanki 1 gün öncesinde bol gollü bir mağlubiyet yaşacağımız ile ilgili geyik yapanlar, böğürünler onlar değilmiş gibi birden bire futbol takip etmeyen kişilere dönüştüler.
ben ise odada ki en azılı fenerli adamın ve aynı zamanda çalışıyormuş numarası yapan adamın omuzuna elimi atarak "galatasaray adamı 9'u 10 geçe mesaiye başlatır aslanım" diyerek orgazmik bir zevk yaşadım.*
yaşa galatasaray var ol.