10 kişi kaldıktan sonra öne yığılmayarak oyunu almamızda bile okan hoca için büyük ibretler barındıran maç. 11'e 11 berbat oynuyorduk. ne zamanki biraz geriye çekildik kırmızı karttan sonra, beşiktaş'ın planı tamamen çöktü. golü de doğru zamanda doğru bir baskıyla attık.
9 nisan 1994 galatasaray beşiktaş maçından beri galatasaray'ın evinde oynanıp 1-1 biten ilk gs-bjk lig mücadelesi olmuş.
not: o sezonu şampiyon bitirmişiz.
30 eylül 2025 galatasaray liverpool maçı'da fiziksel olarak çok yıprandık ama mental olarak da bir o kadar yıprandık. bu sebeple bu maçta ilk yarıda 1-0 geriye düşüp 10 kişi kalmış olmamıza rağmen maçın içinde çok iyi kaldık. sonuçta derbilerde sürpriz sonuçlar çıkabiliyor. beşiktaş için ligin geri kalanı için en hedef maç bu maçtı.
ligin ilk 8 haftalık periyodunda 7 galibiyet ve 1 beraberlik oldukça iyi bir sonuç.
valla ben genel olarak üzgünüm, kendi evimizde 8'de 8 yapıp liverpool üstü beşiktaş galibiyetiyle milli araya girmek çok iyi olacaktı.
liverpool maçı 11'i ile beşiktaş maçına başlamak bence yanlıştı, maçın yorgunluğunu geçtim o maç zaten defansif oynanması gereken bir maçtı ve ona uygun bir kadro vardı.
aynı 11'in içeride daha baskılı oynaman gereken bir maçta derinde bekleyen beşiktaş'a karşı üretememe sorunu yaşayacağı aşikardı.
maçtan önce de yazdım, sol bek eren, orta saha torreira, sara, ilkay kanatlar barış sane olması lazımdı.
şimdi böyle başlıyıpta aynı senaryoyu yaşayabilirdin ama en azından biz niyeti anlardık. 10 kişi kalana kadar sıfır üretim vardı sahada.
garip birşey oldu ama 10 kişi kalmak bizim işimize geldi, beşiktaş skoru koruma iç güdüsüne kapıldı ve sadece zamana oynamaya başladı. bizde 10 kişi kalmanın getirdiği iç güdüyle riskli minimalize ettik ve topu daha doğru kullanmaya ve ayağa oynamaya başladık. sonucunda bir şekilde gol bulup maçı kitledik.
maç 1-0 11'e 11 devam etseydi beşiktaş büyük ihtimalle bizim saçma sapan uzun oynayıp geride vereceğimiz geçişlerle 2-0 bulurdu.
benim asıl kızdığım nokta bu, beşiktaş'ın bu maçı geçiş oynacağını sokakta ki çocuk bile biliyodu. bizde biliyoduk.
niye maça dan dun uzun vurarak başladık hiç anlamadım. hem okan hoca hem ilkay maç sonunda; daha sakin kalıp daha garanti pas yapmamız lazımdı dedi.
resmen maçın başında intihar ettik, tam beşiktaş'ın kıvamına oyunu getirdik hem gol yedik hem kırmızı gördük maçı zaten orada kazanma şansımızı kaybettik, allah yüzümüze baktı 1 puan aldık ama maç öncesinde ki hayalimle maç sonunda 1 puana sevinir hale geldiğim için çok üzgünüm.
galatasaray 3 yıldır kesin favori çıktığı maçlarda aşırı zorlanıyor, 3 yıldır şampiyon olan takım sakinliğini, tecrübesini o maçlara yansıtamıyoruz, gereksiz bir panikle maça başlıyoruz ve sürekli uzun oynayıp bir an önce gol bulabilme iç güdüsüne kapılıyoruz ve maçın sonu hüsran oluyor.
bu huyunu hiç sevmiyorum bu takımın, neyse şu şartlarda alınan 1 puanı alıp başımızın üstüne koyalım diyip geçelim.
başta okan hoca ve takım olarak, teknik yönetimden ve kulübeden razı olduğum maç.
tff, mhk, pfdk gibi bir galatasaray düşmanı yapının atadığı hakem bozuntusu yüzünden beklentilerimi düşürmüştüm ama şu maçtan alınacak 1 puana ben razıyım. zaten maçtan önce hakem yüzünden katliam bekledikten sonra şu skora itiraz etmenin lüzumu yok.
iyi gidiyoruz, daha iyi olacağız ve sezon sonunda üst üste 4. şampiyonluğa kavuşacağız.
osimhen'in ayakkabısının çıktığı pozisyon dünyanın her yerinde penaltıdır yazıklar olsun.
bu maç uefa şampiyonu olduğumuz kadronun 2 futbolcusunu( sergen avrupa kadrosunda yoktu ama o takımdaydı) rakip teknik direktörler olarak karşı karşıya getirdi. hayat çok ilginç ve zaman gerçekten acımasız. bu açıdan da güzel bir raslantı oldu diyebilirim. onun haricinde maalesef okan hoca döneminde beşiktaş'a karşı üstünlük kuramadık desek yalan olmaz. bu maç da bunu kanıtlar nitelikte idi.
maç başlangıç planı arızalıydı yahut uygulamada sıkıntı vardı. ama okan buruk da ilkay da aynı şeyi söylüyor: topla işi olmayan beşiktaş'a karşı sabırlı olup pas yapmalıydık diyorlar. ama ne hikmetse takım ısrarla bunu görmezden geldi. yerleşik savunma düzenindeki beşiktaş'a uzun vura vura ne kompakt kalabildik ne de organizeyi geçtim bir atak üretebildik. üstüne iki takım da kötü oynarken beşiktaş golü buldu, üstüne galatasaray 10 kişi kaldı. beşiktaş bu kırılma anında aynı düzende kaldı skora güvenerek. işte galatasaray o zaman topun değerini bilmeye başladı. lemina stoperde ilkay ve torreira orta sahada fark yaratmaya başladı. en azından bu baskıyla üst üste kornerler geldi, sanki beşiktaş 10 gibiydi. derken golü artık. yine oyun düzeni değişti. galatasaray topu bıraktı. ama beşiktaş topu aldıktan sonra o kadar etkisiz takıma dönüşüyor ki 1 net fırsat dışında üretemediler. galatasaray 1-1'den sonra yine topu alabilir miydi. işte orada liverpool maçını hesap etmemiz gerekiyordu sanırım. bu şartlarda beraberlik iyi sonuç olurdu ve oldu. beşiktaş büyük bir fırsat kaçırdı. aldıkları 1 puan işe yaramaz, galatasaray'a yaklaşamamış oldun ama fener sevindi tabi bu sonuca.
sevindirici taraflar: taraftarımız yine muhteşemdi. takım 10 kişi kaldıktan sonra karakter koydu. 1 puanı kurtardı.
üzücü taraflar: sadece 2-3 diri oyuncuyla, maçın başında disiplinli bir oyunla bu kötü beşiktaş'ı rahatlıkla yenebilirdik. bence iki takım arasında seviye olarak uçurum var. singo ve davinson'u kaybettik ki şu maçta sallai, eren, sara, ve sane ilk 11 başlasa; singo, jakobs, lemina, yunus, icardi sonradan oyuna girse yenilir miydik, hiç zannetmiyorum. maçta dakikalar geçtikçe daha mı güçlü olurduk, evet.