kaan ayhan'ın alman bürokrasisi gibi top oynadığı maç. 5 metre önüne ara pası atacak, mektupla gönderiyor, 2 dakika falan sonra alıyorsun pası. gelsenkirchen belediyesini özledi galiba.
kaan ayhan'ın alman bürokrasisi gibi top oynadığı maç. 5 metre önüne ara pası atacak, mektupla gönderiyor, 2 dakika falan sonra alıyorsun pası. gelsenkirchen belediyesini özledi galiba.
kaan ayhan'ın alman bürokrasisi gibi top oynadığı maç. 5 metre önüne ara pası atacak, mektupla gönderiyor, 2 dakika falan sonra alıyorsun pası. gelsenkirchen belediyesini özledi galiba.
21.dakikasında, leroy sane'nin, kendi aut çizgisine yüzü dönük savunma oyuncusu, topu ayağında tutarken nasıl savunulur dersi verdiği maç.
o kadar basit ve es geçilecek bir şey ki. oyuncu topu ayağında tutuyor belli ki asıl amacı uzaklaştırmak. sane çok güzel gölge oldu, dokunmadı, mesafeyi korudu, rahat hareket ettirmesi, dönüp vururken, kendisine çarptırılmasına da izin vermedi, ama kontrolsüz uzaklaştıracak kadar alan bıraktı. top da torreira'da bitti.
35 yıldır ligimizde, böyle durumlarda, o defans oyuncusuna arkadan ata biner gibi bastırıp istediğini veren, yani faul yapan hücum oyuncuları izlemekten sıtkım sıyrıldı. oyuncu biraz zeki olacak.
47. saniyesinde, hacıosman'ın pfdk emir erlerine telefon açıp, muhtemelen "bu sefer 16 bloğu kapatın" emrini verdiği maç.
kendisine muhtaç olduğumuz bir türkiye gerçeği olan antrenör.
2 tane değişmesi zor olan gerçek var ve bu yıllardır kanıtlanıyor.
1-okan buruk, maçtan maça avrupa zaferleri kazanıp, maç özelinde büyük oyunlar oynatabilecek bir antrenör, ama oyuncu seçimi, transfer, plan, istikrar gibi komple bir planı alıp avrupa'da istikrarlı bir büyük takım kontenjanına sahip hoca olması zor görünüyor. bayern'e büyük oynar, sparta prag'a yenilir, liverpool'ı yener, union'a yenilir, elfsborg'u yener, monaco'ya yenilir, bu artık bir gerçek. bunun arkasında dediğim gibi sadece o gün yok, oyuncu seçmesi, yönetimi, planlaması şusu busu var. uefa kadrosu o sezon mu birden oluşan bir kadroydu? kadronun 8-9 adamı yıllardır vardı, ama fatih hoca sakatlık, planlama, şu bu ile uğraşmıyordu, planı vardı, o planı kurdu, 1998-99'da şl'de son 8'den averajla döndü. 2000'de de zaten ne olduğunu biliyoruz.
2-okan buruk, yarın görevden ayrılsın, türkiye şampiyonluğu bir süre hayal noktasına gelebilir. ha bu konuda acaba gerçekten gelir mi diye soranlar var anlıyorum. ama bizim basın ve yerli antrenör lobisi yerine gelecek yabancı hocayı, her yabancı hocaya yaptığı gibi mahveder. öyle ya da böyle okan buruk, galatasaray camiası için, önemli kadıköy deplasmanındaki mental savaşları kaybetmedi, bu önemli. bakın, aylardır ligde mağlubiyeti olmayan (şu ya da bu nedenle orkun'u hakemi şusu busu, bahsettiğim o değil) tedesco'yu 1 maç daha mağlup olsa tüm fenerbahçe camiası, gönderip, restoran buluşmaları ile aykut'u getirecekti. yarın 5-6 puan geriye düşsün, yine getirir. riekerink'e, kızının neden garsonluk yaptığını sordular bu ülkede. türkiye gerçeğinden kastım bu. okan buruk'a, ülke içinde mecburuz. yerli hocadan hiç bahsetmiyorum zaten. 1 sene boyunca beşiktaş yabancı hocalarıyla dalga geçen sergen'in oynattığı topu görüyoruz, komedi malzemesi oldu. yarın bir gün bir yabancı hoca gelir, ligin tozunu atar, biz de deriz ki, demek oluyormuş. ama şu anda buna mümkünat yok.
o yüzden 2 yıldır aynı şeyi söylüyorum. avrupa'da düzenli, istikrarlı bir yapı için ya okan buruk'un kendisi değişecek ya da biz bu seviyeyi kabulleneceğiz. bunun sebebi de içerinin feda edilemeyecek duruma gelmesi.
liverpool'dan ayrılış şekliyle, kendisini almayı düşünen tüm takımlara "sakın ha" mesajı veren futbolcu.
açıkçası, "kendisi sanki çok şey kazandı, 0 lig şampiyonluğu var" diye çok yükleniliyor, ama jamie carragher'ı haklı buluyorum. takımı 90+6'da 2 puan kaybetmiş, taraftarlar çökmüş, sen basına gidip kulübü ve menajeri kötülemek için o anı seçiyorsun ve zaten kaynayan kazanı daha da kaynatıyorsun. tamamen kendi yararın için ve menajeri kovdurmak için. sen gidip arabistan'da zaten paraya para demeyeceksin, niye 10 yıldır oynadığın kulübü, çok iyi oynamadığın bir dönemde yedek kaldın diye böyle ateşe atıyorsun.
yaşı ilerlemişken herhangi bir kulübün onu büyük kontratlara bağlarken bu karakterini düşünmeleri lazım. kesinlikle galatasaray'da görmek istemem.
günümüzün son rambolarından, türkücü rambo, sabahat akkiraz'ın bir türküsünü akıllara getiren mücadele.
bayramım yok allı güllü
devranım yok uzun yollu
garip duruşundan belli
dertliden dert sorulur mu?
amine harit'in adelesi patlayan oyuncuya faul yaparak kırmızı karta giden yolda ilk adımı attığı maç. başakşehir gol atarsa ilk yarı bitmeden, 0-0 giderse 60 gibi 2. sarı kartı görüp bana müsaade diyecektir.
okan buruk ve galatasaray teknik kadrosunun bir dolu ders alması gereken maç
-bu takımın çok acil bafetimbi gomis tarzı, girer girmez oyuna etki eden, yaşı isterse 40 olsun, futbolu bırakmamış, futbolun onu bırakmadığı, iş ahlakı yüksek tilki bir golcüye ihtiyacı var. zira osimhen'e bir şey olacak korkusu, puan kaybı korkusundan beter. messi de olsa, bir adama bu kadar bel bağlanmaz. takım onunla ve onsuz madalyonun 2 yüzü gibi, bazen o da yetmiyor. milyonlar harcamaya gerek yok, gidin büyük liglerin, 2. seviyesinin gol krallığı adaylarından birisini çekin. misal, joel pohjanpalo, eski çaykur rizesporlu. yaş 31. serie b'de şu an gol kralı, adamın son 4 sezonda 118 maçta 64 golü var, 2 maçta bir çakıyor demek bu, hem de stoperlerin adam yediği italya'da, hele serie b'de alt sıralarda bu daha da zor. poor man's haaland gibi. gelip yedek kalıyorum muhabbeti çekecek değil. kuzeyli, fizikli. hiç düşünmem alırım.
-kazımcan, 1-2 maçta taraftarı heyecanlandırabilir, fakat oynaması gereken maç (mecburiyet olmadıkça) ya türkiye kupası'nda fethiyespor gibi maçlar ya da süper ligde 3-0 4-0 öne geçilen maçların son 15-20 dakikası. bir de şampiyonlar ligi'ne yazalım falan okuyorum, korku filmi senaryosu gibi.
-arda ünyay, futbolun temel konuları olan, pas, hava topu, adam kovalama, pozisyon alma, top kontrolü gibi temel konularda eğitim alması için hollanda veya belçika'ya kiraya verilmeli. hollanda veya belçika 2. ligi bile olur, hoş bu haliyle orada da ilk 11 oyuncusu olamaz, ancak en azından kendisi gibi genç oyuncularla beraber yükselebilir. 40 gün sonra 19 olacak, artık çok genç sayılmıyor bu yaş dünya futbolunda. karşılaştırıldığı ozan kabak, aynı yaşında bayern münih karşısına ilk 11 çıkıp hannover'e 2 gol atıyordu bundesliga'da.
-orta sahaya sürekli koşan, ayağı top yapan,2 orta saha oyuncusu lazım. fransa'nın orta sıralarından veya avrupa ligi'ne oynayan takımlardan 2 tane topçu. birbirinin tıpatıp aynısı olması hiç sorun değil, 2 senedir, bize 6 değil 8 lazım, 8,5 lazım, 10 lazım, falan konuşulup duruyor da, 2 senedir bunların hiçbirisi yok torreira dışında. gerekirse 3 tane ngolo kante veya 3 tane roy keane olsun. ama rakip azıcık direnç gösterince helva gibi dağılıp saklanmasınlar, omuza omuz koysunlar, en azından topu orta saha çizgisinden 3. bölgeye dümdüz pas atabilsinler, galatasaray orta sahasında şu anda torreira dışında böyle bir oyuncu yok, 1 tane var, o da stoper oynamaya başladı yokluktan ve adelesi ile bakışıyoruz.