sabahın beşinde heyecandan uyandırıp entry girdiren maç.
gerçi bir haftadır diyet yapıyorum ve açlıktan da olabilir, emin değilim*.
buraları hep istiyoruz, özenerek bakıyoruz ama buralarda pek olamıyoruz. dört sene üst üste şampiyon olduk marşlarıyla büyüyen çocuklar olarak artık orta yaşlarda yol alırken ikinci bir dört sene üst üsteyi yaşamaya doğru gitmenin huzurlu keyfi üstümüzde...
o tezahüratın malum bir devamı da var.
zamanında, o tezahürarın devamını da getiren hocanın dediği gibi hayallerimiz, rüyalarımız, hülyalarımız var...
bunun keyfini sonuna kadar çıkarmalıyız...
sene içinde çok sallansak, çok köpürsek, çok yorucu kavgalar etsek de; kadro olarak da, performans olarak da, ligin durumu olarak da pırıl pırıl netlikte buralara gelmeyi başardık.
sıradan bir maç değil. bu takım ve hoca da sıradan değil...
günlük rutinlerimizi bir kenara bırakıp hayal kurma maçı bu...
hocanın dediği gibi;; ama olur, ama olmaz...
beklediğimden rahat ve temiz bir şekilde istediğimizi aldığımız maç.
yavaş yavaş dört sene üst üsteye doğru gidiyoruz...
10 yıldır bizimle beraber olan köpeğimizin henüz bilmediğim ama hissettiğim son gecesine denk gelen müsabaka.
halsiz ve yorgun halini o kadar uzun süre izledim ki hem moral bozukluğundan hem de uyuyakaldığım için maçı hiç seyretmedim. sabah evden çıkarken de içimden veda ederek çıktım. nitekim gün içinde durumu giderek ağırlaştı ve öğlen saatlerinde hayatını kaybetti.
o yüzden maçın kendisi ile ilgili pek bir fikrim olmasa da imparator fatih terim'in bir vecizesiyle geçip yola devam etmek lazım.
(bkz: finito giocare resultante importante)
arrivederci juventus, güle güle oğluş...
ilk maçın skoru, 21 şubat 2026 konyaspor galatasaray maçı ve 23 şubat 2026 fenerbahçe kasımpaşa maçında yaşanan dalgalanmalar sebebiyle resmen gümbürtüye gitmekte olan maç.
salı gecesinden cumartesi sabahına kadar şampiyonluk türküleri söyleyen taraftar cumartesi gecesinden pazartesi gecesine kadar "avrupa'da elenelim bari lige tutunuruz" diye feryat figan ediyordu. şimdi öyle bir noktaya geldik ki, sağlılı ve normal bir insan bir günde tüm o lafları yutup da bu akşam galibiyet falan izlemek için ekran başına oturamaz.
ama o ruh halinden gelip oturacak olanlar var.
hoş salı gecesi dünyanın en iyi takımı ve hocası diye bağıranlar pazar öğlen de tam ters düzlemde bu kadar yükselemez.
ama o da oluyor...
sonra arada sırada beynine oksijen gidenler laf anlatabildiklerine "ya biz niye böyle oluyoruz bir maçın skoruna göre" diyor.
e baba nasıl olmayalım?
akıl mantık alır mı bu dalgalanmayı. hele ki senede 34-36 hafta boyunca...
okan buruk'un masterclass maçlarından biri olarak tarihte ve gönüllerdeki yerini almış olan karşılaşma. başta noa noell lang, victor osimhen, gabriel sara ve barış alper yılmaz olmak üzere pek çok ismi maçın yıldızı olarak öne çıkarmak mümkün. hatta bu konuda yarı şaka yarı ciddi tartışma çıkacak kadar fikir ayrılıkları bile yaşanabilir. böyle bir maçta 2 golü atan mı, her golün bir yerinde ortalığı karıştıran mı, karşısındaki rakibi felç edip oyundan aldırtıp yerine geleni de oyundan attırtan mı daha kritik katkı vermiştir; ayırt etmek zor.
ancak okan buruk, formsuzluğuna ve hatalarına dair yapıcı eleştiriler bir kenara, fbjk troll örgütünün gazına gelip şımarıkça kendisini yerden yere vuran çok bilmiş bir grup taraftarı dahil herkese sağlam bir ders vermiştir özellikle ikinci yarıda sahaya koydurduğu şey ile.
bu maç son 1-2 aydakilere benzer bir şekilde ve/veya az farklı bile olsa juventus galibiyeti ile sonuçlansaydı bugün 2025-2026 sezonu ara transfer döneminde yapılmayan hamlelerden tut da okan buruk'un artık gönderilmesi gerektiğinden falan bahsedilecekti. öyle isimlere öyle roller verip öyle sonuçlar aldı ki hoca bugün bu dakika kimsenin aklına bile gelmiyor birkaç gün öncesine kadar sövme sebebi olan transfer hamleleri...
yazmakla olmaz aslında, tam anlayabilmek için goller harici adam akıllı bir uzun özetini ya da üşenmeyip tam kaydını izlemek gerekiyor bu maçın. hocanın da takımın da bu sezonki tepe noktası, en azından entry tarihi itibarı ile, artık burası. dışarıdan izleyenler bir kenara, hocanın ve takımın da alması gereken çok dersler var bu maçtaki performanslarından. her maç bu şekilde bir oyun beklemek haksızlık elbette. ancak sezonun önceki bölümünden bu maça dair pek çok iyileştirme yapılabilir. belli başlı değişimler bile bizi türkiye içinde çok rahatlıkla finiş çizgisine itekleyebilir.
burası biraz sözlük formatına aykırı ama, dün maçtan önce entry girerken "umarım doksanların ruhu, bizzat o ruhu yaratanlardan biri olan okan buruk önderliğinde sahadakilere sirayet eder" demiştim. özellikle ikinci yarıda tam da öyle oldu. bizler doksanlı yılların galatasaraylı çocukları olarak, galatasaray'ın avrupa'da her maça favori çıktığı, kendi favori olmasa bile rakibin favori olamadığı o sekansı çocukluğumuzun en güzel yerlerinde yaşadık. 25 sene sonra bile hala ara ara dillendirilen galatasaray'daki 2000 ruhu fantezisi, biraz da bizim jenarasyonun çocukluğuna duyduğu özlemle birleşen bir takıntıdır aslında.
dün tam olarak öyle bir gündü. tarafsız gözle bakanların bile, klasik ezeli rekabet refleksi hariç, en kötü ihtimalle ortada dediği bir maçtı. stada gidebilen herkes hem bu ruhu yaşadı, hem kendi ruhundan kattı, hem de müthiş bir olayı yaşadı. giremeyen belki de milyonlarca galatasaraylı farklı yerlerde farklı ekranların önünde inanılmaz bir şeye ortak oldu.
taraftar olmadan futbol, 22 adamın bir dikdörtgen içinde bir topun peşinden koşmasıdır. onu böylesine büyük bir endüstri haline getiren taraftardır. böyle akşamları var eden de taraftardır. ve böyle akşamlar da en çok taraftar için vardır.
sevinmek, gururunu yaşamak herkesin hakkıdır. doya doya yaşanmalıdır.
emeği geçen herkesin ayağına ve yüreğine sağlık...
doksanlı yılların galatasaraylı çocuğu olmak olayını yaşayan bünyeleri tanıdık hislerle yataktan kaldıran maç. doksanların sonu- ikibinlerin başında galatasaray'ın avrupa kupalarında her maça favori olarak, kendisi favori olmasa bile rakibin de favori olamadan çıktığı bir dönem vardı. 1980'lerin sonunda doğmuş çocuklar olarak, yeni yeni adım attığımız erken gençlik yıllarımızın en güzel hülyası o anne-babalara yalvar yakar izinlerle bölük pörçük izlenen(ya da izlenemeyen) maçların heyecanı ve sevinciydi.
bugün öyle bir gün işte...
rakip zor, hatta çok zor. ama biz de boş değiliz. belki 13. futbolcudan sonrası yok ama ilk 11'imizle en güçlü halimizdeyiz. üstelik juventus ile daha önce oynadığımız 6 maçta 2 galibiyet- 3 beraberlik- 1 mağlubiyet gibi ilginç bir istatistiğimiz var.
sözlüklerin ilk yıllarında olsak juventus'un daimi kocasıyız tarzı bir ifade kullanırdık da, devir çok değişti artık. hassasiyetler otosansür olup ayağımıza pranga oldu resmen...
iki takımın karşı karşıya geldiği son maçta*nda adeta doksanlar ruhu sarıyer'e inmişti. öğleden sonra, kar-balçık bir saha, bilete parası yetenin değil o kış kıyamette orada olmayı göze alabilenlerin girdiği bir tribün ve dövüşe dövüşe gelen bir 1-0'lık galibiyet...
umarım bu akşam da o doksanlar ruhu, o ruhu ruh yapanlardan biri olan okan buruk önderliğinde sahaya çıkan oyunculara bir değer de o eski güzel günlerin hatıralarına bir yenisini ekleriz...
oynanıp bitene kadar keyif alınması gereken maç.
bu tarz maçlar her zaman oynanmıyor. ve biraz gerçekçi gözle bakılınca, yapılan değişikliklere rağmen çeyrek final ve ötesinin 5 büyük lig dışı için mucize bir başarı olduğu günümüzde; şampiyonlar ligi'nde bizim seviyemizdeki takımlar için alınabilecek maksimum keyfi barındırıyor.
avrupa'nın en iyi takımlarından biriyle oynuyoruz. haftasonları kaçak göçek bile olsa "biraz futbol izleyelim" diye arandığmız premier lig'i yakın geçmişte bir süre domine etmiş bir takımla oynuyoruz. kulübesinde son 10 senedir futbola yön veren, trendi belirleyen teknik direktörlerden biri var.
üstelik en güzeli, kaybedecek bir şeyimiz yok.
bu maçta yenilirsek, hatta fark bile yersek manchester city'den fark yiyeceğiz. ne ligden düşmüş karagümrük'e karşı su kaynatmayla, ne 2 futbolcusu önceki gece ülkeye gelmiş antep'e karşı pozisyon üretememekle, ne de penaltı ya da kırmızı kart jokeri olmadan göztepe'ye bile diş geçirememekle denk tutulacak bir şey değil.
burası devler ligi. devler ligi cimbom'un evi.
biz böyle maçlar için yaşıyoruz.
normal bir maç ve sıradan bir rakip gibi yaklaşan taraftarı de eleştirmemek lazım. bizim ufuk çizgimizde "manchester city'i nasıl yeneriz" var. "manchester city deplasmanında böyle böyle yaptı" diye teknik direktör eleştirmek var.
bamşbaka bir yer arkadaşlar. kokain ticareti dönen limandan gelen paralarla hülle transferi yaparak ya da ligdeki takımların yarısına sponsorluk vererek falan çıkılabilecek yerler değil...
keyfini çıkaralım. umarım futbolcular ve teknik ekip de keyfini çıkarır.
son sözü de ufuk çizgimizi edirne'den alıp kopenhag'a taşıyan büyük imparator söylesin...
(bkz: sicilin parayla nüfuzla reklamla doldurulamadığı yerdeyiz)
eleştirilirken hatta istifası dahi istenirken sıradan bir teknik direktör muamelesi yapılmaması gereken hocamız. fatih terim 70'li yaşların ortalarına giderken çıkagelip onun teknik direktörlüğü gibi bir galatasaray başlangıcı yaptığı, 30 senedir fatih terim ile ilerleyen galatasaray'a ona en yakın güncel modeli sunduğu gerçeği unutulmamalı.
uefa şampiyonlar ligi 2025-2026 sezonu gol krallığında üçüncü sırada seyreden futbolcu.
kylian mbappe lottin dün akşam *nda 2 tane daha tıklatıp 11 gole çıktı. erling braut haaland adı lazım değil eski bir santrasitesiz gibi gol orucuna girdiği için uzun süredir 6'da kaldı.
(bkz: sıra sende victor sıra sende)
(bkz: 21 ocak 2026 galatasaray atletico madrid maçı)