oldukça tempolu, yorucu ve hırpalayıcı bir maçtan sonra çok kısa sürede yine çok diri ve ligin formda ekiplerinden bir takıma karşı oynayacağız.
tottenham maçındaki iyi oyun ve alınan galibiyetin coşkusunun bu maça iyi oyun olarak yansımasını umuyorum...
(bkz: 7 kasım 2024 galatasaray tottenham maçı)

maçtan önce 1 puana hayır demezdim, lakin oynanan harika oyundan sonra tottenham'ı yenmek ne kadar güzelse, şu oyunla maçın 3-2 bitmesi en az o kadar hayıflandıran ve insanın içini buran bir durum.
başlangıçlarımız, öndeki baskılarımız harika ötesi, ancak ilerleyen süreçte, özellikle ikinci yarının ilk 15 dakikasında yakalanan onca pozisyonun ama beceriksizlik, ama kaleci becerisi, ama şanssızlıkla bir şekilde değerlendirilememesi adeta maçın sonlarını bu sezon birçok maçta yaşanan duruma evriltti.
okan hoca da maç 3-2'ye gelmeden önce oyundan düşen mertens ve gününde olmayan icardi'yi oyundan alamayınca son bölümde oyunun sıkışması kaçınılmaz oldu.
neyse ki bu sefer korumasını bildik ve güzel bir galibiyet almış olduk...

beşiktaş camiasını kandıran bir sonuçla biten maç.
(bkz: hayırsız galibiyet)
belki buna sezon başındaki süper kupa maçı da eklenebilir.
(bkz: 3 ağustos 2024 galatasaray beşiktaş maçı)

rakibi tanımıyorum, sadece avrupa ligi'ndeki az alkmaar ve roma maçlarının özetlerine bakabildim. tek başına özet ne kadar fikir verir tartışılır elbet ancak görünen o ki fiziken diri ve hareketli bir takıma karşı mücadele edeceğiz. teknik direktörleri de verdiği maç demeci ile idealist genç biri izlenimini veriyor.
(bkz: oscar karl niclas hiljemark)

baştan belirtmek gerekir ki bu ligde herhangi bir takımı küçümseme lüksümüz yok. zira tam konsantrasyon sağlanmadığında başımıza neler geldiğine dair sonuçlar daha çok taze sayılır. bu nedenle ilk kural oyunun her anında tam konsantrasyon sağlamak olmalı.

maça gelince, rakibin maç özetlerinden gördüğüm çıkışlarının etkili ve hızlı olduğu, bu nedenle hızlı karşı hücumlar/kontralar yememek adına basit top kayıpları yapmadan hücumlarımızı sonunda taca bile gitse olabildiğince bitirmemiz gereken bir maç. belki de zaman zaman topu onlara bırakıp, biraz topla oynamalarına izin verip, yapacağımız ani baskılarla sonuca gitmemizin daha uygun olabileceği bir plan da cazip gelmiyor değil.

zaman zaman geçmişten gelen, sanki rakip 11 kişi ile topun arkasına geçmeden hücum etmek ayıp olurcasına yavaş oynama döngüsüne girmemeliyiz. paniklemeden hızlı oyun ana felsefemiz olmalı.
özellikle kapanan takımlara karşı akışta rakipten bir oyuncuyu dahi oyundan düşürmenin, bazen basit bir tacı dahi hızlı kullanmanın pozisyona ve gole dönebileceğinin farkında olmalıyız, zira çoğu zaman rakipten saliselik düşünme önceliği sonuca direk etki edebiliyor.

ve en önemlisi rakip malum iskandinav takımı, dolayısıyla fiziken maçın son anına kadar en az onlar kadar ayakta kalabilmeli, oyundan düşmemeliyiz. bu da oyuna müdahale dakikalarını kritik hale getiriyor. takımın oyun ve fizik kalitesini devam ettirecek müdahaleleri oyundan düşmeden ve gol yemeyi beklemeden zamanında yapmak çok önemli. zira süper ligde çok sık rastlamasak da bu arenada müdahalede birkaç dakika gecikmede dahi rakibin cezayı kesmesi çok uzun sürmüyor maalesef.

kadroyla ilgili eğer çift forvet oynanacaksa bunun mertensli olması riskli olabilir kanımca.
mertens + tek forvet (tercihen osimhen) ya da illa osimhen - icardi oynayacaksa, mertens'siz, ortada daha dinamik 4 lü (torreira - sara) + (barış - yunus - sallai'den ikisi) ile daha dinamik, ısıran bir kadro daha mantıklı olabilir.

özetle, zor ve özellikle fiziken yıpratıcı bir maç bizi bekliyor, 1-0 olsun bizim olsun...

kuzey avrupa takımlarına karşı oldum olası temkinli yaklaşırım. üstelik bu takım öyle ya da böyle gruplarda mücadele ediyorsa, ve de daha 2 hafta kadar önce yine öyle ya da böyle roma takımına üstünlük kurabildiyse bu beni daha da temkinli yapar.
1-0 olsun bizim olsun.
(bkz: 3 ekim 2024 elfsborg roma maçı)

yine bireysel hatalar olmadı mı, oldu, bunlardan dolayı goller yedik mi, yedik. lakin uzun zaman sonra her hattıyla ne oynadığını bilen, gerektiğinde coşkulu baskı, gerektiğinde ise sabırla o boşluğu bulana kadar topu çeviren, sürekli arayan, zorlayan, istatistikleri tavana vurduran bir takım izliyoruz.
umarım bunu sürdürülebilir istikrarlı bir hale getirebiliriz.
(bkz: 14 ekim 2024 izlanda türkiye maçı)

« / 15
Kayıt Ol