iyi maçları da oldu ancak sezon genelindeki ortalamasına ve oyun tarzına bakarsak bu akşamki maç özelinde oynamasını biraz riskli buluyorum. şöyle ki, solak olarak sağ kanatta oynaması ve ekseriyetle topla içeriye katetmeye çalışması artık rakiplerce ezberlenmiş ve tedbir alınabilen bir durum. bu da arada rakiplerini ekarte edip rakip ceza yayına doğru hızlanmasını sağlasa da, bir o kadar pozisyonda da topu kaybetmesiyle neticelenmekte, bu esnada gerisindeki sağ bek de bindirme yapmışsa kaptırılan toptan sonra geçmiş olsun, hele liverpool gibi anında senin kalenin dibinde bitebilecek takımlara karşı tam geçmiş olsun.
ha, performansında takımın onu tam anlayamadığını (kaç maçta arkaya boş koşu atarken bunların görülmediğini) da gördüm, kaç kere al da at türü asistinin hiç edildiğini de gördüm, bunlar da var ama genel itibarıyla ortası olmayan bir oyuncu. ya iyi ya da kötü. bu akşam sahaya çıkıp iyi tarafına denk getirirse turu alabileceği gibi, kötü gününe denk gelirsek turu da verebilir. öyle enteresan bir oyuncu.
(bkz: 18 mart 2026 liverpool galatasaray maçı)

cl lig kısmında telafisi olan maçlar oynandı ama ikili eleme maçlarının havası ve psikolojisi farklı olur. anlık şans dağılımım %65 liverpool - %35 biz şeklinde. bu yönüyle en kötü turu rövanşa taşıyacak, bir başka deyişle rövanşı formaliteye çevirmeyecek bir skora razıyım.

bunları kendi görüşüme göre kötüden iyiye sıralarsam;
3 farklı yenilgi çok kötü (rövanşta liverpool gezisi yapılmış olur)
2 farklı yenilgi kötü (rövanşı formaliteye yakın hale sokar)
1 farklı yenilgi normal (çıkmayan candan ümit kesilmez)
beraberlik fena değil (şansımız azalarak devam eder; %20 gibi)
1 farklı galibiyet iyi (%35 --> %45 olur)
2 farklı galibiyet çok iyi (%35 --> %55 olur)
3 farklı galibiyet muhteşem olur. (%35 --> %65 olur)

yine de anfield başka bir arena, oraya 5-0 ile de gitsen kafanda hep bir acaba olur.

özetle, zaten son 16'ya kalarak bu sezonki cl hedefimizi önemli ölçüde yakaladık. bu turda 2 beklentim var;
1- öncelikle eşleşmeden keyif almak ve ikinci maçın son dksına kadar turu geçme ihtimalimizin olduğu bir düello izlemek
2- buradaki yıpranmanın lige sirayet etmemesi ve sakatlık yaşanmaması...

allah nazardan saklasın,
her topa müdahale etme, ayak uzatma, kafayı sokma....vs. çok değerli ve ne kadar istediğini gösteren şeyler, lakin şimdi baktım ligde 2, cl'de 2 sarı kartı var.
bu demek oluyor ki cl'de sınırda, ligde de sınırın arefesinde.
dolayısıyla çok dikkat etmeli.
maalesef olmadığı bir senaryo cl'ni zaten bitirir ama ligi de inanılmaz zora sokar.
azami dikkat!
(bkz: 10 mart 2026 galatasaray liverpool maçı)

beşiktaş'tan zerre çekincem yok ama kafamdaki soru işaretlerinin tümü bizim takımın maça ne kadar konsantre olacağıyla, maçı ne kadar ciddiye alacağıyla ve bireysel hatalara yol açacak lakaytlıklardan ne kadar uzak kalacağıyla ilgili. umarım liverpool maçı bir günlüğüne beklemeye alınarak tüm odağımız bu maça dair olur.
bunu sağlarsak en kötü 1 puanımızı alırız.

açıkçası 120 dk süren hafta içi cl mesaisinden sonra diriliğimiz fena değilse de maçta gözüme çarpan bazı hususlar oldu, özetlemek gerekirse;
1- maçın hem ilk hem de ikinci yarılardaki başlama vuruşundan sonra henüz 1 dk geçmemişken rakibin kalemizde bitmesi ve net pozisyonlar bulması, ilk vuruştan hemen sonraki o dağınıklık hiç açıklanabilir değildi.

2- takımın taktik ve oyuncuların pozisyon disiplini kırılmaya çok müsait, bazı oyuncular hücumda ve savunmada nerede konuşlanacaklarını pek bilemiyorlar, bu da bizi dönen toplarda atak devamlılığı sağlayamayıp 8 oyuncunun fazladan ileri geri koşmalarına sebep olmakta. bence bunun da temel sebebi bazı oyuncuların kısa aralıklarla başka başka mevkilerde yer almasından dolayı. örneğin singo bir sağbek, bir stoper oynadığından stoper oynadığı bir maçta zaman zaman kendisini sağ bek zannedip sağa çok kaydığında tandemdeki ekürisi davinson ile aralarında rakibin sızma yapabildiği derin boşluklar oluştu.

3- bazı oyuncuların geri dönüşlerde gölge savunma ve jogging yapması.

4- orta sahamızın top rakipteyken çok yumuşak ve geçirgen olması, rakipte eğer topla mesafe katedebilen bir iki oyuncu varsa, maç içinde o kadar çok 2. bölgemizin hızlıca geçilip ceza sahamızın önüne sokuldukları anlara şahit olduk ki, bu önemli bir sorun.

5- üretkenliğimiz maalesef iyi değil, set oturtma pas sayımız gereksiz yere çok fazla olduğu gibi, pas hızı ve şiddetimiz de çok yavaş, o kadar pasla boşluk bulamamamızın ana sebebi de bu, rakibşn blok kaymalarını kıracak pas hızına erişemiyoruz, bu da oyunumuzu pozisyon üretme anlamında kabızlaştırıyor. hız ve panik arasındaki ince çizgiyi aşmadan pas akışlarımızı hızlandırabilmeliyiz.

6- hücumda şut tehdidimiz neredeyse hiç yok, şut çekmemiz lazım. ayrıca yine hücumda işi bitirecek son pas/şut tercihlerimiz çoğunlukla yanlış, bu da oraya kadar yapılan bütün set hazırlığını çöpe atmak demek.

7- duran toplarda bir ara sağlanan iyileşme yeniden kaybolmuş durumda, özellikle üretilemeyen maçlarda tam bir kilit açıcı, hele ki son haftalara girerken daha bir önemli.

8- elbette kimsenin hakkını yemeyelim ama lehimize olan gerek penaltı (osimhen'e gelen darbe), gerekse de potansiyel kırmızı (davinson'un kaval kemiğine tabanla basılması) oyuncularımız 5-10 sn'de dikiliyorlar, kendimizden eminsek yatın kardeşim, seyirci de o anda kulakları sağır edercesine hakemi etkilemeli, ki var da seve seve devreye girsin, sen böyle hemen kalkarsan oyun kaldığı yerden devam eder, bak akşamdan beri singo da singo, o da hem sarı/kırmızı tartışılır, hem de maçın bitimine saniyeler kala olan, skora üsttekiler kadar değil, hiç etkisi olmayacak bir pozisyon. algı böyle bir şey, amaç semeresini derbide almak. taraftarın, camianın, oyuncuların azami dikkatli ve akıllı olması elzem.
(bkz: 7 mart 2026 beşiktaş galatasaray maçı)

en ufak bir rotasyon kaynaklı puan kaybı lüksümüzün olmadığı bir maç, aynı kalan haftalardaki tüm maçlarımız gibi. hiç bir maç oynanmadan, en az karşındaki rakip kadar mücadele etmeden, koşmadan, istemeden kazanılmaz. okan hoca elindeki en formda on bir ile sahaya çıkıp maçı kazanmalıdır.
beşiktaş ve liverpool maçları vakitleri geldiğinde konuşulur.

içerdeki 0-3'lük skordan sonra gönüllerden şöyle handikaplı bir sonuç geçse de beklenenin aksine gerek nottingham forest'in pl'deki pozisyonu ve düşme hattının hemen üzerinde yer alması hem de fener'in eksikleri nedeniyle düşük tempoda, al gülüm ver gülüm tadında bir maç olmasını bekliyorum.
kuvvetle muhtemel vitor pareira'nın da eski günlerin hatırına takımını fazla kastıracağını düşünmüyorum.
özetle yatın uyuyun, sabah işinize okulunuza geç kalmayın derim...

avrupa'da yarı finale kadar hiçbir netice bana lig şampiyonluğundan önemli gelmiyor, elbette bunun sebebi ligimize karşı olan aşkım değil, bir sonraki sene de bu mecralarda yer alıp, yine juve'lerle, city'lerle boy ölçüşebilmek için.
bu demek değil ki juve maçlarına prestij için çıkalım, peşinen turu verelim. inşallah eleyelim ancak elemek ya da elenmek, sonunda bize lige de mal olmamalı. zaten başta burası olmak üzere birçok mecrada "kadroyu geniş tutun, orta saha alternatifiniz bol olsun ki iki tarafı da idare edebilelim" diye kimine göre uyaran, kimine göre yangın çıkaran taraftarın da yırtınma sebebi buydu.
bugün juventus gibi sert bir takıma karşı lemina gibi takımın sertliğini en az %30-40 arttıran bir oyuncunun olmaması ciddi handikap, orta sahamızın rakibin sertliğine, temaslı oyununa vereceği cevap, oyunun iki tarafa git gel yaptığı temposu yüksek dakikalardaki dayanıklılığı ve alacağı aksiyon turun belirleyicisi olacak diye düşünüyorum.
deplasman gol kuralının kalkmış olması eskisi gibi yemeden galibiyet yerine salt galibiyeti daha önemli kıldı. 1-0, 2-1, 3-2....vs. bir şekilde kazanmalıyız. akıllı ve ekonomik oynarsak, maça iyi başlamak kadar iyi bitirmenin de önemli olduğu bu turlarda 90 dk boyunca ayakta kalabilir, rakibe fiziken cevap verebilirsek neden olmasın diyorum. inşallah bu maçı bir şekilde kazanalım, rövanşı vakti geldiğinde değerlendiririz artık...

umarım en kötü böyle biter. 1-2 gol daha yersek ve diğer maçlarda da beklemediğimiz sonuçlar gelmeye devam ederse ilk 24'ün dışında kalma ihtimalimizin pek de az olmadığı bir senaryo gerçekleşebilir.
ha, bunun sebebi bu maç olmaz elbette, usg ve monaco maçlarına dönüp bakmak gerek.

evet, kendisini inanılmaz geliştirdi, evet, olmadığı maçlarda ciddi üretme sıkıntımız oluyor ama ne yaparsa yapsın fiziki yetersizliği, oyunu bir türlü ele alamayışı ve istikrarszılığı ile hiç bir zaman bu takımın ana dişlilerinden biri olma şansı pek olamayacak gibi.
bu açıdan kadroda olması hücum çeşitliliği açısından önemli olsa da, kendisi maalesef hiç bir zaman üzerine oyun kurgulanacak dominasyona ve istikrara sahip bir oyuncu değil. zaten öyle bir beklentiye girip de üzerindeki baskıyı arttırdığımızda yapabildiği şeyleri de yapamayan bir oyuncuya dönüşmekte.
yine de bay biraz dikkatli vursaydı, geceyi bir asistle tamamlayacaktı, kısmet diğer maçlara artık.
(bkz: 21 ocak 2026 galatasaray atletico madrid maçı)

« / 15 »
Kayıt Ol