muhteşem bir futbolcu ama posası çıkmıştır muhtemelen. nerdeyse 10 yıldır premier ligde kesintisiz oynuyor.

ilkay da öyleymiş mesela, aşırı sevinmiştim geldiğine ama malesef onun da posası çıkmış. acı bir tecrübe oldu ama şu net artık, premier lig top 6'da uzun süreli oynamış topçuyu almayacaksın. bunlarda adele, bağ, kemik falan kalmıyor çünkü. seviye düştükleri anda sağdan soldan patlıyor vücut.

yayıncı kuruluşun iki hakeminin kazımcan'ın pozisyonuna devam dediği maç.

burda maç sonu galibiyeti içine sindiremeyenler, bu penaltı verilmediyse konuşulacak bir şey yok diyenler, geçen haftanın diyeti ödendi diyenler...yani öyle tek tük de değil yorumların nerdeyse %30-40ı bu şekildeydi.

bu dostlarımıza yoğun sosyal medya kullanımını, özellikle twitter, bırakmalarını tavsiye ediyorum. tabii ki herkes ne yazacağı konusunda özgür burda ama herkesin galatasaraylı olduğuna emin olduğum tek platformda ve bir maç sonunda; yayıncı kuruluş hakemlerinin bile çoğunluk oranında penaltı olmadığını söylediği pozisyon için takımımız aleyhine onlarca yorum okumak beni baya şaşırttı. bir kısım kural bilgisi eksikliği nedeniyle bunu yapmış olabilir ama önemli bir kısmın da farkında olmadıkları bir şekilde manipüle ediliyor olduğuna eminim.

--- alıntı ---

eğer oyuncu aşağıdakileri yaparsa, bu bir ihlaldir:
• topa bilerek eli/kolu ile dokunursa, örneğin elini/kolunu topa doğru
hareket ettirmek
• vücudunu doğal olmayan bir şekilde büyüttüğünde topa eli/kolu ile dokunursa.
bir oyuncunun elinin/kolunun pozisyonu, oyuncunun belirli bir pozisyon için
yaptığı vücut hareketinin bir sonucu veya gerekçesi değilse, oyuncu
vücudunu doğal olmayan şekilde büyütmüş olarak kabul edilir. oyuncu
elini/kolunu bu pozisyondu bulundurarak, topun eline/koluna isabet
etmesinin ve cezalandırılmanın riskini almaktadır.
• rakip takım kalesine;
• kaleci de dahil, kazara bile olsa eli/kolu ile doğrudan
• top eline/koluna kazara bile olsa temas ettikten hemen sonra
bir gol atarsa.
--- alıntı ---

şimdi güncel ifab dökümanından aldığım bu metni okuyun ve şunları cevaplayın;

1- kazımcan bilerek elle oynuyor mu?
2- kazımcan'ın kolu doğal olmayan şekilde vücudunu büyütüyor mu?
3- kazımcan'ın kolunun konumu pozisyon için yaptığı hareketin sonucu değil mi?

bu soruların herhangi birine net olarak evet cevabı veremiyorsanız o pozisyon penaltı değildir.

çocuk bilerek elle oynamıyor, kolunu doğal olmayan şekilde açıp vücudunu genişletmiyor ve pozisyon icabı hareket ediyor. peki nasıl penaltı oluyor pozisyon? ilk sözlükteki arkadaşlarımız açıklayabilirler isterlerse.

doğal konumdaki ele yakın mesafeden gelen top için penaltı bekleyenleri okuduğumuz, hem de galatasaray sözlükte okuduğumuz maç.

enteresan işler.

singo, yunus ve osimhen yok, eğer konuşulduğu gibi lemina ve jakobs da olmayacaksa bambaşka bir şey oynamamız gereken maç. çünkü futbolsever bir avrupalıya şuan galatasaray'ı sorsanız aklına ön alan presiyle rakibi boğan ve kazandığı ikinci toplarla sürekli atak yineleyen bir takım gelir. yani böyle ifade edemez muhtemelen ama aklında canlanan bu olur.* ancak bu futbolcular olmadan bu oyunu oynamak imkansız.

takımımızın bir şekilde oyunun temposunu düşürüp, rakip ceza sahasında ilkay'ın icardi'nin bir şeyler karıştırmasını sağlayacak ortamı oluşturması gerekiyor. ya da sane'nin birebirlerine alan açmak, ikiye bire adam getirmek vs. gibi set oyunları kurmak gerekiyor. bunlar bir gecede öğrenilecek şeyler değil o yüzden ne kadar başarılı olabiliriz bilemiyorum.

sadece osimhen sağlıklı olsaydı çok şey değişirdi, rakibin tandem üçlüsünün ortasında yer alan oyuncu çok ağır ve hantal görünüyor. hayatının maçını tersten oynatırdı osimhen muhtemelen ona. çok büyük talihsizlik.

ailevi problemlerini çözmek ve çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmek istiyorsa futbolu bırakması gereken oyuncumuz.

hala fazla kiloların varken, çevikliğin veteran seviyedeyken ve bence bir maçın 20 dakikadan fazlasını çıkarabilecek kondisyona sahip değilken yine milli takım arası tatilini uzatıyorsun. kimileri diyor ki salı günü gelecek, kimileri perşembe diyor. ama yok çarşamba da gelebilirmiş. belli bir konsensüs yok bu konuda. sanırım keyfi ne zaman isterse o zaman gelecek.

buradan ayrıldığı anda kariyeri sneijder'inki gibi olacak. o da 1 sene nice, 1 sene katar yaptıktan sonra futbolu bırakmıştı. ki sneijder ayrılırken ne sakatlık geçirmişti ne de kötü bir sezon, yanlış hatırlamıyorsam 15'ten fazla sezon içi asisti vardı. icardi de maksimum nice seviyesi, hatta bence en fazla italya'nın orta-alt sıra takımlarından kontrat alabilecek. sonrasında gözden uzak bir yerde bir sene daha belki geçirip futbolu bırakacak.

bunun böyle olacağı 2+2=4 gibi bir gerçek, tek alternatifi bunu öngörüp bütün yaşantısını değiştirmesi. 20 yaşındaymış gibi çalışıp, tesise en erken gelen ve en geç çıkan olması gerekiyor. başka bir alternatif yok. ama başta söylediğim gibi, eğer isteği ailesiyle vakit geçirmekse o zaman kimseyi yormadan devre arasında futbolu bıraksın. iyi hatıralarla bitmesi bu hikayenin çok daha mutlu bir son olur.

sezon başından beri 6 tane milli takım maçına çıkan oyuncumuz. tapusunu aldığımızdan beri bizle sadece 3 tane şampiyonlar ligi maçına çıkabildi. dünküyle birlikte milli takımda 2 kez sakatlık yaşadı, son sakatlığı ne kadar sürecek ve daha kaç tane şampiyonlar ligi maçı kaçıracak belirsiz. sonrasında da afrika kupasına gidecek zaten.

bu adam bizim oyuncumuz mu, yoksa nijerya milli takımından kalan müsaitliğinde bizle maçlara mı çıkıyor? böyle bir absürtlük görmedim ben hayatımda.

savic sakatlandı çıktı, oulai en az 3 dakika yerde yattı, 8 tane değişiklik yapıldı ve 4 dakika uzadı maç.

4. hakem ya saymayı bilmiyor ya da kafası karışık. çok garip bir karar.

sağlık olsun, trabzon iyi bir takım kurmuş. barışın berbat hali ve ilkay'ın yokluğu bizi bozuyor. devre arası böyle maçlarda sahaya atılabilecek bir kanat takviyesi lazım.

görmek istediğim her şeyi gördüğüm için skorundan bağımsız bir şekilde beni çok mutlu etmiş olan maç.

maç öncesi aklımdan geçenleri bire bir yansıtarak böylesine bir maçın nasıl oynanması gerektiği konusunda ders verdi okan hoca. frankfurt maçından sonra bu maçın telafisi anca liverpool galibiyetiyle yapılır demiştim, herkesin emeğine sağlık.

son olarak, sen insan mısın be torrik? *

haddini bilerek oynayacaksın bu maçı.

senin haddini bilerek yapman gerekenler belli. tehlikeli bölgede top kaybetmeyeceksin. rakip futbolcuya kolay şut imkanı tanımayacaksın. normalde yaptığının iki katı kadar faul yapacaksın ama kırmızı kart yemeyeceksin. kendi kalene yakın bölgede top çevirmeyeceksin. rakibini kovalamayı bir dakika olsun bırakmayacaksın. en az rakibin kadar koşacaksın. taçları, kornerleri, kaleci vuruşlarını yavaş kullanacaksın. sert, katı ve kompakt duracaksın oyunun her bölgesinde. hasbelkader pozisyona girersen de bu fırsatın bir daha gelmeyeceğini bilerek tüm konsantrasyonunla vuracaksın o topa.

bunları yaparsın yine yenilirsin önemi yok. ama emin ol ezilmezsin, fark yemezsin. en azından taraftarını eve utançla göndermezsin.

« / 6 »
Kayıt Ol