sanırım şuan neredeyse tüm fenerbahçeli muhabirler tweet atmak için ali koç yönetiminden gelecek taslak metni bekliyorlar. öyle derin bir sessizlik var ortalıkta. tek sıkıntı admin ali bey online değil heralde *

kendisini 9 milyon euro bonservisle almış gibi olmuşuz. yıllık ücretini zaten her türlü ödeyeceksiniz ona yapacak bir şey yok.

böyle bir oyuncu için ,hele de yaşı daha 29'ken, müthiş bir anlaşma olmuş.

"takım içi dengeleri" bozmayacak bir miktara bitirmişiz işi. kimse sane'nin aldığı 9 milyon euro'ya takılmaz. osimhen'i de benzer şartlarda çözüp artık bundan sonra asker futbolculara dönmeliyiz.

yağmuru şanssızlık olarak adlandıranlar var. 2025 senesindeyiz yahu, arjantin'in patagonya yaylalarından uzak doğunun yağmur ormanlarına kadar nerde ne zaman ne yağacak hepsini biliyoruz.

bu tarih yağmur beklentisine rağmen tamamen eray yazgan beyefendinin tıpkı kale arkası yayınında açıkladığı gibi "25.05.2025 gibi bir tarih geldi kaçırmak istemedik büyük fırsattı bla bla bla" şovundan dolayı belirlendi. 25.05te kupa kaldırılınca ne oluyor eray diyen bir kişi de çıkmadı bu arkadaşa anlamadım ama yağmurdan sırılsıklam olan, tuvalet bulamayan, yemek yemeyen ve saatlerce ayakta bekleyen 500bin kişinin hesabını sadece istifayla verebilir bunu bilsin.

resmi hesaplarından açık açık talep ederek yabancı elit hakem getiremeyen galatasaray yönetiminin daha başlamadan kaybettiği maç.

hiçbir yabancı elit hakem frankinin pozisyonuna kırmızı kart vermez, var'dan da müdahale almaz. yönetim pısırıklığının ve basiretsizliğinin muhakemesini yapsın.

kendisinin istifasını isteyenlerin diğer yorumlarına bakarsanız çoğu simeone'nin 15 yıldır atletico hocası olmasını, ferguson'un 20 küsür yıl manu'nun başında kalmasını falan övüyorlardır.

ancak iş kendi hocasına gelince hemen asar, keser, istifa ister. sanki yukarıda saydığım adamların hepsi hep en tepede kalmış, hiç düşüş yaşamamışlar gibi.

bu toprakların en büyük sorunlarından biri başarının sabır, emek ve fedakarlık gerektirdiğini bilen insanların sayısının çok az olması. bizde o yüzden startup'tan çok komisyoncu vardır mesela, herkes birbirinin üzerinden para kazanmayı çok sever ama iş üretmeye gelince bir iki dener sonra vazgeçerler.

bırakın bu adam bu sene başarısız olsun yahu. ne olmuş dünyanın sonu mu? aynı adam değil mi iki sezondur puan rekoru kıran? avrupa diyeceksiniz, bayern'i yarı sahasından çıkarmayan aynı adamın takımı değil miydi? okan hoca'dan önce her sene avrupa'da çeyrek final yapıyorduk da şimdi mi başarısız oluyoruz?

5 sene, 10 sene kalsa, takımıyla birlikte gelişse, büyüse fena mı olur? çok mu zor buna müsade etmek?

neden 3 farklı galibiyete ihtiyaç duyduğun maçta zaten uzun zamandır bekte kullandığın sallai'yi tercih etmek yerine cuesta'yı sağ bek oynatıyorsun? sallai'yi orda kullansan ve öne yusuf'u atsan daha tehditkar bir takım olmaz mısın 50bin taraftarının önünde?

ben cevap vereyim, çünkü lemina yerine cuesta'yı listeye yazdığın için hatalı olduğunu biliyorsun ama bunu itiraf edecek bir hamle yapmaktan korkuyorsun.

sahada takımının paçavraya çevrilmesinden korkmuyorsun ama çelişkili görünmekten korkuyorsun.

hiçbir zaman hatırlamak istemeyeceğimiz bir avrupa sezonu. çok yazık dökülen milyon eurolara.

neye göre istenmediğini anlayamadım. jakobs sezonun yarısını sakat geçiriyor, berkan'ı oraya çektiğimizde sakarlığı yüzünden sürekli pozisyon yiyoruz, jelert fizikli bir kanat oyuncusu karşısında helva gibi dağılıyor. frankowski deniyor ama onun da 4lü bekinde çok fazla zaaf gösterdiğini lens taraftarı bile yazmış, onu geçtim adam sağ kanat. napalım yine barış'ı mı çekelim sol beke?

çok net bir sol bek ihtiyacımız var ve buraya kontenjandan dolayı yabancı oyuncu alamıyoruz. erenden daha iyi bir alternatifi olan varsa söylesin.

ek olarak bu transferi as kadroya yapmıyoruz tabii ki, üçlü başlasak bile maçın gidişatına göre 4lüye veya 5liye döndüğümüz senaryolar oluyor. bu durumda kulübeden eren'i atacağız sahaya, mis gibi transfer. maliyete gelirsek cuesta'ya 8 milyon euro ödendikten sonra ben o bahsi kapattım ama trabzonspor devre arasında as oyuncusunu neden ucuza bıraksın o kısmı da sorgulamak lazım.

disiplin talimatnamesinde sahadan çekilen takımın tazminat ve masraflara katlanacağına dair madde var.

toplam maç günü hasılatı, biletler, manevi tazminat cart curt 50-100 milyon neyse davası açılsın hemen. oraya bu soğukta gelen, hayatında ilk defa galatasaray'ı izleyecek çocuklar var. yönetim bunun hesabını kapatmazsa yazıklar olsun.

4.70 xg'den iki gol çıkarabildiyseniz başka hiçbir yere bakmaya gerek yok. rakip kalecinin yıldızlaştığı söyleniyor ama bence sadece istatistikte böyle, bir kaç pozisyon hariç vurduğumuz topların tamamı üzerine. sallai'nin şutunda rakibin muhteşem kalecisi neden çaresiz? çünkü basit ve net bir vuruş. asıl onu çıkaran kaleci size puan kazandırır.

tottenham maçında da yine aşırı gol kaçırarak az daha puan veriyorduk. geçen hafta benzer sebepten bodrum'u yenemiyorduk. bu hafta artık çekirge sıçramadı. bunun sebeplerinin araştırılması lazım. çok gol kaçırıyorsak demekki final vuruşlarına doğru nefesle gelemiyor futbolcular. özellikle ilk saha maçlarında presin dozunu azaltıp tempoyu biraz düşürmek gerekiyor olabilir. "gol pozisyonuna giriyoruz hocalık ne var" diyenlere aldırmayın, bu da çok önemli bir teknik adam konusudur.

aslında bu maçı da öndeyken verdik, serdar dursun'un bomboş kaleye yuvarlayamadığı top nedeniyle şuan yangın yeri değil burası. o pozisyonun var'dan dönmeyeceği çok net, hakem takdiri denilip verilirdi gol.

geçen hafta hep aynı şeyi yazdım, yine yazacağım. oyunu tutmayı hiç bilmiyor bu takım. asıl sebebi de teknik heyet de bilmiyor. bugün yine 90+da merkezin en gerisinde konumlanması gereken torreira prese gidiyor, sara 3. bölgeden dönmüyor. bats topu köşede tutacağına adam geçmeye çalışıyor. şaka gibi şeyler bunlar.

umarım milli takım arasında buna kafa yorarlar, başta hoca ve her şeyi danıştığını gördüğümüz irfan saraloğlu.

« / 6
Kayıt Ol