donnaruma. başka isme gerek yok eğer uçuk paralar harcanacaksa.
eğer 10-12 milyon maaştan bahsediyorsak, o paraya yakışır bir adam alın. gerekirse 3-5 daha fazla verin ama değsin verilen paraya. bu ayar birisini alamıyorsanız bırakın livakovic oynasın. ederson falan bunlar livakovic'in makyajlanmış halinden öte değil.
eskisi gibi buffonlar, casillaslar, van der sarlar falan havada uçuşmuyor. bu kadar üst düzey kaleci yok şu an futbolda. son örneği neuer idi, o da bitti artık haliyle. bir tek donnaruma kaldı diğerlerinden fersah fersah önde duran... ve ne şanstır ki o da kulübüyle problem yaşıyor. bırakın city'e kolaylık sağlamayı. ilgilenmeyin ederson ile. o city'de kalsın paşa paşa... siz donnaruma'da da fırsat transferi kovalayın. alamıyorsanız livakovic de ederson kadar top kurtarır. ederson öyle ahım şahım bir kaleci değil. city o kadar baskın bir dönem geçirdi ki kalecisini görmeye pek fırsat olmuyordu senelerdir. donnaruma başta ve rakipsiz olmak üzere belki biraz raya ve diogo costa top class sayılır şu an sadece... gerisinin seviyesi aşağı yukarı birbirine denk.
yok illa livakovic gidecekse, 10 milyon maaş vermek yerine gidin restes veya tzolakis çekin kaleye 10-15 milyon bonservise. seneye veya 2 sene sonra 30'a belki 40'a giderler. gitmezlerse de 10-12 sene kaleci aramayız.
müsaadenizle ben içi geçmemiş büyük hoca fanatiği olarak üstüme alayım bu mesajı, cevap vereyim.
bence de başımıza gelenler aykutçu ve ismailci olanlar yüzünden geldi. kulübün içine vasatlık tohumları ekildi bu isimlerle çünkü. kaka yerine holmen'i alalım, daha çok koşuyor diyen adam ve onun tedrisatından geçip çıkan, hocalık yapmayı beceriyle değil sırayla gelen bir şey olarak gören yardımcısı yüzünden bu haldeyiz.
sorsanız eskiden ligde yerliler yeterli değildi derler ama şimdi giray bulak'ın, samet aybaba'nın falan yerine geçen tüm yeni nesil yerliler guardiola, klopp gibi zannederler. ligde tek tük iyi yerli var, haklısınız. ama sizin değiller... rakibin eskisi onlar. size ya gelmezler ya da gelseler de içerde dizisi çekerler...
ama bir türlü fark etmezler bu yerli meftunları. bakın, galatasaray'ın okan buruk'u var. o gitse arda turan'ı var. bakın adam eyüp'ten shakhtar'a gitti... ne ile nasıl gitti ? bu kadar kolay olsa türkiye'den çıkıp gitmek hoca olarak bizdekiler niye gidemedi ? beşiktaş'ın da bir tek sergen yalçın'ı var... bir yere gidemese bile beşiktaş'a yeterli geliyor... beşiktaş da zaten bu kadarlık bir takım artık. 3 büyükler falan hikaye oldu. 2 tanesi kaldı, birisi bariz şekilde öne geçti. kabul etmek lazım bunu artık... ona göre de aksiyon almak lazım.
ama fenerbahçe'nin eski futbolcuları nerede ? bir de onu düşünse bu yerliciler keşke... nerede tuncay ? çorum fk... yarın nerede olur ? en fazla sakarya'ya geri döner... nerede volkan demirel. youtube'da... (ki şans verilecekse hiç itirazım yok. denenecekse volkan denensin en azından. belki ruhla, gazla bir şeyler değişir. bir de fenerbahçeliliğinden kendim kadar emin olduğum tek adam, her ne kadar kaleciyken çok eleştirsem de. bile isteye ihanet etmez.) nerede rüştü? nerede gökhan gönül? nerede alex? alex'i de yerli sayarız herhalde bunca seneden sonra... devam edeyim eskilerimizden, yabancılara da bakalım... bugün antrenörlük yaşında olanlardan nerede hooijdonk ? nerede aurelio ? nerede lugano? nerede luciano? nerede uche? nerede högh? nerede appiah? bunlar bizim yakın tarihimizdeki en güzel zamanların emektarları değil mi? hangisini alıp elinden tutmuşuz da hoca olsun diye desteklemişiz ?
kim var kim ? yine mi ismail kartal ? bizden sonraki en büyük başarısı iran'a gidebilmek olan... yoksa artık futbolun bile terk ettiği ersun yanal mı yine? kimsenin emre belözoğlu veya elit teknik direktör aykut kocaman diyeceği yoktur herhalde... varsa da hiç konuşmaya gerek yok zaten.
klopp'u kim istemez, ama zannetmiyorum. adam liverpool'dan, dolayısıyla futboldan sıkılıp mesleğe ara verdi. mesleğe döndüğünde de muhtemelen yine uçuk kaçık kulüplerden birisi ile döner bence.
diğer iki aday da benim içime fazlasıyla siner. yıllarca burada "içi geçmemiş büyük hoca istiyorum" diye yırtındım adeta... yok olmayacaksa da altına roger schmidt yazarım ya da hırslı daha yolun başında sayılabileceklerden marco rose yazarım demişimdir. marco rose'a ekstra bir sempatim de vardır. oynattığı futbolu çok beğenirim. ama akademi takımı gibi takım lazım ona da. alıştı red bull grubu takımlarında sistematik hocalık yapmaya. bizim gibi başıboş bir kulüpte sudan çıkmış balığa dönebilir bir anda.
daha da komiği eski mesajlarımı hatırlayanlar varsa, zidane boşta gidin alın, ancelotti boşta gidin alın vs yazarken bir tek mourinho'nun ismini yazmazdım listeye. ama ilk ve tek büyük hocamız da kendisi oldu. yine de gelmesine sevindim. büyük pr demektir mourinho çünkü. şimdi gidip hakkımızda atıp tutsa bile adımızın bir süre daha manşetlerde olması iyi bir şey. reklamın iyisi, kötüsü olmaz çünkü.
konuya dönersem, keşke bu üçlüden birisi olsa... artık alman disiplininden veya benzer sağlam ekollerden bir hoca görmek istiyorum. ortadoğu ve kuzey afrika'dan topçu almayalım demek dışında hiçbir ülkeye, topçuya da karşıtlığım yoktur. bunu da topçuları kendilerini çok saldığı için söylerim. ama gerçekten portekiz'in p'sini duymak dahi istemiyorum artık.
ama ali koç'un etrafındakiler daha şimdiden aykut kocaman veya ismail kartal diye kafa ütülemeye başlamışlardır. ali koç da 1 ay sonra yolcuyum, bırakayım yeni yönetim hoca seçsin de diyecek biri değil. onu da biliyoruz.
belki yine çok yavaş karar alır da yırtarız. yeni hocayı yeni yönetim seçer belki... (keşke)
akşama rakipte pavlidis'i izleyeceğiz eğer lage garip bir 11 çıkartmazsa. komple forvet nasıl olur onu da göreceğiz. maalesef... en çok da defans korkutuyor beni. mert ve oosterwolde bu adamı tutamaz. pavlidis çok zeki topçu. skriniar'dan uzak kalmaya çalışacaktır maç boyu. skriniar ivanovic ile uğraşırken pavlidis de skriniar - mert veya skriniar - oosterwolde arasına koşu atarak yapacaktır bunu. 2 stoperi kendine çektiğinde aradaki boşluğa sarkacak adamlar aursnes ve schjelderup... ikisi de rahat top alırlarsa ceza sahası civarında, bitirici özellikleri iyi oyuncular.
bunu ben oturduğum yerden görüyorum, umarım mourinho da görüyordur...
görüyorsa bu maçta bize net 2 stoper lazım olduğunu, 4'lü sistemin daha iyi çalışacağını da görmesi lazım. en kötü ihtimalle djiku'nun oynaması gerekir bu maçta skriniar'ın yanında. yusuf da olabilir belki ama yusuf ağır kalabilir bu maç özelinde. yoksa topu oyuna sokma özelliğini beğeniyorum... skriniar ivanovic ile cebelleşirken djiku da daha seri olduğundan pavlidis'e kilitlenmeli. oosterwolde'nin yapacağı iş değil bu. mert hiç yapamaz zaten. oosterwolde ve mert yedek olmalı. semedo ve archie klasik bek oynamalı. aursnes ve schjelderup'u iyi kapatmalı.
bu eleme turu bu eşleşmeler üzerinden tanımlanır bence. benfica daha baskın oynayacaktır. biz geçişten gol arayan taraf olacağız yine.
dzeko gittiğinde, en nesyri'yi de paketleyip göndermeliydik. yerine de pavlidis tarzı bir adam alıp geri kalan kaynakları da pavlidis'i besleyebilecek hareketli iki kanat oyuncusuna kullanmalıydık.
şu paslaşmaları maç boyu yapsak, hiç gerilmeden maç izleyeceğiz işte.
dinlenmek için, yorulmamak için illa topu rakibe vermek gerekmiyor. tek sıkıntımız bu bizim şu an kadar ki süreçte, tüm sezonda.
bir tane daha şöyle şansa sallasak da ülke puanına katkıda bulunsak keşke. güzel olur galibiyet, "hiç şart olmasa da"
yalnız kostic'e çok yüklendik. bu maçta da canını dişine taktı koştu. bence çıkması gerekenlerden birisi de oydu. fazla yoruldu gibi geliyor bana.
galiba derbiye en-nesyri ve talisca ile çıkmayı düşünüyor mourinho. dzeko'yu bu kadar sahada tutmasının mantıklı açıklaması bu olabilir bence.
irfan can da doğrusunu yaptı. takımı dinlendirdi resmen 2-3 dakikadır. ne dinlenirsek kârdır.
skriniar sezonun transferidir. ne yapın edin yazın alın bu adamı. yıllar sonra iyi bir stoper bulduk, kaçırmayın.