katılıyorum, sonuna kadar haklı bir konu bence de.

büyük bir terbiyesizlik yapmadıysa oyuncu, kesinlikle maç oynanırken ıslıklanmamalıdır. hele ki performanstan ötürü hiç ıslıklanmamalıdır...

ki mert müldür efendi bir oyuncu. iyi oynar, kötü oynar o başka. ama formaya bir saygısızlığını hiç görmedim. taraftarla dalaştığını da hiç görmedim.

haksızlık ediliyor. oyuncu kötüyse maç biter, 3-5 dakika hep bir ağızdan küfürsüz, hakaretsiz protesto edilir. bu protesto hocanın kulağına nasıl olsa gider. twitter'ı zaten okumayan yoktur. oradaki eleştirilerin hoca da farkındadır oyuncu da.

neymiş orta açılacakken adamını biraz boş bırakıp ceza sahasına yönelmiş. diyelim ki ayağını koydu ama yine de orta açıldı. içerideki adama o kafayı vurduranları niye ıslıklamadınız o zaman ? kale direğinden bir adım ötede pozisyon almış kaleciye ne demek lazım ?

çünkü günah keçisi lazım... her zamanki gibi faturayı tek adama kesip akşama oooh bakın ne güzel taraftarlık yaptık, görevimizi yerine getirdik demekten başka bir açıklaması yok bunun.

ayrıca eğer doğruysa, nişanlısına gerçekten ağza alınmayacak laflar edildiyse kulübün bunu yapan "varlıkları" tespit etmesi gerekir. adamın nişanlısının ne suçu var ? biri gelip sizin eşinize, çocuğunuza, sevgilinize laf atsa ne hissedersiniz ?

yarın asensio da bir top kaybedecek ve gol yiyeceğiz. bunu hepimiz biliyoruz. skriniar da ıska geçecek bir tane. çünkü maldini de bazen ıska geçiyordu, ronaldinho da top kaybediyordu. futbol bu. her oyuncu illa ki hata yapacak.

bu taraftar grubu için söylüyorum, zaten morali düşen oyuncuyu ayağa kaldırmak, takımı motive etmek yerine iyice küstürüp başını iyice öne eğdiriyorsanız gitmeyin maça falan. oturun tv'den izleyin maçları. maddi durumunuz varsa, kombineye para vermektense gidin forma alın, sokaktaki çocuklara hediye edin, 3-5 çocuk daha fenerbahçeli olsun en azından. oradaki 50.000 kişinin görevi takımı desteklemektir. yapınız, tarzınız böyleyse, ilk hatada sinirleniyorsanız ve kendinizi, takımı aşağı çekiyorsanız orası size göre bir yer değil.

üstten konuşmuyorum bu arada, yanlış anlaşılmasın. kendim de "tribünde takımı ateşleyecek birisi değilim". benim de mizacım öyle değil. ben de maçları sakin, sessiz izlemeyi severim mesela. herkes gibi kazanınca sevinir, kaybedince çok üzülürüm. hatta sinirlenirim. o yüzden de istanbul'da olduğumda, çok önemli bir derbiye veya avrupa maçına denk gelmezsem ve aslen ankara'da yaşamam sebebiyle buradaki deplasmanlar hariç maçlara gitmem pek. çünkü boğazım patlayana kadar tezahürat edebilme becerim yok benim de. gidip de benim yerime takımı ateşleyecek bir taraftarı o tribünden eksiltmenin anlamı da yok...

şok şok şok...

bodo'nun şampiyonlar ligi'nde yoluna devam etmesi üzerine viking fk taraftarı ayaklandı.

viking fk'li bir taraftar, viking fk'nin avrupa'da yoluna devam etmesini isteyenler bodo'ludur dedi.

bir diğer viking fk taraftarı, hüloooğ ismailsen kartallsen geri gelsin diye gece saati gürültü yapmaktan ötürü polis tarafından gözaltına alındı...

sadece avrupa'da oynayınca topçumuz sakatlanıyor diyen ve ilahi duyumlar almasıyla ünlü bir viking fk taraftarı, son kasımpaşaborg maçında 4 oyuncuları daha sakatlanınca ortalıktan kayboldu. kendisinden haber alınamadığı için ailesi emniyet güçlerine başvurdu... daha sonra taraftarın, dağlarda yaşamaya giden ismailsen kartallsen ile doğa kampında olduğu ortaya çıktı.

normalde maç içi oyuncu protestosuna sıcak bakmam. istisnalar hariç... ama ıslık falan yetmez. ilk maçta sağlam protesto lazım kerem'e... başka türlü olmayacak.

yan evde komşumuz var bir tane. 84 yaşında çok tatlı tontiş bir teyze. eve girip çıkarken denk geliriz. 2-3 dakika sohbet ederim kendisiyle. kerem'den çok daha sert ve düzgün şut çekebileceğini düşünüyorum. birkaç kez torunlarıyla bahçelerinde top oynuyordu oradan gördüm. top hakimiyeti de daha iyidir dite düşünüyorum.

ben kendisine verilen 1.5 senelik sözleşmenin koşullar anormalleşmediği sürece doldurulması gerektiğini düşünüyorum. bu veya önümüzdeki senede bir şampiyonluk alınması durumunda ise sözleşmenin de uzatılması gerektiğine inanıyorum.

devşirme kararları tartışılabilir, belli noktalarda yanlış hamleler yapması tartışılabilir. bunu her hoca yapar ayrıca. sanmayın ki yeni gelen bir şeyler denemeyecek... ama tedesco, mourinho sonrası mental olarak bitmiş bir takımı, transfer hakkı yokken, sezon başlamışken, yönetim değişmişken ve üstelik her hafta suçsuz, günahsız yere gönderilecek mi kalacak mı diye medyaya sakız olmuşken şampiyonluk yarışında tutabildi.

benim saygımı kazandı şahsen. yaz transfer dönemi görmesini, sezon öncesi kamp yüklemelerini yapmasını, kısaca kendi kadrosuyla kendi hazırlığı ile bir sezon daha devam etmesini isterim.

eğer olur da bir şampiyonluk alır ve avrupa'da da yeterli seviyede ilerlerse ben yönetimin yerinde olsam 2+1'lik veya 3 senelik yeni sözleşmeyi koyardım önüne hocanın. çünkü avrupa ligi'nin en büyük favorilerinden biri belki de ilki ile oynadık işte. eksiklere rağmen, "yanlış seçimlere" rağmen dişe diş oynadık. bir sürü pozisyon da kaçırdık. ederson biraz daha formda olsa maç 0-0'dı. talisca biraz daha şanslı olsa 1-0 veya 2-0 bizdeydi maç.

demek ki avrupa ligi potansiyel final adayına karşı, açık ara dünyanın en büyük liginin 3.süne karşı kafa kafaya oynatabiliyor takımı bu hoca.

rasyonel bakmak istiyorum olaya. tedesco'nun şu ana kadar "her teknik direktörün yapabileceği ufak-tefek hataları veya denemeleri" hariç hiçbir kusurunu görmedik.

ha bundan sonra görürsek, gerçekten inanılmaz, bu kadar da olmaz denen şeyler yaparsa (misal mourinho gibi) o zaman tabii ki nereye giderse gitsin. ama şu anki durumda hoca gitsin demek çok erken bir yargı. biraz da hocaya haksızlık gibi sanki...

bence ederson'u yanlış tanımlıyorsunuz veya olmaması gereken bir beklentiniz var.

ederson'u " klasik kalecilik" anlamında öyle çok üst seviyelerde falan görmüyorum şahsen ben de. ama bu kötü oyuncu veya hayal kırıklığı değil benim için. aksine hatta... oyuncu tarzı sadece. biz bilerek, isteyerek ve fırsat oluştu diye aldık ederson'u. iyi ki de aldık. çok üst düzey bir oyuncu çünkü.

nasıl ki bir orta saha alırken çift taraflı diyoruz, defansif diyoruz, ofansif diyoruz. forvet alırken pırpır diyoruz, pivot diyoruz vs vs. ederson'daki durum da bu.

kimse ederson'dan casillas'ın reflekslerini veya buffon'un pozisyon bilgisini veya van der sar'ın alan hakimiyetini veya neuer'in liberoluğunu beklememeli zaten.

ederson da tıpkı yukarıdaki isimler gibi başka bir tarz. ha yukarıdaki dörtlü ile de kıyas etmem, onlar bir tık başka seviye çünkü ama ederson da futbolu takip eden ortalama bir insanın bile aktif kaleciler arasında ilk 10'a hatta ilk 5'e yazacağı bir isim. oldukça iyi bir cephe kalecisi, yan top hakimiyeti sınırlı ama resmen oyun kurabilecek seviyede ayak hakimiyeti var. özeti bu... bu yüzden yıllarca manchester city'de oynadı. ama pek çoğumuzun kaçırdığı nokta ederson manchester city'de çok özeldi. guardiola'nın oyun stilinde süperdi. belki ederson'u real madrid'de izlesek bu kadar beğenmeyecektik. niş bir kaleci çünkü...

zaten dünyada komple iyi denebilecek az kaleci var. biri buffon'du yakın tarihte, biri neuer'di. casillas bile mevkidaşlarına göre ufak tefek olması sebebiyle yan top defosu olan bir kaleciydi. van der sar da keza yakın şut reflekslerde zayıftı örneğin.

livakovic için de aynı durum yaşandı. herkes hırvatistan milli takımının gücü ve tarzından ötürü iyi kaleci diye beğendi. ama kimse d.zagreb'in kalecisine bakmadı, incelemedi... livakovic de ciddi ciddi iyi bir cephe kalecisi(ydi) mesela. en azından mentali kırılana kadar... ama hırvatistan için geçerliydi bu durum. çünkü o jenerasyon topu aldı mı bırakmıyordu, rakiplere de uzun şut hariç pozisyon vermiyordu. livakovic de tam olarak bu işte iyiydi. haliyle halkayı tamamlayan oyuncu olarak beğenildi. halbuki zagreb'de yediği gollere baktığınızda neden hırvat milli kalecisinin 29 yaşına kadar büyük takıma gidemediği çok aşikardı. bize geldi, bizde bile ligimiz öyle çok üst düzey olmamasına rağmen tüm defoları göründü...

ama ederson başka. ederson şu yukarıda bahsettiğim özel dörtlü hariç dünyadaki en iyilerden biri. onun seviyesi fenerbahçe için yeter. bundan kuşkum yok şahsen.

özetlersem, ben ederson geldiği için çok ama çok mutluyum, çünkü dünya çapında bir kalecimiz oldu. yıllar sonra kalede kaleci var dedik. ama ederson "tarzı" bir kaleci ilk tercihim mi olurdu ? hayır.

isimlerden ve seviyeden bağımsız olarak, biri city'den geldi, diğeri city'e gitti, ikisi de şampiyonlar ligi kazandı vs gibi kriterlere göre rahatça karşılaştırarak söylüyorum. tarz olarak donnaruma lazımdı bize. buffon'un devamı niteliğinde bir kaleci zaten. bizim kalecimizin zor zamanda bizi ipten alması gerekir. yani birincil görevini daha iyi yapan bir kaleciyi şahsen tercih ederdim. donnaruma öyle bir top çıkartır ki takımı ipten alır. ederson bunu yapamayabilir. fakat ederson ise öyle bir uzun pas atar ki asiste dönüşme ihtimali olur. hele ki bizim ligdeki gibi pozisyon almayı bilmeyen takımların olduğu yerde...

bence keyfini çıkarın. uzun yıllar sonra kalemizde doğru düzgün bir kaleci var. hem de elit seviye bir kaleci. tarzını ben de tercih etmezdim, ama bunu bulamayan da var 🙂

iyi forumlar herkese.

skriniar. skriniar. skriniar.



maça ait konuşulabilecek tek gerçek bu herhalde.

kerem'e kızmayın hiç... görevini yapıyor (!)

görev tanımını iyi anlamanız lazım sadece.

kerem'i ali koç yönetimi getirdi.kerem galatasaray şampiyonluk kutlamalarında bize karşı yapılan her türlü küfürlü tezahüratın içindeydi.kerem okan buruk tedrisatından geçmiş bir oyuncu.okan buruk da fatih terim tedrisatından geçme bir oyuncuydu.25 milyon para da kaybettirdi bize.

şimdi bunları birleştirin. sizce de kerem görevini gayet iyi yapmıyor mu ?

kante gibi duruyor. yerli, yabancı herkes haber yapmaya başladı.

daha geleli ne kadar zaman oldu ? şu kişiliğe, şu saygıya bakın... ülkeye 2 ay önce gelmiş bir yabancı olarak bilmeseydi, hatırlamasaydı bile rahatsız olmazdık değil mi ? ona rağmen...

bu gibi ufacık anlar bile bazen bizim gibi duygusal ama "gerçek" değerlerine bağlı camiaları ayağa kaldırmaya yeter.

ben daumcu olmak dışında hiçbir hocacı olmamıştım bugüne kadar ama artık tedescocu'yum arkadaş. bana şu saniyeden itibaren hayli hayli uyar...

/ 6 »
Kayıt Ol