çok tepki aldığını düşünmüyorum. suni başarıyı adalete ve istikrara tercih eden ve böyle durumlarda tepkisiz kalan veya destekleyen kesim sayısal olarak çoğunlukta. bu çoğunluk tepki veren azınlığı yine bastıracaktır ve herkesin dilinde dolandırdığı ama aslında gerçekten dokunmadığı yozlaşmış sistem insanlar uyanana kadar öyle veya böyle yürümeye devam edecektir.
yazdıklarının sportif kısmına katılıyorum ama bunların özellikle türkiyede bir önemi yok. sonuçta ligin tiyatrodan farkı yok. bu durumdan başarı beklemek belki kısa süreli bir sevinç getirir ama karşılığında götürdüğü şeylerin değeri paha biçilemezdir çünkü mevzu sadece futbola sınırlı değil. gs'liler yıllardır böylece başarıyla uyutuluyor. fener ve bizim taraftarları uyutmak ise çok daha az başarıyla da mümkün oluyor ama arada sırada onlara da bir lokma atmak gerekiyor.
1) sergen bugüne kadar sistem ve galatasaray hakkında yorumcuyken veya teknik direktörken hiç bu şekilde konuştu mu?
2) düne kadar geçmişte bundan çok daha sert ve net konuşması için objektif olarak hiç sebep yokmuydu?
anlayan anladı
etliye sütlüye karışmamandan. bu bizim taraftarda genel bir sorun haline geldi. herkes efendi takılıyor ama bu bahsettiğim efendi olmak için olan efendilik, yani samimi değil dolayısıyla yapıcı da değil, manipülatif bir davranış şekli. seninin için geçerli olmayabilir ama toplumsal sorumluluğun gerekliliklerini yerine getirmiyor taraftar. bu değişmedikce birşey düzelmez, zaten bu yüzden kulübün yakasından düşmüyorlar, çünkü kendilerini bu konuda taraftardan üstün görüyorlar ve şu anda hesap sorabilen yok. toplumsal baskı olmadan olmayacak da.
şeytani düzene bağlı olanlardan iyiler çıkmaz, en fazla öyle görünen kuklalar çıkar ki bunların hepsi öyle. elimiz bunların hepsinin yakasında olmalı. boşuna matruşka düzeninden bahsetmiyorum, hepsi aynı ama siz hala sıvamakla meşgulsunuz ve sürekli aynı tuzağa düşüyorsunuz. çoğunluk sizin gibi memnunsa bunların beşiktaşspor projesi tamamlanmış demektir.
herkes haklı ve doğru, suçlu olan yok. ne güzel dünya. durumdan memnunsunuz anlaşılan.
kimseyi aklamıyorum ama hakkını sana kimse vermez, alacaksın.
takımın gösterdiği performanstan memnunsan söyleyecek birşey yok.
amaç belli derken neyi kastediyorsan açık konuş. aynı oyunu oynasaydık 6 galibiyet almazdık. bazen kötü oynayarak da kazanırsın ama bunun için belli bir seviyenin altına düşemezsin. kazanırken de benzer oyun oynadık ama profesyonel seviyede küçük farklar büyük etki yaratır. kaldı ki ben hocaya yürüyüp orada durmuyorum, devamını da getiriyorum, bu camia'nın temel sorunu td olduğunu iddia eden yok. renklilerde pek bir şey yok o doğru da genelde bizden iyi performans göstermediklerini iddia edecek kadar gerçeklerden uzaklaşmadım. hakem diye diye hiç birşeyi görmez olmuşsunuz. sen bir gel avrupadakilere bak da ondan sonra konuş. türkiyede rakip takımlar hakemden daha sıkıntılı olabiliyor ama bunu top oynamadan ispat edemezsin.
kendi oyuncularını aşağılamanın bir anlamı yok. bitik olan oyuncu sayısı az, asıl sorun yetersizlik değil oyuncuların trollenmesi. tabi kendileri de mülayim değil ama bu rezaletin baş sorumlusu oyuncular değil onları hazırlamayan veya bilinçli şekilde yanlış hazırlayanlar. sorun hedefsizlik de değil bunu senelerdir yaşıyoruz, birileri takımı kırılma maçlarında sabote ediyor sonra tepkinin çok yükseleceği yerlerde taraftarı bir kaç lokmayla susturuyor. yönetimler değişiyor ama bu gerçek değişmiyor çünkü ipleri yönetimlerin arkasındaki yönetim elinde tutuyor.
ne diyim sana, sonunda bana bu tetikcilerin kararlarını bile savundurtuyorsun. penaltı dediğin pozisyonu görmedim ama diğer pozisyonlar mazeret olamaz. rakip zaten eksik ve sen pozisyon bulmayı bırak geriye düşüyorsun. kendimizi kandırmayalım, yoksa gerçekten doğrandığımız yerde de sesimizi duyuramayız. bu kural başkaları için geçerli olabilir ama ne yazık ki bizim için geçerli. beşiktaş top oynamadan hakem diyemiyor. yönetimden de hakemlere siper oluyor ama aynı zamanda taraftarı yanlış yönlendiriyor. hakem katliamı yoktu, bu kadarı olur ve olacaktır diyorum. zaten itiraz bile etmediler. ilk yarının duraklamalarındaki kontra atağımız bile aslında herşeyi açıklıyor. bu maçı kazanmak istemediler. yönetiminden tut teknik direktöründen oyuncular ve taraftara kadar. hakem de onlara eşlik etti. bu durumda birinci sorumlu ne taraftar olur ne oyuncu ne de hakem. birilerinin hedef saptırmasına alet olmayın.
farklı maç izledik sanırım. zaten bizimkilerden hiç tepki gelmedi, taraftardan da gelmedi. sahada pozisyonlar daha net görülür. hakemlerden çok çektik ve çekiyoruz biliyorum ama abartmanın faydası yok zararı var. o maç bu maç değildi.