sorunu hala yanlış yerde arıyoruz. matruşka düzeni devam ettikce kimi gönderirsen gönder, kimi alırsan al sonuç yine hüsran olur ve borçtan başka birşey kazanmazsın. eldeki oyuncu kadrosu ne bilbao'yu ne de renklileri tesadüfen yenmedi ve bu twente'yi yenmeyi geçtim rezil bile edebilirdi ama tam aksine tamamen rezil oldu. artık avrupa ligini seyreden herkes beşiktaş'ın sadece büyüklüğünü değil aynı zamanda camia'nın karakterini de sorguluyor. bugünkü maçla bu algıyı kırma şansımız vardı ama artık iyice beyinlere yerleşti. bunları çok kafaya takmaya gerek yok aslında. kulüp iyi niyetli profesyoneller tarafından yönetilirse bunlar kısa sürede değişebilir ama gidişat çok kötü ve sorunu yanlış yerde aradıkca birşey değişmez. kadroda değişiklik olacaksa en başta aldığı yüksek maaşın karşılığını vermekten uzak ve yetersiz olduğu belli olan oyuncuları göndererek takım olmaya bakacaksın, yıldıza gerek yok. (rafa, immobile, musrati, joao mario, svensson, oxlade, paulista, onur, bahtiyar, necip)
transferden bahsetmiyorum çünkü şu durumda ne kadar az transfer yaparsan o kadar iyidir.
sonuna kadar katılıyorum. bunu yönetimin kadro planlamasında bir sürü yanlışı varken, paralar gereksizce harcanırken "müthiş transfer sezonu geçirdik" diye algı yapanlara anlatmak lazım ama anlamak istemezler, hatta susturmaya kalkarlar, boşuna çene yorarsın. yalnız şunu da belirtmeliyim ki bu kadro avrupa liginde averaj takımı olacak kadar da kalitesiz değil. çok net görülüyor ki teknik direktör elindeki malzemeden birşey yapamıyor. takıma hiçbir olumlu etkisi yok. takım tamamiyle bireysel yeteneklere dayalı oyun oynuyor. en fazla bilinçsizce oraya buraya koşup ezbere oynayıp topu kaza bela tutarak istediğini almış rakibe yalancı üstünlük kurarak göz boyuyor ve bazıları bunu yiyor. maça ortak olamayacağımız takımın her halinden belli. 2-1 yapsak vites yükseltip farkı yine açacaklar, sabaha kadar oynasak beraberliği yakalayamayacağiz, öyle bir oyun. aslında yol yakınken yapılacak en doğru şey belli de asıl sorunun bu kararları verecek olanlar olması elimizi kolumuzu bağlıyor. taraftarın önemli kısmı zaten vasata alışmış durumda ve daha kötüsü alışmayanları da alıştırma peşinde. bu durumda ne desen ne yapsan boşuna.