en önemli maçta attığı pasları da gördük. bir çok bölge boşalacak, göndermeden önce doldurmak için paranın çok olması lazım. şimdilik yeter ki gönderelim.
ikimizin bakış açısı çok farkli, bunu daha önce de belirtmiştik. profesyonelliğin önemini inkar eden yok ama insan her zaman her yerde insana göre davranır. herkesi kazanamazsın, ama ne kadar iyisen kazanma oranın o kadar yüksek olur, boşuna pirincin taşını ayıklamaktan bahsetmiyorum. ayrıca profesyonel sporun ve özellikle futbolun dinamikleri farklı, bu bildiğin iş dünyasıyla tam olarak kıyaslanamaz ve bunu bilmemen düşündürücü. kaldı ki artık iş dünyası bile değişiyor. özellikle avrupa'da işciler gittikce kendi ruh ve beden sağlığını düşünerek işverenlerin şartlarına koşulsuz uymaktan vazgeçmeye başlıyor ki bu çok olumlu bir gelişme. eski zamanı kimse yüceltmesin, köleliğin de bir zamanlar gerekliliği vardı ama zaman gibi gittikce geride kalıyor. artık herkes bir yol ayrımına giriyor, sonunda yollar bir yerde yine birleşecek ama bu sadece ileri giden yollar için geçerli. geri giden yola girenler o yolların tekrar birleştiği yere ulaşamaz.
gönderdik de sıralamaya uymak kaldı. sorun musrati'nin gitmesi değil, muhtemelen geri gelecek olması.
tam da camia'nın hastalığını yansıtan bir transfer olur. bu tür oyunculardan vazgeçmedikce bizden birşey olmaz.
taraftarın oyunculardan ayrılmaya ne kadar korktuğunu gösteren bir yazi bu.
oyuncuların atletik ve mental zaaflarını hiç düşünmüyoruz ve sonra mücadele ve karakter diyoruz.
haber doğruysa musrati'de tek sorun satın alma opsiyonun zorunlu olmaması ve transfer bedelinin çok yüksek olması. bu şekilde yazın elimizde kalacak gibi görünüyor. opsiyonu zorunlu yapamiyorlarsa en azından 5 milyona kadar düşürsünler.
ne kadar yanlış bir şeyi savunduğunu umarım zamanla anlarsın. ben sana yanlış yaptın bile demiyorum, hepimiz hayatın gerekliliklerini yerine getirmek için zaman zaman istemediğimiz şeyler yaptık, ben tembelliği veya egoizmi savunmuyorum, tam aksine eleştiriyorum ancak bazı konulara dünyevi bakış açısı aşılmazsa, insanlar hayatı sorgulamaya başlamaz ve kula kulluk etmeye devam ederse dünyanın sonu yakın demektir, çünkü bunlar aslında insanın ruhuna aykırıdır. enerjiden bahsettim, ruh ile bedenin ihtiyaçları arasında farklar var, insanlar ezelden beri madde'yi enerji'nin üzerinde tutuyor, bu şekilde devam etmez, etmeyecek de. şu anda dünya zaten bu değişim sürecinde, buna kim ne kadar erken uyanırsa o kadar avantajlı oluyor ancak kendileri uyanamadı diye diğerlerine dünya'yı zindan eden çok insan var, lütfen sen de o insanlardan olma, yoksa her türlü diktatörlüğün önünü açarsın ve uzun vadede hem kendin kaybedersin hem başkalarına zarar verirsin.
evet öylede bu bahsettiğim yapının derdi farklı. malesef beşiktaşlıların kimseden destek veya güven bekleme lüksü yok. zaten başkanlarda bu mesajı veriyor. kendi kendimizi en iyi şekilde organize ederek birlik olmayı ögrenmekten başka çaremiz yok. bu şekilde koltuktakileri sesimizi duymaya mecbur bırakmalıyız, duymamakta ısrar ediyorlarsa en azından o koltukta rahat oturtmamalıyız. kimseye düşman olmaktan bahsetmiyorum, zaten insan kendi defolarını tamamen kabul ederse kimseye kızmazmış. biz de kendimizi bu seviyeye getirmek zorundayız. belli bir oranda başarırsak zaten kimse bunu görmezden gelemez. ayrıca sosyal medya fenomenleri bu yolda bize destekten ziyade engel olur. çok takipcisi var diye kimseyi ilahlaştırmamayı da öğrenmeli bizim taraftar. tamamen lidersiz de organize olamazsın, elzem olan her görev için doğru kişileri bulmak.
bahsettiğin şeyler önemli ama asıl mesele bunlar değil.
kulüple olan iletişim deyip geçmeyeceksin. insanlar ve dünya enerjiden ibarettir, madde'den değil. hayatın gerçeği budur ve bunu söyleyen bilim adamları da var, ancak bilimin de paraya bağlı olması gerçeklerin üstünü örtüyor.
insan en başta kimin için ve ne için mücadele ettiğini bilmek zorundadır, bu özellikle sporcular için geçerli. kendi hayat enerjisi ile bir yere kadar oynar tükenirsin. etrafta ne kadar enerji vampiri varsa o kadar güçsüz kalırsın. aslında insanlar bunu sezer hatta hayatları buna göre şekil alır ancak insanların ayrıştığı yer bilinç seviyesidir. kulüp görevlilerinin bunu bilmemeleri için ya çok bilinçsiz ya da hain olmaları lazım. yetki ne kadar çoksa sorumluluk o kadar artar, yani böyle durumlarda genelde bilinçsizler hainler tarafından kullanılır. bu da en masum olanlar sahadakiler demek oluyor. bunu artık kabul etmezsek dönüp dolaşıp aynı yere geliriz ve bunu isteyen çok. onların oyununa gelmemeliyiz.
ayrıca şu anda transfer ve başarı diye haykıranlar şunu bilmeli ki beşiktaş'ın değerleri bunlardan önemlidir, aksini iddia eden kulübün satılmasına sebep olabilir, zaten bazı güçlerin istediği bu ama taraftar buna müsade etmemeli.
nasıl sahadaki oyuncular değişmedi, kaç senedir onlarca oyuncu gitti, onlarcası geldi. doğru seçimler değildi ama sen onlara personel deyince kötü zemini yaratmış oluyorsun zaten, çok yanlış bir yaklaşım bu. zaten türkiyede kafana göre kadro kuramazsın belli bir yerden müsade almadan, artık bazı şeylere uyanalım.