sallai'den barış'dan bek çıkaran okan hoca'nın kendisinden de pekala sol açık yapabileceği oyuncumuz. bu tarz yokluk zamanlarında beklenmeyen çıkışların olması çok kıymetli.
yürüyedursun...
bu maçta oyun anlamında canımı en çok sıkan konu şu. rakibe, ceza sahamızda çok fazla topa temas etme şansı verdik. rakip hangi kanattan gelirse gelsin, ceza sahamızda defalarca topa temas ederek şut imkanı buldu. bu hiç normal değil. bu kadar imkan vermemeliyiz.
bu konunun üzerine net gidilmeli. yargı’daki aslanlardan !!! önce fenerbahçe hukukçular adaletin teminini sağlamalı.
bu kirli düzenin düzelmesi için büyük bir fırsat. aksi olsaydı ortalık sosyal medya başta yıkılıyordu. bizim sesimiz çok az çıkıyor.
45 gün hak mahrumiyeti alan sol bek oyuncumuz. aldığı bu ceza uefa'yı bağlıyor mu acaba, benzer bir aksiyonları olur mu ucl maçları için?
her türlü önümüzdeki zorlu fikstürde bütün yük jakobs'a binecektir. muhtemelen sallaiyi göreceğiz o tarafta zaman zaman.
bu güzel zafer seremoniye çıkan oğluna eliyle 6 işareti yaptıran gurbetçi fenerliye gelsin.
keşke oğlunu fenerli yapmasaydın ama. hayatın boyunca yaşadığın eziklik hissini ve daimi hüznü keşke çocuğunun da kaderi yapmasaydın.
“sahadaki çimlere düşen her ter damlası, bir hikâyenin başlangıcıdır.” diye çok sevdiğim bir söz vardır. hele ki giydiği formayı her maç ıslatırken, galibiyet ya da mağlubiyet fark etmeksizin maç sonları kulübün esas sahibi taraftarı alkışlayarak sahayı terk eden topçu da unutulmaz, yazdığı hikaye de... cumartesi gecesi galatasaray'ın iç sahada trabzonspor'u konuk edeceği maçı beklerken, dries mertens ve oğlu ciro'yu tekrar o çimlerin üzerinde görünce, son bir kaç sene gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti. iz bırakanlar unutulmazdı, hikaye yazanlar asla unutulmayacaktı...
sadece mertens alkışlanmadı maçın başında, babasının rahatsızlığı için ülkesine giden torreira'ya da geçmiş olsun denildi, eski takımına karşı kaleyi koruyacak uğurcan'a da maç başı üçlüsü çektirildi. doluydu tribünler, umutluydu herkes maçtan. tabii, deplasman taraftarı da son yılların en iyi trabzonspor'unun peşinden gelmiş, onlar da ahmet minguizi'yi unutmamıştı...
ev sahibinde sanchez cezalıyken, ilkay'ın sakatlığı devam ederken, singo, kaan, jakobs ve ıcardi kenardayken, okan buruk eksiklerin yerini tamamlamak için lemina'yı stopere çekmiş, sara ile torreira'yı yan yana eşleştirmişti.
son maçlarda takımına fena halde destek olan galatasaray taraftarı yine müthiş derece destek tezahüratı ve top rakipteyken ıslıkla başladı maça, her maç desibel seviyesi artıyor bu ıslıkların ki bakalım zirve ne olacak, merak etmiyor da değilim. taraftarının desteği ile sarı-kırmızılı topçular da rakibine şok baskı yaptılar da bordo-mavililer ayağa topu iyi yaparak baskıyı kırdılar, oulai ile de topu yarı sahadan geçirdiler. ev sahibi gibi trabzonspor da galatasaray'a ilerde çok adamla baskılı başladı, oyun kurdurmak istemedi ve rakiplerini uzun top yapmaya zorladı bir çok pozisyonda. iki takım da birbirine karşı pek de dikkatli davranırken, modern deyimle "geçiş hücumlarıyla" pozisyon buldular ilk dakikalarda. tabii, esas pozisyonlar kornerlerden geldi. önce deplasman takımı on birinci dakikada batagov ile pozisyon buldu, sonra sara'nın ortasında osimhen'in rahat kafa vuruşu direkten auta çıkıyordu. 7 dakika sonra sara yine köşe atışı kullandı, lemina'nın kafayla sektirmesine torreira golü attı da yan hakem ofsayt kaldırıyordu. tabii ondan bir kaç dakika önce abdülkerim'in uzaktan füzesi az farkla auta gidiyordu. trabzonspor ise eski sol beki eren'in hatalı geri pası ile onuachu ile az kalsın gol atayazdı da abdülkerim dikkatli ve güçlüydü, pozisyonu engelliyordu.
savunmada sanchez'i aratmayan lemina ilk devrenin en iyi oyuncusu olarak göze çarparken, orta sahada ise partnerinin yokluğunda torreira oulai karşısında zorlanıyordu ki, trabzonlu genç oyuncu sene sonu transferde adından konuşturacak oyuncular arasında olacaktır.
ikinci yarıya iki hoca oyuncu değiştirmeden başlarken, zubkov'un kafasında uğurcan dikkatli olmasa deplasman takımı öne geçecekti ki onların maç boyu galatasaray'ı zorladıkları tek pozisyon da zubkov'un ceza sahasından savurup direğe takılan şutuydu. galatasaray ise gol için daha fazla geldi ikinci 45 dakikada. önce osimhen'in pasında yunus harika bir çalım sonrası topu auta yolluyor, sonra sane'nin uzaktan şutunu onana kucaklıyordu. üç dakika ardından ceza sahasında harika paslar sonrası sallai'nin şutu savunmadan dönerken, okan buruk takımın gücünü arttırmak için kaan, ıcardi ve jakobs'u sahaya dahil ediyordu.
maçta son yirmi dakikaya girilirken, torreira'nın ortasında sane onana'nın da hatasıyla kafayla fileleri havalandırıyor ama skorbordun değişmesini yardımcı hakem kaldırdığı ofsayt bayrağı ile engelliyordu. bir kaç dakika sonra osimhen'in kafasını kurtaran onana, devamında da ıcardi'ye geçit vermiyordu.
maç bitti bitecek derken trabzonlu genç oyuncu bouchouari daha ısınmadan sallai'ye sert girince kırmızı kartla oyun dışı kalırken, hakem cihan aydın'ın 4 dakika uzatma göstermesi tepki alıyordu.
geçen sene fenerbahçe yöneticisi acun ılıcalı tarafından galatasaraylı ilan edilen cihan aydın, sarı-kırmızılıların her maçında tarafsız olduğunu göstermek için bilerek ya da bilmeyerek galatasaray aleyhine hatalar yapmaktadır. cumartesi gecesi de özellikle galatasaraylıların topu kazandığı bir çok pozisyonda faul düdüğü çalarken, ilk devre pina'nın topun kornere çıkmasını engellemeye çalışırken elle temasına var desteği almadı ve penaltıyı kaçırırken, ikinci yarı da baniya'nın osimhen'i düşürmesine penaltı düdüğü çalamadı...
ligin zirvesindeki iki takımın mücadelesi golsüz biterken, okan buruk ilk defa trabzonspor'u iç sahada yenemezken, deplasman takımı da dört maçlık galibiyet serisine son vermiş oldu. galatasaray adına puan kaybı kadar can sıkan bir başka olay, bir kısım taraftarın maça barış'ı ıslıklamak için geliyor oluşuydu. 67. dakikada kaan ayhan ile yer değiştiren barış sahayı terk ederken, ıslıklar yükseldi de ultraslan tribünü duruma el koyarak önce ıslıklar alkışa döndü sonrada yoğun bir şekilde barış alper yılmaz tezahüratları yükseldi.
kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot
sara’nın öne çıkmasını bekliyordum zira geride asla pas yapmayan ve baskı yemeyen takıma gol atabileceğimiz yöntemin uzak şutlar olduğunu düşünüyordum, maalesef sete oturmakta zorlanıyoruz. onun dışında çok uzun zamandır dinlenmişti, bugün hareketini yapmalıydı… şükür yaptı ve golden sonra rakibin düşmesi kendisinin de motivasyonuyla mutluluk verici bir şekilde bitirdi maçı.
çok net bir şekilde %50’mizin osimhen olduğunu gösteren bir başka maç. berbat oynarken yoktan bir gol var etti, bir de kırmızı aldırdı. hem mücadelesiyle hem de skorlarıyla takımı yukarı çekti. aksi halde maçı bu seviyede bir rahatlıkla kazanma şansımız yoktu.
ne yazık ki maça yine setsiz ve planlarımız zayıf bir şekilde başladık. maç başından belli ediyor hocanın açıklamaları kendini, “bekleri birebirleri zorlayacağız, 3.bölgede yeteneklerimizle oynayacağız, dribling kabiliyeti” minvalinde konuştu. yani set beklemeyin dedi. burası üzücü.
ancak maça müdahaleleriyle 11’e 10’da avantajını çok iyi kullandı. barış-icardi değişikliğini hızlı gerçekleştirmesi şaşırttı. açıkçası aklıma gelmemişti böyle bir şey yapacağı. fiziksel olarak dövüşmek yerine, akılla alt etmeyi hızlıca aklına getirdi. ben her zaman olduğu gibi bi 15 dakika bekler diye düşünmedim değil.
peşi sıra lemina’yı stopere çekmesi, kaan ayhan’ı ön liberoya çekerek şut ve pas yeteneklerini kullanırken, ağır kalması dolayısıyla arka tarafta yaratabileceği riski ortadan kaldırdı. davinson’un da sallanan halinden kurtuldu. haftaya trabzonspor maçında lemina’nın stoper oynama ihtimaline karşın deneme, ısınma yapmış oldu. gerçi onuachu varken mantıklı mı tartışılır ama yerinde bir müdahale idi.
dennis ve ismail köybaşı değişikliği bize avantaj sağladı açıkçası, bu da bence kritikti maçı kolaylamamız adına, rakibin hatalarından biriydi.
ucuz yırttığımızı düşündüğüm bir maç, sakatlığı, hatası, kırmızısı… ama bunu sağlayan şey osimhen gibi bir süper kahramanımızın olması bence. allah kendisinden razı olsun. ivme gerektiğinde hep orada.
hem maçla alakalı hem maç dışı, icardi belki ağırlaşmış, zaten ağırlaşmıştı, daha da ağırlaşmış… fakat güçlenmiş, herkes kilo diyor ama sanki güçlü gibi görüyorum. bence koordinasyon eksikliği var, yeni vücuduna alışması zaman alacak. sonrasında yine kaliteli dönecek. inanılmaz bir yetenek, onun da bize verdiği büyük ivmeyi unutmadan son ana kadar desteklemeye çalışmak lazım. en azından takıma karşı olumsuz bir hareket yapmadığı sürece…
toplam şut 23, isabetli şut sayısı 14.
kaçan büyük şans 9.
gol beklentisi 4.09.
atılan gol 3.
normal şartlar altında en az 6 gol atmalıydık. o derece ekstrem istatistikler yakalamışız. üstelik bunu da geçen sezonun avrupa ligi yarı finalistine yaptık.
başta okan hoca ve osimhen olmak üzere herkesin eline, emeğine, yüreğine sağlık.
gelelim sana barış,
sen sevinme mk, git ekran karart.*
bu lige artık xxxxxxlarge geldiğimizin kanıtı gibi maç. geçen hafta da güya en güçlü 2. ezeli rakibimiz bjk ile 70 dk falan 10 kişi oynamamıza ve yorgunluğa rağmen yüruye yürüyen berabere kaldık. uğurcan orta sahaya kadar yürüyerek top sürüyordu aşırı psikolojik bir eziciliğimiz var artık.
''niye 11 başlamıyo öğöğöğ'' tayfasının önüne atılamayacak kadar önemli oyuncu.
zira yarın en büyük düşmanı olacak tipler, şu an bi hakkı varmış da onu savunuyomuş gibi yapan bu futbol özürlüleri.
başakşehir maçı hasbelkader kendisinin bi hatasıyla falan kaybedilse, ''şimdi değilse ne zaman oynayacak1!!ünlem'' tayfası, attığın twitleri-entryleri silip, sanki şakşakçılığını kendisi yapmamış gibi instagramını kapattırana kadar debelenir.
henüz yaşı çok genç ve doğal olarak kademe hataları da sık olan bir oyuncu. okan hocanın bu konuda eleştirilecek tek tarafı 3-0 olan maçlardan sonra oynatma fırsatı varken oynatmaması. onun dışında gayet iyi koruyor leş yiyicilerden.