çok kolay galip gelebilecekken kabızlığımız yüzünden zora soktuğumuz bilmem kaçıncı maç. bulduğunu atacaksın ki adamları heveslendirmeyeceksin. serseri bir top vurulur içeri girer çıkaramazsın. orta sahada çok kalabalık durdu antep ve tamamen top kapma mücadelesi ile geçti maç. kanat beklerimiz gayet iyi oynadı ancak stoper tandeminde abdülkerim bütün işleyişi bozdu. ne topla çıkabildi, ne pas atabildi. üstüne bütün eşleşmelerde adamını kaçırdı. haftalardır neden eleştirildiğini anlamadığım torreira maçın adamıydı bana göre. orta sahayı prese boğdu. sürekli ikinci topları süpürdü. eşi sara özellikle ilk yarı çok kötü olunca bu sefer yük komple torreira'ya bindi. barış'ın olmayışı atak akışkanlığını sekteye uğrattı. antep ilk yarı çok fazla tempo yaptı. neden 9 maçtır kendi sahalarında yenilmedikleri belli oldu. bize yakın koşu çıkardılar ilk yarı. ancak haliyle ikinci yarı 60 sonrası düştüler. onyekuru tarzı bir adam lazım bize böyle maçlar için. her sene böyle çok maç oynuyoruz. hızı önlenemez, bitiriciliği eh işte olacak bir adamın yokluğu hemen göze çarpıyor. osimhen'i yanlış kullandığımız bilmem kaçıncı maç. her topu 20 metre önüne salıyoruz adamın sürekli depara kalkıyor. biraz daha bitirici noktalarda buluşturmamız lazım. sonucunca çok değerli bir 3 puan oldu bu. fener maçına kadar tulum çıkarmamız şart.

önce şunu söylemek lazım ki çok kritik bir maçtı. matematiksel olarak değil ancak mental açıdan kazanamasak çok ağır bir hasar alırdık çünkü birden fazla şeyle uğraşıyoruz bu ara. neyse ki kazandık.

ilk yarıda çok kötüydük, özellikle de toplu oyunda. sanki 2.5 yıldır aynı hocayla devam eden bir takımı değil de ilk kez birlikte oynayan bir takımı izliyordum. topu ayağımıza aldığımızda o kadar ne yapacağımızı bilemez, nasıl yerleşeceğimizi bilemez haldeydik. hakemin de berbat yönetimiyle rezil bir 45 dakika yaşandı. 2. yarı daha konsantre ve istekli, daha üretken ve tempoluyduk. yeteri kadar üretemesek de en azından baskıyı kurduk ve devamlılığı sağladık.

maç boyunca olumlu en önemli kısım savunma konsantrasyonumuzdu. bence yine haddinden fazla geçiş yedik, yine rakibin topla oynamasına biraz müsaade ettik ancak hiç alan bırakmadık. boş şut imkanı vermedik. umarım bu konsantrasyonumuz devam eder. davinson'un performansı da belirleyici oldu bunda.

davinson'un yaklaşık 1 ay sonra dominat ve konsantre oyunu, osimhen'in sahadaki etkisi bizim için olumluydu. muslera'nın da bu sezon kadıköy'den sonra ilk defa konsantre durduğunu gördüm kalede. kurtarış anlamında çok iş düşmedi ancak içeri çevrilen toplarda, hava toplarında ceza sahasında çok aktifti.

düşünsenize yıllarca hayalini kurduğunuz anlı şanlı galatasaray'a transfer olmuşsunuz ve bugün bu formayı giyeceğiniz, taraftarların önüne çıkacağınız ilk maç. insan heyecandan uyuyamaz. kendisi de muhtemelen bu hisleri yaşıyordur.

(bkz: 25 ocak 2025 galatasaray konyaspor maçı) ile hayallerine merhaba diyecek çiçeği burnunda transferdir. bizler gibi gönülden galatasaray taraftarıdır.

maç içerisinde birşey dikkatimi çekti. topu osimhen'e atıyoruz, gol atmasını bekliyoruz. osimhen çok zor pozisyonları kontrol ediyor ancak etrafında hiçbir oyuncu yok. mertens yorgunluktan gelemiyor, barış yorgun, yunus çok formsuz. osimhen'den toopu alıp herkesi çalımlayıp gol atması bekliyoruz, yapamıyor haliyle. bu süreçte tek başına kaldığı için de yoruluyor, yorulunca da bitiriciliği kötü etkileniyor.

belki de mikautadze'yi çok istememizin sebebi buydu. mertens'in bu fiziksel durum ile oynadığı takımla değil uefa finali, son 16 bile başarıdır bence. en fazla 45 dakika oynayabilir mertens.

ozetini yeni izledigim, eyup macindan cok daha uzucu mac. rakibe 1 pozisyon vermisiz, golu pozisyondan saymiyorum. dunyalar kacmis.

isin sinir bozucu tarafi fenere bu maclari hediye ediyorlar. bizi uyuz eden nokta burasi. barisin golu ofsayttan donmezdi bu cok net. imkani yok yani o dakikada fenerin golunun iptal edildigi tarihte yoktur. penaltiyi da verirlerdi ama hadi o daha macin cok basi diye geciyorum.

e abicim kac haftadir herkes ne diyor? her mac hakemler skandal hatalar yapmiyor mu aleyhimize? bir yerde catladi iste.

size daha da sinir bozucu bir sey soyleyeyim. yine 5 mac herkesi yenerek seri yapalim, bir noktada da top girmez boyle kritik bir hakem katliami ile puan kaybedersin. ayni sey iki kere daha olursa fenerle puan farki kapanmis oluyor. 17 mac var. kim olmaz diyebilir? bu is boyle gitmez arkadaslar. hakemlerin duzelmesi gerek. yoksa gider sampiyonluk.

hava ve zemin koşulları belki de başakşehir gibi sert ve dişli bir deplasmanda olabilecek en kötü ve istenmeyen durumdaydı. buna rağmen kazanmayı başarmamızın sebepleri, barış alper'in şapkadan tavşan çıkarması ve takımın uzun zamandır sahip olduğu kazanma alışkanlığıydı. rakip, zemin, hava, hakemin skandal kararları fark etmeksizin, bir şekilde alıyoruz maçı. böyle bir rakiple şampiyonluk mücadelesi vermeyi asla istemezdim...

lakin okan hoca, yediğimiz gol ve verdiğimiz birkaç pozisyon için iyi çalışmalı. yediğimiz golde yine ileride konumlanmışken ani bir top kaybı yaptık ve hücum yerken de 2 stoperimiz maalesef uyudu ve golü kalemizde gördük. neyse ki hızlı cevap verdik de başakşehir daha da direnç kazanmadan tekrar üstünlüğü ele geçirdik.

böylelikle lige verilen 1 haftalık aradan sonra oynadığımız 2 zorlu maçı da (göztepe ve başakşehir) kazanmayı başardık. böyle stresli maçları kazanarak geçmek, hem yolumuzu kolaylaştırıyor hem de bence rakibin sağlam olmayan mentaline de büyük darbe vuruyor.

maça fena başlamadık aslında. berkan'ı özellikle özgüvenli gördüm muhtemelen kaptanlığın etkisiyle oldu. metehan, jelert ve sallai beni hayal kırıklığına uğrattı. özellikle sallai hücum aksiyonlarında çok etkisiz kaldı. jelert'in ise acilen devamlı oynayabileceği bir kulübe kiralanması gerekiyor. ikinci yarı özellikle son 20 dk oyunu domine ettik. bats'ın penaltısı gol olsa çok daha moralli olacaktık. son olarak kerem demirbay'a ayrı parantez açmak istiyorum. uzun zamandır oynamadı ve haliyle temposu düşüktü. normalde de yüksek tempoyla oynayan bir futbolcu değil. acilen toparlanması gerekiyor.

bu maçtan sonra yine bakıyorum, bu ülkede sadece hakem tartışılıyor. bu ülkede eski hakem yorumcuları da dahil ya taraf tutmaktan ya birilerine maşa olduktan sonra gerçekleri göremez hale gelmiş. bu maçta hakemin verdiği kararların çoğu doğru. ne koray günter'in pozisyonu penaltı, ne torreira'nın pozisyonu penaltı. ama bu pozisyonlarda top ele çarptı ya, türk mantalitesi her şey penaltı bu ülkede. avrupa'da bu kadar kolay penaltı çalınıyorsa evet haklısınız ama yok yani görüyoruz. işin boku çıktı. kaan'ın pozisyonu penaltı zaten, ilk anda verildi, orada problem yok. barış alper'in şiddetli itirazdan verilmeyen 2 sarı kartı var. barış alper pozisyonlarda haklı ama haklılığını bu şekilde ifade edemez. bunun dışında hakemlik hiçbir şey yok maçta. verilen 3 kritik kararın 3'ü de doğru. ama ısrarla hakem üzerinden galatasaray kollanıyor deniyor. tamam zaten alıştık bu deliliğe. okan hocama ekstra motivasyon olur, siz bilirsiniz. yarın 5 atarken ağlamak yok, ona göre.

bize ileride baskı yapabilen her takım bizi zorlar, bunu bu maçta gördük.

dilerim konsantrayon kaybı sebebiyledir. maçın ilk devresi beni de gerdi, özellikle avrupa için.

kafayı yiyeceğim artık algılardan; yahu attığımız 2. gol öncesi sara'ya nasıl faul yok biri bana açıklayabilir mi? trabzonlu oyuncu topa müdahale etmeden önce sara'nın bacağına baya baya müdahale ediyor; sara'nın ayağı yere düzgün basamıyor bile yalpa yapıyor. hangi kıt akıllı burada faul yok der; nasıl der ben anlayamıyorum.

« / 11 »
Kayıt Ol