maçta yediğimiz gol o kadar hatalarla dolu ki. tabi ki gol dediğin hatasız olmaz ama bu gol bambaşka.
1. abdülkerim topun kontrolü bizdeyken alakasız yere orta açıyor. dümdüz kaleye vursa en azından auta giderdi.
2. orta kesilirken top can keleş’te. jakobs gayet sindirebilir. hücumdan ziyade defansıyla öne çıkan jakobs müdahale edebileceği topa müdahale etmiyor.
3. önce ilkay sonra abdülkerim içeri kesilen zayıf bir topa müdahale etmiyor.
4. davinson tayfur bingol’ün asist yapmasına seyirci kalıyor, sindiremiyor.
5. singo top tayfur’dayken bilerek ve görerek ofsayttaki adamı tutuyor. petkoviç’in önü bomboş.
böyle bir hata zincirinden sonra gol bir zahmet gelsin.
bir kısım müneccim yazarlarımızın ve taraftarımızın 6-7 atacağımızı iddia ettiği; hocamızın ve yönetimimizin ne idüğü belirsiz bir adamın fonladığı takımı 1 hafta öncesinden hırslandırdığı, utanç dolu ve sinir bozucu bir maç.
ligin bitimine 5 hafta kala, hâlâ 2 puan farkla lider girdiğimiz bir tabloda; en yakın rakibimizle içeride oynayacağımız bir ortamda taraftar “şampiyonluk gitti” diyorsa, bu psikolojik travmanın sebebini gerçekten birilerinin araştırması gerekir.
300 küsür milyonluk takım, daha bu sene lige çıkmış bir takıma karşı 1-1’den sonra ön alan baskısı kuramıyor ve pozisyona giremiyorsa; alan savunması yapan ve yakın oynayan her takım bu takımdan puan alabilir. elinde sane, lang, barış, ilkay gibi oyuncular var. karşında ise fizik olarak güçlü ama yetenek anlamında senin yanına yaklaşamayacak bir anadolu takımı var. çözümü biz değil, sen bulacaksın hocam.
galatasaray futbol takımı bu cendereden çıkar mı? çıkar. ama taraftar vazgeçer ve mücadeleyi bırakırsa, o zaman 4-5 sene herkes şampiyonluğu unutsun.
ayağa kalkacak ve parababalarına, hırsızlara, teşvikçilere, ihalecilere şampiyonluğu bırakmayacağız.
lütfen herkes kendine gelsin. lig henüz kimse için bitmedi.
çok şükür 2 tane 6 numara menşeili topçuyla oynamadık. bu topun kontrolünü rahatlıkla almamızı sağladı. sallai-sara-sane-barış oyun hakimiyeti kurmak için mahir ama dar alan çözmek için altın bir seçim değil.
şunu demek istiyorum, alan verirsen gerek hız, gerek pas, gerek zeka anlamında tam bir avrupa takımı ancak rakip kapandığında özellikle barış ve sallai’nin top tekniği, sara’nın da beli rakibi açmaya uygun değil. göztepe deplasmanında asprilla gibi bir profili oraya koyan adam ne oldu da evinde kocaelispor’a karşı 8 numarayı koyuyor?
sanıyorum bu yüzdendir ki apo, davinson hatta uğurcan ekstra paslar denemeye kalktılar. delirttiler beni. bas bas bağırarak izledim tüm ilk yarıyı. hocanın gereksiz uzun pas denemelerini bir an önce kenara bırakması gerekiyor. rakibi uzun top atıp “kaos” futbolu ile değil, organize ve sabırlı set denemeleriyle yani kabaca hareketlilikle delmeye çalışmalıyız, çalışmak zorundayız. osimhen varken takım bu kaotik düzene o kadar alışmış ki yokken kıymetini çok iyi anlamışlardır, döndüğünde pamuklara sarmaları gerektiğini görmüşlerdir.
nitekim gol hiç organize olmayan bir şekilde geldi, jakops’un ekstrası ve rakip stoperin hatası skoru 1-0’a getirdi. şans yanımızdaydı.
sane ilk yarıda geçen maçta yaptığının aksine, defansa yardımı bırakmadı, bu benim hücumda aldığı inisiyatif kadar önemsediğim bir durum zira tüm takımın enerjisi o koştuğunda daha da artar. sane bile koşuyor algısı tüm takıma yayılır.
2. yarı hoca kendi doğrularına ihanet etti. boey ve sallai’yi çıkardığı anda bitti dedim. 2. yarı topla çıkamıyoruz. boey’i çıkarıp singo’yu alarak ne beklersin? singo nasıl ileri çıkaracak takımı? 30 m € veriyoruz diye mi aldın? lang’ı niye aldın? lang orta sahada +1 mi oluşturacak? ne zaman oluşturmuş? sallai bunu yapamıyor muydu?
değişikliklerden önce belki hücum edemiyordun ama rakibi oynatmıyordun, sallai ön alan presi ve defansif işlerde çok iyi. sen onu çıkarıp lang’ı ekleyerek ne bekliyorsun? neyi hedefliyorsun? bakın ben bunları öndeyken de söyleyebildim. maçı izlerken avaz avaz sinirle izledim. öndeyken de işler yolunda gidiyor gibiyken de söyledim. maç sonrasındaki fikirlerim değil bunlar. bu işin uzmanı bile değilim. bu konuda çok çok iyi de değilim. futbolu çok seven, kendince fikirleri olan ve ilgili bir galatasaraylıyım. sen nasıl göremezsin? sen ne oynattığını bilmiyor musun hocam? sallai’nin bu andaki 1-0 oyununda demirbaş olduğunu görmüyor musun? rakibi açmışsın, gol gelmiş zaten. hadi takıma söz geçiremiyorsun. takım alıp alıp dikiyor topu, dinletemiyorsun kendini, öne geçince lang mı sahada olsun istersin, sallai mi? hangisi siper eder kendini? inanılır gibi değil. tüy diktin tüy!
okan buruk bu çöküş dönemlerinden kendi doğrularıyla, berkan'la, torreira’yı yedek bırakarak, icardi’yi yedek bırakarak, kazım’ı oynatarak, barış’ı oynatarak çıktı. şu anda kendi doğrularına ihanet eden bir halde. akıl alır gibi değil.
bu mantalite ile bizim şampiyon olma şansımız yok. kararlar sahadaki doğrulara göre alınmıyor. neye göre karar veriliyor onu da anlamıyorum. laylaylom bir hava hızla yayılıyor. kante-guendouzi’nin 90 dakika mücadeleyi ve hakimiyeti bırakmadığı yerde torreira’nın o boyla beli bile dönemiyorsa, izinden böyle dönüyorsa, icardi ısınmaya bile çıkmıyorsa, sen de kişisel olarak bu formla dönüyorsan, hesap sorulur, sorulmalıdır! takımın 2. yarı orta saha diye ağladığı yerde bek ve kanat değiştiriyorsun ve çıkmaması gereken oyunun iki yönünü oynayabilen adamların hepsini sırayla çıkarıyorsun. sara da oyunun 2 yönünü oynayabilen tek oyuncu olarak kaldığında onu da çıkarıyorsun. sonra da futbol bekliyoruz hep beraber… inanılır gibi değil.
şöyle kaliteli bir kadro ile şu futbol kabul edilebilir değil. bu kadar düzensizlik, bu kadar belirsizlik, bu kadar plansızlık, bu kadar hata, bu laçkalık… 37 yaşındayım, hayatımda bu kadar gevşek vücut ve ruh haliyle şampiyonluğa oynayan bir galatasaray takımı görmemiştim. teknik heyetinden futbolcusuna kadar! sert kararlar alınmazsa, ciddiyet takınılmazsa, sahaya akıl, mücadele, gerçekçilik koyulmazsa yani böyle giderse, allah korusun, tarihimizde olmayan bir şey yaşatacak bu ekip bize. kaçacak delik ararsınız. özellikle teknik heyet!
teknik kadronun son kredisini de tükettiği maç olmuştur. vidaları sıkmazlarsa amiyane tabirle kendi topuklarına sıkmış olacaklar.
elimizdeki çok ama çok büyük avantajı kendi ellerimle kendi evimizde rakibe verdik. 2 puan önce olmamıza rağmen bu lig buradan bize zor döner.
boey singo değişikliği neden yapıldı anlam veremiyorum hala.
ilkay'a neden 75 dakika sabrettik. skoru bulmuşken oyunu tutacak rakine basacak lemina tercihi neden yapılmadı. thor neden çıktı?
sallai'nin işlemediği yere barış'ı çekip neden icardi'yi almadık. 10-0 yenmek zorunda değildik. şu yazdıklarımı yapsak 1-0 biterdi maç. kaleye gelmedi herifler 70. dakikaya kadar.
hem hoca hem takım bir çuval inciri berbat ettik.
tam bir okan buruk masterclass'ı izledik.
ikinci yarı yediğimiz 15 dakika baskı. golün bağıra bağıra geliyorum demesi. okan hocanın bunları kenardan izlemesi. gelen golden sonra yapılan oyuncu değişiklikleri ve tamamen ne yaptığını bilmeyen kaos içerisinde bir takım.
ben bu hocadan umudum keseli baya oldu. ama bu maçta masterclass bir performans izlemeyiz diye düşünüyordum.
sorun düşündüğümden de büyükmüş maalesef.
maçtan şimdi geliyorum 2.yarı herkes gol yiyeceğimizi biliyordu. kendi sahamızda doğru düzgün organize pozisyonumuz yoktu. takımın şampiyonluk havası yok ne yazıkki.
bu oyunla içerde fb bizi döve döve yener.
tamamen disiplinsizlik ile puan verdiğimiz maç. artık bu doğaçlama futbolun zirvesi. bu takım kadar keyfe keder başka bir takım yok. sane boey'i ilk 10 dakikada 2-3 defa kaçırdı, var orada maden değil mi, sonra gerisi yok. sara-ilkay bi 10 dakika oyunu yönlendiriyor, gerisi yok. davinson bazen adamı karşılıyor bazen karşılamıyor, keyfine göre. golün öncesinde petkovic'e top aldırdı, canı öyle istedi patronun. abdülkerim tamamen fantazi çizgiye top sürüyor. bunun ismi inisiyatif olmuş. tüm takım savunma yaparken kimse memnun değil, yük çünkü paşalara. savunma yaparken topa odaklanma yok, bodoslama faul yapılıyor. rakibin üzerine geleceği yok, durduk yere duran top veriyorsun heriflere. ilk yarı topa sahip olmaya çalışan ama üretemeyen takım vardı. ikinci yarı bundan neden vazgeçildi anlamak mümkün değil. çünkü toplu oyunu da sevmiyor bu ağalar. top ayaklarındayken düşünmek zorundalar ya onu da istemiyorlar.
işin ilginci göztepe maçında olanların aynısı oldu yine. orada şanslıydık, bu maçta hak ettiğimizi bulduk.
aylardır bu siteye entry girmeme rağmen dayanamayıp beni bu siteye sokturtan maç.
şampiyonluk yarışında rezillikten başka hiçbir şey değil. herkesi çok fazla okumadım ama eminim ki hiç kimse farklı bir düşünceye sahip değildir. hocanın kendisini asla düzeltemediği bir konu var. rakip takım baskısı altındayken yaptığı değişiklikler. ikinci yarı başladıktan itibaren kocaelispor'un orta sahalarının seninkileri delip geçtiği, fiziksel üstünlük kurduğu, yerden yere çaldığı bir 20 dakika oynamışsın. 2 kere çok net şekilde kalene gelmişler. buna rağmen yapılan ilk değişikliklerde fiziksiz ve kısa orta sahaları çıkarmak yerine, maç boyu neredeyse hatalı olmayan ve o 20 dakikada bir eksikliği bile göze çarpmayan boey'i almak ve yerine saatli bomba singo'yu koymak hakikaten akıl alır gibi değil. rakibin gol atmaya geldiğini bas bas bağırırken, bunu da orta sahada yaparken, yedekteki tek fiziği sağlam orta sahanı almamak akıl dışı.
uyku tutmuyor. düşündükçe daha da üzülüyor insan.
ne çıkan ilk 11’e ne de ilk yarıda oynana oyuna itirazım yok benim. tüm hatlarıyla kapanan rakibe aradık işte forvetsiz sayılacak mecburi bir düzenle. lemina yerine ilkay tercihi de bu açıdan makuldü. jakobs’un süpriz şekilde güzel açtığı ortayla da gol geldi. bu tür maçlarda uçma kaçma da beklemem ben. rakibe geçiş verme, basit hata yapma ve golü aramaya devam et işte. zaten ligin sonu görünmüş.
ikinci yarı başladığı anda alarmlar çalmaya başladı. kocaeli çıkmaya karar verdi. 1 haftada üçüncü maçın. önde top tutacak profillerin yok. ilkayın pili tek devre. sara sakatlıktan dönmüş. torreira formunun zirvesinde değil. yani orta sahan her anlamda alarm veriyor. üç gün önce göztepe sana bugün yaşanacakların fragmanını izletmiş zaten. geçmişinde kasımpaşa, dinamo kiev ilk aklıma gelenler onlara hiç girmiyorum. bu sene juventus maçı falan sayılır yani. biraz baskı yediğinde kontrol kaybedebiliyor takımın. yedek kulübende formda hücum oyuncun da yok. yesem bile çıkartırım diyecek rahatlıkta da olamazsın yani.
ne güzel leminayı dinlendirmişsin kenarda bekliyor. singo gibi bir fiziksel direnç unsurun da kenarda. hatta düşen orta sahanı juventus deplasmanından çıkardı 1 ay önce. hatta sara yerine nhaga bile gelebilir. üç gün önce asprillanın enerjisi işini gördü işte. senin doymuş ve dar kadroyla 50 maç oynamış kadronun ekmek gibi su gibi enerjiye ihtiyacı var çünkü. dakika 55-65 arası bu üç ismi atabilirsin sahaya. lemina singo ile de başlarsın. ancak yine yeni yeniden 45-70 arası oyuna müdahale etmemeye devam ettik. adeta bug var bu konuda bizde. rakibin ikinci yarıya iyi başlayacak bir fikrimç varsa biz izliyoruz. adım adım kokuyu aldı tüm türkiye. eminim çoğunuzun whatsapp gruplarına birileri yazmıştır. selçuk inan’da aldı o kokuyu attı işte elindeki hücumcuları. buna rağmen değişiklik yapamadan golü yemedik. rakip zayıf zaten. ama o da ne? singo boey yerine giriyor. bir kere çok özel bir sebebin yoksa maçta sağ bek değiştirmezsin. ne bileyim mariano gibi çok hücumcu bir bekin vardır da aksıyordur falan dersin şurayı sağlamlaştırayım. boey öyle bir bek hiç değil. hatta bir adım ileri gidelim elinde en dengeli bek boey. elinde oyunu en doğru oynayan bek boey. elinde pozisyon bilgisi en yüksek bek boey. fiziksel zaafiyeti de yok göztepe ve trabzon maçında dinlenmiş. yerine aldığın singo pozisyon hatası yapmaya çok müsait mesela. ortada öyle önde bastığın, temponun yüksek olduğu bir maçta yok. yavaş yavaş açılan kocaeli var. hatlar arasını açıyor. singo ve leminayı orta sahaya çekip hem savunmanı kuvvetlendirebilirsin hem de döneni alıp 15-20 metre sürüp barış ya da sallai’nin önüne atacakları bir topta maçı bitirebilirsin. ancak şu maçı 70 dakika izleyen teknik ekip ilk müdahalenin acilen sağ beke yapılmasına karar verdi. bizim kafamız maçta değil demenin daha net yolu olamaz sanırım. bakın singo-lemina orta sahası ile de puan kaybedebilirdik. ancak ben nasıl kaybettiğine odaklanıyorum. yahu hepsini geçtim biz bir kere de oyuna 55’te müdahale edip puan kaybedelim.
neyse olan oldu. gol yediğim dakika 74. hiç sorun yok önünde kocaman 20 dakika var. gider boğar atarsın. atamasan da bakın en azından bir tane ahlar vahlar içinde kaçan pozisyonun olur. sanırım tek şutumuz yunusun auta giden şutu. ahlar vahlar içinde kaçıran ise kocaeli. hani üretemiyorsan sağlı sollu orta açarsın. lang’ı sağa sane’yi sola atarsın singo’yu da içeri yollarsın olursa olur ya. olmazsa da canınız sağolsun der geçeriz çok kızsak bile.
durup dururken iddiasız rakibi görüşeceğiz diye gaza getirmemize falan hiç girmedim bile dikkat ederseniz.
nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça. bir yere oturtmak çok zor yaşadığımız akşamı.