şunun şurasında bu maç dahil 3 kendi sahamızda maçımız vardı. biri doğrudan rakibimiz fb ile. bu maçı ve antalyaspor maçını sahamızsa kazanıp rahat edecektik. gittik puan kaybettik. o kadar kötü oynadık ki maçın bazı bölümlerinde liverpool'dan bile daha üstün oynattık kocaelispor'u. cılız şutlarımızı pozisyondan sayan bir okan buruk yüzünden.
öyle kötü bir planlama ki sahaya sara ve ilkay ikilisiyle çıktık ve tek devrelik canları vardı. maçta beraberlik olunca gol lazım oldu. bu yaratıcı profiller oyundan çıkınca sane'ye kaldı her şey. eh o da kaos'a dönen oyunda bir şey yapamadı sonra. boey çıkarılınca da bitti sane. insan bir tane top yapacak birini yedek kulübesinde bekletir. sonrasını planlar, düşünür. son 10-15 dk orta sahada sadece lemina kaldı. kimse bilemedi ne yapacağını. top yapıp pozisyon araması gereken biz koş koş futboluna mecbur kaldık. mesela sara veya ilkay bu aşamada sonradan oyuna girseydi fayda sağlayabilirdi.
yani 3 maçın 2'sini galip gelip fb ile beraberliğin yeteceği senaryoda sıvadık.
o kadar kötüydük ki hakem konuşasım gelmiyor. jakobs'a yapılan hareket penaltıydı. maçın sonlarına doğru hakem bize yapılan faulleri vermemeye başlamıştı. özellikle yunus'un ayağına basılmasına faul çalsa duran top kullanacaktık. belki şansa falan gol atardık.
ligin bitmesine 6 hafta kalmış ve içeride 2 hafta sonra rakibinle maçın var. şu maçı alıp puan farkını 4 de tutamamak inanılır gibi değil. öne geçmişsin, hiç bir varlık gösteremediğin gibi üstüne bir de gol yiyorsun. bundan sonra kalan 5 maçta 5 galibiyete nasıl inanacağız?
çok ama çok büyük avantajı kaçırdık. 7 puan fark 2 ye düştü.
boey-singo değişikliğinin mantığını bana anlatabilecek bir babayiğit var mı?
boey iyi oynuyor, sane'yle iyi anlaşıyor; üstelik sakatlığı da yok...
e ne diye böyle bir değişiklik yapılıyor? niye herkesin gönlünü hoş tutma gibi bir çaba içerisindeyiz?
golü yedikten sonra da torreira çıkıyor ve lemina giriyor!
lemina'yı orta sahada üstünlük kurma ve skoru tutmak için maksimum 60. dakikada oyuna almamız gerekirken, gol atmamız gereken zamanlarda oyuna alıyoruz!
maçın 82. dakikasında orta sahamızda bir tek lemina kalmıştı. ileri hatta lang-sane-yunus-barış ve icardi vardı.
biz maç boyu orta sahada ezilirken, hangi akla hizmet orta sahada tek kişi bırakıyoruz? yukarıdaki beşliden hangisi sırtı dönük oynayabilir? hangisi top getirebilir? ya da şöyle söyleyeyim; bu beşliye top getirebilecek bağlantıyı kim yapabilir? sadece lemina'yla bu iş nasıl yapılsın allah aşkına söyleyin ya.
yapılacak şey çok basitti;
60. dakikaya kadar ilkay'ı çıkar, lemina'yı al.
bak bu basit hamle bile baskıyı kırardı. hiç olmadı, torreira-nhaga değişikliği bile sana güç katardı, çünkü nhaga gibi dikine gidebilen bir adam yerleşik savunmayı dağıtabilirdi.
lakin hoca hiçbir şekilde maça hazırlanmadığını bu saçma sapan oyuncu tercihleriyle bile gösterdi. pozisyon bulamıyorsun, topla buluşamıyorsun, rakip baskıyı arttırmış ve sen kalkıp boey-singo değişikliği yapıyorsun!
aklıma geldiğinde çıldırıyorum ya, ah hocam ah!
uzun zamandır izlediğim en korkak, titrek ve cesaretsiz takımdı özellikle de kendi sahamızda. herkesin suratında çok net şekilde o nuru kaçmış yılgın mizacı gördüm. hayra alamet değil.
içeride oynamamıza ve maçtan önce "intikam maçı, bize ilk maçta yapılanları unutmadık!" demeçleriyle yüksek motivasyon yaratmaya çalışmamıza rağmen sahada buna dair herhangi bir emare maalesef göremedik. golü atana kadar ve aslında ilk yarının tamamında topa sahip olmuş olsak da maça hükmedemedik ve üretken olamadık. her şeyi kenara bırakın, yahu maçın genelinde 1 tane set hücumumuz yok. şampiyonluk yolunda son virajları dönüyorken bu isteksizlik, bu çaresizlik açıklanabilecek bir durum değil galatasaray literatüründe.
bu maça dair sorgulanması gereken nokta bence 2. yarıda kocaeli golü gelene kadar yediğimiz 10-15 dakikalık baskı. o bölümde asla ileri çıkamadık ve birkaç siyahi ve tayfur bingöllü sıradan kocaelispor'u bayern münih gibi gösterdik.
bu ciddiyetsizliği bir daha yaşamamak için şu soruları kendimize sormalıyız:
1) mesela oynadığı maçlarda taş gibi oynamış olan, enerjik, top taşıyan, pas dağıtan nhaga neden şans bulamıyor? 1-0 öndeyken ilkay-nhaga yapmak ne kadar zor olabilir?
2) yunus'taki bu düşüşün sebebi nedir, neden bunun önüne geçemiyoruz? direkten dönen topta topu ayağının altından kaçıran da yunus'tu. hücumdaki basiretsizliğinden hiç bahsetmiyorum bile.
3) icardi evet kötü ama kocaelispor maçında 80. dakikada oyuna kurtarıcı olarak sokulacak kadar mı kötü? icardi'nin iş yapacağı maç tipi, oyunu rakip yarı sahaya yıktığın, rakip kaleyi yokladığın maçlar. dönen toplara vurur, kafa vurur (eskisi kadar iyi olmasa da), pozisyon kovalar ve ceza sahası bitiricisidir.
çok büyük hayal kırıklığı yaşıyorum. moral olarak da bizi aşağı çekebilecek bir hafta oldu.
her ne kadar hala 2 puan önde de olsak burayı kayıpsız geçmeliydik.
hem puan kaybetmemizi bekleyen rakibin umutlarını boşa çıkarmak için, hem de kendi avantajımızı elimizde tutabilmek için.
7 puanlık fark şu an 2'ye düştü.
umarım ciddiyetin ve yaşanabilecek skandalın farkındalardır.
bu sezon sonunu bir şekilde görüp gemiyi başarıyla limana yanaştırmaları lazım.
sane, osimhen, uğurcan gibi devasa yatırımların yapıldığı ve tüm sezonu lider götürdüğümüz bir ligde şampiyonluk kaybetmek gibi bir lüksleri yok!
pireyi deve yaptık, bir de kendimize düşman eyledik. sonra kin gütmeye başladık, gaza geldik, karşında en son 2008'de filan süper lig'de oynamış olan bir takım. neredeyse 18 sene önce en son karşılaşmışsın. aradaki farkı buradan anlarlar belki. hoca çıktı, 'öyle yaptılar, böyle yaptılar,' dedi. yönetici çıktı, unutmayacağız, dedi. yöneticilerini davet etmedin. psikolojik savaş verdin. sonunda ne oldu? rezil rüsva oldun. neden rezil oldun? işte bu sorunun cevabı türkiye ve türk olmak.
bizim en büyük hatamız, kendi kendimizi gaza getiriyoruz, taraftarı yükseltiyoruz ama sahada uruguay'dan gelen, brezilya'dan gelen, macaristan'dan gelen, kısaca takımın iskeleti kim varsa, onlara geçiremedin. sen ona bunu zaten anlatamayacaktın. zaten anlamazlar da. bunlar her ne kadar ölüyoruz, bitiyoruz dese de "profesyonel futbolcu" işini yapar, evine geri döner. senin fatih terim taktiğin neden işe yaramadı kocaelispor'a karşı? çünkü takımında sahada 3 hadi 4 türk futbolcu var; bu duyguyu potansiyel olarak geçireceğin. sen bu duyguyu günay'a, batuhan'a geçirsen ne olur?
ölüm kalım maçında ölmek beşiktaş ve fenerbahçe'ye özel bir durumdu. bugünleri de gördük. ne diyeyim. bundan sonra piston aşağı olmaz inşallah. bana kalırsa olmayacaktır. bu sene yine şampiyon olacağız ama sene sonunda çok ama çok büyük bir değişim şart. ama bu yönetim böyle bir değişimi yapabilecek kapasitede değil.
fena rezil olduk. maç önü söylemler bizi değil, rakibi kamçılamış ancak gayet sakin sakin oynadılar. orta sahada tamamen ezdiler. ikili mücadelelerde top vermediler. bizim çıtkırıldımlara çat çat girip her topu aldılar. ne hücum yaptık ne de boey çıktıktan sonra defans. sadece sallai’yi çıkarıp lang, orta sahaya da torreira yerine singo’yu alsak maçı farka götürürdük. takımda bir problem olduğu çok açık. takım gol atsa bile oyundan keyif almıyor. tıkanmış bir stil var ve açacak usta lazım.
bu maç ne yazık ki orta sahayı kapatınca takımın kilitlendiğini gösterdi maçın hiçbir noktasında ezdiğimiz an olmadı bir tane bile yüzde yüz pozisyonumuz yok adamların ise 1-1 sonrası direkten dönen topu var çok kötü maç hala inanamıyorum. reaksiyon vermek gerekiyor ama neyle bilmiyorum. önümüzde çok önemli iki hafta var lig bazında. okan buruk buraları bir şekilde oynadı ve istediğini aldı güvenmek istiyorum yine ama artık her sene sonu yaklaşırken takımda keskin kararlar vermek gerekiyor lafı beni yormaya başladı. her sene en az 3-4 kişiyi kesiyoruz sene bitmeden yine aynı şeyleri yapıyoruz. ayrıca kocaelispor orta sahasına üstünlük kuramayan takım fener maçında ne yapar bilmiyorum osimhen hemen dönmezse hatta kötü dönerse işimiz çok zor. bir de her maç pozisyon veriyoruz geride sağlam da değiliz hani maçı kitleyelim. bilmiyorum altan bilmiyorum.
sirkelenme zamanı, önce gençlerbirliği sonra fenerbahçe hadi be oğlummmm buradan vermeyin, toparlanamayız bak.
çok büyük yıkım oldu benim için ya bu maç.
toparlayamadım daha. düşünmemeye çalışıyorum. meşgale arıyorum.
büyük hayal kırıklığı oldu. ne motivasyon kaldı ne enerji.
geliyorum diyen golü okan hocanın yüzünden engelleyemedik. fazla kibirli olduğunu düşünüyorum kendisinin.