rakip son dönemde formda bir ekipti. gol yememesiyle ünlenmiş bir seri yapmıştı. ama galatasarayım öyle bir oynadı ki silindir gibi geçti üstünden.
uzun zamandır bu kadar dominant oynadığımızı hatırlamıyorum.
maçta aklımda kalan pozisyon ise osimhen'in yapılan ortayı göğsüyle kontrol edip hemen akabinde kafasıyla topu önüne dürtüp sol çaprazdan çektiği şuttu.
playstationda falan böyle absürt hareketler görünce tadım kaçıyor oyun gerçekçi değil diye.
herif manyak.
maçın 1 saniyesi bile ülkedeki şer odaklarına umut vermeden oyandık. mükemmel konsantrasyon, harika inanmışlık, gerçek bilenmişlik vardı sahada. muslera ismini unuttuk, adam üşümesin diye arada bir geri döndü takım.
baskıysa baskı, sertlikse sertlik demiştik maç başında. bu dediğimizi sadece sözlük olarak değil 52 bin kişi uyguladı ve sahaya da yansıdı. gerçekten kırılgan olmayan bir takıma karşı sorunsuz temiz maç çıkardık. orta sahada lemina etkisi 4141 yapılan sistem ile torrerira'yı arsenal günlerine götürdü. şut attı, gol attı. zaten alışılagelmiş pres ve oyun kurma becerisini saymıyorum bile. barış ve osimhen gününde olsa 6 gol atardık.
şimdi yallah köyüne bodrum.
maçı izlerken çok net emin olduğum bir şey vardı. bu bodrum fener'e aynı şekilde çıksa en az 1 puanı cebe koymuştu. ama ne yaptılar? yaltaklanmak için gidip hatır şikesi yaptılar. inşallah amatöre kadar düşersiniz bir daha. biz amatördeyken bunlara karşı 2 kere çıkmıştım maça. ikisinde de yaş sınırını geçen hilelerle takım çıkarmışlardı. işte fıtrat değişmiyor.
bitiricilik sıkıntısı yaşadığımız maç. barış alper, yunus ve gabriel sara doğrudan skora gidemediği gibi osimhen’i de neredeyse maç boyu pozisyona sokamadı. bu açıdan ders çıkarılmalı. özellikle yunus’un osimhen’e servisi çok kısıtlı.
oyuncu değişikliklerinin galatasaray'a hiç ivme yakalatmadığı, tam tersine ivme düşürdüğü bir başka maç oldu. geriye kalan her şey mükemmele yakındı. takım çalışmış, konsantre ve istekliydi.
işler kötü gidince çuvaldızı ve iğneyi batırabilen taraftarız.
bu maçta oyun olarak dominantlığın üstünde bir hakimiyer sağladık.
bu hepimizin istediği bir şeydi.
bu takımın dnası budur.
bitiricilikten yana biraz daha maharetli olsak bu maç erkenden bitecekti.
ikinci gol zamanlama olarak iyi bir zamanda geldi.
ikinci gol gelmeseydi bu kadar baskılı bir maç stresli bitebilirdi.
neticede kazanmak ve son düzlükte takım oyununu iyi oynamak güzeldi.
barışın cezalı duruma düşmesi can sıktı.
gereksiz baskı yüklemeden maç maç ilerlemek gerekiyor.
şu topu çapsız fener oynasa 8 tane atmıştı bodrum'a. başımıza iş açmadan, şu saçma/abartılı gol kaçırma sevdasından vazgeçmemiz lazım. bu maç nasıl 81.dk ya kadar istim üstünde olur, asıl bunu sorgulamak lazım.
bodrum fk karşısında alınan 2-0’lık galibiyet, istatistiklere bakıldığında aslında çok daha farklı bir skoru hak edecek bir oyunun özetiydi.
topla oynama oranında %71’lik ezici üstünlük kuran takımımız, 35 şutla rakip kaleyi ablukaya aldı. bu şutların 14’ü isabetli, 2’si direkten döndü. ayrıca tam 59 kez rakip ceza sahasında topla buluşarak oyunu tamamen rakip yarı alana yıktık.
xg verileri de tabloyu net ortaya koyuyor:
galatasaray 3.50 – bodrum fk 0.05
yani sadece skorda değil, üretkenlikte de farkımızı gösterdik.
savunmada ise neredeyse kusursuz bir organizasyon vardı. bodrum fk yalnızca 1 şut çekebildi, o da kaleyi bulamadı. bu da takımımızın savunma disipliniyle ne kadar hazır olduğunu ortaya koyuyor.
bu maç, sadece bir galibiyet değil, oyun karakterimizin ve kazanma kültürümüzün sahaya yansımasıydı.
taraftar olarak gördüğümüz şey çok net:
bu takım ne yaptığını bilen, organize, tempolu ve kazanma arzusuyla sahaya çıkan bir galatasaray.
bu oyun yapısı sürdüğü sürece, hem ligde hem kupada hedefe ulaşmamamız için hiçbir sebep yok.
tebrikler galatasaray.
alametifarikamız olan rakibi oynatmamak oturdu. set oyununda eksiğiz. onu da oturturuz umarım. yunus’a bağımlıyız. maç henüz 1-0’ken sara’nın çıkıp morata’nın girmesi planları sekteye uğratabilirdi fakat neyse ki duran top sekeninden golü yaptık.
şımaracak kadar iyi istatistiklerle bitmesi iyi hücum ettiğimizi göstermiyor. barış alper yılmaz ya da osimhen eforu olmadan üretim gerçekleştiremiyoruz. ciddiyet elden bırakılmamalı.
vura vura, aynı konsantrasyon ile geçmeliyiz ancak tekrar söylüyorum, okan buruk değişikliklerde daha ciddi olmalı. o üzülür, bu oyuna girsin vs. diye değişiklik yapılmaz.
frankowski ve eren arasındaki sonuç ve beklenti arasında tezat var. oyuncunun takıma göre seçilmesi gerektiğine dair bariz bir örnek. bu dakikadan sonra doğru düzgün transfer yapılır herhalde…
teşekkürler aslanlar. lemina, milletin çöp diye istemediği eren sayesinde rakibe tek bir geçiş vermiyoruz. torreira ve davinson’un ne kadar önemli oyuncu olduklarını da bu adamlar sayesinde görmeye başladık.