çok büyük kırılmalar yaşadığımız maç. bir an önce unutup yeni maçlara bakmalıyız. sanırım sözlükteki şu ana kadar yazılmış en çok entry bu maç başlığına ait olacak, ha gayret 1000'i görebiliriz. :)
şu maçın 90dk'sı 3-2 bitse kimse yadırgamazdı sanırım. juve'den orada 3 gol yemek normal. anormal bir durum yok. özellikle maçı şeref maçına çevirmeleri sonrası olağan bir gol sayısı.
sıkıntı bizim gol atamamış olmamız. oysa elimize fırsatlar geçmedi değil. bizim sorunumuz pozisyon tamamlamaktı.
ilk yarıda sanchez'in kafa vuruşu doğru köşeye ama yavaş gittiği için kaleci kurtardı.
ilk yarıda osimhen'in şutunu kaleci kurtardı.
ilk yarıda yakaladığımız kontrada jakobs pozisyonu hiç etti.
ikinci yarı osimhen rahat vurduğu kafayı kalecinin üstüne vurdu.
ikinci yarı barış'ın osimhen'e atmadığı pas ile osimhen'in kaleci ile karşı karşıya kalmasının önüne geçti.
ikinci yarı barış kontrada önü açık olup kaleye yardıracağına çok kötü bir pas tercihi yaptı.
ikinci yarıda lemina kendisine gelen topa vurmak yerine osimhen'e tiplese gol tehlikesi yaratacaktı.
ikinci yarıda sara yine bir pozisyonda osimhen'e pas verse osimhen yine kaleci ile karşı karşıya kalacaktı.
özetlerde bu ilk 3 pozisyon yer alıyor. diğer pozisyonlar konmamış galiba özete. göremedim.
ilk 3 pozisyon sonlandı. tamam olur onlar ama diğerlerini tamamlayamamak maçın uzamasına sebep oldu.
juve deplasmanında bu 7 net pozisyonun bir tanesini 90dk içerisinde atsak rakip dağılacaktı. biz gol atamayınca stres arttı ve rakibin umudu devam etti. bu maçın 90dk içerisinde 3-2 bitmesi gerekiyordu. böyle bir etki bırakmazdı bizde.
90dk bitince sane barış'a arkadan sarıldı onunla konuştu. diğerleri de konuştu ve barış'ı kendisine getirdiler. uzatmalarda kazanmamızı barış sağladı böyle.
bizim hatamız var mı var elbette. ama tüm büyük hatalara rağmen turu geçmek de bir başarı.
biraz tanrı da yardım etti tabi. kaçırdıkları pozisyonlar işimize yaradı.
yediğimiz ilk gol çok kötüydü. sanchez'in saçma hatası ile dengesiz yakalandık ve torreira da dengesiz girdi rakibe. penaltı yapmasa belki gol bile olmayacaktı pozisyon. bu pozisyon olmasa belki de yiyeceğimiz ilk gol daha da gecikecekti. bizim kırılma anımız oldu.
yediğimiz ikinci gol öncesindeyse sanırım 68 ya da 69. dakikaydı. korner kullanacaklar. bizim oyuncular arasında bir sen git oraya ben gideyim oraya anlaşmazlığı yaşadı. orada bir pozisyon alma sorunu yaşadık birden. kullandıkları kornerden sonra oradaki paslaşmalarında adam bomboş pas aldı ve golü yedik.
yediğimiz 3. gol ise bence biraz da şanstı. çok ender bir şekilde top arka direğe herkesi geçti gitti gol oldu. lemina'nın saçı uzun olsa ve saçlarına top değse yine azıcık da olsa yön değiştirir gol olmazdı.
yediğimiz iki gol de aslında arka direğe giden toplardan oldu. arkamızdaki oyuncuları kaçırıyoruz belli ki.
ama juve'nin kaçırdığı pozisyonlar attıklarından daha netti.
pozisyonlarımızı tamamlayabilseydik ve 1 tanesini gole çevirebilseydik maçta böyle işkence çekmezdik.
juve'ye karşı italya'da bu kadar pozisyon bulduk. bu küçümsenemez.
ama işte tur gidiyor korkusu tüm olumlu şeyleri görmezden gelmemize sebep oldu.
bu maçta yapamadığımız şeyleri yapabilirsek ve yaptığımız hataları tekrarlamazsak yolumuz açıktır. önemli olan ders alabilmek.
tam anlamıyla ölüp ölüp dirildiğimiz maç. neyse ki ölmedik. maçın 2 kırılma anı var:
1. davinson'un yaptığı saçmalık. zira bu saçmalığı yaptığı dakika itibariyle biz oyunu dengelemiştik ve juventus'un da agresifliği, iştahı kesilmişti. çok güçlü olmasa da rakip kaleyi tehdit etmeye başlamıştık. tam devreyi 0-0'a bağlayacakken adamlara can suyu verdik. belki de devreye gol atmadan girseler spaletti, roma maçını düşünmeye başlayacaktı.
2. 50-65 arası olan bölüm. juventus'un kırmızı gördükten sonraki durumunu biz cezalandıramadık. barış alper'in özellikle çok başrol olduğu bir sekans oldu burası. burada fişi çekebilirdik net biçimde.
70-95 arası zaten tamamen bir ambale olma haliydi. götü başı dağıttık yani. bu arenada bunlar ilk defa olmuyor. barcelona, psg falan gibi nice takımlar yaşadı bunu. o bölümde tek düşündüğüm ''umarım maçı uzatabiliriz'' oldu. çünkü eksik olmasına rağmen özgüven ve enerjiyle juventus adeta kafamıza bastı. o bölümde juventus'lu oyuncular ne isterlerse yaptılar, ne isterlerse. o noktada oyunun durması, nabızların düşmesi çok önemliydi.
bu maçın hikayesini juventus değil, bizim 65'e kadar çekemediğimiz fiş yazdı. neyse ki günün sonunda mutlu olan biz olduk.
tekrar düşündüğümüzde ve gol yediğimiz pozisyonlara baktığımızda, kanat oyuncularımızın ve bazen orta saha göbeğinin defansif aksiyonlarda eşlikçi gibi davranmasindan dolayı bu kadar ezildik gibi. tabi ayağımıza düzgün top tutamayıp, rakibe tehlike yaratamayinca da olay felakete doğru sürüklendi. juventus özellikle toplu çıkışlarda ve oyun yönünü değiştirmede, rakip ceza sahasına topluca girmede ders verdi. adamlar saniyesinde pası atıyorlar ve pasları çoğu zaman efektif. biz ise topu dürt, sağa bak , sola bak aheste aheste yana oynamak yüzünden ecel terleri döküyoruz. takımdaki oyunculara topa bir kez dokunulup pas verilmezse ceza kesilmesi lazımki oyunumuz akıcı olsun.
entry tarihi itibarıyla galatasaray sözlük tarihinin en çok entry girilen avrupa kupaları maçı olmuştur. bir müddet sonra en çok entry girilen maçı da olabilir.
maçın önemi, ekstra uzatma dakikaları oynanması, gerilim seviyesinin son derece yüksek olması ve turu geçmenin sevinci kadar eleştirilecek birçok konu birikmesi bu durumun oluşmasının başlıca faktörleridir.
maç üzerinden bir gün geçti. yarın son 16 tur çekilişi ve yeni bir macera var önümüzde ama bu yeni maceraya geçmeden önce dün akşamla ilgili almamız gereken çok önemli bir ders var. nasıl ki futbolcular maçta ve maç bitiminde yaşadıkları adrenalinle sağlıklı düşünme ve hareket etme konusunda bazen sıkıntı yaşayabiliyorsa taraftar olarak biz de aynı sıkıntıları yaşıyoruz. sonuçta hepimiz insanız. dün önce saydık, sövdük, sonra sevindik ama buruk bir sevinçti. aynı osimhen gol attığında yaşadığı gibi buruk bir sevinç. maçın buralara gelmemesi gerekiyordu çünkü ama maçın üzerinden bir süre geçip te o adrenalin geçip sağlıklı düşünmeye başlayınca bazı gerçeklerin farkına varıyor insan.
biz juventus'u burada 5-2 gibi bir skorla ve gerçekten oyun olarak onlardan çok daha iyi oynayarak yendik. maç bitiminde ise herkes bizim iyi oyunumuzdan ziyade, juventus'un eski juventus olmadığından, on kişi kaldıkları için bu skorun geldiğinden bahsedip durdu. hem de ikinci maça kadar tam bir hafta boyunca. ve nasıl bir tesadüf ki aynı rakip ikinci maçta hem de daha fazla sürede on kişi oynadı ve o aynı oyuncular oyun olarak bizi nasıl ezdi gördük.
konu burada juventus'un eski juventus olması değil. isimlerini, geçmişlerini bir kenara bırakın, şu anda taş gibi bir takım juventus. galibiyetimizi küçümseyen, on kişi kalmalarına bağlayan, eskisi gibi olmadıklarını bir hafta boyunca tekrarlayan, spor programlarındaki yorumculardan tut, sosyal medyaya yorum atan trollerine kadar, hepsi de bunu biliyor. dört büyükler dediğimiz takımların haricindeki herhangi bir takımın yerine bizim lige koyun, on sene şampiyonluğu kimseye bırakmazlar. ve herkes bu takıma kırk beş dakikada dört gol atmamızı küçümsedi çünkü onların derdi juventus'un durumu değil tamamen bizim rehavete kapılmamızı sağlamaktı. bir hafta boyunca da buna uğraştılar.
futbolcuların da insan olduğuna söylemiştim değil mi? bu insanlar da evde oturuyorken "insanlar bizim muhteşem zaferimiz hakkında ne diyor acaba?" diye düşünerek sosyal medyaya bakmıyor mu? kesinlikle bakıyor. ve ikinci maçın gidişatı, hem de ne şans ki rakip ilk maçtaki gibi on kişi kalmışken, bize bu amaçlarına ulaştıklarını gösterdi.
futbolcular da okan buruk ta "bunlar eski juventus değil. biz bunlara burada beş attık. ikinci maçta da rahat rahat yener son on altıya kalırız" diye düşünerek hazırlanmışlar. ilk maç ile ikinci maç arasında gece ile gündüz kadar fark olmasını başka türlü açıklayamıyorum ben.
ve gelelim yarın başlayacağımız yeni maceraya. liverpool yada tottenham çekelim ve ilk maçta 3-0 yenelim, ikisi de eski halinde değil denilecek o sinsi yorumcular tarafından. zaten ikisini de yakın zamanda yendiğimizde benzer yorumları gördük. bizim oyun olarak ta skor olarak ta üstün geldiğimiz hiç bir takım eski halinde değil çünkü onlara göre. ben okan buruk yerinde olsam bu turda ilk maçın başlangıcından ikinci maçın bitimine kadar bütün futbolculara interneti, sosyal medyayı yasaklardım.
bu kurduğumuz futbol takımı, duygusal davranmadıkça, başkalarının söylediklerinden etkilenmedikçe, gerçekten çok iyi yerlere gelebilecek kaliteye fazlasıyla sahip. yeter ki sahaya bu inançla, bu inancı kıracak düşmanların etkisinden uzakta çıkalım.
maçın tekrarı biraz sakinleyip izleyince, son pası veremediğimiz pek çok pozisyonun olduğu maç.
xg olarak yansıması ama sane, sara, osimhen ve barış yeteri pozisyona girdi.
ilk maçımızda saat itibariyle tek şampiyonlar ligi maçı bizimkiydi, çok dikkat çektik o yüzden.
ikinci maçta da ilk maçın skor avantajına rağmen uzatmalara kaldığı için ayrı bir gündem konusu oldu hatta yıllar önceki barcelona-psg eşleşmesi gibi bir son olur mu diye düşündü çoğu kişi ama hayallerini suya düşürdük.
bizim için çok güzel bir eşleşmenin ikinci maçıydı, bulduğumuz pozisyonları çok daha erken sonuçlandırabilirseydik hiç uzatmalara gelmeyecekti mevzu ama iyi de oldu, artık bu eşleşmenin yıllar geçsede ayrı bir tadı olacak.
takımı gereksiz eleştirenler rezil olduk, utandık, turu juventus haketti diyenler juventusa totalde 7 gol attığımızı da unutmasın.
son olarak bizimle nispeten aynı durumu yaşayan ama 6 gol yiyip elenen. kadro değeri bizimkinden 5 kat fazla olan sonrasında utancından şampiyonlar ligi kupasını alan psg’yide unutmayalım.
hepimizde tuhaf hissiyatlar oluşturan ve hayal kırıklığı içinde geçen maç. hafızamdan nasıl silebilirim bilmiyorum halâ moralim bozuk. bu maçın başlığını bile görmek istemiyorum desem yeridir.