uzatmaların 5. dakikasında juventus'un bomboş kaçırdığı pozisyon 4. golleri olsaydı işimiz bitecekti. o psikoloji ile daha geri dönme şansımız da yoktu. maç uzatmaya gitmeden önce de juventus 10 kişiyle bizi eleyeceği net pozisyonları buldu lakin değerlendiremedi. tabiri caizse tavlada 10 kere düşük zar attıktan sonra 11.de 6 6 atmak gibi akabinde golü bulduk. şimdi o maçı hiç yaşamamışız gibi 3-2 yenildiğimiz skor üzerinden kuyruğu dik tutma çabalarına sadece gülüyorum. utanç verici dediği için uğur karakullukçu'ya falan sallanıyor. eskaza juve 10 kişi kalmasaydı ya da 4 farkla bizi yenseydi maç sonu okan buruk'tan istifası istenecekti. kapanması mümkün olmayan bir yara açılacaktı. şimdi kıyısından döndüğümüz bu senaryo yaşanmadı diye tüm bu olanların yok sayılıp fenerbahçelilere takımını savunur gibi neredeyse gururlanmalarına anlam veremiyorum. üstüne osimhen neden sevinmedi diye senaryolar üretiliyor. tüm takım zaten önceden sevinip maça çıkmış maçı cebinde görmüş gibiydi. gol atmaya , top oynamaya dair bir hedefleri yok gibiydi. juventus, 5-2 ilk maç galibiyeti ile yükselttikleri egolarını legoya çevirince daha fazla sevinecek yerleri kalmamış olması gayet normaldi.

önümüzde kritik alanyaspor maçı olduğu için pek önemsenmiyor ama 1-0 ile 3-0 arası bölümü, yani yaklaşık son 30 dakikası tam anlamıyla skandal olan maç. teknik taktiği de geçtim, bu takımda ciddi iletişim sorunları var bence. yani oyuncular teknik
kadro vs karşı tarafın kendini anladığını sanıyor ama pek öyle değil gibi. futbolcular da ya hoca bir şeyler diyor ama şunu istedi galiba diye doğaçlama yapar gibi. hani böyle uluslararası zirvelerde iki devlet başkanı tokalaşır, böyle sanki birbirlerinin dilini çok iyi biliyormuş gibi yalandan muhabbet eder poz verirler ya onun gibi birşey.

10 yıldır bizimle beraber olan köpeğimizin henüz bilmediğim ama hissettiğim son gecesine denk gelen müsabaka.

halsiz ve yorgun halini o kadar uzun süre izledim ki hem moral bozukluğundan hem de uyuyakaldığım için maçı hiç seyretmedim. sabah evden çıkarken de içimden veda ederek çıktım. nitekim gün içinde durumu giderek ağırlaştı ve öğlen saatlerinde hayatını kaybetti.

o yüzden maçın kendisi ile ilgili pek bir fikrim olmasa da imparator fatih terim'in bir vecizesiyle geçip yola devam etmek lazım.

(bkz: finito giocare resultante importante)

arrivederci juventus, güle güle oğluş...

ne utancı ne rezaleti arkadaşlar. juventusluları ağlattığımız maçtır.

golleri kaçırdılar, biz de asistleri kaçırdık. rakip 10 kişi olsa da oyuncuları zaten bizim orta sahadan kaliteli. fb trollerin yalanlarına kanan arkadaşlar rakibi zayıf sanıyor olabilir ama zayıf değiller.

"ya o pozisyon gol olsaydı, aleme rezil olacaktık" ruh haliyle futbol takip edilmez. gol olmadığı an bitmiştir mevzu. maç esnasında her şey serbest. ancak maç bittikten sonra alternatif senaryo ile hoca eleştirilmez. bu sağlıklı bir ruh hali değil.

bu maçın olası etkisini ve dramatik boyutunu şöyle söyleyeyim: turu verseydik teknik ekip ve yönetimin muhtemelen sonu gelmişti. pratikte olmasa bile teoride, fiilen gelmişti. bir kere bunu eğip, bükmeden anlamak gerek. bence sorun bu maç özelinde de değildi ayrıca. sadece bu maçta, aşırı motive ve güçlü bir rakibe karşı net biçimde su yüzüne çıkmış oldu. bir süredir çözülmesi gereken sorunlar "aman tadımız kaçmasın" edasıyla halı altına süpürülüyor. kadro yeterliği ve genişliği zaten hep soru işaretiydi ancak teknik ekip ve yönetim görmek istemedi, keza bazı futbolcuların bu seviyeler için yetersiz olduğu, kimilerinin ise yorgunluktan adeta tükenmişlik sendromu yaşaması da. takımdaki motivasyon dalgalanmaları, taktiksel esneklik ve sadakat anlamındaki eksiklikler, yetersiz rotasyon, oyuncu tercihi ve değişikliklerdeki sıkıntılar, iletişim sorunları, teknik ekibin yeterliği de bunlara eklenebilir. bunlar bazen, özellikle de kazanırken, gözükmezken bazen de işte böyle hepsi ayyuka çıkar. bunlardan yeteri feyzi hala almayanlar için 120 dakikalık bir ibret öyküsü oldu bu maç. bence okan buruk da her şeyin pek de zannettiği gibi güllük gülistanlık olmadığını, artık geçiştirilemez noktalara ulaştığını ve takımda eğilmesi gereken ciddi sorunlar bulunduğunu anlamıştır. hoca bugüne kadar çoğu zaman bunları günlük ya da bireysel performansa bağlayıp geçmişti ancak bunlar hep orada duruyordu. abdülkerim ve davinson sezon içinde kaçıncı maçına çıktı ve nasıl bir yük yaşıyorlar bilmiyorum, torreira'nın ayrılma konusundaki düşüncesi ve alternatifsizliği bu maçtaki kötü performansı ile ne kadar ilişkili bilmiyorum. jakobs'un istikrarsız görüntüsü ve sara'nın dalgalı performansı üzerine ne kadar kafa yoruluyor bilmiyorum. kaan ve ilkay gibi isimleri bu tür maçlarda daha fit hale getirmek için ne yapılıyor bilmiyorum. icardi'nin durumuna ise hiç girmek istemiyorum. osimhen'in maçtan sonra bazı oyuncular futbol bu deyip geçiyor açıklaması ile bu tür oyuncuları kast ettiğini düşünüyorum. yani hoca bu sorunları bu maçta da anlamadıysa bundan sonra da anlamayacaktır. bu açıdan maçın kendisinde bir şok etkisi yaratmasını umuyorum. zira maçtan sonraki görüntüsü takım gibi adeta ambale olmuş gibiydi. aynı eleştirim yönetim için de geçerli. artık hikayeleri bırakıp, gerçekteki sorunlara odaklanmak gerek. tabii buralarda olmak ve bir daha böyle maçlar yaşamamak istiyorsak.

gs Vector Logo

bu maçta defolarımız ayyuka çıktı. madde madde aklımda kalanlar:
-jakobs’un son karar konusu. yok yani o son pas veya orta yok.
-barış alper: maç içi inanılmaz saçmalıklar yapıp neticede bir şekilde sonucu değiştirmesi. bu durum onu çok dengesiz ve güvenilmez bir isim yapıyor. kessen kesemezsin.
-torreira: boyu ve fizik konusu. onu bypass etmeyi kafaya takan bir rakip fazla da zorlanmadan bunu yapabilir. juve örneğinde olduğu gibi. ayrıca yıllardır hep 90 dakika sahadaydı. aşırı bir yıpranmışlığı görülüyor. alternatifi şarttı ama hiç umursanmadı.
-lemina: sakatlandı, sakatlanacak korkusuyla izliyoruz. takım arkadaşları da aynı şekilde kesin. onun da alternatifine gidilmedi maalesef.
-ilkay: hala sakatlıktan tam dönebilmiş değil. inanılmaz bir tempo belirleme ve pas alma yeteneği verme var ama nasıl olacak bu fizikle? onun da muadili yok.
-icardi: her sey ortada…
-yunus: sakatlık sonrası resmen top kaptırma uzmanı oldu. orijinal pozisyonu on numara değil. olmuyor maalesef. 10 numaraya da ilk 11’lik mertens muadili oyuncu alınmadı.
-sanchez: cıvıklığını asla bırakmıyor. kimse de hayırdır napıyorsun demiyor.

gs Vector Logo

maçın üzerinden biraz zaman geçtikten sonra yazmak istemiştim. sanırım artık doğru zaman. herkes gibi ben de maç içindeki lakayıtlığa ve diş gösteremememize çok kızdım. galatasaray'ın bu sezonki en büyük problemi ne denilse konsantrasyon derdim. konsantre olduğunda avrupa'nın en büyük takımlarını bile yenebilecek bir mücadele sergileyen takım yeri geliyor bir anda veteran organizasyonlarında gazozuna top oynayan eski topçulara dönüyor. bu duygu geçişini bir yere kadar anlayabiliyorum. şampiyonlar ligi'deki seviye ile lig seviyesi bambaşka. o yüksek seviyelerden sonra bu duygu geçişi olabilir. ama bu denli genele sirayet etmesi kabul edilemez. juventus maçı için sahaya çıkan oyunculara tek tek bakacak olursak;

uğurcan: muslera sonrası ne denli nokta atışı bir transfer olduğunu her gün gösteriyor. tek eksi yazılabilecek noktası gelen şutları iç havuza doğru çeliyor olması. onu da zamanla geliştirecektir. juventus maçında çok ön planda olmadı belki ama yine belli bir seviyede performans verdi.

sallai: devşirme bekler savunmada sakar olur tezini çöpe attı resmen. karşısında kenan yıldız gibi avrupa'nın en elit kanatlarından biri varken gayet güzel mücadele etti. sertlik düzeyi yüksek maçlarda takım adına pozitif fark yaratıyor. bence üst seviyede kalmak istiyorsa kanat olduğunu unutup bek olduğunu kabullenmeli.

davinson: yine laubali bir hareketle başımızı yaksa da savunma becerileri anlamında hala bize çok şey katıyor. dün okuduğum bir istatistikte dan burn ile birlikte en çok kafa topu alan savunmacı olduğu yazıyordu ki bilmeyenler için dan burn 2 metre boyunda. kendisinin performansı dalgalansa da odaklandığında daha iyi bir stoper bulmamız zor. sadece zorluk düzeyi yüksek maçlardan önce tahtaya yüz kere "laubali davranış yok" yazdırmamız gerekiyor.

abdülkerim: maç içinde olumlu-olumsuz çok fazla göze batan bir performans gözlemlemedim. klasik abdülkerim'i izletti. defansif farkındalığı en yüksek oyuncumuz. sınırlarını bilen ve ona göre davranan bir isim. savunma arkasına kaçan profilde bir santrafor olmadıkça bizi çok üzmez.

jakobs: beni hayal kırıklığına uğrattı bu maçta. ben odaklanmış bir jakobs'un en iyi defansif bek performansını verebileceğine inanıyordum fakat kendisi maç içinde conceiçao tarafından madara edildi. açıkcası ben jakobs-eren sol bek rotasyonunu beğenenlerdenim. birbirini dinlendirmeli şekilde oynamaları ve bu sayede sertliği yüksek maçlarda jakobs'un varlık göstermesi güzeldi. ama bu maçtaki gibi bir performansı bize daha sık izletecekse jakobs'un sakatlığıyla filan uğraşmaya değmez.

lemina: açıkcası maç içinde beğenenler olduğunu gördüm ve şaşırdım. maçı üçüncü stoper gibi tamamlayan, orta saha sertliğine cevap veremeyen bir isimdi bana göre. maç seçen tayfanın da başı olduğu düşünülünce yerine üst düzey bir isim düşünülmeye başlansa fena olmaz diye düşünüyorum.

torreira: galatasaray'a geldiği günden beri en kötü performansını gösterdi. sahada başı kopmuş tavuk gibi davrandı. kendisinin özverisine hayranım ama sanki yavaş yavaş hikayenin sonu yaklaşıyor. fiziksel dejavantaj yasatmayacak bir ikamesi ile değişikliğe gidilebilir diye düşünüyorum.

sara: sertlik düzeyi yüksek maçlarda doğal olarak çok ön plana çıkamasa da ben geldiği düzeyden memnunum. fizik olarak diri kalması, ön alan presine destek olması ve takıma teknik beceri getiriyor oluşu ile takımda muadili az olan oyunculardan. sadece 10 numaralı sistem yerine 4-3-3 ün sol içi olursa daha etkili olacağını düşünüyorum.

lang: ben maçta kendisini beğenmedim. maçın biraz daha bizim sağ kanadımızdan işlemesi de bunda etkili fakat top ayağına geldiğinde normalde yapabileceklerini yapamadı. kanat rotasyonuna teknik beceri kattığı aşikar fakat napoli 30 milyon euro'da diretirse ki muhtemelen öyle olacak. ben o paraları edebileceğinden şüpheliyim.

barış: geldik "vurun abalıya" kardeşime. açıkcası ben büyük haksızlığa uğradığını düşünüyorum. hadi taraftarı geçtim takım arkadaşları tarafından da haksızlığa uğruyor. barış juventus eşlemesinin x faktörü oldu bu açık. ilk maçta sol bek mevkilerini paramparça etti. adamlar korkusuna kostiç filan koyamadılar sertlik katsın diye mckennie'den medet umdular. adil bir hakem olsa onu bile sindirmişti. barış'ın ekran karartma muhabbetinden dolayı mimlenmesi doğal. fakat koyduğu efor ve rakibi eksik bırakan oyununa rağmen atmadığı bir pastan dolayı saha içinde takımın ağır topu tarafından el kol yapılması haksızlıktır. bugün son 16'daysak bunu 15-20 milyon alan yıldızlardan önce barış sayesindedir. yüksek efor içinde sağlıklı pas atmayı başaramıyor olabilir. ama bu kimsenin saha içinde el kol yapıp modunu düşürmesine hakkı yoktur.

osimhen: saha içinde verdiği eforla maçın en önemli isimlerindendi. orta sahaya kadar gelip top kapması, etrafına alan açması vs çok kıymetli. ama şu el kollarından bana gına geldi. maç önü, maç sonu juventus'a yanlayan açıklamaları vs beni oldukça rahatsız etti. bu takım sana tarihinde hiç vermediği ve belki de bu sebeple de ileride maddi sorun yaşayacağı paraları veriyor. italya'yı seviyor olabilirsin. galatasaray'ı kendi seviyende görmüyor olabilirsin. ama bu şekilde davranamazsın. bu takımı küçük görme tavırlarını daha önce de çok yaşadık. çok eleştirdim. bu sebeple çok eksilendim. hiç mühim değil. kazanma hırsına saygı gösteriyorum. ama sen de takım arkadaşlarına saygı göstermek zorundasın.

yedekler: eren, boey vasattı. hele eren'in zhergova'nın şutundaki halleri trajikomikti. ilkay bence fena değildi. girdikten sonra takımı yönlendirmesi ve sakinleştirmesini beğendim.
sane ve icardi berbattı. aldıkları maaşın onda birini vermediler sahaya.
singo ise yıldız gibi parladı. delik deşik olan orta sahaya girip bir anda takımın çehresini değiştirdi. bence orta sahada tekrar değerlendirilmeli.

ilk maç biz onları nasıl sürklase ettik ve kırdıysak bu maç da onlar bizi sürklase etti ve kırdı. zaten oyuncularımızın maç içerisindeki çaresizliklerinden, attığımız goller sonrasındaki duygusal boşalmadan ve maç sonu ruh hallerinden rahatlıkla anlaşılabilir bu. herkes şok içinde ve mutsuzdu. taraftarın da bu durumdan mutsuz olması gayet doğal.

buradaki asıl sıkıntı bu maçta turu geçme gücünün maçın neredeyse hiçbir anında bizim elimizde olmaması. oyuncular da bunun farkında olduğu için elememize rağmen elenmiş gibi hissettiler muhtemelen. çünkü ilk maçta kazandığımız bütün avantaj ellerinden kayıp gitti ve hiçbir şey yapamadılar. evet maç bitti ve eledik ama çok çok büyük bir ders alınması gereken bir eşleşme oldu. çok yoğun bir psikolojik yorgunluk birikmesine sebep oldu. sonuçta eledik diyenlerin kaçırdığı nokta bence bu. kimse juventus'u elemekten şikayetçi değil ancak bu maçı iyi analiz etmezsek ileride çok daha travmatik şeylerin başımıza gelme ihtimali var. bu maçın lige yansıma ihtimali var. oyuncular arası huzursuzluk yaratma ihtimali var. teknik heyet kesinlikle juventus o pozisyonları nasıl buldu ve bir daha bu şekilde ikili eşleşmede avantajlı olursak bu pozisyonları nasıl vermeyiz ya da iyi hücum ederek, birkaç gol bularak rakibi nasıl sindiririz diye düşünmeli.

kibir ve özgüven arasında ince bir çizgi var. fiziksel olarak sağlıklı ve özgüvenli olduğumuzda juventus'a 5 atacak kadar güçlü olabiliyoruz ama kibir devreye girdiğinde saçma sapan takımlara karşı maç kaybedebiliyoruz. bence biz bu maçta da ilk maçın zafer sarhoşluğu sonucu oluşan kibrin pençesine düştük ve nasıl olsa eleriz dedik. sadece vakit geçirmek için sahada bulunmanın, doğru dürüst hiçbir hücum organizasyonu denememenin hiçbir mantıklı açıklaması yok. böyle bir takımı izlemek de nasıl ifade edilirse edilsin hoş olmuyor doğal olarak. ben de utandım bizi böyle görmekten. çünkü potansiyelimizi ve gücümüzü biliyorum. okan hocanın planı da 90 dakikayı rölantide bitimek değildir muhtemelen. adam ilk maçın sonundan beri daha tur atlamadık diyor.

psiklojide narsistik kırılma diye bir tabir var. çok kabaca, kişinin idealize ettiği benliği ile gerçeğin örtüşmediği zamanlarda içinde bulunduğu hal denebilir. bence bu maç bizim için bir narsistik kırılma anıydı. buradan güçlenerek de çıkılabilir, burası bizi aşağıya da çekebilir. oyuncular düşündükleri seviyede olmadıklarını, konstanre olmadan ve mücadele etmeden hiçbir şeyin elde edilemeyeceğini görebilir ve içselleştirebilirlerse daha yüksek seviyelere sağlam adımlarla ilerleyebiliriz.

bu maç özelinde beni en çok kızdıran nokta bu kadar çaresiz kalmış olmamız. iyi kötü yıllardır galatasaray maçları izliyoruz. bu takım zamanında 5'te yedi, 6'da yedi. ama iplerin bu kadar bizim elimizde olduğu bir eleme turunun 2. maçında böyle bir çaresizlik, böyle bir korku, böyle bir beceriksizlik ve sinmişlik benim canımı çok sıktı. ben hayatımda bu kadar çaresiz ve dayak yemiş gibi bir maç izlememiştim. şimdi polyannacılık oynayacak olursak, juve de ilk maçta çaresizce izlemişti. doğru. ama 2. maçta doğru olanı yapmayı bildiler. biz bildiğimiz şeyi unutup sahaya çıkmış gibiydik. ben bu sezonki avrupa serüvenimizin bittiğini düşünenlerdenim. çok istediğimiz tottenham gelse dahi, takım turu geçebilecek bir mentalde değil. mental olarak da dayak yemiş bir takım var şu an bizde. önümüzdeki lig maçında bir reaksiyon göremezsek ki göreceğimizi çok sanmıyorum, biz ligden devam..

her şeye rağmen fena sayılmayan, sanchez'in hatası olmasa iyi sayılabilecek bir ilk yarı.

juve'nin kırmızısı sonrası en az 40 dk'yı kenan, thuram, locatelli, mckennie'nin 1.5 kişilik oynaması ile sanki biz 1 kişi eksikmiş gibi izlediğimiz berbat bir ikinci yarı.

önce thuram'ın çıkması, son bölümde sezonun en eforlu oyununu oynayan kenan, locatelli, kalulu gibi isimlerin pili bittikten sonra juventus'un sıradan bir süper lig takımına dönüşmesi sonrası sahneyi bize devretmeleri, 11 kişi olmanın avantajıyla son bölümü gollerle bitirmemiz. ilkay'ın da kötü futbolu sonrası juve'nin uzatmalarda hem tempo hem futbolcu kalitesi olarak 2 seviye birden düşmesiyle kontrolü ele alması.

finalinde gelen son 16 turu. her şeye rağmen gece iyi bitti.

« / 595
Kayıt Ol