umarım okan hoca o küser mi bu kırılır mı duygusallığına kapılmadan sahaya fiziki dayanımı olabilecek en güçlü takımla çıkar ve dengeli bir oyun oynatmaya çalışır.
sonucu ne olur bilinmez ama beklentim ve isteğim, inşallah en kötü puan alırız ama yenileceksek de bunun kötü oyun, yanlış kadro-taktik seçimi ve bireysel hatalar yüzünden değil, gerçekten gücümüz yetmediği için olmasıdır.
aynı bayern maçı gibi;
(bkz: 24 ekim 2023 galatasaray bayern münih maçı)
merhaba, maç günü geldiğine göre ilk 11 planlamalarını ve gerçekçiliği bir kenara bırakarak gönülden söylüyorum ki biz bu liverpool'a koruz. 3 puan bizimdir.
napiyım tabiatım böyle.
alışılmışın dışına çıkmamız gereken maç. rakip çok güçlü olabilir ancak hoca dokunuşu görmek isterim bu maçtan. bu tip maçlarla süper ligin uzaktan yakından alakası yok. belirli bir planımız olsun, olası kötü senaryoda 'tutmadı ne yapalım' diyelim. bunu dedirtmeli teknik heyet.
salah'ın başına 2, bazen 3 adam koyacağız. yakın temas ve gerekirse pislikleşerek sindireceğiz. bunu adım mesafesi çabuk oyuncularla yapabiliriz. yani hem eren hem de jakobs bana göre 11'de olmalı. abdülkerim'in salah'ı birebirde veya gömülü marke edebilme ihtimali pek yok.
eğer milos kerkez oynarsa bence zayıf karınları olacak. o bölgede orta mesafesinde alanı riske edip geri kalan yerleri kapatmak mantıklı olabilir. kerkez'in içinden bu maç roberto carlos çıkarsa yapacak bir şey yok. kaymalarda bazı alanları riske etmeden rakiple başa çıkamayız.
maçı iyi götürsek dahi dakika 60'ta düşeceğiz. orta saha alın diye dilimizde tüy bitti ama alınmadı. mecbur merkeze kaan ayhan hamlesi ilerleyen dakikalarda gelecek ve ön hattın da düşmesiyle rakip kaleye gitmekte zorlanacağız. benim tercihim yunus ve barış'ı son yarım saat oyuna alıp hiç değilse dribblinglerle rakibe zorluk çıkarabilmek ve 'düşen' orta sahanın oyuna olumsuz yansımasını azaltmak. son yarım saat topu kısım kısım ileri taşıyarak defansı rahatlatmamız gerekecek. taze kan olarak giren barış ve yunus adam gibi rakiplerini kovalayacak. jogginge yer yok. bunun için ve takım gücünü 90 dakika sağlam götürebilmek için bu ikili yedek başlayacak.
osimhen tam iyileşmemişse bile başlayacak. başka çare yok. osi yoksa liverpool çizgiyi öne çekip bizi boğabilir. her daim önde osi tehdidinin olması gerekir. osi'ye köprü görevini görecek ise leroy sane. bizi rezil de vezir de edebilir ama oyun aklı ve driblinglerine hiç olmadığımız kadar ihtiyacımız var.
maç 11'im
top rakipteyken;
galatasaray11
topa hakimken;
galatasaray11
yerleşikken alan daraltacağız ama topu alınca alanları genişletip pas opsiyonları yaratacağız. rakibi sadece 1. bölgede karşılayarak bu maçtan çıkma ihtimalimiz pek yok. davinson da singo da jakobs da gömülü oynarken hataya ve dalgınlığa müsait oyuncular, bu yüzden fazla geride durmayacağız. singo gakpo'yu alacak, sallai ise kerkez'i riske edeceğimiz için ona yapışık durmayıp kazanılan toplarda ileriye çıkacak. ilkay-sallai-sane-osimhen dörtlüsüyle ani hücumlar kovalayacağız. ilk dizilişte çift forvet gözüküyor ama pratikte tam öyle olmayacak. sane forvet gibi olmayıp geçiş için kendine alan yaratmakla yükümlü olacak. rakip yerleşikken keza sane, önceki maçların aksine sorumluluk alıp osimhen'e top taşımakla görevlendirilecek. topu alınca ilkay 3-4-3'ün sağ kanatı görünse de öyle tam öyle olmayıp, sağ orta alana gelerek kimi zaman oyunu hücumların başlangıç merkezi olacak, kimi zaman pasörlükle oyunu öldürüp topu dinlendirecek.
içimden geçenler bunlar ama tekrar belirtmeliyim ki ne olursa olsun taktiksel farklılık görmek istiyorum bu maçtan. sonuç çok önemli değil. sahada savaşan, organize olan ve dakika dakika planlı bir takım izlemek istiyorum.
bu seviyede de oynayabileceğimizi, sahamızda kimsenin bizden başkasının açık ara favori olmadığını, en önemlisi avrupa'da da en güçlü türk takımının galatasaray olduğunu ispat etmek için muazzam bir fırsat bu maç. yeterki kolay gol yemeyelim. maalesef son şampiyonlar ligi maçlarımızda hep ilk golü biz yedik. geriye düştüğümüz avrupa maçlarında kolay kolay galip gelemiyoruz. onun için haftalardır savunma yapmanın önemini vurguluyorum.
önemli olan bizim ne yapacağımız. gücümüz yeter yeneriz, şanssızlıklar olur yeniliriz. lâkin öncelikle mevzunun tamamı bizde.
frankfurt’un gücü bize yetmemişti. biz kendimiz yenildik. onlar bile şaşırmışlardır da çaktırmadılar.
dengeli bir oyun. mücadele eden bir kadro. alışılmış oyun dizilişi. akıllı oyun. en büyüğü de okan hocanın ve oyuncuların motivasyonu.
kazanırsak çok güzel bir hava yakalarız. camia rahatlar. frankfurt’u telafi ederiz. bjk maçına daha güçlü çıkarız. yolumuz açık olsun.
bu maç özelinde hem elmalı hem jacobs'un önlü arkalı oynaması şart. gerekirse orta saha çizgisini hiç geçmesinler. bu lemina için de geçerli. defansın önünde emniyet sübabı gibi nöbet tutmalıdır. galatasaray'ın ilk planı kesinlikle maçı beraberlikle son 30 dakikaya taşımak olmalıdır. kalan sürede ölçülü riskler alınabilir.
hasan şaş geçen gün bir programda demişti. şampiyonlar liginde topu rakip köşe gönderinde kaybet 6-7 saniyede senin kalene iniyorlar diye. gerçekten de öyle. liverpool'un ilk maçından bir kesit. atletico madrid set hücumu yaparken 10 saniyede onların ceza sahasına girdiler.
youtu
inanın bunu sadece liverpool değil bodo da yapacak union da. çünkü burası şampiyonlar ligi.
son zamanlarda avrupadaki absürt skorlar hayal kırıklığı yaratsa da hala umudumuzu koruyoruz.
18 eylül 2025 eintracht frankfurt galatasaray maçı 5-1 bitti ama her iki takımın da xg istatistiği birbirine eşit seviyedeydi. hatta 37. dakikada golü yiyene kadar sanki maçı 0-2, 0-3 kazanacağız gibi bir hava vardı. amacım rakibi gömmek değil ama geçen sezon bjk de bizi benzer bir oyunla 5-0 yenmişti. sonra olanları gördük. tabi bu onların derdi. bizim cephemizden bakacak olursak biz de o kadar iyi değilmişiz ki young boys'a elendik. avrupa liginde de play-off'u geçemedik.
esasında avrupa maçlarına iyi başlıyoruz ama sonunu getiremiyoruz. kopenhag, young boys maçlarında fizik güce kaybettik. sonra orada artış oldu ve dengelendik. geçen sezon avrupa ligine esasında iyi başlamıştık. sürekli öne geçip geçip gol yememizin sebepleri ise hem skor avantajıyla rakipleri hafife almamız hem de sanırım maç sonlarına doğru gelen yorgunluktu.
şampiyonlar liginde 1 saniye olsun konsantrasyonunu kaybetme lüksün yok. mottomuz belli.
dakika ve skor ne olursa olsun. konsantrasyon.
biz yenilmeyecek denilen takımları yene yene büyüdük.
benim tribün hikayem 1992’de, ali sami yen’de italyan devi roma’yı devirdiğimiz gün başladı. o günden sonra hep bu renklerin peşinde koştum.
sayısız deplasmana gittim. avrupa’da galatasaray’ın peşinden gittiğim her şehirde aynı duyguyu yaşadım: o şehri gezerken büyüsüne kapılır, ertesi gün sanki o şehrin yok olacağını hissederdim. çünkü biliyordum. 1 gün sonra o şehre galatasaray gelecek ve o şehir galatasarayın olacaktı.
monte carlo sosyetesinin kalbinde, real madrid’i devirdiğimizde o şehir artık bizim olmuştu. monaco’da bu gerçeği herkese kabul ettirmek için tarihin en büyük lideri mustafa kemal atatürk’ün yatı savaronayı, arkasında dev türk bayrağı ve galatasaray bayrağıyla monaco limanına yanaştırdık. bu sadece bir maç değil, bir kudret gösterisiydi.
londra’nın elit takımı arsenal’i, 10 kişi kalmışken, kolu kırık kaptanımızın inancıyla devirdik. zaferi kolay yoldan değil, destansı mücadeleyle kazandık.
ve şimdi sıra geldi liverpool’a. şampiyonlar ligi’nin o şık atmosferine biraz kanun sesi katma zamanı geldi. inanıyorum: bugün yeni bir zafer kazanacağız. ingiltere premier lig şampiyonu olmaları umurumda değil. çünkü liverpool galatasaraydan büyük değil.
çünkü biz gücümüzü dünyanın en güzel okulunun sıralarından, kültürün simgesi galatasaray lisesinden; beyoğlu’nun tarihi sokaklarından; ve efendisi olduğumuz istanbul’un güçlü dinamiklerinden alıyoruz.
ilahi güç bizim yanımızda olsun. kazanacağız.