ikinci yarının ilk 15 dakikasında 2-2 olsa o deplasmandan galip çıkma imkanımız yoktu.
maçların herhangi bi 15 dakikasında kontak kapatmak çok garip. 15 dakikada 4lük 5lik olacağız gibi ataklar yiyoruz, sağlı sollu.
bu işe artık bi çözüm bulunmalı bunun artık forvetle de ilgisi olmadığı açık, barış varken yedik o 15 dakikalık baskıyı. osimhen olsa da yerdik gibi duruyor ama o bakıyor ihtiyaç var stoper oynuyor bi tık topluyoruz.
burhan felek'te* takım gaza bastıkça izmir'de ppzisyon üstüne pozisyon verdiğimiz mistik maç.
ilk yarısı en polyanna maç önü senaryolarından bile iyi gitmişken ikinci yarının ilk düdüğünden 3. golü atışımıza kadar geçen 30 dakikalık sürede sadece tek gol çıkmasının tek bir açıklaması olabilir;
(bkz: tanrı bizim almamızı istiyor)
maçı izlememiş olanlar ya da yıllar sonra bu entry okuyacaklar için şöyle anlatayım. altmışlı dakikalarda oyuncu değişikliği yaptığımızda "oh bari biraz zaman geçiyor" dedik.
demek zorunda kaldık...
ama öyle, ama böyle.
bu sefer gökten kemik yağmadı, 4 puan farkı cebe koyduk. yola devam ediyoruz...
(bkz: daha dört sene üst üsteyi alacağız galatasaray)
takımın yarısı (osimhen) yök.
hoca ıcardi ile torreira'ya neşteri vurmuş.
sane formasına kavuşmuş.
uğurcan ve bay milli maçtan moralli dönmüş.
galatasaray maça gol ile başladı. kazanılan bir serbest vuruşta sane'nin güzel ortasına iyi yükselen barış alper'in kafa vuruşunu o sırada izmir'de hoteller pahalı olduğu için ayakta uyuyarak geçiren göztepe savunması gol yiyerek geçiştirdi. sonra ilkay'ın cılız ortasıyla annesi muhtemelen kendisini kadir gecesi doğurduğu için 16 eylül 2021 galatasaray lazio maçında attığımız golün bir benzeriyle bir gol daha bulup zor sayılacak bir deplasmanda 0-2 ile soyunma odasına girdik. ne oldu ise soyunma odasına oldu zaten. muhtemelen takım ya esrara abandı ya da bi viski patlattılar. zira ikinci yarıya çıkmadılar.
bunun adı rehavet ve disiplinsikliktir. okan hoca farkında ve gereğini yapacaktır, yapmıştırda.
nitekim skor 1-2'ye gelince göztepe birden uefa kupası müdavimi sevilla'ya evrildi ve akın akın gelmeye başladı. neyse ki kalemizde göat uğurcan vardı ki, bir facianın eşiğinde dönüldü. son çeyreğe girildiğinde ise lemina, "rahat beyler" dermişçesine kornerden gelen topu yaptığı düzgün bir kafa vuruşu ile göztepe ağlarına gönderince tansiyonlarımız hafiften 12/8 e gelmeye başladı. golde göztepe defansı hotel fiyatlarından o kadar bezmiş olmalılar ki, ayaktaki uykularından hiç uyanmadılar ve 90+larda öyle bir pozisyon kaçırdılar ki bunu gelip burada ateyizler açıklasın!
sonuç itibarı ile mutluyuz, umutluyuz, şampiyon olacağız.
bilmiyorum ama sanırım en fazla pas hatası yaptığımız maç olabilir. bu rakibin bizi iyi marke etmesiyle alakalı değil, topçularımızın yeteneklerinden ziyade mental sorunlarının olduğunu düşünüyorum. herkes görev bilincinde olsa da bir şaşkınlık var gibi. nereye ne zaman top atacağını yıllarca çalışan adamlar bu hataları yapmazlar. bir plan yapılmış maçta. defanstan paslaşarak çıkacaksak ve 2 orta saha markaj altındaysa ve pivot özellikli santraforun yoksa topu çapraza kanatlara açarsın. biz sürekli göbeğe attık ve kaybettik.
burada aspirilla da, barış da oyun içine girme noktasında sıkıntılar çıkardı. topu 3. bölgeye atsak dahi tutamadık. singo özellikle donlara yaptı. abdülkerim bu konuda master yapmış resmen. olmadığı maçlarda böyle kendini belli ediyor. boey ve eren bence iyi maç çıkardılar. zaten kimin ne vereceğini herkes biliyor. çok rahat bitireceğimiz maçı zora soktuk. birden 2. golü de yiyorduk ki allah yüzümüze güldü. o golü yesek maçı bile verebilirdik. 2 duran toptan gol atarak maçı çözdük. bu da önemli bir done.
maçta peki kimse yunus'u aradı mı? ya lang'ı? ama torreira çok arandı bana göre. sara bile fark yaratmaz. ama torreira öyle değil.
inşallah o da ders almıştır ve kafasını toplamıştır. bana göre maçın adamı lemina'dır. attığı golün yanında topla ilişkisinin ne kadar iyi olduğunu bu maç gösterdi. tabi eski dinamikliği yok, alıp basıp gidemiyor. ancak doğru pas kararlarıyla takıma yön verebildi. bunda ilkay'ın da doğru yerlere gidip top olması, pasları isabetli atması çok önemli bir yer tutmakta.
sonucunda zor bi deplasmandan kılçıksız 3 puan alarak göztepe'den bu sene 6 puan aldık.
bir parantez de hocamıza. çok geç müdahale ediyor oyuna. aspirilla 2. yarı başlamamalıydı. net şekilde oyun bir top kapan, ve oyun açan bir orta saha istiyordu. gereksiz baskı yediğimiz dakikalarda daha gol yemeden dahi bu değişikliği yapabilirdi. icardi terchine bir şey demem ancak nhaga'nın yerine kaan tercihi berbattı.
hakem ise bu tercihlerden daha berbattı. gecenin önüne geçmek çok istedi ancak olmadı.
1 ayağa basma (faul vermedi), 2 yüze vurma (1 faul verdi diğerinde (icardi) oynattı ve faul verdiğine sarı vermedi ilkay'ın dudağı patladı o pozisyonda), 1 net kontraya çıkarken çekme (aspirilla'ya asıldı adam neticesinde atak da yedik) ile vermediği faullerle bizi ezdirdi.
tüm maçlar hakemin ilk düdüğü çalmasıyla mı başlar? hiç mi hakemin bitiş düdüğü ile başlayan karşılaşma yoktur? bence var, ve en yakını da dün gece izmir'de oynanan göztepe-galatasaray maçı...
nasıl mı?
cihan aydın, üç gün önce trabzon'da galatasaray'ın kaybettiği maçın son düdüğünü çaldığında stat hoparlörlerinden galatasaray'a küfürlü şarkılar başlarken, 17 yaşındaki topçu abdülkerim'e sinkaflı laflar ederken, okan buruk ve günay'ın "galatasaray kendisine yapılanlara şampiyonluk kutlamasında cevap verecek" cümlesiyle başlamıştı aslında göztepe maçı sarı-kırmızılılar için. "acaba galatasaray'dan şampiyonluğu alabilir miyiz" diyen trabzonlular, kendi elleriyle hazırlamışlardı galatasaray'ı çarşamba gecesi izmir'de oynayacağı deplasmana...
avrupa'dan elenmiş ve haftada tek maç oynayacak galatasaray'ın neler başarabildiğini son üç yıl memleket dahilinde herkesin malumuydu ve göztepe'yi etüt eden okan buruk ve ekibinden galatasaraylıların şüphesi yoktu lakin sahaya çıkan kadroyu görünce şaşırmadık desek, yalan söylemiş oluruz... zira okan hoca hiç de alışık olmayan bir takımla çıkıyordu deplasmana: kalede uğurcan, sağ bek boey, sol bek eren ve stoperde abdülkerim'in yokluğunda singo ve sanchez tamamdı da, torreira'nın yerine ilkay, sara'nın yerine asprilla hiç de beklenmiyordu. ıcardi de yedekteydi de barış en uçta görev alacaktı, kanatlarda da sane ve sallai olacaktı... riskli bir seçimdi, kazanırsa deha, kaybederse hain olacaktı okan buruk...
kazandı ve de rahatladı okan buruk... en yakın rakibiyle puan farkını dörde çıkardı ve daha teri kurumamışken bir sonraki kocaelispor maçının da ateşini yaktı verdiği demeçle...
peki, ne yaptı, nasıl kazandı galatasaray?
ev sahibinin savunmada boylu poslu ama ağır adamlarla kendisini karşılayacağını etüt eden okan buruk, kapalı savunmayı açmak için de en uca hareketli ve güçlü barış'ı koyup, etrafına da "pırpır" denen asprilla, sane, sallai gibi topçuları serpiştirmişti. daha da ötesi, lemina ve ilkay ile topu çevirip, göztepelileri üzerine çekip, boşluklarla savunmayı yarmak da planın içinde vardı. ilk devre bu senaryo fena halde de işledi. ne zaman ev sahibi çokça kullandığı taç atışlarıyla galatasaray kalesine gol için gelse, dönen topu kendi kalesinde tehlike olarak gördü. sallai'nin hatasında arda'nın karşı karşıya kaçırdığı pozisyonun dönüşünde sallai-ilkay işbirliğinde galatasaray ikinci golü bulması göztepe için acı bir deneyimdi. golü kaydeden ilkay'ın arkadaşlarının tebriklerini aldıktan sonra teniste sıkça gördüğümüz "pardon" sayısı gibi lis'ten özür dilemesi de sahalarda az karşılaştığımız örneklerdendi. gol sevinci demişken, daha dakikalar beşi göstermeden sane'nin serbest atış ortasında barış'ın kafayla maçın gol perdesini açması sonrası trabzon'da galatasaray'ın kullandığı 7-8 köşe atışını neden barış'ın kullandığı sorusu bir çok taraftarın aklına gelmiştir. abdülkerim ve ıcardi'nin yokluğunda koluna kaptanlık bandını takan barış'ın gol sonrası pazubandına bakış atması, sezonun akılda kalacak fotoğraflarından olacaktır.
erken öne geçen galatasaray'da maç önü planı öyle işledi ki, ev sahibi sahada donakaldı, reaksiyon veremedi ve sallai biraz becerikli olsa ya da cömert davransa soyunma odasına giderken skorbord belki de 4 farklı bir skoru gösterecekti.
ilk yarı arda'nın kaçırdığı ve cherni'nin auta giden cılız vuruşu dışında taraftarını heyecanlandıran pozisyonu olmayan göztepe, ikinci devreye juan'ın barış'ın golünün benzeri ile başladı. futbolu bilen taraftarının desteği ile eşitlik sayısı için de 15 dakika kadar dalga dalga geldiler uğurcan'ın kalesine. göztepeliler arzuluydu, baskı yapıyorlardı da galatasaraylılar da başta singo olmak üzere, sane'si, sara'sı ile ayaklarındaki topu rakiplerine "armağan" ediyorlardı. cherni'nin kafası ve efekan'ın uzaktan şutunda uğurcan "şampiyonluk modunu" açmışken, juan'ın aşırttığı ve kaleye süzülen topa yarım metreden janderson'un auta atması ise 2023 senesinde sami yen'de oynanan galatasaray-karagümrük maçının uzatma dakikalarında ofsaytta olduğu halde kaleye giden topa dokunup takımını golden eden serdar dursun'u hatırlatıyordu.
"atamayana atarlar" derler ya, ev sahibi peşi sıra pozisyonları harcarken, galatasaray ise ikinci devre ilk defa göztepe kalesine geldi, kazanılan köşe vuruşunu sara kullandı ve lemina üç gün önce trabzon'da yapamadığını izmir'de yaptı ve attığı kafa golü ile takımını rahatlattı, göztepe'nin eşitlik umutlarını söndürdü. sonrasında da zaten torreira, ıcardi ve ilkay'ın oyuna girmesiyle galatasaray tekrar soğukkanlı bir şekilde sahaya yayıldı, topu çevirdi ve maçın son düdüğünü bekledi...
maçı yöneten alper akarsu oyun genelinde pek ön plana çıkmadı lakin onuncu dakikada sallai'nin kaleciden seken topuna kafa vurmak için havaya sıçrayan asprilla'ya yapılan müdahaleyi görmemesi, dennis'in ilkay'a müdahalesine sarı kartı çıkarmaması, 60. dakikada asprilla'nın formasından çekilip düşürülmesine devam ettirip ev sahibinin atağına izin vermesi, ıcardi'nin yüzüne atılan dirseğe devam demesi ve en kötüsü de barış sakatlanıp yerde yatarken oyunu başlatması kendisi adına maçta eksi puan olacak kararlardı...
lucescu ile de bitirelim... galatasaray ve beşiktaş'da şampiyonluk yaşamış, ulusal takımı çalıştırmış rumen teknik adamın vefatı sonrası galatasaray ısınmaya üzerinde lucescu t-shirtleri ile çıkıp, sahaya da "seni unutmayacağız" pankartı ile ayak basmışken, istiklal marşı öncesi yapışan saygı duruşunu ıslıklamak göztepe taraftarı gibi futbolu bilenlere yakışmadı. son nefesini yeşil sahada verecek kadar futbolu seven bir futbol emekçisini tribün kültürünü 14 haziran 1925ten beri yaşatanlar tarafından ayakta alkışlamasını beklerdik. olmadı, hayal kırıklığı yaşadık...
kaynak ve maçtan fotoğraflar:blogspot