bu çok yanlış olur. asıl sorun burada zaten. oyuncular beyaz kağıt gibidir. üzerine ne çizersen o sonuç çıkar, yani sorun kağıtta değil kağıda yazanlarda. bu sadece teknik direktör de değil.
yok, ben birçok zayıf beşiktaş kadrosu gördüm. neredeyse 10 hoca harcayan, ruhsuz, mücadele bile edemeyen bu kadro gibisini hatirlamiyorum. bunların desteklenecek bir yanı yok, emekli yada asgari ücretin $1,000 olmadığı bir memlekette milyon avroları cukkalayip böyle oynamaya hakları yok. oynuyorlarsa da yüzlerine tükurmek az bile bunların.
kendimi iyi ifade edemedim. ben başka birşeyden bahsediyorum. isteksiz takım çok gördüm, bu bazen fizik durumuyla alakalıdır, bazen oyuncular maçın önemine göre oynarlar. taraftarın önünde oynamak da takımları genelde ateşler, deplasmanlar zor olur, ama en önemli faktör oyuncular kulüp görevlilerinden gördükleri davranışlara göre şekillenir ve bu ellerinde olan birşey de değildir. sadece sporda değil bu bütün insan ilişkileri için geçerlidir fakat bizim taraftar hayatın manevi boyutunun ne kadar kapsamlı olduğunu çözemedi, sporcuya insan olarak bakmıyor ve bu yönetimlere de sirayet ediyor. özellikle son 2 senedir gördüğümüz şey çok net biçimde temel sorunun burada olduğunu gösteriyor. bunu çok önceden yazacaktım, nezaketten dolayı yazmadım ama artık dozu tamamen kaçırdılar. ispat edemesek de beşiktaşlılık vazifesi olarak artik anladıklarımızı dile getirmek zorundayız. yöneticiler, teknik heyet ve takımla zaman geçiren her kimse oyuncuların moralini feci şekilde bozuyor, motivasyonlarını yerle bir ediyor. bilinçli yada bilinçsiz farketmiyor, orasına takılmanın bize bir faydası yok, sonuçta takımın bu son dönemlerde bir şekilde sabote edildiğinden emin olabilirsiniz. bu durumda dünyanın hiç bir oyuncusu takım için gerçekten savaşamaz, savaşmaz değil savaşamaz, yani üstünkörü öyle görünse de oyuncuların bir suçu yok.
şu takımda oyun aklı olan, topun kıymetini bilen, azıcık pas yapalım da oyunu oturtalım diyen, kaptığın toplarla da alelacele oynayıp daha atağı olgunlaşırtırmadan hiç etmeyelim diyen hiç mi biri yok?
ön taraftaki 4 lü ye gereksiz baskı yapıyormuş gibi yapıp göbeği boşaltıyorsunuz diye iki laf edecek hiç mi biri yok?
şu takıma bir reset lazım. ilk 11' in komple değişmesi lazım. başka türlü kurtuluş yok.
geçen sezon ve bu sezon aynı kadroyla oynuyoruz. rafa silva ve immobile var farklı olarak.
komple yeni bir ilk 11 kurmak lazım.
solskjaer' den de olmayacak. belli oldu.
1,5 sezondur kıvranan bir futbol takımı var ortada. oyuncuların bazısı ruhsuz, bazısı formsuz, bazısı kalitesiz, bazısını da futbol bırakmış.
pek çok mevki eksik. eksik olmayanlarda birbirlerini tamamlamayan oyuncular. son 3 transfer sezonunda (şu andaki dördüncü) yeni transfer geldikçe takım daha kötüye gidiyor.
solskjaer ne yapsın, geleli kaç gün oldu...
yürüttüğün tezleri çürütmek zor değil. dünya futbolunu ve son senelerde bizim takımı iyi takip eden herkes bu kadar istikrarsızlığın örneksiz olduğunu söyleyebilir. bu sezon bile bir çok örneği var renklileri yeniyorsun ve anadolu takımlarından kendi sahanda fark yiyorsun. 1 hafta arayla ispanya liginde şampiyonlar ligini zorlayan avrupa liginin en güçlü takımlarından birini sahadan siliyorsun sonra twente gibi vasat bir takıma yenilmeyi bırak neredeyse 90 dakika boyunca ezilerek beşlik olmaktan kurtuluyorsun. bilbao, gs, fb, lyon bunların hepsi sana önde bastı ama kazandın. ben neticelere takılmıyorum kötü gününde olursun twente'den fark da yersin ama kader maçında sahada gördüğümüz şey büyük bir rezaletti 8-0lık liverpool maçında bile bu kadar kötü bir görüntü vermedik, bunun en başta yetersizlikle ilgili olmadığını görmüyorsak işimiz var. şahsen ben sırf bu twente maçından dolayı adalı'yı silmek üzereyim, beni memnun etmek için artık ağzıyla kuş tutması gerekir, çünkü kendisi ve yönetimi maç öncesi gereken şeyleri yapsaydı böylesine skandal bir performans olmazdı. yapamadı çünkü son karar mercii kendisi değil. kendi çıkarı için ligi hatta toplumu dizayn eden, ve aynı zamanda özellikle türkiyede taraftar kitlelerini farklı şekilde bilinçlendirmeye çalışan siyaset üstü yapılanma var, onlar müsade etmeden türkiyede transfer bile yapamazsın. başkanlar ve yönetimler, hatta bir çok teknik direktör bunlara yakın olmadan o konuma gelemezler, bazen dürüst olup mecburen yakın görünürler bazen de direkt onların adamı olurlar. adalı, yönetimi ve solskjaer için hangisi geçerli bilmiyorum ama her halükarda istedikleri şekilde hareket edemezler. eleştirirken ve talepte bulunurken bunları düşünmezsen yanlış kişileri hedef gösterir ve yerinde sayarsın. oyunculara tesislerde neler yapıldığını araştırmak lazım. onlara yokmuş gibi davranarak taraftarlarla yakın bağ kurulmasını zorlaştırırsan olacaklar belli. burada bizim taraftarlarda eleştirilmeli tabi, aramızda goygoycu, melankolik ve tutkulu ama cahil oranı çok yüksek ve bu bütün sorunlara ön ayak oluyor. daha bilgili ve kültürlü olanlar küçük bir azınlık olunca onları dışlayarak takımı yanlız birakmak kolay oluyor.
bilbao, gs, fb sana karşı önde dizildiler ama agresif basmadılar, tempoyu yükseltmediler, lyon yükseltti ama beceriksiz olmasalar 4-5 tane atarlardı. ajax maçı öncesi farioli ne dedi? türkiyeden 5 hoca ile görüştüm, dersimi iyi çalıştım ne yapmam gerektiğini biliyorum ve kazanıcam.. o maçda şifrelerini herkese gösterdin ve daha sonra anadolu takımları dahil herkes sana önde basmaya başladı.. önde basan her takıma karşı çaresizsin, istediğin hoca, mentalite, dizilim, taktik farketmez, tez değil bu artık doğruluğu kanıtlanmış gerçek. transfer olmaz ise sezon sonuna kadar izleyeceğin tablo bu malesef.. bielsa, favre, ancelotti, pep gelsede farketmez durum bu malesef..
sagbekten oyun kurulumu sıfır. biri esmer svenson, diğeri beyaz onur. al birini vur ötekine.
rakip sadece senin müsade ettiğin kadar agresif olabilir. o maçlarda oynadığımız gibi oynasaydık twente o baskıyi kesinlikle yapamazdı, biz üstümüze gelin dedik. sahada futbola dair en ufak bir emare yoktu, hal böyle olunca twente değil adana demirspor'a da ezilirsin, zaten bunu da yaşadık. konu motivasyon ve konsantrasyon farkıydı. taktik zaten genel olarak bunlara göre de şekil alıyor, bunlar olmadı mı taktiğin iyi olma şansı yok.
transfere gelirsek genel olarak karşı değilim. şu ara döneminde olmasa daha iyi olur diyorum sadece. mesele ayağını yorganına göre uzatmak. yorganımız renklilerinkinden kısa ama çok değil. doğru şekilde yönetilirsek beşiktaşlılığın yarattığı farkla onları alt edebiliriz ama en başta hedefler belirlenmeli, önce 10 tane oyuncu gönderilmeli ve ona göre kadro kurulmalı. belli yerden müsade olmazsa oyuncu bile gönderemezsin, küçük miktara bile oyuncu satamadığın yerde transfer beklemek komik oluyor. şu anda herhangi bir hedefimiz de yok, normalde bunu söylemem ama seneye avrupa da olmamak beşiktaş için en sağlıklısı olur, yani önümüzdeki aylarda odağımız tamamen saha dışı unsürlerde olmalı çünkü sorunların kaynağı orada ve bu hedefsizliği değerlindermek için gerekli ve en iyi zaman.