mükemmel tesbitler. izin olursa acizane ilavelerde bulunmak isterim.
öncelikle mou'nun kafasındaki plan ile taraftarın beklentisi örtüşmüyor. yönetim mou ile anlaşırken ne konuştuğunu bilemiyoruz. eğer ne pahasına olursa olsun,yeter ki gel şeklinde bir yaklaşım ile seçimi kazanmak için atılmış bir adım ise cinconun 5.yıldızı kutlamalarında yurdun dışında bir yerler bakmamızda faide var. zira şahsen ben buna tahammül edebileceğimi zannetmiyorum. ama eğer durum anlatılıp bu sene mutlaka şampiyon olmamız beklendiği açıık ve net anlatıldıysa ihale mou'ya yazılır. ben şahsen 1.şıkkın geçerli olduğunu düşünüyorum. 2.seçenek olmuş ve mou'dan oyuncu listesi istenmiş ise tabii ki durum değerlendirmesi farklı olur. bu sefer de eğer istediğin oyuncular takıma kazandırılmadıysa bu kariyerdeki bir hocanın kendini güldürebilecek bir sarmalın içine tahammüden girmesini düşünmek istemem. öyleyse yazık olmuş hepimizin mou sevdasına.
bugüne kadar yaptığı sportif icraatlar göz önüne alındığında mou'nun bu sene acilen mutlaka şampiyon olmak gibi bir derdi bulunmuyor. kendi futbol felsefesini oturtacağı planlama ve hazırlıkların peşinde.
geçen senenin en verimli bölgesi orta ikiliyi sakatlık ve cezalı olma durumunda aynı düzeyde yedeklemek yerine takımın kimyasını amrabad ile bozması ;
takımın hücumdaki süratini arttıracağını söyleyip bu bölgede sürekli statik ve yavaş veteranlarda ısrar etmesi;
emre mor'u geriye yardım etmediği,takım oyununa ayak uydurmakta zorlandığı,yardımlaşması eksik olduğu gerekçesi ile gönderirken, bu kriterlerin daha da gerisindeki maximen'i getirip oynatmakta ısrar ederek geçen senenin en iyisi ferdi'nin transferin son günü apar topar kaçmasına neden olması; hatta buna bağlı olarak sol beke monte edilmeye çalışılan ama stoper mevkiinde açık ara rakipsiz bir oyuncu olan osterwolde'nin sezonu kapatmasının da müsebbibi olması; (şimdilerde yana yıkıla sol stoper aranıyor)
osayi,irfan can,ismail,fred gibi geçen senenin en etkili oyuncularını futboldan soğutup, sahada ruh gibi gezinen sıradan oyuncular haline getirmesi;
amrabad'ı takıma monte etmek için geçen sene taraftarın hoşuna giden hücum takımının omurgasını bozuk takım boyunu uzatan,vasat ve gol beklentisi çok düşük bir sıradanlaşmaya neden olan; 2-0 öne geçtiği zaman bile baskı altında kalıp dinamik direnç gösteremeyen, oralarda puanlar kaybeden bir kadro mühendisliği yapması;
herşeyi bir kenara bıraksak bile, daha önce 5 tane td leşi olan samet'i ilk stoper olarak sahaya sürerken, çağlar,becao ve hatta yusuf'u kulübede nırakan bir kafa yapısında olması ya kamera şakasıdır ya da mou'nun bizi ve türkiye futbolunu zerre kadar ciddiye almamasının en büyük göstergesidir.
beğenmediğimiz,karakter yoksunu okan efendiyi örnek vermekten hicap duyuyorum ama malum rakibimiz olması açısından direkt karşılaştırmada bizimkine üstün olan tarafı büyük td kibrini olmaması. fantaziye kaçmadan, yanlışta ısrar etmeden modern futbıl prensiplerini uyguluyor kendi çapında. kadrosunu yaparken takımın gücünü,atletizmini,süratini, direncini en fazla arttırabilecek oyunculardan yana kullanıyor tercihini. bu şekilde de kab olabiliyor. (kab=karaktersiz ama başarılı)
batug abi, düşüncene sağlık. döktürmüşün yine. müsaadenle bıraktığın yerden devam edeyim. stoperdeki en iyi oyuncumuz osterwolde,o da sezonu kapattı maalesef. fiziksel özellikleri ve vücut esnekliği açısından sol bek mevkiinin gerçek adamı olmayan oyunmcumuzu kaybettik. oysa geçen sene kesin olarak kanıtlanmış bir gerçek vardı.hiç bir forvetin bu çocuğu birebirde geçmesi mümkün değil. belki de dünyanın en iyi stoperlerdinden birisi elimizde ama yararlanamıyoruz. biraz tıptan anlayan birisi bu çocuğun çok güçlü,hızlı ve size'lı fakat esnek olmadığını çok rahat analiz edebilir. en iyi örneğimiz ferdi ile kıyaslarsak,ferdi'nin topla beraber düz bir hatta değil,slalom yaparak süratli koşu esnasında yön değiştirebildiğini ve rakipleri bu kıvraklık ve esneklikle geçtiğini görüyoruz. osterwolde ise müthiş süratli ve güçlü ama aynı düzlem üzerinde. attığı müthiş gollere bakın. rakibin gerisinden rokete takıyor, bam bam bam dümdüz geçip gidiyor yanlarından. sağa sola yön değiştirmeden direkt kaleye iniyor. o süratte ve bedende bir oyuncu için ani dönüşler ve yön değiştirmeler ölümcüldür. o tork hareketinin getirdiği tonaja hiç bir eklem ve kas tendonu dayanmaz. bu basit gerçeği hadi td anlamadı diyelim, o kadar geniş teknik ve tıbbi kadro içinde bir allah'ın kulu göremez mi?pes doğrusu. mert müldür'den hiç bahsetmemeni de acizane alkışlıyorum,zira klavye israfı olur. osayi konusunda da tamamen katılıyorum. ancak takımda onun gibi cengaver oyuncuların eksikliğini hissediyoruz. onun gibi kavga eden, atletik,güçlü oyuncuların eksikliğinde senin dediğin gibi, sağlam rakipler bizi kolaylıkla sindiriyorlar. o yüzden osayi gibi oyunculardan vaz geçmek olmaz. sol bekte alternatifimiz yok. ferdi'yi geri getiremeyiz ancak ferdi'ye en yakın fiziksel,teknik ve sürat özellikleri olan yegane oyuncumuz oğuz'u göremeyen bir td, en hafif tabiriyle, bizim takımı ve buradaki görevini ciddiye almıyor,küçümsüyor demektir. mourinho'nun kariyerine ve futbol bilgisine laf etmeye haddimiz olmaz ama yaptığı hatalar şaka gibi.insan demet akalın ne zaman çıkıp 'bu kamera şakasıydı' diyecek diye etrafa bakmak zorunda hissediyor kendini. daha önce jesus,ismail kartal,montello ve fatih terim'in ipini çekmiş bir veteran ligi oyuncusunu takımın ilk stoperi olarak düşünürken hangi ruh halini yaşıyor,çok merak ediyorum? yanındaki arkadaşları ile yardımlaşma özürlü bu maximen diye bir oyuncu getirdi, ancak birebirde en az onun kadar etkili leblebi gibi adam geçen emre mor'a kapıyı gösterdi. bu nasıl bir paradokstur. sezon başı "50 milyon da verseler gitmem. bu sene kalıp şampiyonluk yaşamak istiyorum." diye konuşan ferdi'nin transferin son günü apar topar kaçmasının sebebi de mou'nın ısrarla takıma monte etmeye çalıştığı kafes futbolu oynayan maximen yüzünden oyun şevkinin ve alıştığı görevin elinden alınmasının getirdiği hayal kırıklığıdır. öte yandan mou'nun sezon başında "bu takımın eksiği; ileri çıkışlarda yavaş olmasıdır. süratini arttırmalıyız' deyip; takımı ileriye en çabuk taşıyan,önde baskı kurabilen adamlardan vazgeçmesi, dzeko,tad,ç gibi statik oyuncularda ısrar etmesi inanılır gibi değil.batug abi, bana kızma ne olur ama amrabad konusunda senden biraz farklı düşünüyorum. bunun için de geçerli bir sürü sebebim var. paylaşırım müasit bir zamanda inşallah. morinho'dan çok ümitliydi. ancak bize bu sene yaptığı yegane katkı; karizması ve popülerliği sayesinde bütün dünyanın dikkatini bizim maçlara çekmek oldu. bu sayede aleyhimize yapılan kasıtlı hakem hataları minimale indi ama öte yandan takımın kimyasını bozduğu için bu avantajı sahada lehimize dönüştürebilecek sportif gücümüz kalmadı.
amrabad oyun tarzı itibarı ile kendi ceza sahası önüne yakın yerlerde gezinen tipik bir avrupa 6 numarası. ancak bizim ligimizde bu tip bir 6 numaraya ihtiyaç yok kapanan rakipler karşısında. aksine takım boyu uzadığı için rakibe kontataklarda istedikleri geniş alanlar bırakılmış,nefes almaları sağlanmış oluyor. fred ve symanski'nin bu seneki formsuzluk ve skora katkılarının azalmasının sebebi de zaten burada. symanski takım boyu uzadığı için habire deli dana gibi ileri/geri koşmak zorunda kalıyor. uzun mesafe katettiği için de skor yapacak bölgede mecali kalmıyor artık. fred desen geçen sene arkasında ismail'in olmasının verdiği rahatlık ve özgüvenle oynuyordu. top kaybetse bile ismail hemen arkasından baskı kurarak ya topu kapıyor ya da rakip takımın organize kontratak yapmasının geciktirerek fred'in geri dönmesi için zaman kazandırıyordu.şimdi amrabad sağ olsun tipik 6 numara pozisyonunda kaldığı için rakip takım bizim top kayıplarından sonra yeterli alan ve zamanı buluyor. amrabad sürekli stoperler arasına gelip topu alıyor. bu esnada sağ ve sol stoperler mecburen sağ bek ve sol beke yaklaşıp önünü açıyorlar. ambradab bir sağa,bir sola pas verdikten sonra rakip yavaş yavaş sıkıştırmaya başladığı için mecburen liva'ya geri dönüyor o da ileriye gelişigüzel uzun bir top atmak zorunda kalıyor. ee ne oldu şimdi? organize çıkmış mı olduk? ya da geriden oyun kurmaya çalıştığımız zaman fred ve diğer oyuncuların bizim sahaya kadar gelip rakip kaleye çok uzak yerde top almaları gerekiyor. bu durmda ofansif etki ve skor azalıyor doğal olarak. amrabad çok önemli bir oyuncu. sezon içinde tadiç'e yaptığı asist ve attığı mükemmel gollerden bir iki tane daha yapıp gözümüzün pasını silecektir. ama kapanan rakipleri boğacak tarzda oyun ihtiyacımızda skora devamlı katkısı olmayacaktır. amrabad tarzında tipik 6 numaraya ihtiyacımız yok türkiye liginde. amrabad'ın en etkili olduğu ts ve sonraki mükemmel golünü attığı maçlara bakın. her ikisinde de ismail'in önünde ileride olduğunu göreceksiniz.ismail ile birlikte takım hep önde duruyordu geçen sene. o nedenle gol beklentimiz ve pozisyonlarımız fazlaydı. geriye yaslanmadığı için stoperlerimiz de aktif biçimde top taşıyabiliyorlardı. öndeki emekli oyuncularımız da takım boyu uzamadığı için fazla mesafe kat etmek zorunda kalmadan rakip kaleye yakın yerlerde topla buluşabiliyorlardı. bazı sığ bilgili spor yorumcuları ismail'in top kayıpları konusunda amrabad'dan öğreneceği çok şey var diye ahkam keserken,hiç birisi ambabad'ın geride topu kullandığı bölgede top kaybetme lüksü yok. anında kaleci ile karşı karşıya kalır rakip.ismail topa ön bölgde basıp kullandığı için top kayıplarını telafi etmek için takımın her zaman bir ikinci şansı oluyor. amrabad'ın yüksek top kontrolü ve görüşünden yararlanılacaksa o zaman ismail'in önünde oynatılması gerekir. bu kadar basit. bunun olumlu etkileri bu formasyonda oynadıkları maçlarda kanıtlandı. mou'nun kafasında olan tipik avrupa formasyonu için takımın altletizmi,sürati ve gücü yeterli değil. oyuncu seçimini buna göre yapmadığı için defolarımız her geçen gün ortaya çıkıyor.
tesbitlerin çoğuna katılmakla beraber,osayi'nin asist katkısı yapmadığı çıkarımı oldukça talihsiz olmuş. osayi rüzgarın oğlu gibi iniyor sıfıra, asist yapcağı adamlar kim? dzeko,tadic. peki osayi çizgideyken neredeler. kaplumbağa hızı ile ancak ceza sahasına yaklaşabilmişler. yanındaki adamların süratine yetişememesi onun suçu değil. ve maalesef bu sıkıntılı yorum paradigması üzerinden kamuoyu oluşturulduğunda osayi tıpış tıpış cinconun yolunu tutar. o zaman da halı saha yorumcuları muhtemelen 'bizde isteyerek oynamıyordu. vay şerefsiz" yorumuna sarılıp kıvırtacaklardır. okan'ın aylardır özelden osayi'yi araması tesadüf değil. o süratle gittiğinde ceza sahasında ossimeh'i bulabilecektir orada. osayi tarzında oyuncuların asist katkısının azlığı üzerinden "çöp" algısı yapanlar yüzünden transfere doyamıyoruz. yüzlerce transfer yapıldı ama bir türlü istenilen kadro oluşamadı. neden acaba? transfer tanrılarının spor basınındaki müritlerinin kamuoyunu reyting uğruna doldurmalarından olabilir mi acaba? geçen sene arka altılı osayi,osterwolde (yanında dzeko,çağlar,becao farketmez) ferdi onların önlerinde ise ismail/fred altılısı takımın en iyi işleyen bölgesiydi. fred ve ismail'i yedekleyemediğimiz dönemlerde kaybettiğimiz puanlar yüzünden kaçtı şampiyonluk. zira bu altılı yokken ön bölgedeki emekliler ordusu takımın dinamizmini,gücünü,hızını arttırıp rakibe baskı kuramıyordu. eksiğimiz ön bölgede bir "hayvan" santrafor ve sağlam/süratli bir kanat oyuncusuydu. orta sahadaki ismail/fred ikilsinin yerine değil,onlar sakatlık ya da cezalı olduğunda onları aratmayacak eklemelerin yapılması gerekiyordu. ama hayır. en iyi işleyen yer bozulup takımın kimyası değiştirildi.
osayi'yi oynatırsan kapatır.ama takımın dinamizmi,sürati,atletizminin,mesafe kat etmesinin önemli olmadığı bir futbol anlayışı içinde osayi gibi adamlar rağbet görmez.takımdan gönderilir. sonra cincon kapar. yılın futbolcusu olur. biz de 'aaa.neden böyle oldu?
bizde böyle oynamamıştı halbuki. bize gelen de oynamıyor canım.' şeklinde hayret cümleleri kurn yorumcuları okuruz teselli olarak.coca-cola kupası kazanmanın ötesi potansiyeli olmayan,mesafe kat edemeyen, sadece etrafındaki 5m2 içinde top cambazlığı yapan oyuncu sevici zihniyetle daha çok seneler başkalarının şampiyonluklarını öfke ile izleriz.
modern futbol anlayış fakiri kanat önderlerinden ezberledikleri ile bir futbol anlayışı oluşturan taraftar profili ile yapolabilecek tek şey hoca,oyuncu,başkan gönderip sonsuz transfer yapmak.