muslera'ya verilen sarı kartın, muhtemelen, kutlamak için formasını çıkaran oyuncuya verilen sarı kartın, golün iptal olması sonrasında iptal edilmemesi ile aynı sebepten iptal edilmeyen maç. bu kuralın bence de değişmesi lazım.
başakşehir avrupa kupaları konusunda çok iddialı bir duruma geldi. bu maçı kazanıp, galatasaray'ı resmen şampiyon yaparak, son hafta oynanacak maçta takımın yarısının alkollü çıkmasını sağlayabilirler *. samsun'dan da 1 maçlarının eksik olmaları, ikili averajda samsun'un önünde olmaları ve diğer 2 maçlarının da hedefsiz kasımpaşa ve düşmüş adana ile olması sebebi ile 4 maçta 10-12 puan toplamaları ve 3. olmaları işten bile değil. fenerbahçe ise tam tersine yıkılmış ve sezonu kupasız kapatmayı kabullenmiş durumda.
sırf bu 2 veri ile bile başakşehir'in büyük bir iştahla oynaması ve net bir galibiyet alması lazım zira bu maç kalan 4 maçlarının, kağıt üzerinde en zorlu maçı olarak görülüyor ve bunu çok kolaya çevirmeleri imkanı var. yani maçın başından itibaren rakip kaleye çökmeleri lazım.
ama ülke futbolunun en abartılmış hocalarından çağdaş atan kenardayken bunlar bir anda çöpe atılabilir. kendileri bilir, zira bu maçı kaybederlerse samsun ile puan farkı 6'da kalır ve samsun'un ligi üstlerinde bitirmesi için içerideki sivas ve kayseri maçlarından 4 puan yeter.
kabul edelim, fenerbahçe bütün silahlarını kenara almışken ve maç fenerbahçe sahasında oynanırken, eyüpspor kendi ceza sahasında top çevirme antrenmanı yapıp gol yese, burada tefe konup çalınır ve maçı kaybetmeye çalıştıkları söylenir. eyupspor'un da yaptığını anlamak mümkün değil. bunu neden söylüyorum, 2 hafta sonra fenerbahçe ile oynayacaklar ve aynı şeyi yapmaya çalışırken gol yerlerse burada delirmeyelim.
arda turan öyle ya da böyle galatasaray'ın başına geçmek istediği için hiç kolay geçmeyecek ve hatta bir hayli zorlanacağımız maç. arda da biliyor ki, türkiye'de 4 büyükler, kendilerini başarıdan eden veya kendilerine zorluk çıkaran hocalara ve futbolculara bayılıyor.
zorlu bir fikstürün ilk zorlu maçı ve burada bir puan kaybı gelirse kimse şaşırmamalı. kazanılırsa da oldukça zor geçeceğini düşünüyorum. ligin kaderini degistirme motivasyonu ile sahaya çıkacak çok oyuncu var rakipte.
trabzon'un bu golü 70 gibi bulmasını tercih ederdim. 45-55 arasında artık penaltı mı olur, maximin karşısındaki trabzonspor sol beki ikinci sarıdan mı atılır, devre arasında yine bir şeyler dönecektir, rahat rahat 20 dakikaları var. sahada panik yapmadan skoru döndürme şansları var soyunma odasında.
15. dakika itibarı ile maçın, trabzon adına zayıf halkasının draguş olduğunun anlaşıldığı maç. her hücumu itina ile batırmaya çıkmış sahaya.
edit: bunu bitirdim, yine atağa çıkarken hatalı bir pasla fenerbahçe'yi net pozisyona soktu. şu ana kadar her hareketi fenerbahçe lehine ama her hareketi.
mourinho'nun, galatasaray'ı ön alan baskısı ve barış alper'i kitleyerek topu osimhen'e uzun vurmaya zorlayacağı, okan buruk'un mevcut durumda, başka bir hücum taktiği bilmediğinden bunu harfiyen uygulayacağı, osimhen'in maç boyu skriniar gibi bir adamla uğraşmaktan 70. dakikada pilinin biteceği, o zamana kadar fenerbahçe kaç gol bulursa o kadar golle kazanacağı ve okan buruk'un galatasaray'dan ayrılmasına 1 adım daha yaklaşacağı mücadele.
bakın şimdiden söylüyorum. yabancı hakem, futbolcuların sahaya koyacağı karakter, forma için vs. bu takım top oynamıyor, futbolcuları hocadan kopmuş, onun fikirlerinin yanlış olduğunu düşünüyor ve ona inanmıyor. dolayısıyla oraya pierluigi collina da gelse galatasaray'ın bu futbolla oradan çıkması için, fenerbahçe'nin 5. dakikada kostic, fred, skriniar gibi bir oyuncusunun kırmızı kartla oyundan atılması lazım ki, maç ortaya gelsin. bakın bu olduğunda kazanırız demiyorum, zira okan buruk şu anda 10'a karşı 11'i oynatacak bir oyun planına bile sahip değil.
fenerbahçe'nin kazanacağı ve burada herkesin lanet okuyacağı, televizyonu yarısında kapatacağı maç. üstelik takımda bir boşvermişlik ve salma da var, yani örneğin 2011-12 sezonu kadıköy'deki maç gibi, 30 dakikada 2-0 yenik düşünce isyan edecek melo, elmander gibi oyuncular da yok. dua edelim maçın başında şok 2 gol falan yemeyelim, hıncal uluç'un demeçlerini hatırlarız.
alvaro morata'nın tam 10 dakikadır "ben gol yedireceğim" diye kenara bas bas bağırdığı, okan buruk'un da "önce bir yedir de ondan sonra bakarız" diye izlediği maçtır.
adam hücumda yok, hızlı değil, 1,5 kişilik oynanmasi gereken maçta 0,5 kişilik oynuyor ve her hucumda bir kazaya yol açıyor ama hala oyundan çıkarılmak için dakikalar bekleniyor.
bunun açıklaması yok. lemina'nın kondisyonu 30 dakikalık falan ile açıklanamaz bu. ınanılır gibi değil.
hala kaan ayhan'ın oyuna girdiği maç. forma adaleti denen şeyin f'sinin olmadığının bilmem kaçıncı kez kanıtlandığını izliyoruz. adam seni 2 kez avrupa kupalarından evine döndürdü hala bir dolu ismin önünde oyuna giriyor. yazıklar olsun ya.
eğer oynatılacaksa cuesta, jelert, yusuf gibi adamların şimdi oynayacağı maç, hataya homurdanma olmaz, tehlikeli bir skor yok. oyuncu değiştirmek için neyi bekliyoruz acaba?