frankowski - yusuf erdoğan eşleşmesi umarım başımızı ağrıtmaz.
bu kadar gelmişken, hazır fener ligde bize bir bonus daha sağlamışken, aşırı rotasyona girmeden, dengeli ve güçlü bir kadro ile finali görmeliyiz.
zira baştan saçma bir kadro ile çıkıp, maçta geriye düşüp, sonlara doğru panik halinde ve canhıraş bir şekilde tüm asları koştur koştur bir hengamenin içine attığımız bir sahne görmek istemem doğrusu. 2 adam dinlendireceğiz diye durumu zora sokmanın da bir anlamı yok. bu takım salı günü kupa, haftasonu pazar günü lig maçı oynayabilir diye düşünüyorum.
bir maç düşünün, şampiyonluktaki rakibiniz düşme potasından bir takım ile oynuyor, kafanızdan "lan acaba bir sürpriz olur mu" 'nun zerresi geçmiyor.
çünkü küme düşme potasındaki rakibi, sonraki haftalara haftalara yönelik kart temizliği için bu maçı uygun görmüş, aynı onursal başkanı fenerbahçe üyesi olan hatayspor gibi, aynı opetspor pardon bodrumspor gibi.
ha önemsiz bir detay, bu akşamki takımın da yapı kredi bankası ile olan durumları dillendiriliyordu bir ara, ki bu akşamki maçın ilk yarıdaki kayseri ayağında ne hikmetse aynı takım yine kadro kurmakta zorlanmıştı.
velhasıl akşam izleyip de sinirlerinizi zıplatmayın derim nacizane, ailenizle vakit geçirin, çocuklarınızla oynayın, ya da çakması yerine "gerçek" bir tiyatro izleyin.
bizim yönetim bence bir kamuoyu açıklaması yapıp "fener'in kalan maçlarının oynanmasına gerek olmadığını, galatasaray son 6 maçın 5'ini kazandığı taktirde şampiyon , en az 2 maçta puan bıraktığı taktirde ise ikinci olmayı kabul etmektedir" demelidir, biz de bu sayede bu ve benzeri tiyatroları izleme işkencesinden kurtuluruz. zira bazı takımlar galatasaray maçlarının bir öncesindeki maçlarda tüm kart temizleme işlemlerini tamamlayarak, ligdeki asıl rakipleri olmayan galatasaray maçlarına tam kadro çıkmayı hedeflerken ve çıkarken, aynı takımlar bir diğer şampiyonluk adayı fenerbahçe ile oynayacakları maçlarının bir önceki maçlarında kartları temizleme işlemi yaparak fener maçlarına saçma sapan kadrolarla dostlar maç yaparken görsün misali çıkmaktalar.
bence oynanmasın bu maç, verin 3 puanı fenerbahçe'ye, tffsi, hakemi, rakip yöneticileri, başkanları....vs. herkes rahatlasın...
bizim için kayak tatiline dönmüş deplasmandır.
(bkz: 2 nisan 2025 fenerbahçe galatasaray maçı)
(bkz: kadıköy kayak merkezi)
youtu
yıllardır benzer durumda fener'e can suyu olmuşluğumuz vardır. aslında bu aralar da bizim böyle bir şeye ihtiyacımız vardı, ama tarihte bizim kötü, fener'in iyi durumda olduğu çoğu dönemde fener'den böyle bir can suyu edinmemiz şöyle dursun, hep bir tekme daha yemişliğimizi hatırlarım.
dolayısıyla içinde benim de bulunduğum ağır çoğunluk kuvvetle muhtemel net bir mağlubiyet bekliyordu geçmiş tecrübelerden ve takımın durumundan yola çıkarak. hatta şahsen benim düşüncem bu hafta sonu bay olmanın, dün akşam alınacak bir mağlubiyet sonrası takımın toparlanması için iyi denk geldiği yönündeydi.
şükür ki korku ve endişelerimiz gerçekleşmedi ve beşiktaş maçında iyice düşen gardımız yeniden kendine geldi, ve şampiyonlukla ilgili kafamızda oluşmaya başlayan acabalar yerini tekrar yeşeren umutlara bıraktı.
(bkz: 2 nisan 2025 fenerbahçe galatasaray maçı)
yazık, en az 3, 4 olması gereken maç 1-2'ye geldi. umarım aramayız kaçanları.
biz sakar bir takımız.
son dakikalarda umarım fark açılmaz da normal bir mağlubiyet olarak yerini alır tarihte.
koç holding iştiraklerinden opet'in holding yönetim kuruluna birifing vermesi tadında geçen müsabaka, alan razı veren razı.
allah'tan kendi işimizi kendimiz görüyoruz da bu tiyatroları sadece gülme amaçlı izlemiş oluyoruz.
pasifliğin kitabını yazan mevcut daö yönetimi ile ne tff'si ile ne de onun sı.mığı olan pfdk'sı ve tahkim'i ile mücadele edebilecek gücümüz var. dolayısıyla bize cevap verme yeri olarak tek saha içi kalıyor. aynı son 2 sezonda olduğu gibi. okan hoca'ya kızışımız da bu yüzden zaten. zira hiçbir galatasaray taraftarının mevcut daö yönetiminden oynanan tezgahları bozmaya yönelik bir çözüm üretme beklentisi yok, beklentinin kırıntısı dahi yok. o zaman bizim sahada daima güçlü olmamız lazım.
geçmişten gelen haklı bir klişe vardır, "kardeşim bu takımın kötü oynamaya hakkı yok mu" diye, normalde vardır ama günümüz şartlarında maalesef yok, okan hoca'nın da şanssızlığı bu işte. çünkü yarıştığın rakibin öyle ya da böyle saha içi ve dışında istediğini alıyor, bir tek sana sahada diş geçiremiyor, basit bir hesapla oynanan 2 lig maçı neticesine göre bandı geri saralım, al senden 4 puanı, ver fener'e 6 puanı, bak sonuç ne oluyor; fener 64 puan, sen 60 puanla ikinci.
bu durumda hata yapma şansımızın olmadığı son 12 maçtan birini oynuyor olacağız kasımpaşa'ya karşı. muhtemelen de maymun gibi zıplayan (betimleme yapıyorum, yanlış anlaşılmasın) bir taraftar güruhunun önünde oynanacak. bu durumda bizim başta da bahsettiğim üzere sahada güçlü durmanın ötesinde şampiyonluğa yürüme şansımız maalesef yok. fenerbahçe'nin kuvvetle muhtemel 12 taksitle 36 puan alacağı sürece girdik. dolayısıyla bizimde en az 30 puan/12 maç tutturmamız lazım. çıkacağımız deplasman derbileri, samsun, göztepe gibi maçları düşününce kasımpaşa maçı kredi kullanılacak maç değil.
okan hoca ve oyuncular artık silkinip kendilerine gelmeli, ve alınacak seri ve net galibiyetlerle şu an ağzının suları aka aka puan kaybımızı bekleyen karşı cenahın umutlarını yeniden en derinlere gömmelidir...