özellikle ilk yarı lakayıt görüntü vermiş olmamıza katılmakla beraber işin sancılı bir noktaya gelmesi biraz da bir türlü 2. golü bulamamızdan kaynaklandı. osimhen'in değerlendiremedikleri, ziyech'in instagram'daki futbol sayfalarına malzeme verecek kadar boş kaleye kaçırdığı gol, rakip kalecinin çıkardığı toplar derken çok kolay hale gelebilecek galibiyeti biz kendimiz zor hale soktuk. 89. dakikadaki pozisyonda top direğin içine çarpıp girse çok can yakan bir puan kaybı yaşayabilirdik.
okan hoca'nın maç sonu demecinde dikkat çektiği üzere çimlerin uzun bırakılmış olması, sulanmamış olması gibi art niyetli çabalara rağmen bodrumspor'u puansız bırakmış olmamıza ekstra sevindim.
volkan demirel ise maç sonu demecinde yine düzen, yapı vs diye ağlıyordu.
bakalım fenerbahçe'ye karşı kaybettiğinde de benzer tavrı sergileyecek mi, merak konusu.
hoca'ya ve takıma tebrikler.
maalesef şu stadyumda, şu zeminde, motive olabilmek kolay iş değil. yine de istekli oynadık, net fırsatlara girdik ve galibiyeti 1-0 da olsa almayı başardık.
maça resmen 1-0 başlamış olsak da ilk devrede birkaç pozisyonumuz dışında rölantide oynadığımız maç oldu. bunun sebebi yüksek eforla oynayıp sansasyonel bir galibiyet aldığımız tottenham maçının* getirdiği rehavet de olabilir, mental yorgunluk da. çünkü hiç şüphesiz yüksek motivasyonla hazırlandığımız ve 70-75 dakika üst seviyeden oynadığımız bir maçtı ve bunun sonrasında da zihinsel bir yorgunluk olması çok doğal. ilk yarıdaki basit top kayıplarını ve kopuk futbolumuzu buna bağlıyorum.
2. yarıya yediğimiz uydurma penaltı golüyle başladığımız için bu üzerimizdeki ölü toprağını atmamızı ve motivasyonumuzu tekrar yukarıya çekmemizi sağladı. 1-1'in hemen sonrasında aynı iştah ve istekli samsun kalesini ablukaya aldık, çok gecikmeden de golü bulduk.
benim asıl değinmek istediğim nokta ise bu maçta 3 puanı almış olsak da aleyhimize verilen uydurma penaltılar. var hakemi emre kargın maç boyunca ceza sahamızdaki her ikili mücadeleyi kontrol ederek penaltı kovaladı. halil umut meler ile beraber ikisi, bariz şekilde operasyon çektiler ve bu maçta puan kaybetmemiş olmamız, bunu konuşmayacağımız veya görmezden geleceğimiz anlamına da gelmemeli. olası puan kaybında bunun telafisi olmayacaktı çünkü.
7 kasım 2024 galatasaray tottenham maçının sonlarında forster'a pres yaparken kendini birden yere bıraktığında dizini gösterip "gitti" işareti yaptığında eyvah demiştim zaten. maalesef büyük talihsizlik yaşadık. galatasaray tarihinin en golcü yabancısı olmaya ramak kalmışken bu sakatlık çok zamansız oldu.
geçmiş olsun kaptan.
sen bizi ve aşkın olayııım diye haykıran taraftarını özlersin.
fazla bekletmeden geç dümenin başına tekrar!
okan hocam'ın yine futbol okullarında ders diye gösterileceği bir oyun anlayışı ile rakibi sürklase ettiğimiz maç. 65 dakika boyunca izlediğimiz şey tam bir sanat eseri ve gurur tablosu. okan hocam da bütün takım da bununla gurur duyabilir. öyle ki rakibi kendi yarı sahasına hapsettik ve ön alan baskımız ve yoğun presimiz ile o kadar boğduk ki tottenhamlı oyuncular "çaresizlik" kavramını iliklerine kadar hissetmişlerdir.
geçtiğimiz yıl aynı oyunu bayern münih maçlarında da** sahaya koymuştuk fakat bu sefer çıtayı bir tık daha yukarı çektik çünkü bu defa oyunumuzun, kazanma azmimizin, yüksek hırs ve motivasyonumuzun meyvelerini bol gol pozisyonu ve 3 golle aldık. fraser forster gününde olmasa veya birkaç pozisyonda üzerine gitmese o şutlar, ingiliz devini londra'ya tarihi bir hezimete yolcu ediyor olacaktık.
yunus'un o pozisyonda, yani top açılırken sol ayağıyla uzak köşeye o şutu çıkarabilmesi,
davinson'un rakiplerin ayağından tereyağından kıl çeker edası ile aldığı toplar,
sara'nın orkestra şefi gibi orta sahanın hakimiyetini alması,
mertens'in o yorgunluğa rağmen muhteşem asistleri ve skora yine direkt etki etmesi,
osimhen'in öldürücü gol vuruşları ve
icardi'nin çok daha olgun ve takımın lideri konumundaki oyun tarzı...
bunlar işte bariz olarak önümüze çıkan kalitenin detayları...
"iyi futbol iyi oyuncularla oynanır" önermesinin doğruluğunu görüyoruz çünkü çok kaliteli bir kadromuz, kaliteli bir hocamız ve üst düzey bir futbolumuz var.
okan hocam'ın değişikleri maalesef yine geç yapması konusunda ise:
rakip 10 kişi kaldığı bölümde solanke'yi oyuna aldıklarında, bizde de yorgunluk baş göstermişken golün geleceğini herkes öngörmüştü. keşke okan hocam golün gelmesini beklemeden mertens, icardi, osimhen üçlüsünden çıkararak orta sahaya ve geriye takviye yapsaydı. nitekim ilk değişikliğimizi 73. dakikada yaptık, yani golü yedikten 4 dakika sonra. akabinde bir tık daha güvence altına aldık takım savunmamızı. artık okan hocam'ın bu konuda daha tedbirli ve hızlı olması gerek.
beşiktaş'ın gram top oynamadığı, bizim oyunun hakimi olduğumuz ve bariz bir kadro kalitesi farkıyla kazandığımız küçük derbi. birkaç gündür futbol kamuoyu hakem arda kardeşler'in kararlarını konuşuyor ama kimse de "beşiktaş doğrandı" veya "galatasaray hak etmedi" diyemiyor çünkü beşiktaş sahada resmen yoktu. aradaki bariz kadro kalitesi farkı da sahada varlık gösterebilmelerine müsaade etmedi zaten. üstüne daha çok isteyen taraf da biz olunca kendimizi kasmadan, zorlamadan güzel bir galibiyet almış olduk.
neticede masuaku, onur bulut, emirhan topçularla oynayan bir takımdan bahsediyoruz. fark yaratabilecek ayakları immobile, gedson ve rafa'ydı bu maçta. davinson, torreira ve sara'nın muhteşem oyunları da bu saydığımız isimleri sahadan sildi adeta.
devresinde 3 farklı skoru yakalamamıza rağmen ömrümüzden 3-5 yıl götürecek kadar stres yaşadığımız ve sonunda neyse ki 3 puanı aldığımız maç oldu.
barış alper ve apo kelimenin tam anlamıyla rezalet oynadılar. üzgünüm ama barış alper attığı gol dışında ilk yarı çok savruk bir görüntü verdi. hazır 3-0'ı yakalamışken keşke barış-jelert ve mertens-berkan yapsaydık dedik içimden ama okan hocam skor 3-2 olup da yoğun stresi tecrübe etmemizi istedi sanıyorum.
velhasıl özellikle avrupa'da üst perdeden, yüksek tempoyla başlayıp net skorlar da yakalasak sonrasında skoru koruyamıyor olmamızın yegane sebebi, maçın çok yüksek tempoyla oynanıyor olması ve ligimizin aksine topun daha çok oyunda kalması. haliyle yorgunluk baş gösteriyor ve bu tempoya daha alışkın olan, fizik kondisyonu daha yüksek olan rakip bu bölümde bize üstünlük sağlıyor.
bunun önüne geçebilmek için de direkt ve net hamleler yapıp diri ve taze oyuncuları koymalıyız oyuna, 2-3-4 kişi aynı anda, artık ne gerekiyorsa.
son sözüm de şairane bir top oynayan sara ve davinson'a.
tek kelimeyle kusursuz oynadılar.