toplama takımdan hallice oynadığımız, futbol namına ortaya hiçbir şey koyamadığımız, izlerken bize en acımasız işkence türlerinden bile daha büyük bir ıstırap veren ve sonunda da hezimetle ayrıldığımız karşılaşma.

rövanş maçının formalite maçına dönmesine neden olan herkesi tebrik ediyorum.
ben sahadaki dizilişe, oyuncu tercihlerine, muslera'nın bitik durumda olmasına veya jelert'te ne gördük de 9-10 milyon euro vermiş olmamız plansızlığının tekrar yüzümüze tokat gibi çarpmasına dair yorum yapmayacağım; bunlar herkesin malumu.

benim derdim ve beni asıl utandıran durum, yıllık maaş bütçesi 10 milyon euro olan takımın bizi sahada madara etmiş olması gerçeği. madem avrupa'da nispeten dişimize göre takımlara karşı bile ortaya bir şey koyamayacağız, o zaman ne gerek var morata'ya yarım devre 3 milyon euro maaş vermeye, ne gerek var 8-10 milyon eurolara bek ve stoper transfer etmeye? kendi ligimizde şampiyon olsak dahi şampiyonlar ligi'ne girersek alacağımız para 30-40 milyon euro maksimum. ne gerek var 71 milyon euroluk maaş bütçesi oluşturmaya?

bu kadar açılıp ben 2. avrupa kupasına talibim diyorsan da bir zahmet az alkmaar'dan 4 tane yiyip madara olmayacaksın...

okan hoca ve takımın, grup mücadelesinde oynayıp elimizden kaçırdığımız az alkmaar'a karşı ekstra motive ve istekli olmalarını bekliyor ve istiyorum. çok koşan ve mücadele eden bir rakibe karşı oynayacağız. en az onlar kadar mücadele etmezsek turu ilk maçta kaybedebiliriz.

gönlümden geçen elbette galibiyet lakin beraberlik de kötü sonuç olmaz.

trendyol 1. ligde de tepetaklak olup son hızla alt liglere doğru yol almasını temenni ettiğim kulüp. ne zaman ki bu yandaş yöneticilerden kurtulurlar, o zaman belki bir şansları olur.

ben şahsen ads taraftarı olsam, maçın daha 65-70 dakikası varken sahadan çeken takımı da hocayı da affetmezdim.

(bkz: 9 şubat 2025 adana demirspor'un sahadan çekilmesi)

sanırım bu sezon canlı olarak izlediğim ilk fenerbahçe maçı olabilir. acun ılıcalı'nın tarihinin en iyisi dediği fenerbahçe'nin ilk yarıdaki ilk isabetli şutu 45+4'te koray günter'in en nessry'e "buyur geç" ikramı sayesinde geldi. gol beklentileri 0,14 ve korner sayıları 0.

hala şampiyonluğa inancı olan fenerli varsa, daha fazla üzülmeden uyansınlar bu rüyadan.

beni fazlasıyla heyecanlandıran yeni transferimiz. zayıf olduğumuz hücum bölgesini ahmed kutucu gibi etkili ve skorer bir oyuncuyla güçlendirmiş olduk. hem de fahiş fiyatların çekildiği ligimizde ahmed gibi takımının önemli oyuncusunu 5.9 milyona almış olmak transferi daha da faydalı ve mantıklı kılıyor.

formamız altında nice başarılar diliyorum.
yuvasına hoş gelmiş!

hava ve zemin koşulları belki de başakşehir gibi sert ve dişli bir deplasmanda olabilecek en kötü ve istenmeyen durumdaydı. buna rağmen kazanmayı başarmamızın sebepleri, barış alper'in şapkadan tavşan çıkarması ve takımın uzun zamandır sahip olduğu kazanma alışkanlığıydı. rakip, zemin, hava, hakemin skandal kararları fark etmeksizin, bir şekilde alıyoruz maçı. böyle bir rakiple şampiyonluk mücadelesi vermeyi asla istemezdim...

lakin okan hoca, yediğimiz gol ve verdiğimiz birkaç pozisyon için iyi çalışmalı. yediğimiz golde yine ileride konumlanmışken ani bir top kaybı yaptık ve hücum yerken de 2 stoperimiz maalesef uyudu ve golü kalemizde gördük. neyse ki hızlı cevap verdik de başakşehir daha da direnç kazanmadan tekrar üstünlüğü ele geçirdik.

böylelikle lige verilen 1 haftalık aradan sonra oynadığımız 2 zorlu maçı da (göztepe ve başakşehir) kazanmayı başardık. böyle stresli maçları kazanarak geçmek, hem yolumuzu kolaylaştırıyor hem de bence rakibin sağlam olmayan mentaline de büyük darbe vuruyor.

bu takımın neden mental olarak çok güçlü olduğunu bir kez daha gördüğümüz karşılaşma oldu.
1-0'dan sonra hemen 1-1'e gelmesine rağmen silkelendik ve ilk yarı bitmeden yine üstünlüğü ele geçirdik. skor ne olursa olsun, beraberlik golünü de yesek, 2 farklı geri de düşsek; sahada oynayan oyuncuların tamamı (sayıdan bağımsız, 10 kişi olsak bile bu durum değişmiyor) galibiyete olan inançlarını ve gayretlerini son saniyeye kadar ortaya koyuyor. o yüzden zaten skor 5-1'ken bile hala rakip kaleye "gol atmak istiyorum" dercesine gidiyor veya kendi kale çizgimizde kendini topun önüne atan bir abdülkerim bardakçı görebiliyoruz.

kayserispor'un korneri sonrası kontraya çıkıp yunus'un 60-70 metre sürdüğü top sonrası raket gibi sol ayağı ile attığı gol şimdiden sezonun bizim ve ligin adına en iyi ve güzel gollerinden biri şüphesiz. yunus akgün artık futbol oynamaktan çıkıp sanat icra etme aşamasına geçmiş durumda. her geçen gün üzerine koya koya gidişini görüyor ve izliyor olmak, benim adıma paha biçilemez.

okan buruk döneminde kayseri deplasmanında aldığımız ilk galibiyet olması ve en yakın rakip ile puan farkını 8'e çıkarmış olmamız ile fevkaladenin fevkinde bir maç oldu bizim için.

okan hocam başta olmak üzere bütün takıma 2024 yılındaki gayretleri için teşekkür ediyor, yeni yıl için de bol kupa ve şampiyonluklar diliyorum.

okan hoca'nın maç sonu röportajında söylediği gibi savunma performansı olarak sınıfta kaldığımız maç oldu. maçı 4-3 kazanmış olabiliriz fakat 5-3 de yenilebilirdik, öyle bir maç oldu. davinson yoktu, apo sakatlıktan çıktı (1 golü direkt yedirdi ve gününde olmadığı bir maç oynadı), jelert nwakaeme'nin karşısında madara oldu, kaan sakatlıktan döndü, jacobs 20 dk oynadı. üstüne üstlük avrupa'da malmö deplasmanı dönüşü oynadık ve takımdaki yorgunluk da orta sahanın düşmesi ile ile belli oldu.

tüm bunlara rağmen kazanmak çok ama çok değerliydi. eksik olmamıza, geri düşmemize, hatalı goller yememize rağmen öndeki dörtlüsünün çok gününde olduğu bir trabzon'a karşı geriden gelip kazanmak her takımın harcı değil. bunu sadece winner oyuncusu olan ve kazanmak için terinin son damlasına kadar mücadele edenler başarabilir. ben son saniyeye kadar kazanmaya oynayan, her topta bu azmi ve gayreti hissettiren takıma kendi adıma sonsuz teşekkür ediyorum. auttan gelen topla yediğimiz gol sonrası 3-2 geri düşmemize rağmen bile o inançtan tek bir an vazgeçmediler ve nihayetinde de başardılar.

yunus ve mertens'e de ayrı paragrafta değinmek lazım. kusursuz bir oyun oynadılar ve galibiyetin en büyük mimarı kendileri. yunus 1 gol 1 asistle oynadı ki golü de asisti de world class seviyesinde. mertens de çok çalıştı, çok mücadele etti. 3-2 geride olduğumuz bölümde tıpkı manu deplasmanında casemiro'ya karşı aldığı penaltıda yaptığı gibi aklını kullanıp penaltıyı aldı. o sayede de 60. dakikada 3-3'ü yakalama fırsatı bulduk.

not: ben artık her maç hakem skandalına kurban edilmekten yıldım. hakemlerin isimleri değişiyor ama skandallar asla değişmiyor. topun o pozisyonda dışarı çıkmadığına beni kimse inandıramaz. beinsports'un zoraki verdiği 1-2 farklı açıdan bile topun çıktığı bariz ortada.

yine bir hakem rezaletine tanıklık ettiğimiz, buna rağmen sahada dilim dilim doğranan, hakemin sürekli el freni ile durdurulmaya çalışan takımımızın aslan gibi oynayıp, 1 kişi eksik de kalsa, 1-0 geri de düşse kazanmayı bildiği maç oldu. hem de bunu abisi fenerbahçe'ye yaranmak için varını yoğunu ortaya koyan, vasıfsız ve yetersiz hocalarının 5'li defans oynattığı, takımı belki de ekstra motive etmeye çalıştığı sivasspor'a karşı başarmış olmaları işin kıymetini daha da arttırıyor.

davinson, torreira, yunus akgün ve osimhen bu maçta gerçekten insan üstü oynadılar.
davinson tek başına savunmayı toparladı;
torreira orta sahada savaşmakla kalmadı, hücuma da destek verdi, dönen bütün topları da aldı;
yunus akgün son dönemdeki formsuz eleştirilerine karşı en iyi cevabı verdi, müthiş ince bilek hareketleri ile ceza sahası içinde ve çevresinde adeta dans etti. attığı golde şans yanımızdaydı;
osimhen her topta ileriye bastı ve bunu yaparken arkadaşlarına da hadi hadi dercesine motive etti. aldığı penaltıda yunus'un asistinde müthiş bir depar atıp topa son bir çabayla dokunup penaltıyı ustalıkla aldı.

adını saymadığım diğer oyuncularımız da çok çabaladı. barış alper, mertens, sara kusursuza yakın oynadılar. neticesinde takipçimiz olan yapıspor'un kaybettiği haftada bu galibiyet, bu şartlarda çok ama çok değerliydi.

kırmızı gördükten sonra takımın verdiği reaksiyona da, sahaya koydukları yüreğe de, takımı geri çekmeyen ve cesur davranan okan hocam'a da helal olsun diyorum sadece.

not: hakem olacak turgut doman maç boyu maçı katletmiştir. verdiği penaltı o kadar bariz olmasa penaltıyı verebileceğini de zannetmiyorum. manaj'ın direkten dönen topta pozisyonun öncesinde mertens'e çok net bir faul vardı lakin gol olsaydı var'da izler miydi veya faul nedeni ile golü iptal eder miydi, o da muamma.
bu soru işaretlerindeki haklılığımıza rağmen son pozisyonda var çağırmasına rağmen manaj'a verdiği sarıyı değiştirmemesi bende büyük şok etkisi yarattı. var'da bu insanlık dışı müdahaleyi izleyip de kırmızı vermemek hiçbir mantıkla ve futbol bilgisi-kuralı ile bağdaşmıyor. kendisi bariz olarak ibrahim hacıosmanoğlu'nun tetikçiliğini yapmak için çıkmış sahaya.

hakemliği bu maç sonrasında derhal bitirilmelidir.

gümbür gümbür oynadığımız, sayısız gol fırsatına girdiğimiz ama sonucunda hem fenerbahçeli kalecinin gününde olması, hem biraz bizim beceriksizliğimiz hem de direklerin izin vermemesi nedeni ile 2-2 beraberlikle tamamladığımız maç. rakip kaleci gününde olmasaydı çok rahat 5-2 gibi bir skor görebilirdik tabelada.

ben madde madde önemli gördüğüm kısımları yazmak istiyorum:

1) hakem oğuzhan çakır sahaya belli bir plan ve operasyon dahilinde çıkmış, bu çok bariz. her kararı eyüp lehineydi. osimhen'e yapılan müdahalede fenerbahçe'yi de geçtim, hangi takım olursa olsun anında penaltı çalınırdı fakat olay galatasaray olunca çalmak istemedi. var'daki diğer tetikçi erkan engin de izlemeyi tercih etti.

2) barış alper çok kötü bir ilk yarı oynadı. aldığı bütün topları ezmesi, isabetsiz ortaları, gereksiz faulleri ve top kayıpları ile en kötü oyuncumuz oydu lakin ilk yarının sonunda çıkıp da olmayacak pozisyonda golü de attı. yine de attığı gol dışında çok kötü bir oyun oynadı. barış'ı artık kenara çekmek ve yunus-sallai kanatlarını denemek için daha fazla beklememeli okan hoca.

3) üçlü defans ile başlayıp üçlü defans ile devam ettik. abdülkerim sakatlandığında ve oyuna berkan girdiğinde belki berkan'ı sol bekte izleriz ve 4'lü defansa döneriz diye düşünmüştüm ama okan hoca 3'lü defans ile oynamayı sürdürdü. hal böyle olunca takım savunmamız çok zayıf kalıyor ve savunmayı da çok ileride kurduğumuz için rakibin her atak denemesi tehlike potansiyeli taşıyor. buna ciddi olarak çalışmak lazım. burada kalemizde kaç gol gördüğümüz veya pozisyonların ne derece kalemize ulaşması tamamen rakibin becerisine kalıyor.

4) yunus-mertens ikilisini forvet arkasında denemeye devam ediyoruz fakat sistem gereği yunus tamamen silikleşti ve haliyle skor katkısı yapamadıkça modu da düşebilir. okan hoca'nın buna eğilmesi şart.

5) ziyech'i oyuna almakta çok geç kalmaya devam ediyoruz. avrupa maçında da gol aradığımız bölümde 85'te oyuna almıştık, bu maçta da demirbay ile beraber yine 84-85. dakikalarda oyuna girdi. golü yer yemez ziyech müdahalesi yapılabilirdi örneğin.

6) son olarak ben artık gerçekten yalandan kendini yere atan oyunculardan, hakemlerin bunlara çanak tutmalarından ve kaleci 90 dakika süre geçirmesine rağmen hakemlerin sarı kartı vermek için 90+ uzatma dakikasını beklemesi durumundan çok ama çok sıkıldım. bunlar hiçbir takıma fayda sağlamayan şeyler. madem kaleci vakit geçiriyor ve bunun cezası sarı kart; 1 kez uyarırsın, aynısını tekrar yapınca sarı verirsin, bir daha tekrarlarsa 2. sarıyı verirsin. ama bizde tamamen formaliteden 90. dakikada çıkıyor ilk sarı.

okan hocam'a ve takıma tebrikler.
sahada galibiyeti ve golü isteyen bir takım izlediğim için ben gayet memnunum.

« / 10 »
Kayıt Ol