sadece 3 puandan ziyade iyi ve etkili futbol da görmek istiyorum. ligin en kritik dönemlerine girdik ve olası puan kaybı rakipte ciddi bir motivasyon yaratır ve "şampi" moduna girmelerine neden olur. lakin bizim özgüvenimizi geri kazanmamız ve şampiyonluğa en başta takımın inanması için de etkili ve iyi futbol elzem.

takım uzun zamandır boş viteste gidiyor ve son 1.5-2 ayı belki de aktif dinlenmeyle geçirdi.
artık vitesi tekrar yükseltmenin zamanı.
nispeten yumuşak ve defans zaafları yüksek olan kasımpaşa maçı da bunun için en doğru maç olabilir.

yedek ağırlıklı kadro ile çıkan konyaspor'a karşı oyun üstünlüğü dahi kuramadığımız maç oldu. takımın oyunu her geçen gün daha da geriye gidiyor. rakibin 6 pası içinde kamp kuran, oyunu rakibe kabul ettiren, bir düzine pozisyona giren galatasaray sanki 20 yıl geride kalmış gibi hissediyorum.

takımda yaratıcılık yok,
çalım atan oyuncu yok,
orta açmayı bilen bir frankowski var,
bitiriciliği üst düzey adam yok.

oyunumuz her geçen gün tekdüzeleşiyor ve teknik heyetin ve okan hoca'nın bu duruma acilen el atması şart.

not: şu maçı izlerken sürekli telefondan eyüp-başak maçının skorunu kontrol ettim. istatistiklere baktığımda başakşehir'in tek kale oynadığını görünce de "inşallah başak atamaz" diye geçirdim içimden. bizi türkiye kupası'nda bile gruptan çıkabilecek miyiz stresini yaşatanlara helal olsun.

düşük tempo, kısır ve kabız futbol izlemek zorunda bırakıldığımız sıradan derbi maçı. neyse ki hiçbir şey oynamadığımız, daha doğrusu, bırakın pozisyonu kaleye şut dahi atmadığımız maçtan 1 puan alıp rakibe karşı avantajımızı korumuş olmamız sevindirici.

formsuzluğumuzun baş gösterdiği ve sakatlıklar-eksiklerle boğuştuğumuz bir dönemde, asıl fenerbahçe'nin galibiyet için saldırmamış olması konuşulması ve kamuoyunda yer bulması gerekiyorken biz okan hoca'ya "neden oynatmadın takımı?" diye eleştirilerde bulunmamalıyız diye düşünüyorum. yine de göztepe kalecisi iken 30 metreden gelen şutta topu sektirip içeri almışlığı olan irfan can eğribayat kaledeyken kaleyi daha çok deneyebilirdik. nitekim 6 puanlık fark elimizdeyken şu maçı almış olsak puan 10'a çıkacaktı bir nevi. bu avantajı ve şansı hiç kullanmadık veya kullanmak istemedik.

okan hoca'ya özellikle teşekkür etmek istediğim konu nihayet artık mertens'i kesmesi gerektiğini görmüş olması. bu sayede orta sahada çok daha yüksek mücadele gücüne sahip olduk. mertens yerine ilk 11 başlayan lemina sahanın her yerindeydi. hele bir pozisyonda dzeko'dan geride başlamasına rağmen müthiş bir koşu ile yetişip topu kapmışlığı var ki ekran başında ayağa kaldırdı bizi (daha sonra ofsayt verildi).

maçın genelinde sanki gol atma ihtimali daha yüksek olan fenerbahçe'ymiş gibi bir tablo vardı. nitekim üst üste korner buldukları dakikada da muslera golü önledi. bunun dışında maçın neredeyse tamamı orta saha mücadelesi şeklinde geçti. davinson, lemina ve eren elmalı pozisyonları ve çabaları ile öne çıkan isimlerdi bence.

yabancı hakem konusunda diyebileceğim pek bir şey yok, bence olaysız bir maçtı ve kendi standardında bir yönetim uyguladı. türk hakem olsaydı da pek farklı kararlar görmezdik diye düşünüyorum.

son zamanlardaki düşen oyunumuza bir çözüm bulabilmiş değil, bunun sonucunu da şampiyonluk yarışında kalmaya çabalayan fener'e karşı evimizde oynadığımız 24 şubat 2025 galatasaray fenerbahçe maçını 0.14 xg ile bitirmemiz ile tekrar gördük. beraberlik asla problem değil benim için lakin 50.000 taraftarın önünde, oyun olarak asla sınıf atlayamamış fenerbahçe'ye karşı bu kadar üretememek ve kabız futbol izlemek üzdü.

bunu da aslında yunus'un sakatlığı ve barış-mertens'in yorgunlukları ile düşen formlarından dolayı baş gösteren yaratıcılık problemimize bağlıyorum. buna da nasıl olduğunu bilmemekle beraber bir çözüm bulmamız şart. kalan zorlu deplasmanlarda bu oyunumuzu oynarsak işimiz pek kolay değil.

normalde ocak-şubat aylarında takımın formu her zaman zirve yapardı fakat bu sezon tam tersini yaşıyoruz. bunun da sebebi bugüne kadar mertens, barış, torreira gibi isimlerin dinlendirilmeden oynamasıydı. okan hocam maalesef bunun ceremesini çekiyor.

not: herkesçe dillendirildiği üzere derbi maça mertens yerine lemine ile başladığı için teşekkür ediyorum. bu sayede orta sahada çok daha yüksek mücadele gücüne sahip olduk. lemina yerine kazara mertens ile başlasaydı, şu an bambaşka şeyler konuşuyor olurduk.

ilk maçta kaybedilen turun 2. maçı.

bizim için tamamen formaliteden bir maçtı zira bu savunma kurgusu ve oyun anlayışı ile yemeden 3-4 gol atmamızın imkanı yoktu. maç öncesi beklediğim skor 2-2 veya 2-3 şeklindeydi. sonucunda 2-2 bitmiş olması ise başta günay ve daha sonra futbol tanrılarının sayesinde.

fazlasıyla üzgün ve kırgınım çünkü bizim seviyemizin çok altında olan bir takıma 2 maçta toplasan 5-10 dakika dahi oyun üstünlüğü kuramadık. 70 milyon euro kadro değeri bulunan az alkmaar, futbolun isimlerle değil, sahadaki mücadele ve organizasyonla oynandığını biz dahil herkese gösterdi.

sürekli makas açıldı, makas açıldı diye biz kendimizi avutalım.
kendimize 2. avrupa kupası kazanma hedefi koyalım veya 1-2 galibiyet alınca hemen "hedefimiz final" açıklamaları yapıp millete hayal satalım.
fakat söylemlerle eylemlerimiz birbirinden milyonlarca ışık yılı uzakta olsun.
sonucunda da az alkmaar gibi hollanda liginin orta sıra bir takımına karşı madara olarak elenelim.

üstelik şampiyonlar ligi 2024-2025 sezonunda son 32 turunda aynı hafta içinde aşağıdaki mucizeler yaşandığı bir ortamda:

1) club brugge, 2024 avrupa ligi şampiyonu olan ve turun favorisi atalanta'yı eledi. hem de rövanşta atalanta'nın sahasında 3-1 yenerek.*

2) feyenoord, yine favori gösterilen milan'ı kupanın dışına itti.*

3) celtic, bayern münih gibi bir dominant takıma karşı 2 maçta da müthiş performans ortaya koydu. ilk maçı evinde 2-1 kaybetti, rövanşta ise almanya'da 1-0 öndeyken ve maçı uzatmaya götürmeye birkaç dakika uzaklıktayken son dakika golü ile elendi.*

4) psv ise 2-1 yenildiği ilk maçın rövanşında juventus'u 3-1 yenerek elemeyi başardı.*

hadi biz şimdi neden elendiğimize dair bahaneler üretmeye devam edelim.

kendisini tartışmaların odağına koyan tek unsur 8 milyon euro bonservis verilmiş olması. yahu biz daha 2-3 sene önce tottenham'dan davinson'u çektik 9 milyon euro'ya! cuesta'ya 8 milyon bonservis ve 1.4 milyon euro maaş vermek futbol cahilliğinden başka bir şey değildir. 2-3-4 milyon euro civarına güney amerika'dan daha fizikli, daha uzun boylu, ayağı da cuesta'dan daha iyi olan milyar tane stoper bulunamaz mıydı? bu kadar mı plansızız?

fırsat transferi aramak bir transfer politikası değildir, sonucunda cuesta gibi oyunculara ederinin 3 katı para veriyorsunuz.

20 şubat 2025 galatasaray az alkmaar maçında sahanın tartışmasız yıldızıydı. kurtardığı pozisyonların hepsi de kurtarılması çok zor şutlardı. 4 xg'den 2 gol yedi ki bu nereden bakarsanız bakın büyük olay.

muslera'nın düşen formunu da göz önünde tutarsak günay'ın kendisini her zaman hazır tutması bence büyük saygı hak ediyor. muslera'nın geldiği 2011-2012 sezonundan beri hiçbir kaleci bana bu kadar güven vermemişti.

türkiye ligi'nin içinden geçiyor olsa dahi avrupa'daki yanlış tercihleri ve plansızlığı ile bizi alkmaar'a meze etti. rigas ve kiev maçlarını 2 farktan vermiş olmamızda okan hoca'ya kızamıyorum çünkü orada biraz da sahadaki topçu karakter ve motivasyon koyup o skoru korumasını bilmeli.

biz gelelim okan hoca'ya:

- avrupa'ya veda ettiğimiz 20 şubat 2025 galatasaray az alkmaar maçı sonrası "rakibin maçı ertelendi, bizim ertelenmedi, çok sıkışık maç fikstürümüz var" dedi lakin sezon başında yaşadığımız young boys rezaletinde rövanş maçı olan 27 ağustos 2024 galatasaray young boys maçı öncesi gaziantep fk ile oynayacağımız lig maçı ertelenmişti. fakat yaşanan rezaleti engellemedi bu durum.

- 3'lü savunma tercihini maalesef hala sorguluyorum. belki bir dönem yaşadığımız beksizlik ve osimhen-icardi opsiyonları bunu ona itti fakat 3lü oynadığımız her maç minimum 2-3 gol yemeye mahkum gibiyiz. savunma çizgimiz çok ileride ve rakip arkasına atılan her topta net gol tehlikesi yaşıyoruz. orta sahamız da eksik kalıyor.

- 2.5 senedir 1 kez dahi 3'lü orta saha denemedi, denemiyor. ilk sezon oliveira-torreira, geçen sezon torreira-demirbay, bu sezon da sara-torreira. bu denklemin içine önlerinde sürekli mertens girdi.

- yapılan transferlere mutlaka onay veriyordur ve ben kendisinin nasıl ve ne şekilde jelert, jakobs, morata, cuesta transferlerine onay verdiğini anlamıyorum. devre arasında gerek var mıydı acaba nelsson'u yollayıp fahiş harcama ile cuesta almaya veya 9 milyon maliyetle kiralık morata'ya girmeye? jelert'ten hiç bahsetmiyorum. dünyanın en iyi beki bile olsa 11 milyon euro verdirmezdim ben bu transfere. 3-4-5'e gelseydi zaten bu kadar tepki çekmezdi.

- son olarak avrupa'da kadroya lemina değil de cuesta'yı yazmış olması büyük tercih hatası oldu. eminim ki kendisi de bundan pişmandır. %100 eminim ki okan hoca, az alkmaar ile oynanan ilk maçta davinson'un cezalı olması nedeni ile cuesta'yı belki de yazılacak ilk oyuncu olarak gördü. fakat alkmaar ile grupta oynadığımız maçta* devre arasında nelsson-metehan değişikliği yapmıştı ve metehan o maçta harika oynamıştı. mesela denenemez miydi metehan'ın olduğu 3lü defans? kaldı ki ilk maçta davinson gibi torreira da cezalıydı ve torreira'nın yerine lemina mutlak yazılması/tercih edilmesi gereken bir isimdi.

sözün özü yunus'un sakatlığı sebebi ile yaşadığımız ciddi yaratıcılık noksanlığı, barış alper'in dümdüz bir oyuncu olması, mertens'in bitik ve sürünen haline rağmen hala ısrarla sahaya sürülüyor olması gibi faktörlerden dolayı takım gittikçe geri gidiyor.

ligde son haftalarda kazandığımız maçlarda dahi etkili bir oyun ortaya koyamadık ve belki de ligde son 2.5 sezondur yaşadığımız en formsuz dönemden geçiyoruz. bu duruma doğru tespitleri koyduğundan ve koyacağından şüphem yok ve tedavi etmek de okan hoca'nın görevi.

yeter ki artık mertens'ten vazgeçsin, takımı 10 kişi oynatmayı bıraksın.
kendisinden ilk beklentim bu.
aynı yanlışları yapıp farklı sonuç almayı beklersek zorlu deplasmanlarımızın hala durduğu ligi de elimizden kaybetme riskimiz var.

tek temennim ilk maçta alacağımız herhangi bir ağır yenilgi ile bu maçın formaliteye dönmemesi yönündeydi lakin tam da korktuğum gibi oldu. 4-1'den turu çevirme hayali kurmak elbette güzel fakat özellikle savunma arkasına atılan her topun net gol tehlikesine döndüğü bir ortamda yemeden 3 gol atma düşüncesi bana ütopik geliyor.

mevcut oyunumuzu düşününce 4-5 gol atarız diyebiliyorum evet fakat bunun karşılığında kalemizi gole kapatırız diyemiyorum çünkü lig aşamasında evimizde 4-3 ve 3-2'lik skorlu maçlar çok uzakta değil.

bizim yapmamız gereken ilk maçta 4 gol yememekti.
bu maçta takım ne yaparsa yapsın 4-1'lik ağır yenilgiyi ve az alkmaar'a madara oluşumuzu değiştirmeyecek.

benim için formaliteden bir maç.
yine de kazanarak veda etmek elbette yakışır.

tam bir reaksiyon koyma maçı.
olumsuz hava koşulları, rize'nin fenerbahçesine yaranmak için ekstra motive olması vs dinlemeden 3 puanı alıp üzerimizdeki ölü toprağını atmamız şart.

not: rize'de oynadığımız son 3 lig maçını kazandık:
20/21 sezonu: (bkz: 28 kasım 2020 çaykur rizespor galatasaray maçı)
21/22 sezonu: (bkz: 3 ekim 2021 çaykur rizespor galatasaray maçı)
22/23 sezonu: rize ait olduğu 1. lig'deydi.
23/24 sezonu: (bkz: 7 ekim 2023 çaykur rizespor galatasaray maçı)

bu sefer gerçekten de sezonun en önemli maçı.

« / 10 »
Kayıt Ol