haziran ayında transferinin bitmesine inanamıyorum. bana uçak izletmektedir. bu transferde ciro mertens, kaan ayhan, fatih demireli hatta ahmed kutucu ve kerem demirbay’ın bile etkili olduğuna inanıyorum. başta gardi olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
3 sezondur belki de ilk defa yedekleri bu denli rahat bir ortamda deneme fırsatımızın olacağı maçtır.
jelert’in maçı olmasını diliyorum. aşırı derecede tu kaka edildi. frankowski’den çok daha faydalı futbolcudur…
osimhen’siz ve barış alper yılmaz’sız günlere bir hazırlık olacak.
yusuf demir’in transfer yapıp geleceğin yunus akgün’ü olabilmesi gerekiyor, fakat bunun için 2 sene oynayabileceği bir takıma gitmeli. çarpışmalı. gelişmeli. gelişmesi için de bulunduğu lige göre kalbur üstü kalan bir takımda kendini var etmeli ki hem gideceği takımdaki diğer futbolculardan bir şeyler öğrensin hem de büyük takım özgüveni depolansın. kendini o takımlara göstermesi için son 2 maçı.
arda ünyay merak konusu, süre alacak mı bakalım. bence denenmeli. umarım yeni bülent korkmaz’ımızdır.
25.şampiyonluk sonrasında zevk sigarası tadında bir maç. çok mutluyum sözlük. inşallah türkiye’nin bayern’i olabiliriz. önümüz açık, florya’yı da yediriyoruz belli ki bu uğurda. fakat olumsuz düşünmeyeceğim. her değişim sancılıdır. başta okan buruk ve osimhen olmak üzere; allah bu sene yüzümüzü düşürmeyen herkesten razı olsun. tüm titanları üst üste koyduk…
ligin üzerinde kalan bir oyun oturttuk. fakat ts’un da bize ters gelen bazı özellikleri var.
baskımızı kırıp uçtaki banza ve soldaki zubkov’u ceza sahası yakınlarında topla buluştururlarsa sorun çıkacaktır.
ön alan baskısının kalitesi çok önemli. tek bir adamın bile gününde olmaması canımızı sıkabilir.
bunun yanında baskı sonrası sıkışırlarsa uğur zubkov’a uzun atar ki bu da seken bir top olursa apo’nın ağırlığı ile birleştiğinde tehlikeye yol açabilir. bu nedenle eren yerine jakops’un oynaması daha sağlıklı olabilir.
ilgili maçta da görüldü ki bunlar her yolu denemeye devam edecek. 3 tane kırmızı kart atlamak hiç ama hiç iyi niyetli bir yaklaşım değil.
(bkz: 9 mayıs 2025 başakşehir fenerbahçe maçı)
hafta içi fener başkanı çıkıp federasyon başkanıyla alakalı “dostum” diyor. fenerbahçe’nin başkanı türkiye’nin en zenginlerinden. cumhuriyet tarihi boyunca iş yapmışlar. ne hükümetler görmüşler. dost dediği adam hakemlerden birini odaya kapatmış trabzonspor başkanıyken. bilmem kaç saat orada tutmuş. fenerbahçe’nin şampiyonluğunu çaldığı takım olan ve bizim de bugün karşılaşacak olduğumuz trabzonspor’dan bahsediyorum. onun başkanıydı.
bağlantılar hem açık hem kapalı. bir dolu bağlantı var o ayrı ama bu adamlar midesiz, duyguya yer yok hayatlarında.
o nedenle vura vura, yürekten, her şeye rağmen, sahada kalarak hepsini üst üste koyup alacağız şampiyonluğu inşallah. ama önce bu maçı kazanmamız gerekiyor.
“kazanan 11 bozulmaz” düsturuna katılacağım dönemlere geldik. ligde kendinden zayıf bir takımı yenmek için takınmam gereken en önemli tavır “ciddiyettir”. bir sonraki maçı düşünerek ya da rakibe özel yapılacak değişiklikler, şampiyonluk yolunda final kıymeti taşıyan bu dönemlerde çok riskli. aksayan frankowski yerine 3 senedir takımda oynayan ve şampiyonluk yolunda o görevi “bir şekilde” kotaran kaan ayhan’a verilir.
maçın akışında bir kaza golü yenirse ya da kilit açılamazsa, bozulmamış 11 üzerinden yapılabilecek hamlelerimiz de kaliteli zaten. mertens gibi bir çilingir kimsede yok. morata gibi bir tecrübe bu lige az gelmiştir. bu 2 adam da yaşanacak kazaları çözer. dolayısıyla hocanın hata yapmaması durumunda, hakemi, rakibi, hocasını, teşvik primini, federasyonu vs. hepsini üst üste koyarak vurup geçmemiz gereken maçtır. aksini düşünmek istemiyorum.
sarı kart sınırındaki davinson, sara, osimhen ve torreira da maç 3-0’a gelene kadar düşünülmemelidir. sonraki maç, sonraki haftanın işi…
boey gittiğinden beri sallanan galatasaray oyununun lemina sayesinde olgunlaştığını düşünüyorum. hocanın sezon başında top kapabilen orta saha önerilerine “herhalde 12 kişiyle oynayacağız” yorumunu yutturan bir etkisi var. osimhen’nin etkisi türkiye liginde beklenen kadar oluyor zaten. ancak lemina yapılan presin başarısız olduğu anlarda rakibin geçişleri kıran, topu kapmasa bile geçişin hızını kesen etkisiyle galatasaray’ın bana göre x faktörü oldu. lemina’nın performansı tıpkı boey gibi kendi takım oyuncularını rahatlatan, onların emeğinin yerle yeksan olmasını engelleyen bir değerde. bu maçta yine yeniden gördük.
berbat bir ligde oynuyoruz. 19 takımın 13-14’ü berbat, geri kalanın 2-3’ü vasat, biri vasat üstü takım. bizimle mücadele edebilecek bütçelere sahip rakibimizin çeşitli illegal ya da legal çirkefliklerle yarışa devam ettirildiği ortamda her maçı kazanma zorunluluğumuz dolayısıyla işler zora giriyormuş gibi görünüyor. fakat tek rakibimiz ciddiyetsizlik!
istatistiki anlamda fransa liginin en iyi ikinci sağ beki olduğu iddaa edilen adamın takımın en zayıf halkası olması ve bunun maçtan önce benim bile dile getirdiğim bir tespit olması oldukça dramatik. bir çoklarınca yapılan analizlerle “galatasaray’a neden geliyor, hak etmedi” gibi bir algıyla takıma katılan eren elmalı’nın takımın en oturaklı performanslarından birini gösteriyor olması da bu dramı arttıran bir başka sonuç oldu. bu oyunun bir “takım” işi olduğunu ve birbirini tamamlayan insanların sahada yerleşerek ahenki arttırdığını bilen bir transfer aklı peydah etmemiz gerektiğini gösteren 2 bek transferidir bu 2 devre arası transfer…
bu maçta yapmamız gerekeni yaptık. inşallah önümüzdeki 5 maçta 5’de 5 yaparak 5.yıldızı alır, 25.şampiyonluğu kutlarız. seneye de 5 sene üst üste şampiyon olma hedefi için yürüyüşe kaldığımız yerden devam eder, avrupa’da da varlık gösterme yoluna gireriz.
o güne kadar hiç bozmadan: “konsantrasyon”
osimhen’in “bir şekilde” kalması dileğiyle…
frankowski’nin savunma performansı maçın akışını belirleyecektir. onun dışında aksayan bir bölge yok. abdülkerim benim için her zaman olağan şüpheli, thiam’ın hem güçlü hem atletik bir oyuncu olması, frankowski’nin ampem karşısında yine atletizim’den yana sendeleyecek olması maçtaki en büyük iki tehlike.
tüm bunların yanında momentum bizde. bunu hiç kaybetmeden, yüksek konsantrasyonla, lemina ve torreira ütopyasının ağırlığını koymasıyla vurup almamız gereken maç olacaktır.
sara’nın dinlenmiş bir şekilde maça çıkıyor olması ve eyüpspor’un nispeten yumuşak bir takım olmasını kafamda birleştiriyor, bu maçta bir tane yaydan sıkacağını ön görüyorum.
erken bir gol yememiz ya da maçın sıkışması halinde mertens’in devreye girebileceğini konyaspor maçı bize gösterdi.
bu sezon titanlarla mücadele ediyoruz. sermaye gücünün ülkeyi sardığı bu dönemde, buna köklerinden aldığı güce aşık çok kalabalık taraftarı sayesinde karşı durabilen tek camiayız.
bu sezon şampiyon olursak iki kere sevineceğim. sadece biz şampiyon olacağımız için değil o koç başının etken maddelerle kıpkırmızı olmuş suratını görmek için de…
x
alametifarikamız olan rakibi oynatmamak oturdu. set oyununda eksiğiz. onu da oturturuz umarım. yunus’a bağımlıyız. maç henüz 1-0’ken sara’nın çıkıp morata’nın girmesi planları sekteye uğratabilirdi fakat neyse ki duran top sekeninden golü yaptık.
şımaracak kadar iyi istatistiklerle bitmesi iyi hücum ettiğimizi göstermiyor. barış alper yılmaz ya da osimhen eforu olmadan üretim gerçekleştiremiyoruz. ciddiyet elden bırakılmamalı.
vura vura, aynı konsantrasyon ile geçmeliyiz ancak tekrar söylüyorum, okan buruk değişikliklerde daha ciddi olmalı. o üzülür, bu oyuna girsin vs. diye değişiklik yapılmaz.
frankowski ve eren arasındaki sonuç ve beklenti arasında tezat var. oyuncunun takıma göre seçilmesi gerektiğine dair bariz bir örnek. bu dakikadan sonra doğru düzgün transfer yapılır herhalde…
teşekkürler aslanlar. lemina, milletin çöp diye istemediği eren sayesinde rakibe tek bir geçiş vermiyoruz. torreira ve davinson’un ne kadar önemli oyuncu olduklarını da bu adamlar sayesinde görmeye başladık.
10 numarada oynayan sara 8 numara için 20 m €’ya geldi. o gelince takımın top kapabilen ve halk arasında “adam yiyen orta saha” gerekiyor diyenlere “12 kişi mi oynayacağız” diye bir tepki geldi. bugün gördük ki o top kapabilen orta saha varken geçiş yeme sıklığımız oldukça düşüyor, atak sürekliliği yaratıyoruz.
e bu durumda takım yapılanmasını bilmeyen bir hocamız ve transfer komitemiz var demektir. bunu hocayı çok savunan biri olarak belirtiyorum.
şu anda bu yönetim devam ettikçe okan hoca kalmalı. en azından kendini geliştiriyor, en azından bunu deniyor. ama şu takımı yönetirken 2-3 senelik planları yaparak organize olmak gerekiyor.
transfer olurken taktiksel olarak çok güvenmiyordum fakat maç öncesinde söylediğim gibi lemina bu maçın da kilit adamı oldu bence. onun top kapma becerisi ve kapladığı alana orta sahada ihtiyacımız var. ne olursa olsun böyle sıkı bir orta sahaya ihtiyacımız var.
ve artık yunus’un yedeğine, sara’yı darlayacak bir 10 numaraya ihtiyacımız var.
inşallah her maçı kazanıp, 5.yıldızı takarak, önümüzdeki sezona doğru düzgün bir planlamayla yola çıkılır.
kaleye hızlı gitmemiz gereken bir maç olduğunu düşünüyorum. takımın öne çıkan 2 futbolcusu osimhen ve barış alper yılmaz. bu iki futbolcu da rakip savunma yerleştiğinde etkinliği yarı yarıya azalan futbolcular. dar alan becerisi olan sağlam oyuncu sayımız bugün itibariyle sıfır. rakibin dar kadrosu olması yanıltıcı olabilir.
galatasaray topu ayağına almayan rakiplere karşı kadro yapısı gereği zorlanıyor. dar alan becerisi futbolcusu pek yok. fiziksel kalitesi yüksek bir takım fakat dar alanda pas yapmaya çalıştığında kısır bir takıma evriliyoruz. sahada mertens, yunus, icardi ve hatta frankowski olsa başka bir tablodan söz edebiliriz ancak şu anda eldeki kadroda bunlar yok, olanlar da %100 değil. dolayısıyla dikine bir oyun sergilemek zorunda kalıyoruz.
bu senaryoda en önemli kriter rakibin santrafor profili oluyor. eğer rakibin santraforu pivotsa ve her topu kendisine aldırırsak maç git gelli bir maça dönüşüyor. sonucunda kazansak bile tatmin olamıyoruz.
tabi ki o santrafora top aldırırsak bu kez de rakibin santrafor arkası + kanat oyuncularının becerileri devreye giriyor. samsunspor'da bu profiller mevcut. bu durumda da santrafora top aldırmamak, indirdiği topları süpürmek gerekiyor ki sürekli atak tazeleyelim. böyle baktığımda lemina'yı torreira'nın yanına koyuyorum.
ancak rakibin hatları daraltıp çok sıkı savunma yapması durumunda da bu orta 2'li hatta dolayısıyla sara'nın da önlerinde oynadığı senaryo maçı kısırlaştırıyor.
okan hocanın ilk 11 seçmesi zor bir karşılaşma. basit görünen ancak düşünüldüğü gibi basit olmayan bir başka maç. net favoriyiz tabi ama zannedildiği kadar kolay bir maç değil...
dinlenmiş bir şekilde gittik samsun'a fakat şunu da not düşmeliyim ki; maçtan 2 gün önce samsun'da olabilseydik daha net bir galibiyet hissederdim. yolculuk yorucu bir şey, biz fizik kalitemizle oynayan bir takımız, hazır geçen haftayı bay geçmişken erken gidebilecek zamanımız vardı. bunu değerlendirmeliydik. zira olası bir puan kaybı çok toz kaldırır...
milli takımlara gidiş süreci ve son maçlarda oynama süreleri baz alındığında:
bizde osimhen, davinson, eren, abdülkerim yorgun. yunus sakatlık nedeniyle yarım performans verebiliyor. frankowski, morata, barış alper ve lemina nispeten yorgun.
onlarda mert, oğuz, szymanski, el nesry, amrabat, skriniar yorgun. fred yok. yusuf nispeten yorgun, dzeko sakat, yarım performans verebilir.
bu düzlemde bakınca kostic ve sara’nın ağırlıklarını koyduğu bir maç bekliyorum. fenerbahçe’de talisca, tadic, bizde ise barış alper, frankowski, yunus, mertens veya morata’nın destek performansları maçın gidişatını belirleyecektir.
plasem mertens olacaktır. ondan da rakibi tedirgin eden hat araları beklesem de vücudu artık gitmiyor maalesef :(
sara’nın barış alper yılmaz’a asistiyle 1-0 kazanacağımız bir maç olabilir diyerek ekstra bir tahmin koyalım ortaya.
haftaya bay geçiyormuşuz. fenerbahçe ise trabzonspor ile oynuyor. maçı mourinho’nun, fatih tekke kadar ciddiye alabileceğine inanmıyorum. o nedenle fenerbahçe’yi yorabilmek benim açımdan kazanmaktan daha önemli. sakatlık ve cezalı vermeden maçı atlatıp penaltılarda fenerbahçe’yi elemek harika olurdu…
trabzonspor da kupa maçını 90 dakikada kazanır ya da kaybederse ki farketmez, fenerbahçe’den kadıköy’de puan alması işten bile değil.
kusura bakmayın ama ben bu maça lig’den bağımsız bakmıyorum. umarım futbolcular serin kalıp akıllı bir futbol ortaya koyarlar. ki 2 takımın yorgunluk düzeylerine baktığımda bizim daha serin kalabileceğimizi tahmin ediyorum. fenerbahçe’den gelebilecek tahrikler karşısında gülüp geçmemiz gerekiyor. olağan şüpheli yunus. umarım osimhen, mertens gibi akıllar olaylara karışmasına engel olabilir.
edit: tabi franky’e çıkan o ahmak kırmızı kart dolayısıyla oynayamayacak. kaan sağ bek oynarsa ne yaşanır bilemiyorum. jelert de çok tecrübesiz… işler çok farklılaşıyor. barış kostic kovalamaktan top mop oynayamaz. golü yalan oldu. mertens osimhen iş birliği diyelim o halde…