geçen yıl "para kazanmak" için riyad'da yapılamayan "süper kupa" fiyaskosundan sonra yine "maddi" kaygılarla dört takıma yarı final ve final oynatacak bir statü ile ortaya çıkan bir süper kupa fikstüründe galatasaray ile trabzonspor gaziantep'te karşı karşıya geldi. süper ligin diğer takımları devre arası kampı yaparken, geçen yılın en başarılı dört takımı "cezalandırılmışçasına" "ara tatil" yapmadan bir haftada iki maça çıkacaktı. ilk düğmeyi yanlış iliklersen gerisi de yanlış gelir ya, hiç hesap edilmeden ortaya atılan bu fikstür sonrası, afrika kupası nedeniyle takımlar eksik kadrolarla sahaya çıkarken, maçların oynanacağı şehirlerin hatalı seçilmesi ve biletlerin o şehrin taraftarına satılmaması sebebiyle tribünler bomboştu, kışın ortasındaki soğuk hava nedeniyle de zemin berbattı...
bu koşullarda takımların "öteleme" talebini de reddedilince "mecburen" sahaya çıkacaktı galatasaray ve trabzonspor süper kupanın yarı finalinin ilk ayağını oynamak için. okan buruk, eski iki trabzonludan sakatlığı geçen uğurcan ile 45 günlük cezasını tamamlayan eren'i maçın başlangıç onbirine monte ederken, afrika kupasından yeni gelen lemina ile ülkesinden kısa bir süre öncesi dönen torreira'yı kulübede bekletirken, sallai, ilkay, sara, yunus, sana, barış, icardi gibi hücum adamlarıyla başlıyordu maça...

trabzonspor'un galatasaray'a göre daha fazla eksiği olup, onların yerine ikame edecekleri oyuncuları olmayınca fatih tekke elindekilerle en ideal kadroyu çıkarıp, galatasaray'la "kafa kafaya" çarpışmak yerine rakibini durdurup, olaigbe ve agusto gibi hızlı topçularla skor bulmayı arzulamıştı. hedefi de tam on ikiden vurdu daha beşinci dakikada ama maçın açılış golünü atan augusto bir metre ofsayttaydı topla buluştuğunda.
galatasaray ise ilkay'ın bir maestro gibi sanchez ve abdülkerim'in arasına girerek aldığı toplarla başlattığı ataklarla çift hatlı trabzonspor savunmasını yarmak için sağ ve sol kanatlarda topu dolaştırıp, savunmada bir yarık arıyordu. önce sane'nin ortasında kaleciden seken topta sara'nın yumuşak kafası geldi, sonra da sara'nın savunma arkasına koşu atan barış'a "al da at" pasında genç topçu sakin kalamayınca, topu fileler yerine kale arkasındaki filelere yolluyordu. topun hakimi galatasaraydı da tehlikeli ataklar trabzon'dan gelmişti, olaigbe'nin şutunu uğurcan kornere çelerken, zubkov'un çaprazdan sert vuruşu da direği yalayarak auta gidiyordu.

maça damga vuracağı her halinden belli olan ve rakip sol tarafı "yolgeçen hanına" çeviren sane'nin karşısındaki topçuya bacak arası çalım atıp ceza sahasına girer girmez şutunun dağlara gitmesine sahanın berbat hali vesile olurken, yedi dakika sonra alman topçunun zekice sallai'ye yolladığı topla başlayan atakta barış alper yılmaz galatasaray adına 2026 yılının ilk golünü atıyordu.
gittikçe ağırlaşan zeminde, galatasaray'ın golünden sonra iki takım da bolca top kaybı yapıp rakip kalede kayda değer pozisyon olmazken, devrenin uzatma dakikalarında sallai'nin yunus'u savunma arkasına kaçırması sonrası, yunus'un ıcardi'yi görmesi ve "golcü"nün zekice asistinde eren takımının ikinci golüne imza atıyordu. eren'in golden sonra okan buruk'a koşup uzun uzun sarılması, sahada göz yaşı dökmesi bu genç topçunun 45 gün boyunca yaşadıklarının dışa vurumuydu...

rahat geçen bir ilk devrenin devamında uğurcan'ın uzun mesafeli pasında onana'nın da hatalı çıkışında barış'ın ceza sahası dışından kafasında top "tıngır mıngır" gidip çizgiyi geçmek yerine direğe çarpınca maçın ipi çekilmiyor, genç topçulara da şans gelmiyordu. zira bir kaç dakika sonra yunus'un pasında ıcardi de plase ile skoru arttıramayınca, trabzonspor'un en iyilerinden olaigbe'nin sert pasında agusto abdülkerim'den "atik" çıkıp topa dokununca fark tek sayıya iniyor ve bordo-mavililer eşitlik için cesaretleniyordu.

rakibin beraberlik için yüklenmesi sonrası ilkay-torreira değişikliği ile okan buruk orta sahayı tekrar almayı planlarken, savunma arkasına atılan uzun bir topta augusto'nun pasında olaigbe boş kale yerine topu reklam panolarına nişanlayınca fatih tekke saç baş yoluyordu saha kenarında. ve yine trabzonspor'un gol için çok adamla yüklendiği bir pozisyonda barış alper yılmaz zunbkov'dan topu kapıyor, rakibinin itmesine kakmasına çekmesine aldırmadan topu taşıyıp, sane'ye aktarıyor ve alman topçunun beceri ve zeka kokan çalım-pasında yunus kariyerinin en kolay gollerinden birini atıyordu.

farkın açılmasıyla okan hoca yunus ve eren'i kenara alırken, yerlerine kaan ve kazımcan'ı görevlendiriyor ve cumartesi günü oynanacak finalin hesaplarını yaparken, trabzonspor'da olaigbe ve zubkov'un takımları adına ikinci gol çabaları sonuç vermiyordu. lemina ve ahmed'in oyuna girmesi sonrası başakşehir kupa maçında attığı golle morallenen ahmed'in pasında "sol bekte ben de varım" diyen kazımcan'ın ortasında ıcardi "fox in the box" olduğunu bir kez daha ispatlıyordu... bir gol ve asiste ulaşan mauro ıcardi, en çok gol atan yabancı oyuncu rekorunu gaziantep'te kıracaktı da onana ile karşı karşıya şutunda trabzonspor'un file bekçisi başarılıydı...
galatasaray, trabzonspor'u 4-1 ile geçerken, sahadaki iki takımın oyuncularının olduğu nijerya ise aynı dakikalarda mozambik'i osimhen'in iki gol attığı maçta 4-0 ile geçip adını çeyrek finale yazdırıyordu...

kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot

her sene düzenli olarak değişen türkiye kupası statüsünün 2025-2026 versiyonunda geçen sene olduğu gibi galatasaray yine ilk maçta başakşehir'le ali sami yen'de karşılaştı. maç günü galatasaray cephesinde tartışmalara neden olsa da türkiye futbol federasyonu hiç oralı olmadı ve pazar gecesi oynanacak kasımpaşa lig maçından bir kaç gün evvel galatasaray'ı sahaya çıkardı. bunlara kızmıyoruz, alıştık artık...
osimhen'in afrika kupası için ulusal takımda olacağı bir aya yakın süre zarfında yerini ikame edecek olan mauro ıcardi için "kendini bulma" maçı olarak düşünülecek olursa türkiye kupası maçı, ahmed gibi, yusuf gibi, belki de arda gibi topçular için transfer sezonu öncesi galatasaray'da "var mısın yok musun" maçı anlamına da geliyordu.

rakibin "dişli" olması ve geçen sene olduğu gibi ülke sınırları içinde çifte kupa kazanma arzusu içindeki okan buruk "ideale" yakın bir kadro ile sahaya çıkarken, maçı ilk devre, ikinci devre ve son 15 dakika şeklinde üçe ayırıp, topçularına görev dağılımı yapmıştı. ilk bölümde sanchez, torreira, barış, yunus dinlenecekti, ahmed ve genç gökdeniz kendini gösterecekti.
sallai ve ıcardi'nin aynı dakika içinde şutlarıyla ilk atağını yaparken ev sahibi, ahmed'in sert şutunu berat kafa ile çıkarıyordu. sane'nin sağ kanattan alıp getirdiği ataklarla galatasaray pozisyon bulurken, alman topçu kaleyi düşünmek yerine sürekli pası arzulayınca, aranan gol gelmiyordu. ama başakşehir'in savunmadan çıkmaya çalıştığı bir anda kapılan topta sane yine ahmed'i gördü, gurbetçi topçu iyi kontrol sonrası, rakibini geçti ve yeden şutunda takımını öne geçiriyordu.

golün ardından galatasaray ikinciyi de ahmed'le attı da halil umut meler sara'nın topu kaparken faul yaptığını gösteriyordu. bir dakika sonra ise sara'nın ortasında ıcardi kariyerinin en kötü kafa vuruşunu yapıyordu.

ilk yarı galatasaray kalesini pek düşünmeyen deplasman ekibi, arda'nın hatası ile bertuğ'nun al da at pasında shomurodov ile fileleri sarsamıyordu.
ikinci yarıya sanchez, torreira ve barış ile başlayan galatasaray sara'nın ara pasında ıcardi ile gole çok yakşatı, tabelayı değiştiremedi de, bitime yarım saat kala torreira'nın zidanvarı ara pasında topla hareketlenen barış, ıcardi'ye müthiş bir ikram yaptı ama arjantinli bu gece şanssızdı, muhammed'i geçemedi, maçın fişini de çekemedi.

yunus ve yusuf'un oyuna dahil olması beklenilen etkiyi yaratmayınca, başakşehir eşitlik için oyunu galatasaray yarı sahasına yığdı, bir kaç kez de golle burun buruna kaldı ama birinde arda bir diğerinde sanchez "hayati" müdahalelerle takımını galip tuttular. ve maçta uzatma dakikaları oynanırken, başakşehirli topçuların önce sağ üst köşeye sonra sol üst köşeye kafa vuruşlarında gole izin vermeyen isim günay'dı...
bir gol atan ve pozisyonlara giren, savunmaya da çokça destek olan ahmed oyundan çıkarken taraftardan alkış alırken, borussia dortmund'un çok şey beklediği gürpüz kardeşlerden gökdeniz de hocasının verdiği görevi kusursuz yaparak beğeni toplayanlar arasında yer aldı ki okan buruk fethiyespor deplasmanında kendisiyle başlayacaktır maça. 90 dakika sahada kalan arda da iyi niyetli ve azimli çabasıyla geçer not alırken, bazı pozisyonlarda tecrübesizliği ve sakarlığı az kalsın başa bela açıyordu.

kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot

her sene düzenli olarak değişen türkiye kupası statüsünün 2025-2026 versiyonunda geçen sene olduğu gibi galatasaray yine ilk maçta başakşehir'le ali sami yen'de karşılaştı. maç günü galatasaray cephesinde tartışmalara neden olsa da türkiye futbol federasyonu hiç oralı olmadı ve pazar gecesi oynanacak kasımpaşa lig maçından bir kaç gün evvel galatasaray'ı sahaya çıkardı. bunlara kızmıyoruz, alıştık artık...
osimhen'in afrika kupası için ulusal takımda olacağı bir aya yakın süre zarfında yerini ikame edecek olan mauro ıcardi için "kendini bulma" maçı olarak düşünülecek olursa türkiye kupası maçı, ahmed gibi, yusuf gibi, belki de arda gibi topçular için transfer sezonu öncesi galatasaray'da "var mısın yok musun" maçı anlamına da geliyordu.

rakibin "dişli" olması ve geçen sene olduğu gibi ülke sınırları içinde çifte kupa kazanma arzusu içindeki okan buruk "ideale" yakın bir kadro ile sahaya çıkarken, maçı ilk devre, ikinci devre ve son 15 dakika şeklinde üçe ayırıp, topçularına görev dağılımı yapmıştı. ilk bölümde sanchez, torreira, barış, yunus dinlenecekti, ahmed ve genç gökdeniz kendini gösterecekti.
sallai ve ıcardi'nin aynı dakika içinde şutlarıyla ilk atağını yaparken ev sahibi, ahmed'in sert şutunu berat kafa ile çıkarıyordu. sane'nin sağ kanattan alıp getirdiği ataklarla galatasaray pozisyon bulurken, alman topçu kaleyi düşünmek yerine sürekli pası arzulayınca, aranan gol gelmiyordu. ama başakşehir'in savunmadan çıkmaya çalıştığı bir anda kapılan topta sane yine ahmed'i gördü, gurbetçi topçu iyi kontrol sonrası, rakibini geçti ve yeden şutunda takımını öne geçiriyordu.

golün ardından galatasaray ikinciyi de ahmed'le attı da halil umut meler sara'nın topu kaparken faul yaptığını gösteriyordu. bir dakika sonra ise sara'nın ortasında ıcardi kariyerinin en kötü kafa vuruşunu yapıyordu.

ilk yarı galatasaray kalesini pek düşünmeyen deplasman ekibi, arda'nın hatası ile bertuğ'nun al da at pasında shomurodov ile fileleri sarsamıyordu.
ikinci yarıya sanchez, torreira ve barış ile başlayan galatasaray sara'nın ara pasında ıcardi ile gole çok yakşatı, tabelayı değiştiremedi de, bitime yarım saat kala torreira'nın zidanvarı ara pasında topla hareketlenen barış, ıcardi'ye müthiş bir ikram yaptı ama arjantinli bu gece şanssızdı, muhammed'i geçemedi, maçın fişini de çekemedi.

yunus ve yusuf'un oyuna dahil olması beklenilen etkiyi yaratmayınca, başakşehir eşitlik için oyunu galatasaray yarı sahasına yığdı, bir kaç kez de golle burun buruna kaldı ama birinde arda bir diğerinde sanchez "hayati" müdahalelerle takımını galip tuttular. ve maçta uzatma dakikaları oynanırken, başakşehirli topçuların önce sağ üst köşeye sonra sol üst köşeye kafa vuruşlarında gole izin vermeyen isim günay'dı...
bir gol atan ve pozisyonlara giren, savunmaya da çokça destek olan ahmed oyundan çıkarken taraftardan alkış alırken, borussia dortmund'un çok şey beklediği gürpüz kardeşlerden gökdeniz de hocasının verdiği görevi kusursuz yaparak beğeni toplayanlar arasında yer aldı ki okan buruk fethiyespor deplasmanında kendisiyle başlayacaktır maça. 90 dakika sahada kalan arda da iyi niyetli ve azimli çabasıyla geçer not alırken, bazı pozisyonlarda tecrübesizliği ve sakarlığı az kalsın başa bela açıyordu.

kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot

her sene düzenli olarak değişen türkiye kupası statüsünün 2025-2026 versiyonunda geçen sene olduğu gibi galatasaray yine ilk maçta başakşehir'le ali sami yen'de karşılaştı. maç günü galatasaray cephesinde tartışmalara neden olsa da türkiye futbol federasyonu hiç oralı olmadı ve pazar gecesi oynanacak kasımpaşa lig maçından bir kaç gün evvel galatasaray'ı sahaya çıkardı. bunlara kızmıyoruz, alıştık artık...
osimhen'in afrika kupası için ulusal takımda olacağı bir aya yakın süre zarfında yerini ikame edecek olan mauro ıcardi için "kendini bulma" maçı olarak düşünülecek olursa türkiye kupası maçı, ahmed gibi, yusuf gibi, belki de arda gibi topçular için transfer sezonu öncesi galatasaray'da "var mısın yok musun" maçı anlamına da geliyordu.

rakibin "dişli" olması ve geçen sene olduğu gibi ülke sınırları içinde çifte kupa kazanma arzusu içindeki okan buruk "ideale" yakın bir kadro ile sahaya çıkarken, maçı ilk devre, ikinci devre ve son 15 dakika şeklinde üçe ayırıp, topçularına görev dağılımı yapmıştı. ilk bölümde sanchez, torreira, barış, yunus dinlenecekti, ahmed ve genç gökdeniz kendini gösterecekti.
sallai ve ıcardi'nin aynı dakika içinde şutlarıyla ilk atağını yaparken ev sahibi, ahmed'in sert şutunu berat kafa ile çıkarıyordu. sane'nin sağ kanattan alıp getirdiği ataklarla galatasaray pozisyon bulurken, alman topçu kaleyi düşünmek yerine sürekli pası arzulayınca, aranan gol gelmiyordu. ama başakşehir'in savunmadan çıkmaya çalıştığı bir anda kapılan topta sane yine ahmed'i gördü, gurbetçi topçu iyi kontrol sonrası, rakibini geçti ve yeden şutunda takımını öne geçiriyordu.

golün ardından galatasaray ikinciyi de ahmed'le attı da halil umut meler sara'nın topu kaparken faul yaptığını gösteriyordu. bir dakika sonra ise sara'nın ortasında ıcardi kariyerinin en kötü kafa vuruşunu yapıyordu.

ilk yarı galatasaray kalesini pek düşünmeyen deplasman ekibi, arda'nın hatası ile bertuğ'nun al da at pasında shomurodov ile fileleri sarsamıyordu.
ikinci yarıya sanchez, torreira ve barış ile başlayan galatasaray sara'nın ara pasında ıcardi ile gole çok yakşatı, tabelayı değiştiremedi de, bitime yarım saat kala torreira'nın zidanvarı ara pasında topla hareketlenen barış, ıcardi'ye müthiş bir ikram yaptı ama arjantinli bu gece şanssızdı, muhammed'i geçemedi, maçın fişini de çekemedi.

yunus ve yusuf'un oyuna dahil olması beklenilen etkiyi yaratmayınca, başakşehir eşitlik için oyunu galatasaray yarı sahasına yığdı, bir kaç kez de golle burun buruna kaldı ama birinde arda bir diğerinde sanchez "hayati" müdahalelerle takımını galip tuttular. ve maçta uzatma dakikaları oynanırken, başakşehirli topçuların önce sağ üst köşeye sonra sol üst köşeye kafa vuruşlarında gole izin vermeyen isim günay'dı...
bir gol atan ve pozisyonlara giren, savunmaya da çokça destek olan ahmed oyundan çıkarken taraftardan alkış alırken, borussia dortmund'un çok şey beklediği gürpüz kardeşlerden gökdeniz de hocasının verdiği görevi kusursuz yaparak beğeni toplayanlar arasında yer aldı ki okan buruk fethiyespor deplasmanında kendisiyle başlayacaktır maça. 90 dakika sahada kalan arda da iyi niyetli ve azimli çabasıyla geçer not alırken, bazı pozisyonlarda tecrübesizliği ve sakarlığı az kalsın başa bela açıyordu.

kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot

her sene düzenli olarak değişen türkiye kupası statüsünün 2025-2026 versiyonunda geçen sene olduğu gibi galatasaray yine ilk maçta başakşehir'le ali sami yen'de karşılaştı. maç günü galatasaray cephesinde tartışmalara neden olsa da türkiye futbol federasyonu hiç oralı olmadı ve pazar gecesi oynanacak kasımpaşa lig maçından bir kaç gün evvel galatasaray'ı sahaya çıkardı. bunlara kızmıyoruz, alıştık artık...
osimhen'in afrika kupası için ulusal takımda olacağı bir aya yakın süre zarfında yerini ikame edecek olan mauro ıcardi için "kendini bulma" maçı olarak düşünülecek olursa türkiye kupası maçı, ahmed gibi, yusuf gibi, belki de arda gibi topçular için transfer sezonu öncesi galatasaray'da "var mısın yok musun" maçı anlamına da geliyordu.

rakibin "dişli" olması ve geçen sene olduğu gibi ülke sınırları içinde çifte kupa kazanma arzusu içindeki okan buruk "ideale" yakın bir kadro ile sahaya çıkarken, maçı ilk devre, ikinci devre ve son 15 dakika şeklinde üçe ayırıp, topçularına görev dağılımı yapmıştı. ilk bölümde sanchez, torreira, barış, yunus dinlenecekti, ahmed ve genç gökdeniz kendini gösterecekti.
sallai ve ıcardi'nin aynı dakika içinde şutlarıyla ilk atağını yaparken ev sahibi, ahmed'in sert şutunu berat kafa ile çıkarıyordu. sane'nin sağ kanattan alıp getirdiği ataklarla galatasaray pozisyon bulurken, alman topçu kaleyi düşünmek yerine sürekli pası arzulayınca, aranan gol gelmiyordu. ama başakşehir'in savunmadan çıkmaya çalıştığı bir anda kapılan topta sane yine ahmed'i gördü, gurbetçi topçu iyi kontrol sonrası, rakibini geçti ve yeden şutunda takımını öne geçiriyordu.

golün ardından galatasaray ikinciyi de ahmed'le attı da halil umut meler sara'nın topu kaparken faul yaptığını gösteriyordu. bir dakika sonra ise sara'nın ortasında ıcardi kariyerinin en kötü kafa vuruşunu yapıyordu.

ilk yarı galatasaray kalesini pek düşünmeyen deplasman ekibi, arda'nın hatası ile bertuğ'nun al da at pasında shomurodov ile fileleri sarsamıyordu.
ikinci yarıya sanchez, torreira ve barış ile başlayan galatasaray sara'nın ara pasında ıcardi ile gole çok yakşatı, tabelayı değiştiremedi de, bitime yarım saat kala torreira'nın zidanvarı ara pasında topla hareketlenen barış, ıcardi'ye müthiş bir ikram yaptı ama arjantinli bu gece şanssızdı, muhammed'i geçemedi, maçın fişini de çekemedi.

yunus ve yusuf'un oyuna dahil olması beklenilen etkiyi yaratmayınca, başakşehir eşitlik için oyunu galatasaray yarı sahasına yığdı, bir kaç kez de golle burun buruna kaldı ama birinde arda bir diğerinde sanchez "hayati" müdahalelerle takımını galip tuttular. ve maçta uzatma dakikaları oynanırken, başakşehirli topçuların önce sağ üst köşeye sonra sol üst köşeye kafa vuruşlarında gole izin vermeyen isim günay'dı...
bir gol atan ve pozisyonlara giren, savunmaya da çokça destek olan ahmed oyundan çıkarken taraftardan alkış alırken, borussia dortmund'un çok şey beklediği gürpüz kardeşlerden gökdeniz de hocasının verdiği görevi kusursuz yaparak beğeni toplayanlar arasında yer aldı ki okan buruk fethiyespor deplasmanında kendisiyle başlayacaktır maça. 90 dakika sahada kalan arda da iyi niyetli ve azimli çabasıyla geçer not alırken, bazı pozisyonlarda tecrübesizliği ve sakarlığı az kalsın başa bela açıyordu.

kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot

her sene düzenli olarak değişen türkiye kupası statüsünün 2025-2026 versiyonunda geçen sene olduğu gibi galatasaray yine ilk maçta başakşehir'le ali sami yen'de karşılaştı. maç günü galatasaray cephesinde tartışmalara neden olsa da türkiye futbol federasyonu hiç oralı olmadı ve pazar gecesi oynanacak kasımpaşa lig maçından bir kaç gün evvel galatasaray'ı sahaya çıkardı. bunlara kızmıyoruz, alıştık artık...
osimhen'in afrika kupası için ulusal takımda olacağı bir aya yakın süre zarfında yerini ikame edecek olan mauro ıcardi için "kendini bulma" maçı olarak düşünülecek olursa türkiye kupası maçı, ahmed gibi, yusuf gibi, belki de arda gibi topçular için transfer sezonu öncesi galatasaray'da "var mısın yok musun" maçı anlamına da geliyordu.

rakibin "dişli" olması ve geçen sene olduğu gibi ülke sınırları içinde çifte kupa kazanma arzusu içindeki okan buruk "ideale" yakın bir kadro ile sahaya çıkarken, maçı ilk devre, ikinci devre ve son 15 dakika şeklinde üçe ayırıp, topçularına görev dağılımı yapmıştı. ilk bölümde sanchez, torreira, barış, yunus dinlenecekti, ahmed ve genç gökdeniz kendini gösterecekti.
sallai ve ıcardi'nin aynı dakika içinde şutlarıyla ilk atağını yaparken ev sahibi, ahmed'in sert şutunu berat kafa ile çıkarıyordu. sane'nin sağ kanattan alıp getirdiği ataklarla galatasaray pozisyon bulurken, alman topçu kaleyi düşünmek yerine sürekli pası arzulayınca, aranan gol gelmiyordu. ama başakşehir'in savunmadan çıkmaya çalıştığı bir anda kapılan topta sane yine ahmed'i gördü, gurbetçi topçu iyi kontrol sonrası, rakibini geçti ve yeden şutunda takımını öne geçiriyordu.

golün ardından galatasaray ikinciyi de ahmed'le attı da halil umut meler sara'nın topu kaparken faul yaptığını gösteriyordu. bir dakika sonra ise sara'nın ortasında ıcardi kariyerinin en kötü kafa vuruşunu yapıyordu.

ilk yarı galatasaray kalesini pek düşünmeyen deplasman ekibi, arda'nın hatası ile bertuğ'nun al da at pasında shomurodov ile fileleri sarsamıyordu.
ikinci yarıya sanchez, torreira ve barış ile başlayan galatasaray sara'nın ara pasında ıcardi ile gole çok yakşatı, tabelayı değiştiremedi de, bitime yarım saat kala torreira'nın zidanvarı ara pasında topla hareketlenen barış, ıcardi'ye müthiş bir ikram yaptı ama arjantinli bu gece şanssızdı, muhammed'i geçemedi, maçın fişini de çekemedi.

yunus ve yusuf'un oyuna dahil olması beklenilen etkiyi yaratmayınca, başakşehir eşitlik için oyunu galatasaray yarı sahasına yığdı, bir kaç kez de golle burun buruna kaldı ama birinde arda bir diğerinde sanchez "hayati" müdahalelerle takımını galip tuttular. ve maçta uzatma dakikaları oynanırken, başakşehirli topçuların önce sağ üst köşeye sonra sol üst köşeye kafa vuruşlarında gole izin vermeyen isim günay'dı...
bir gol atan ve pozisyonlara giren, savunmaya da çokça destek olan ahmed oyundan çıkarken taraftardan alkış alırken, borussia dortmund'un çok şey beklediği gürpüz kardeşlerden gökdeniz de hocasının verdiği görevi kusursuz yaparak beğeni toplayanlar arasında yer aldı ki okan buruk fethiyespor deplasmanında kendisiyle başlayacaktır maça. 90 dakika sahada kalan arda da iyi niyetli ve azimli çabasıyla geçer not alırken, bazı pozisyonlarda tecrübesizliği ve sakarlığı az kalsın başa bela açıyordu.

kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot

"ilkay ve barış ilk 20 dakikada monaco deplasmanında golleri atsaydı, galatasaray maçı kazanacaktı."
-sa ve -se türkçemizde dilek, şart kipidir. çoğu zaman da geçmişte gerçekleşmemiş olayları anlatmak için kullanılır. peki, gerçekleşmiş olaylarda ne olur?

"sane ve sallai attı, galatasaray farka koştu..."

-dı, -di ve -du ekleri de gerçekleşmiş geçmiş zamanı anlatır...

bu kadar türkçe dersinden sonra derdimizi anlatmaya geçersek, 4 gün içinde kırmızı-beyazlı iki takıma karşı deolasmanda galatasaray, attığı ve atamadığı goller haricinde oldukça benzer maçlar oynadı, birinde yenildi, diğerinde ise farklı galip galip geldi.

uğurcan'ın sakatlığında kaleyi tekrar alan günay ve sara'nın yerine sakatlığını atlatan yunus'u monaco ilk onbirine monte ederek başladı antalya deplasmanına galatasaray. başladı başlamasına da, ilk 5 dakika 2-0 öne geçmesi işten bile değildi. torreira'nın şutunda kaleciden seken topta yunus'a yapılan faule penaltı çalınmazken, 3 dakika sonra sane'nin pasında osimhen karşı karşıya kalecinin ayağına isabet ettirdi topu. "yine mi top galatasaray'ı sevmeyecek" demeye kalmadan ilkay'ın kaptığı topta yunus sane'yi gördü, alman topçu harika bir kontrol ve yerden şutla kaleciyi mağlup ediyordu. fenerbahçe ve samsunspor maçlarının ardından antalya'da da gol sevinci yaşayan sane üçlemeye de imza atıyordu. ev sahibi golün şaşkınlığını atlatmadan barış'ın sol kanattan başlattığı atakta, osimhen'i denedi, önüne düşen topta bu sefer barış ceza sahası dışındaki sallai'yi gördü, macar topçu da yerden sert vurdu ve fileleri takımı adına ikinci kez havalandırdı...

galatasaray ilk on dakikada iki farklı öne geçince maçın fişini çekmek için antalya kalesine daha iştahla geldi ki sallai'nin osimhen'e "al da at" pasında nijeryalı topçu iki adımdan topu auta yolluyordu. yine dakikalar sonra ev sahibi savunma çıkarken yapılan top kaybında osimhen abdullah ile karşı karşıya kaldı da yine topu filelerle buluşturamıyordu. galatasaraylı takım arkadaşları afrika kupasına gidecek osimhen'i golle uğurlamak istiyordu da "osi" gününde değil gibiydi. ve yine devre biterken, barış-ilkay-osimhen paslaşmalarında önüne düşen topu barış sert bir plase ile "doksana" yolladı da top örümcek ağlarını temizlemek yerine kale arkasındaki ağlara takılıyordu...

galatasaray kalesine tek atağını devre biterken uzatma dakikalarında yapılan ortaya ayağını koyarak topun yönünü günay'ın kucağına değiştiren ballet'le bulan antalyaspor, ikinci yarı oyuna van de streek'in girmesiyle biraz daha rakip sahaya oyunu yıkmaya çalıştı, belki de samsunspor'un ve monaco'nun yaptığını yapmaya çalıştılar da ufak ufak günay'ın kalesinde tehlike yaratmaya çalışırken, kaptırılan bir top sonrası yunus'un uzun mesafeli ters pasında osimhen topu iyi kontrol edip, ceza sahasına girer girmez plase ile skorbordu değiştiriyordu. geçen sene "efsane" bir röveşata golü atan osimhen, antalya'yı yine boş geçmiyordu.
farkın üçe çıkması, osimhen'in gol atması ile galatasaray oyunu rolantiye alınca, rakibin de çok fazla tehditkar olmayınca, okan buruk yorgun oyuncularına nefes aldırmak için yunus, torreira ve sanchez'i kenara alıp ıcardi, sara ve arda'yı sahaya sürüyordu. üç değişiklik sahaya alışmaya çalışırken, antalyaspor galatasaray kalesine daha sık geldi ve boli'nin ceza sahası içinde net pozisyonunda ayağını koyarak kornere yollayan arda'nın talihsizliği atılan köşe atışının gol olmasıydı. hiç hesapta yokken yenilen gol sarı-kırmızılıları tedirgin ederken, antalyaspor ikinciyi bulmak için özellikle sol kanattan gelirken, jakobs-kazımcan değişikliği ile o bölgeyi kapatmayı denedi okan buruk ki, bitime 15 dakika kala barış getirdiği kontra atakta sane mi osimhen mi seçeneklerinde osimhen'i tercih etti de nijeryalının şutunu savunma engelliyordu. ve o pozisyonda sara'nın kullandığı köşe vuruşunda arda bomboş pozisyonda topu kafayla auta yollarken, atacağı golle son maçlardaki eleştirileri silme fırsatını kaçırıyordu.

ve maçta sonlara yaklaşırken, osimhen sarı kart görüp, afrika kupasında olacağı günlerde cezalı duruma düşerken, antalyaspor'un atağını savuşturan abdülkerim topu sara'ya aktardı, onun harika bir ara pasında sane hızlı çıktı ve ceza sahası önünde ıcardi'ye asistini yaparken golü sezen tribünler çoktandır "aşkın olayımı" söylemeye başlamıştı bile. mauro ıcardi bu sezon ligde sekizinci golünü atarken, toplamda ise 59 gole ulaşıp hagi ile birlikte en fazla gol atan yabancı topçu oluyordu.
haftalardır ıcardi'yi itibarsızlaştırma kampanyasına arjantinli topçu hafta içi instagram gönderisi ile cevabını vermiş, dursun özbek dün de basın toplantısında kaptanına sahip çıkmıştı. antalya'da maç başı ve sonu taraftarlar da ıcardi'ye gereken sevgiyi gösterirken, futbolcu arkadaşları da maçın üçlüsü için golcüyü öne itiyordu...

zorlu fikstürde atılan 4 golle alınan 3 puan okan buruk'a derin bir nefes aldırırken, sakat ve eksikliklerin olduğu bu dönemde 1 gol 1 asistle oynayan sane ve iki asist yapan yunus'un üst düzey performansı herkesin içini ferahlatırken, taç atışlarıyla takım arkadaşlarını pozisyonlara sokan kazımcan'ın da eren'in olmadığı günlerde sol kanat için jakobs'a harika bir alternatif olması galatasaray adına başka bir avantaj olarak göze çarpıyordu.
saha dışından tribünlere dönersek, memleketin en berbat deplasman tribününe sahip antalya stadında galatasaray taraftarı için ev sahibi kulüp 3.900 lira bilet fiyatı biçince, ki bir kaç hafta evvel beşiktaş'a 1300'e satmıştı biletleri, ultraslan buna tepki gösterirmiş, antalyaspor tribünleri "taraftarlık felsefesini" unutup "pahalı bileti" savunup, galatasaray'ı çeşitli ithamlarla suçlayan bildiri yayınlarken, "endüstriyel futbola karşı" dünya tribünlerinde renk ve arma fark etmeksizin ezeli rakipler bile birleşirken memleket tribünlerinde böyle bir açıklama görmüş olmak, memleket tribün kültürü adına oldukça kaygı verici...

kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot

"maçla ilgili kendimizi hiç yormayalım. bugün yaşananları herkes gördü. saha içinde yaşananları herkes gördü. maçı çok fazla değerlendirecek bir durum yok. canımızı zor kurtardık. kazım'ın gözü kör oluyordu. iki oyuncumuzun ayağı kırılabilirdi. canımızı, ayağımızı, vücudumuzu kurtardığımız için şükredeceğiz. kimse unutmasın, biz de galatasaray'ız. galatasaray birleşecek. taraftarımıza çağrı yapıyorum; bugün yaşananları gördükten sonra birbirimize ne kadar destek olmamız gerektiğini ve bundan sonra nasıl bir galatasaray ortaya çıkartmamız gerektiğini herkese göstereceğiz. kimse merak etmesin." diyor okan buruk ve röportajını bitiriyordu...

futbolu biraz bilen herkes bu maça yasin kol atandığında maç içinde neler neler olacağını çok iyi tahmin ediyordu da uzun yıllar fenerbahçe maçlarını yönetemeyen ali şansalan'ı var'da görünce galatasaray'ın işinin fena halde zor olduğunu görmek dahilik gerektirmiyordu.
okan buruk'un dediği gibi kadıköy'de yaşanılanlardan sonra derbi analizi yapmak, "biz saha içinde kalalım demek "saflık" olurdu ki fenerbahçeli oyuncuların ve taraftarın tepkisine göre düdük çalan bir hakem olunca, maça dair ancak hakem hatalarını yazmak gerekiyor bu yazıda.

öyleyse dakika dakika sergileyelim fıfa kokartı olmadan memlekete derbilerini sürekli yöneten yasın kol'un marifetlerini:

6' ilkay topu göğüsle kontrol ediyor, seyirci baskısıyla el verdi hakem...

9' galatasaray atağa kalkarken, barış düşürüldü hakem avantaj verdi, alvarez kazımcan'ı sarı kartlık biçince, oyunu barış'a faul yapıldı diye durdurdu ve alvarez'in sarısını vermedi...

15' osimhen-skriniar pozisyonunda barış topu aldı giderken, pozisyon sonlanmadan yardımcı hakem ofsayt bayrağı kalırdı ki pozisyon ofsayt değildi...

27' galatasaray'ın golü sonrası kazımcan'a tribünden çakmak atıldı, gözü çıkıyordu, tedavi gördü lakin hakem anons yaptırmadı. üstüne üstelik tedavi gören kazımcan'ı da oyun alanının dışına çıkmasını istedi.
33' skriniar hava topunda osimhen'e faul yaptı, hakem faulü vermemekle birlikte tacı fenerbahçe'ye verdi...

39' orta sahadaki bir mücadelede lemina ismail'den önce davranıp topa vuruyor, oyun oynanıyor ve devamında sanchez'in kerem'e herhangi bir teması olmadığı halde hakem ceza sahası önünde faul çalıyor, lemina'ya da sarı kart gösteriyor.

43' fenerbahçe'nin kullandığı köşe vuruşunda alvarez sanchez'e dirsek atıyor, seken top skriniar'ın eline çarpıyor, hakem devam ettiriyor ve fenerbahçe gol atıyor. var yasin kol'u ekrana çağırıyor ve faulü göstermeyip elden golü iptal ettiriyor. maç boyu ali şansalan'ın belki de tek doğru kararı golün iptali için hakemi çağırmak da o da yanlış pozisyon gösteriyor.

45+5' barış ceza sahasına girip kaleciyle karşı karşıya kaldığında top vuruyor ve top oyundayken ederson barış'ı düşürüyor, penaltı olacak pozisyonda hem yasin kol hem de ali şansalan sessizliğe bürünüyor.

45+5' brown sane'nin ayağına basıyor ama hakem sarı kart vermiyor.
53' osimhen çalım atıp giderken oosterwolde önce tekme atıyor, sonra elle yüzüne müdahale edip düşürüyor, yasin kol kırmızı kart olabilecek pozisyonda sadece sarı kart veriyor.

65' skrinar'ın sara'ya kırmızı kartlık tekmesine yasin kol faul dahi vermezken, var'daki hakem de sessiz kaldı.

72' barış ile semedo taç çizgisi yanında mücadele ederken, fenerbahçeli futbolcu her türlü çekme itme yapıyor ama top barış'ta kalırken, hakem faul çalıyor.
77' uğurcan aut atışı kulanacak lakin sahada ikinci top var, uğurcan o tapı almaya gidince "zaman geçiriyor" diye uğurcan'a sarı kart veriyor yasin kol.

82' sara ceza sahasına girerken skriniar tarafından düşürüldü, faul vermedi hakem ve devamında skriniar yerdeyken sara'ya dizle vuruyor ama yine "üç maymunu" oynuyor hakemler. işin daha da vahimi yayıncı kuruluş o pozisyonun iki değişik açıdan tekrarını gösterirken skriniar'ın dizle vurmasını kesiyor ve göstermiyor.

90+5' fenerbahçe'nin attığı gol öncesi alvarez hakemin gözü önünde omuz atıyor ama yasin kol pozisyonu devam ettiriyor.
yukarıda yer alanlar sadece kartlık pozisyonlar, bunlardan daha fazlası ise her pozisyonda düdük çalıp fenerbahçe'nin topu kazanmasını sağlayan faullerdi. böyle bir ortamda futbol oynamak imkansıza yakınken, galatasaraylı oyuncular kaliteleri ile az kalsın üç puanla dönüyorlardı kadıköy'den...

hakemleri yazmaktan sane'nin rakip savunma arasından italyan kayak ustası tomba gibi slalom yapıp attığı harika golü övmeden geçmek olmazken, maçın iyilerinden sara'nın sahada ayak basmadık çabasını, sanchez'in sağ bek de oynayıp kerem'i yuhlattıracak performansını, lemina'nın stoperde parladığını, kazımcan'ın gençlerbirliği maçı sonrası kadıköy'de de sol kanadı kapattığını, barış ve osimhen'in rakip stoperleri hallaç pamuğu gibi attığını uzun uzadıya belirtemedik...

ilk yarı 1-0 önde bitmişken, bitime yarım saat kala osimhen'in harika aşırtma pasında sanchez'in oosterwolde'yi pazara yollayıp sane'ye pasında alman topçunun gol olacak şutu rakibin ayağına çarpıp kornere gitmesi belki de maçın kırılma anıydı. ev sahibinin ise kaleyi bulan ilk şutunun 88de gelmesi maçın gidişatı hakkında çok daha açıklayıcı bir veri olsa gerek...

galatasaray'ı yakından tanımayanlar son dakika gelen gol ve kaybedilen 2 puanın galatasaray'ı demoralize edeceğini düşünürken, okan buruk'un baştaki sözlerini anımsayarak, cuma günü oynanacak samsunspor maçında hafta içi olmasına rağmen ali sami yen'in tıklım tıklım dolacağını ve alınacak üç puanla galatasaray'ın 26 şampiyonluğunun yürüyüşünün çok daha sert ve emin adımlarla devam edeceğini adım gibi biliyorum...

ve birileri de sadece bakakalacak...

kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot

“sahadaki çimlere düşen her ter damlası, bir hikâyenin başlangıcıdır.” diye çok sevdiğim bir söz vardır. hele ki giydiği formayı her maç ıslatırken, galibiyet ya da mağlubiyet fark etmeksizin maç sonları kulübün esas sahibi taraftarı alkışlayarak sahayı terk eden topçu da unutulmaz, yazdığı hikaye de... cumartesi gecesi galatasaray'ın iç sahada trabzonspor'u konuk edeceği maçı beklerken, dries mertens ve oğlu ciro'yu tekrar o çimlerin üzerinde görünce, son bir kaç sene gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti. iz bırakanlar unutulmazdı, hikaye yazanlar asla unutulmayacaktı...

sadece mertens alkışlanmadı maçın başında, babasının rahatsızlığı için ülkesine giden torreira'ya da geçmiş olsun denildi, eski takımına karşı kaleyi koruyacak uğurcan'a da maç başı üçlüsü çektirildi. doluydu tribünler, umutluydu herkes maçtan. tabii, deplasman taraftarı da son yılların en iyi trabzonspor'unun peşinden gelmiş, onlar da ahmet minguizi'yi unutmamıştı...
ev sahibinde sanchez cezalıyken, ilkay'ın sakatlığı devam ederken, singo, kaan, jakobs ve ıcardi kenardayken, okan buruk eksiklerin yerini tamamlamak için lemina'yı stopere çekmiş, sara ile torreira'yı yan yana eşleştirmişti.

son maçlarda takımına fena halde destek olan galatasaray taraftarı yine müthiş derece destek tezahüratı ve top rakipteyken ıslıkla başladı maça, her maç desibel seviyesi artıyor bu ıslıkların ki bakalım zirve ne olacak, merak etmiyor da değilim. taraftarının desteği ile sarı-kırmızılı topçular da rakibine şok baskı yaptılar da bordo-mavililer ayağa topu iyi yaparak baskıyı kırdılar, oulai ile de topu yarı sahadan geçirdiler. ev sahibi gibi trabzonspor da galatasaray'a ilerde çok adamla baskılı başladı, oyun kurdurmak istemedi ve rakiplerini uzun top yapmaya zorladı bir çok pozisyonda. iki takım da birbirine karşı pek de dikkatli davranırken, modern deyimle "geçiş hücumlarıyla" pozisyon buldular ilk dakikalarda. tabii, esas pozisyonlar kornerlerden geldi. önce deplasman takımı on birinci dakikada batagov ile pozisyon buldu, sonra sara'nın ortasında osimhen'in rahat kafa vuruşu direkten auta çıkıyordu. 7 dakika sonra sara yine köşe atışı kullandı, lemina'nın kafayla sektirmesine torreira golü attı da yan hakem ofsayt kaldırıyordu. tabii ondan bir kaç dakika önce abdülkerim'in uzaktan füzesi az farkla auta gidiyordu. trabzonspor ise eski sol beki eren'in hatalı geri pası ile onuachu ile az kalsın gol atayazdı da abdülkerim dikkatli ve güçlüydü, pozisyonu engelliyordu.
savunmada sanchez'i aratmayan lemina ilk devrenin en iyi oyuncusu olarak göze çarparken, orta sahada ise partnerinin yokluğunda torreira oulai karşısında zorlanıyordu ki, trabzonlu genç oyuncu sene sonu transferde adından konuşturacak oyuncular arasında olacaktır.

ikinci yarıya iki hoca oyuncu değiştirmeden başlarken, zubkov'un kafasında uğurcan dikkatli olmasa deplasman takımı öne geçecekti ki onların maç boyu galatasaray'ı zorladıkları tek pozisyon da zubkov'un ceza sahasından savurup direğe takılan şutuydu. galatasaray ise gol için daha fazla geldi ikinci 45 dakikada. önce osimhen'in pasında yunus harika bir çalım sonrası topu auta yolluyor, sonra sane'nin uzaktan şutunu onana kucaklıyordu. üç dakika ardından ceza sahasında harika paslar sonrası sallai'nin şutu savunmadan dönerken, okan buruk takımın gücünü arttırmak için kaan, ıcardi ve jakobs'u sahaya dahil ediyordu.

maçta son yirmi dakikaya girilirken, torreira'nın ortasında sane onana'nın da hatasıyla kafayla fileleri havalandırıyor ama skorbordun değişmesini yardımcı hakem kaldırdığı ofsayt bayrağı ile engelliyordu. bir kaç dakika sonra osimhen'in kafasını kurtaran onana, devamında da ıcardi'ye geçit vermiyordu.
maç bitti bitecek derken trabzonlu genç oyuncu bouchouari daha ısınmadan sallai'ye sert girince kırmızı kartla oyun dışı kalırken, hakem cihan aydın'ın 4 dakika uzatma göstermesi tepki alıyordu.

geçen sene fenerbahçe yöneticisi acun ılıcalı tarafından galatasaraylı ilan edilen cihan aydın, sarı-kırmızılıların her maçında tarafsız olduğunu göstermek için bilerek ya da bilmeyerek galatasaray aleyhine hatalar yapmaktadır. cumartesi gecesi de özellikle galatasaraylıların topu kazandığı bir çok pozisyonda faul düdüğü çalarken, ilk devre pina'nın topun kornere çıkmasını engellemeye çalışırken elle temasına var desteği almadı ve penaltıyı kaçırırken, ikinci yarı da baniya'nın osimhen'i düşürmesine penaltı düdüğü çalamadı...

ligin zirvesindeki iki takımın mücadelesi golsüz biterken, okan buruk ilk defa trabzonspor'u iç sahada yenemezken, deplasman takımı da dört maçlık galibiyet serisine son vermiş oldu. galatasaray adına puan kaybı kadar can sıkan bir başka olay, bir kısım taraftarın maça barış'ı ıslıklamak için geliyor oluşuydu. 67. dakikada kaan ayhan ile yer değiştiren barış sahayı terk ederken, ıslıklar yükseldi de ultraslan tribünü duruma el koyarak önce ıslıklar alkışa döndü sonrada yoğun bir şekilde barış alper yılmaz tezahüratları yükseldi.

kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot

galatasaray'in türkiye sınırları içinde kaybettiği son maç geçen sezon deplasmanda oynadığı beşiktaş maçıydı. bu gece de ligde ilk puanını siyah-beyazlı rakipleri karşısında kaybetti galatasaray... hakeminden kırmızı kartın olduğu dakikaya, atılan gollerden yaratılan pozisyonlara kadar aslında birbirine o kadar benzer ki iki karşılaşma, rafa 73te bomboş plaseyi kaleyi isabet ettirse, skor bile aynı olacaktı, bu yazı yerine ufak tefek dakika değişikliği yaparak geçen seneki yazıyı "copy-paste" yapsak hiç fark edilmeyecekti bile...

geçen seneki maç yazısının büyük bölümünü yasin kol'a ayırmıştım, bu yazıda da baş rol federasyon başkanının memleketlisi olması dışında kendisini ön plana çıkaracak hiç bir vasfı olmadığı halde derileri yöneten hakemin olacak... üstelik dün gece sadece hakem hataları yapmadı, kural hataları da yaptı yasin kol... tarihe not düşmek adına yine sıralayalım hataları:
12' beşiktaş'ın golü öncesi orkun'un torreira'ya faulü verilmedi.

21' galatasaray'ın kornerinde kaleci mert topu elinden kaçırdı hemen faul çaldı oysa ikinci yarı uğurcan'a aynı müdahalede oyna devam dedi.

32' galatasaray'ın kendi yarı sahasından çıkarken orkun'un topsuz halde jakobs'a müdahalesinde sarı kart vermedi.

34' sanchez'e kırmızı kart doğru, rafa'nın ayağı takılıyor ve düşüyor, sanchez daha dikkatli olmalıydı ama emirhan'ın ceza sahasında osimhen'in ayapına basıp, kramponun çıkmasına neden olan pozisyonuna "devam" kararı verdi.

39' osimhen ve emirhan didişmesinde iki topçuya da sarı kart verdi ki birine kırmızı verse yanlış olurdu...
63' osimhen emirhan'dan sıyrıldı yunus'a verdi, hakem faul çaldı.

65'27'' de beşiktaş oyuncu değişikliği yapıyor, emirhan'ın yerine udokhai giriyor. 65'35''te oyun başlıyor. topçular pas yapıyorlar ve 65'49'' da hakem oyunu durduruyor ve beşiktaş'a cerny-cengiz değişikliğine izin veriyor.

66' atılan hava topunda osimhen djalo'dan sıyrılırken, djalo yüzüne vuruyor, sarı kart olması gerekirken faul dahi vermiyor.

68' beşiktaş'ın atağından yardımcı hakem ofsayt bayrağı kaldırıyor ki pozisyonda ofsayt olduğu şüpheli, topu kapan uğurcan'a hakem yasin kol devam et diyor ve eliyle "avantaj" işareti yapıyor, galatasaray 2-3 pas yapıp topu sallai'ye atıp, ani atağa çıkarken hakem düdük çalıp, avantaj-oyna dediği ofsaytın düdüğünü çalıyor.

90' beşiktaş'ın atağında el bilal toure, sallai'nin yüzüne vuruyor, hakem pozisyonu görmese de faul veriyor ama kart çıkmıyor. oysa var uyarsa, beşiktaşlı oyuncu kırmızı kart görmeli.

90' sallai yerde yatarken, pozisyona itiraz eden orkun hakemi itiyor, yasin kol sarı kart çıkarıyor, oysa kırmızı kart olmalı hakeme temas...

beşiktaş hakemin oyuncu değişikliği için oyunu durdurmasıyla 4 defa oyunu durdurarak değişiklik yaptığı için kural hatası yaşanırken, yasin kol'un galatasaray atağını ofsayt kesmesi ise arda kardeşler'in trabzonspor-gaziantep fk maçında atağı kesmesi ile aynı. o gece televizyon ekranlarına bağlanan ve arda kardeşler'in hakemliğini bitireceğini belirten federasyon başkanı hala yasin kol için bir açıklama yapmadı...

yasin kol ve var'daki ali şansalan'ın "katlettiği" maç aslında son yıllardaki derbilere aksine oldukça dostane görüntülerle başladı. bir hafta evvel sergen yalçın, galatasaray'a liverpool karşısında başarılar dilerken, salı gecesi zaferden hoca okan buruk da kendisine teşekkür ediyordu. maç öncesi sahayı gezmeye gelen iki takım topçuları da birbirleriyle el ele göz göze samimi muhabbetler ederken, ultraslan geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden kardeşi için sergen yalçın'a "başın sağ olsun sergen yalçın" pankartı açıyordu.

iki takımın teknik adamları da liverpool ve kocaelispor karşısında kazanan takımlarını bozmazken, galatasaray ev sahibi olmanın avantajıyla baskın başlarken, beşiktaş ise daha kontrollü ve rafa silva ve cerny'nin kanatlardan gelmesiyle ani ataklar aradı. maçtan sonra ilkay'ın da analiz ettiği gibi:
"ilk 30 dakika çok sabırsız oynadık. çok aceleciydik, oyunumuzun dengesi çok iyi değildi. kolay top kaybıyla zaten 10 kişi kaldık. gol yediğimiz pozisyonda hata yaptık. oyunun kontrolünü iyi yapmamız gerekiyordu fakat yapamadık."

aynen öyle, bir an evvel gol atmak için acele ve sabırsızlıklar birleşince, top kayıpları yapıldı, devamında da rakip uğurcan'ın kalesine geldi. genç kaleci cerny'nin ortasında emirhan'ın kafasını başarıyla çelerken, iki dakika sonra barış'ın orkun'u kovalamaması sonrası orkun'un şutunu çıkardı ama boşta abraham golünü atıyordu. erken gol iç sahada sıkıntı değildi ama singo'nun atılan uzun topu kovalarken baldırını tutması daha fazla yüreğimizi yakıyordu. bereket yedeği sallai de formdaydı da oyun formasyonunda bir değişiklik olmadı ama barış'ın kaptırdığı topla başlayan atakta sanchez rafa silva'yı düşürünce okan buruk ilkay'ı yanına çağırdı ve 10 kişilik yeni formasyon oluşturdu: lemina stopere çekilirken, önlerine torreira ve ilkay geliyordu.

geriye düşen galatasaray 25'te ilkay'ın ortasında "apokerim"in kafayla pasında sanchez iki adımdan eşitliği sağlayabilse, belki maç çok daha farklı yere gidecekti ama 36'da toure'nin kafasını uğurcan kurtarmasa beşiktaş adına da çok değişik bir senaryo yazılabilirdi.
ilk yarı sona erdiğinde soyunma odasında okan buruk maçı kurtarmanın taktiklerini verirken topçularına sosyal medya ise yangın yeriydi, belki de tribünler de öyle. kimi barış'ı linçliyor, kimi de rotasyon yapmayan okan buruk'un hocalık meziyetlerini sorguluyordu. oysa ne maçın bitmediği hatırlanıyor, ne de bu topçuların ve hocanın 4 gün önce yere göğe sığdırılamadığı...

bir kişi eksik olmasına rağmen ikinci yarıya daha baskılı ve arzulu başlayan galatasaray'da 47de lemina uzaktan denedi, top auta giderken, torreira inönü'deki maçta olduğu gibi yine mert'i uzaktan avlamak istedi, milli kaleci iki hamlede topa sahip oldu. ve bir dakika sonra galatasaray'ın torreira'lı futbolunun "alamat-i farikası" ile uruguaylı rakibinden topu kapıp, ilkay'a hayallerini kurduğu o golü attırıyordu.

sonraki dakikalar ise yağan yağmurla birlikte ağırlaşan zemin, topçuların yorulması ve daldaki kuştan ziyade eldeki kuşu koruma iç güdüsüyle daha dikkatli oynamalarıyla orta saha mücadelesine dönerken, lemina-abdülkerim stoper ikilisinin rafa silva'yı kaçırması dışında dikkate değer başka bir atak olmadan sonlanıyordu.
7 maçlık galibiyet serisinin ardından 8 maçı kazanıp, beşiktaş'ı yarış dışına itmek ve milli araya çok daha huzurlu girmek galatasaray için çok vahimken, liverpool gibi yıpratıcı bir maçın ardından, bir de 10 kişiyle rakibine gol atıp, puanı kopartmak ise olumlu olarak ileriki maçlara yansıyacak tecrübeler olarak hesaba katılabilir. ilkay'la bitirirsek:

"ilk 30 dakikanın bize bir ders olması lazım, iyi analiz etmemiz gerekiyor. fakat yine de bir puan bizim için böyle bir maçta iyi. üç de olabilirdi ama bir puan iyi. ikinci yarı oynadığımız anlayışla devam etmemiz gerekiyor."

kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot

« / 4 »
Kayıt Ol