yine beleş penaltı ile ilk golün atıldığı ve maçın çözüldüğü bilmemkaçıncı maç. ismail kartal ile 99 puan.
tedesco ile fatih sultan.
aykut kocaman ile radara takılmışız ama şampiyon olduk falan filan.
fenerbahçe'nin başına teknik direktör olarak kadıköy boğası, rambo okan, ahmet ercanlar, ercan saatçi, athena gökhan ve daha biri sürü meczuptan biri de teknik direktör olarak çıksa fenerbahçe şampiyonluk yarışında olur, galatasaray iki puan az alsa şampiyon olur. çokçok iyi olursak da arkamızdan birkaç paun az alarak ikinci olur. sonra da asıl şampiyon biziz diye propaganda yapar.

izlerken sinir krizleri geçirdiğim maçtır. zira hücumdaki zayıflığı bir kenara bu takımda rakip takım arkadaşlarının yerine koşmayan, sürekli dostlar mecliste görsün mantığıyla gol ve asist arayan, kıskandığı için bazı takım arkadaşlarına pas vermeyen futbolcuların oynadığı bu takımın maçlarını takip etmekte zorlanıyorum.

okan buruk ve kamuoyu bunu ne zaman farkedecek bilmiyorum.

icardi ve ilkay’ı aynı anda oynatmak intihar. hele ki bu sezonki yeni model yunus akgün ve barış alper yılmaz kendilerini galatasaray’dan üstün görüyorlarken sahada olmaları maçı katlanılmaz kılıyor benim açımdan. ilk 11’i gördüğümde sinir gelmeye başlamıştı zaten.

hadi istatistiklere bakarak anlatalım. bu cümleyi yazarken daha hiç birine bakmamıştım. ancak neticenin ne olduğunu görmek zor değil.

zeminde: ilkay 3(0), icardi 3(0), barış 5(1) ve yunus’da 5(4) ikili mücadeleye girmiş. sane, takımın yıldızı, belki aralarında kendini ıspatlamak için mücadeleye hiç ihtiyaç duymayan, hatta bence diri kalarak skoru getirmesi beklenen, yüksek teknik kapasiteye sahip futbolcumuz sane zeminde tam 11(6) ikili mücadeleye girmiş. kazandıkları sayıları vurgulamak istemiyorum burada, mücadeleye giriş sayılarına, çarpışmalarına bakıyorum.

bununla beraber sane sadece mücadele etmemiş 5(3) çalım girişimi yapmış. bu sayı yunus’ta 2(2). oyuna sonradan giren sara‘da 2(1).

sane maçta en çok pas arası yapan adam, tam 3 pas arası var. mücadele ettiğini anlayabileceğimiz başka bir istatistik. topu kovalıyor belli ki, 7’de sahipsiz top kazanıyor ve maçtaki yine en çok sahipsiz top kazanan oyuncu.

bu kadar az mücadeleye giren barış 5 faul yaparken sane 2 faul yaparak tamamlıyor maçı. bu da konsantrasyonu gösteren detaylardan…

bunlar istatistik ama gözle gördüğümü sayılara bakınca göreceğimi bilerek girdim konuya...

hıncal uluç’luk yapmıyorum. daha önceki maçlarla alakalı böyle karamsar olduğumu göremezsiniz fakat şu anda teknik ekipte körlük var. ya da soyunma odasında bilmediğimiz bir şeyler… bilmiyorum ama var bir sorun…

bugün konyaspor karşısında altıpasta adamlar kaçırdı, topu boş alanda barış getirdi, yunus golü yaptı.

yarın o altıpasta golü yapacaklar…

uzun attın, konyaspor ilkay’ı takip etmedi, ilkay ileride bekleyen barış’a bıraktı, barış getirdi, sane alanı boşalttı, yunus asist yaptı. icardi, konyaspor kalecisini avladı.

yarın ilkay’ı takip edecekler ve ilkay daha bu ligde 2’li mücadele kazanamıyor…

arkadaşlar sanrı gibi bir maç, yunus iyi oynuyor gibi gözüktü tabi geri koşmadan. 2’li mücadele rekoru kıran barış afralarda tafralarda. 2’li mücadelede sıfır çeken icardi aşkın olayım, ilkay maestro falan diye hayal kuruluyor. olan torreira, sane, sallai hatta sara, davinson, singo, eren, jakops’a oluyor.

sanki sane övüyormuşum gibi oldu ama anlatmak istediğim bugün sane topla kötü sezon başından beri kötü hatta. ama koşabildiği kadarını sahada koşuyor. barış ve yunus çakallık peşinde. boş adama pas atmamak ne demek! ikili mücadeleden kaçmak ne demek!

icardi ve ilkay ise aynı anda, hele hele bu fizikle falan ancak veteran maçında oynarlar. avrupa’da tokatlanıp dönme sebebimiz her seferinde buydu. bunu görememek körlüktür, teknik ekibe saramago öneriyorum.

işleyen düzene gereksiz çomak sokuldu. lemina, torreira, sara düzenine bir an önce dönülmeli. singo sağ beke, sallai eski barış’ın görevi olan sol ön 2.forvete evrilmeli. avrupa’da ağırlıklı jakops olmak üzere eren ile rotasyona girmeli. sağ açıkta sane, yunus ile rotasyona girmeli. maçların akışına göre yapılabilecek değişikliklerle dipçik gibi bir takım olur. bugüne kadar oynanan maçlar hiç ışık vermiyor. değişiklikler ışık vermiyor. hoca ışık vermiyor. sahadaki bazıları alarm veriyor.

bu uyarıların alınması gereken müsabaka!

benim içim tam anlamıyla soğumadı. kalp rahatsızlığı geçiren hakemi yuhalayan, apo'ya ana avrat söven, oyuncularımıza demir çubuk, çakmak falan atan bu taraftarın takımına 5 daha atmalıydık. çağırın gelsinler soyunma odasından.

musrati'yi tutmak istesen yine giderdi, seçimde oyuncak olmuş adamın kalmaya niyeti mi olur zaten

yazın yolunu bulsunlar yollasınlar çoğunun tek yılı kalıyor zaten

yedek ağırlıklı kadro ile çıkan konyaspor'a karşı oyun üstünlüğü dahi kuramadığımız maç oldu. takımın oyunu her geçen gün daha da geriye gidiyor. rakibin 6 pası içinde kamp kuran, oyunu rakibe kabul ettiren, bir düzine pozisyona giren galatasaray sanki 20 yıl geride kalmış gibi hissediyorum.

takımda yaratıcılık yok,
çalım atan oyuncu yok,
orta açmayı bilen bir frankowski var,
bitiriciliği üst düzey adam yok.

oyunumuz her geçen gün tekdüzeleşiyor ve teknik heyetin ve okan hoca'nın bu duruma acilen el atması şart.

not: şu maçı izlerken sürekli telefondan eyüp-başak maçının skorunu kontrol ettim. istatistiklere baktığımda başakşehir'in tek kale oynadığını görünce de "inşallah başak atamaz" diye geçirdim içimden. bizi türkiye kupası'nda bile gruptan çıkabilecek miyiz stresini yaşatanlara helal olsun.

önce şunu söylemek lazım ki çok kritik bir maçtı. matematiksel olarak değil ancak mental açıdan kazanamasak çok ağır bir hasar alırdık çünkü birden fazla şeyle uğraşıyoruz bu ara. neyse ki kazandık.

ilk yarıda çok kötüydük, özellikle de toplu oyunda. sanki 2.5 yıldır aynı hocayla devam eden bir takımı değil de ilk kez birlikte oynayan bir takımı izliyordum. topu ayağımıza aldığımızda o kadar ne yapacağımızı bilemez, nasıl yerleşeceğimizi bilemez haldeydik. hakemin de berbat yönetimiyle rezil bir 45 dakika yaşandı. 2. yarı daha konsantre ve istekli, daha üretken ve tempoluyduk. yeteri kadar üretemesek de en azından baskıyı kurduk ve devamlılığı sağladık.

maç boyunca olumlu en önemli kısım savunma konsantrasyonumuzdu. bence yine haddinden fazla geçiş yedik, yine rakibin topla oynamasına biraz müsaade ettik ancak hiç alan bırakmadık. boş şut imkanı vermedik. umarım bu konsantrasyonumuz devam eder. davinson'un performansı da belirleyici oldu bunda.

davinson'un yaklaşık 1 ay sonra dominat ve konsantre oyunu, osimhen'in sahadaki etkisi bizim için olumluydu. muslera'nın da bu sezon kadıköy'den sonra ilk defa konsantre durduğunu gördüm kalede. kurtarış anlamında çok iş düşmedi ancak içeri çevrilen toplarda, hava toplarında ceza sahasında çok aktifti.

futbolcular çok gevşek ve korkaklar şut konusunda. kaleyi gördüklerinde vursalar en az 2 gol fazlamız var. illa paslarla kaleye girmemize gerek yok. teknik ekibin futbolcuları bu konuda bence biraz cesaretlendirmesi gerekiyor.

konyaspor'un aldigi 1 puanla ligde kaldigi karsilasma olmustur.
adamlar kume dusuyordu, bu mac sayesinde yirttilar. aglayin.

Kayıt Ol