bugün inanmayan otobüse binmesin, inanmayan stada uğramasın tadında bir tribün ve takım reaksiyonunu gösterecek tarzda olması gereken maç.
tur geçilir ya da geçilmez; bu maç özelinde önemli olan takımın kabullenmemesi, tribünün kabullenmemesi ve sahada galatasaraya yakışır bir futbol oynanması olacak.
anahtar gol yememekte çünkü illa atacağız. sakin kalıp oynamalıyız, 70.dakikaya 1-0 ile girersen karşı tarafın genç oyuncuları eli ayağı titreyecektir.
turu geçebileceğimize inanmayan galatasaraylılığını sorgulasın. 9 kasım 1988 neuchatel xamax galatasaray maçını, biletler bitip kapılar kapandığı halde kalabalık bir grup taraftar ile kapalının kapısını devirip içeri girmiş ve kapalının göbeğinden uğur tam golü attığı anda izlemeye başlamıştım, steaua bükreş galatasaray 4-0 lık yarı final ilk maçının rövanşına izmir'e günü birlik otobüste yerde oturarak gitmiştim, 1999 galatasaray chelsea 5-0 lık maç sonrasında adım gibi bildiğim ve herkese deklare ettiğim şey galatasaray'ın uefa şampiyonu olacağı idi,1999 galatasaray milan 3 2 maçında skor 2-2 iken maç neredeyse bitiyorken ümit'in penaltı golü geldiğinde biliyordum aksi düşünülemezdi şampiyon olacaktık, 17 mayıs 2000 de taffarel, henry nin kafa şutunu kurtarırken, popescu şampiyonluk penaltısını atarken o eller ayaklar bizimdi o inanç bizim inancımızdı. bizim tarihimizde yenilgiler ve zaferler vardır ama inançsızlık yoktur. sonsuza dek var ol şanlı galatasaray.
bu maç 4-1'in rövanşı olmasaydı, ilk maç olsaydı beklentiler zaten 3-1, 2-0 gibi en az 2 farklı galibiyet olacaktı. daha azı kimseyi tatmin etmeyecekti.
dolayısıyla hedef ilk etapta yine 2 fark olmalı. diyelim ki 2 farkı 80.dakikada yakaladık. işte uzatmalarla kalan 15 dk civarındaki süre de romantik galatasaraylı denen bizlerin "acaba" diyeceği süre olsun. her zaman gerçekçi bakmak yoruyor insanı, varsın fazla uçmadan biraz hayal kuralım.
bazı maçlar vardır yürekle ruhunu ortaya koyarak kazanırsın. hem de rakibin real madrid gibi dünyanın gelmiş geçmiş en başarılı avrupa kulübüne karşı. kazanmakta yetmez 3-0’nın rövanşında rakibine sahayı dar eder belki hakem engellemese 3-0’nın rövanşında rakibini elersin. ama sonuç ne olursa olsun taraftarına gurur duyulacak bir maç yaşatmışsındır.
gelelim bu gün ki maça. malesef ne o ruh gözüküyor takımda ne de taktik teknik üstünlük.
ama bu takımın adı galatasaray’ya hani tek bir ihtimali olanların tuttuğu takım.
ne olur hocam ne okur futbolcularımız çıkın ve o sahayı o rakibe dar edin. o rakibi o sahada yok edin. elenelim ya da kazanamayalım hiç önemli değil. ama kim olduğumuzu gösterelim. niye galatasaray olduğumuzu gösterelim ne olur.
umutsuz renkdaşları görünce üzülüyorum. çok daha büyük takımlara karşı ilk yarıda 2 gol atmışlığımız var. ilk yarı 2-0 içeri girersek hepimiz biliyoruz ki stattaki seyirci atar kalan golleri. tek kıracak şey atmadan yiyeceğimiz gol olur. o zaman umudum kırılır. 70 te 1-0 bile olsak benim umudum devam edecek. ben noşetel maçları ile galatasaray ‘lı olmuş adamım. manchester’a deplasmanda 3 atmış takımız biz. ilk maç maçı izleyesim bile yoktu ama bu maç aşırı motiveyim.
tur atlama ihtimalini bırak kazanma ihtimalimizi bile düşük görüyorum.
kendini kandırabilen bir insan değilim maalesef, ads maçı yarıda kesilmese o maç bile 4 fark atamazdık biz.
galatasaray'ın mevcut hali ortada, 30. dakika 2-0 yapsak 34. dakika berkan-apo biri pas hatası yapıp durumu 2-1'e getirtir.
galatasaray'ın avrupa macerası kiev maçıyla gözümde son buldu, o rezillikten sonra bir rezillik daha yaşamayız umarım dedim, üstüne 4-1'lik hezimeti yaşadık.
galatasaray'da umut bitmez, xamax maçı falan filan bunları geçmek lazım.
galatasaray o eski galatasaray değil maalesef, avrupa'nın 3. ve 4. sınıf takımlarına puanlar bırakan hatta ve hatta 3-4 tane gol yiyen bir takım haline geldik.
biraz agresif bir yazı oldu biliyorum fakat galatasaray ve okan hocaya hala çok sinirliyim.
en basit kuradan 300m. euroluk takımı ilk 8'e sokama, üstüne git bile bile kırmızı yiyecek adamı çıkarma, 7-8'e gidecek maç 4-1 bitti diye umutlan...
benim kitabım o şekil değil maalesef.
çok yorulmadığımız, sakatlıklık yaşamadığımız bir maç olması dileğiyle...
maçın hakemini görünce tadımın kaçtığı maç. hem verdiği kararlarla, hem de mimikleri ve aurasıyla sahadaki futbolcuların sinir uçlarıyla oynayan, anthony taylor denen tip yönetecek.
okan hoca muslera'yı taraftardan korumak adına ilk 11'e almamış bence ve iyi de yapmış.
son zamanlarda takım şıkır şıkır savunma yapıyor da bir muslera yüzünden çok gol yiyormuşuz diye bi algı var ve hiç bitmiyor. olası bir mağlubiyette yine faturayı muslera'ya keserlerdi.
kazanırsak problem yok, kaybedersek kimse günay'i linçlemez zaten.